dakika dakika tekirdağ çorlu haberleri

gazete tekirdağ
ANA SAYFA   |    HAKKIMIZDA   |    GÜNDEM   |     POLİTİKA    |     EKONOMİ    |     SPOR   |     İLETİŞİM  

İŞSİZLİK TEDİRGİNLİK YARATIYOR

Şahabettin KÜÇÜKYAZICI

TUİK verilerine göre ülkemizde işsizlerin sayısı sürekli artış göstermektedir.

İşsiz sayısının 4 milyonu aştığı, özellikle genç nüfustaki artış oranının yüksek olduğu görülmektedir. Dört gençten birinin işsiz olduğu kadın işçilerde oranın daha da yüksek olduğu ifade edilmektedir.

Özellikle eğitimli gençlerin iş bulamakta güçlük çektiği, iş bulmaktan umudunu kesenler ile mevsimlik çalışanların göz önünde bulundurulması ile yapılan değerlendirmede, işsizlik oranı yüz on yedilere ulaşmaktadır. (5 milyon üzerinde)

TÜKETİM AZILIYOR

İşsizliğe bağlı olarak tüketim hacminde de azılmalar gözlenmektedir. Bir önceki yıla oranla, gıda dışı satışlarda (otomotiv,  elektrikli eşya, mobilya, bilgisayar gibi) yüzde 10 üzerinde azalmalar tespit edilmiştir.

Gıda, giyim, içecek, sağlık gibi sorunlu harcamalar dışında insanlar ciddi bir tasarruf eğilimine girmişlerdir.

İŞSİZLİK ARTACAK MI?

Hükümet kanadından gösterilen bütün çabalara rağmen, işyeri ve fabrikalarda kapanmalar, konkordato haberleri (5 bin üzerinde şirket) artmakta, sanayi üretiminde düşüş sürmektedir.

Göstergeler, işsizlikle birlikte, yoksulluğun da artma eğiliminde olduğu anlaşılmaktadır. Konkordato ve iflasların, yalnızca bu şirketlerle sınırlı kalmayacağı, piyasadaki ödemeler zincirinin kopacağı, on birlerce firmanın zor durumda kalacağı, iç piyasanın daha da daralacağı dikkate alındığında emekçileri zor günler beklemektedir.


İŞSİZLİĞİN İNSAN ÜZERİNDE ETKİLERİ

İşsiz kalmak, insan beyninde olumsuz düşüncelerin üremesine ortam hazırlar. Çevremizde vara yoğa sinirlenen insanlar, olmadık olaylardan beklenmedik sonuçlar çıkarmaya başlar. İşsiz insan kendi kendisi ile de geçinemez, huzursuz bir kişilik kazanır. Bu nedenle, işsizlerin yakın çevrelerine büyük sorumluluklar düşmektedir.

Bir diğer açıdan bakılınca, işsizliğin keyifli bir yanı olduğu da düşünülebilir. Sabah erken kalkmak zorunda kalmazsınız. Gece istediğiniz saatte yatabilir, hafta içi gündüz sinemaya gidebilirsiniz. Çalışma hayatından fırsat bulamadığınız hobileriniz geliştirebilir, işsizliğin tadını çıkarabilirsiniz.

Ancak, bunlar için belirli bir geliriniz, yani paranızın olması gerekecektir.

TÜRKİYE BU GÜNLERE NASIL GELDİ?

Tüm dünyada, genel bir kuraldır. İnsan ihtiyaçları sınırsızdır.

Bu nedenle, İnsanlar, Aileler, Şirketler, Kamu kuruluşları gelirlerini harcarken  öncelik sırası ve bütçe yaparlar.

Oysa, ülkemizi yönetenler son yıllarda,  İTHAL VE BORÇLANMA EKONOMİSİ olarak adlandırabileceğimiz bir yöntem keşfetmiş ve bu kaynağın sınırsız olduğunu zannetmişler, hesap-kitap yapmadan, yerli-yersiz harcamalar yapmaktan kaçınmamışlar, günde iki uçak inmesi için, deniz ortasına hava alanı yapmışlardır.

Ve gün gelmiş kaçınılmaz sonra karşılaşmış bulunmaktadırlar.

Meşhur ata sözünde olduğu gibi, tahtaravalli ile gezmeye özenmişlerdir.

Halbuki, Cumhuriyet hükümetleri, 1938 Yılında temelini attığı uçak fabrikasından, Mustafa Kemal’in yerli ve milli uçağı 1941 yılında Kayseri’den havalanmış, Ankara’ya inmiştir.

Seka, Şeker Fabrikaları, Tarım Satış Kooperatifleri, Sümerbank kurulmuş. Eti Şirketleri, Zirai Donatım, Ziraat Bankası, Köy Enstitüleri tüm dünya ülkelerinin beğenisini kazanmıştır.

Cumhuriyet döneminde, bin bir emekle kurulmuş iktisadi kuruluşlar, ucuz-pahalı demeden, 32 dişi ile sırıtarak babalar gibi satarım edebiyatıyla elden çıkarılmış, yeniden tanzim satış kuyrukları yaratılmış bulunmaktadır.

Taşıma suyla değirmen dönmez meşhur ata sözümüzdür. İnsan ihtiyaçlarını karşılamak için plan program gerekir.

Borçlanarak, geçiş garantili, yol-köprü-tünel yapmak, 1liraya mal edilebilecek bir üretimi, fizibilitesi olmadan 3-4 liraya mal etmek, üretimde kullanılacak sınırlı sermayeyi ölü yatırımlara harcamanın ekonomiyi çıkmaza sürükleyeceği, yüz yıldır tekrar edilegelmektedir.


BAKAN HEDEFLERİN TUTTUĞUNU SÖYLÜYOR

Bir yandan, ittifak partileri beka sorunundan bahsetmekte, halkın yüzde 70’i borç batağında olmasına karşılık, Damat Bakan, kağıt üzerinde hedefleri tutturduklarına dair iş adamlarına nutuklar atmaktadır.

Ancak, bütçe açıklarına, açık finansmana rağmen yoksulluk artmaya devam etmekte, enflasyon düşmemektedir.

Baskılar fiyatları düşürmemekte, işsizlik artmaya devam etmektedir.

NE YAPMALI?

Türkiye’de toplam çalışanların sayısı 27 milyon, 655 in kişi olarak verilmektedir. Bu sayı, geçen yıla nazaran,650 bin kişi azalma göstermiştir.

Acilen, üretim artışını sağlamak maksadıyla önlemler alınmalı, tarım ürünlerinin maliyetinin altında satılması son verilmeli, ekilmeyen arazilerin ekilmesi için gerekli sübvansiyonları başlatılması, sanayi üretiminin ve yatırımları artamı sağlanmalıdır.



Yapılan Yorumlar
BAL DUASINA ÇIKTILAR