dakika dakika tekirdağ çorlu haberleri

gazete tekirdağ
ANA SAYFA   |    HAKKIMIZDA   |    GÜNDEM   |     POLİTİKA    |     EKONOMİ    |     SPOR   |     İLETİŞİM  

 

DEMOKRASİ VE YURTSEVERLİK
 
 

 

       Bir toplumun siyasi örgütlenmesi, ilerleme, yenileşme, değişim ve gerileme olanaklarını içinde taşır. Tarih boyunca uygulanan siyasal sistemler arasında bugüne kadar en iyi uygulanmış olanı, birçok eksikleri olmakla beraber demokrasi rejimidir.

       Demokrasi, beşyüz elli yıllık bir mücadeleyle meydana gelmiştir. Ortaçağın skolastik (medrese) felsefesine, Hıristiyanlığın hoşgörüsüzlüğüne karşı, demokrasi düşüncenin-aklın, vicdan özgürlüğünün, bilimsel araştırmaların bir zaferidir.

Demokrasi rejimi kayıtsız koşulsuz halk eğemenliğini, halkın sürekli denetimini ve toplumda dürüst, ahlaklı, temsil yeteneği olanların seçilmesini temel alır.

Demokrasi için anayasa;

Anayasanın insan haklarını belirleyen kısmı, uluslararası sözleşmelerde yer alan tüm hak ve özgürlük-leri kayıtsız şartsız bir biçimde kabul etmelidir ve uygulamalıdır. Hak ve özgürlükler sınırlandırılamaz. Devletin hak ve özgürlükleri sınırlandırması demokrasinin en önemli sorunudur.

Demokrasi “katılım” demektir.

Bir bireyin ya da grubun kendini ilgilendiren her konuda kararların oluşum sürecine katılmalarıdır demokrasi. En küçük sosyal birim olan aileden başlamak üzere insan yaşamının her aşamasında katılım vardır ve olmalıdır.

Demokrat bir toplum için üç koşul çok önemli, yaşama hakkını güvence altına almak, insanların ekonomik güvencelerinin olması, mesleğini yapabilme özgürlüğünün olması. Türkiye´de bu üç koşul her zaman tartışmalıdır. 

Demokrasi, sadece bireyin kanun önünde eşitliği değildir. Demokrasi, başkalarına saygıyı da içerir. Demokrasi sadece karar verme sistemi değildir; bir zihniyettir, bir düşünce tarzıdır ve bir yaşam biçimidir. Demokrasinin esas önemi, çoğunluk yönetimi olmasında değil, azınlığa saygı içermesinde yatar. Bütün toplumun, demokrasinin temel değerlerini savunmak için yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde sürekli bir taahhütte bulunmasını içerir.

AKP yönetimi demokrasiyi kendilerinin konuşma ve istediklerini yapma özgürlüğü olarak görüyorlar…

Türkiye´nin anayasal gelişmesine aykırı düşen bir anayasa hazırlatılmıştır. "Millet egemenliği" ilkesi ´bir yana atılmış, her çeşit yetki Devlet Başkanı´na verilmiştir. Bu Devlet Başkanı dabellidir !

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan. Yargı gücü artık bağımsız değildir. Devlet Başkanınca tayin edilecektir. Olağanüstü siyasî mahkemeler kurulacaktır: Özel yetkili-DGM´ler. Devlet Başkanı halkın üzerine ateş açılmasına da izin verebilecektir. TBMM´nin, yani halkça seçilmiş milletvekillerinin pek bir yetkisi kalmamaktadır. Parlamenter sistem yıkılmıştır; yerine çarpık yapıda bir diktatörlük yerleştirilmek istenmektedir. Bu çağdışı diktatörlük, ülkedeki çarpık ekonomik düzeni, tekelci burjuvazi ile tefeci malî sermayenin egemenliğini ayakta tutmak için kullanılacaktır. Halka karşı egemen sınıfın diktatörlüğü demektir bu.1960 Devrimi´nden bu yana Türkiye egemen sınıfının, ordunun üst tabakasını kendi yanına çektiği ve uluslararası gerici kapitalizm ile emperyalizm düzeyinde onunla bütünleştiği anlaşılmaktadır.”

Cumhurbaşkanı ve AKP yönetimi şimdi "dış güçlerle birleşen bazı güçlerin ´Anayasaya hayır´ kampanyası açtığını" söylemektedir. Bu iddia gülünçtür. "Anayasaya hayır" diyenler, Türkiye´nin 18.yüz yıldan başlayan yenilik hareketlerine, Tanzimat Fermanı´na, birer insan hakları bildirisi olan Islahat Fermanlarına, Türkiye´de oluşan anayasacı hareketlere, 1876´daki geleneğe, 1908 Devrimi´nin insancı yanına, 1921´le 1924´e, yani ulusal bağımsızlık ilkeleriyle millet egemenliği ilkelerine,1961 Anayasası´nın sosyal ve demokratik özüne sahip çıkan vatanseverlerdir."Anayasaya hayır" diyenler, Türkiye için bağımsızlık ve demokrasi istemektedirler. "

Anayasaya hayır" diyenler halk egemenliği istemektedirler.

Dış güçlerin uzantısı olanlar, bugün Türkiye´de, AKP rejiminin emrinde ve yanındadırlar. Bunlar, dışa bağımlı tekelci kapitalizmdir, tefeci malî sermayedir. Bunlar, ABD üslerini ve yabancı askerleri ülkemize yerleştirenler, bugün de ABD´nin savaşçı politikasına alet olanlardır. Bunlar, baskıyı, korkuyu ve yıldırmayı kendi öz halkına uygulayanlardır. 

İşte halk suskun, meydan boş, gönlümüzce bir baskı rejimi kurulsun artık!, diye demokrasi dışı bir rejimin kışkırtıcılığını yapanların ihanetini yaşamaktadır Türkiye.

 

Yapılan Yorumlar
SÜMERLER'DEN MEKTUP VAR