Åžahabettin KÜÇÜKYAZICI
TURMOB Genel Kuruluna gitmeden önce, Cibali’de bulunun Pazarlama ve Alkollü İçkiler Müessesi Müdürlüklerine uÄŸramış arkadaÅŸları ziyaret etmiÅŸtim. Pazarlama Müessese MüdürlüÄŸü için müfettiÅŸ kökenli bir arkadaÅŸ ile yardımcılardan birisinin adının geçtiÄŸi anlatılıyordu. Ankara’daki hava ise baÅŸkaydı. Ankara dönüÅŸü, Sirkeci BaÅŸmüdürlük binasındaki MüfettiÅŸ odasında idim, Genel Müdürlük özel kalemi arıyor dediler. Özel Kalem Müdürü “Bakan geliyor. Toplantıya sende katılıyorsun”dedi. Daha önce de yeni Bakanlar, Daire BaÅŸkanları ve Müessese Müdürleri ile toplantı yapardı, bu toplantılara, yöneticiler dışında katılan olduÄŸunu duymamıştık. Tekin KaymakoÄŸlu bu konuda ciddi idi, toplantıya gittim. Bakan tek tek herkesle tanıştı. Benim Pazarlama ve Dağıtım Müessese MüdürlüÄŸüne atanmam da orada gerçekleÅŸti.
Toplantı sonunda, Unkapanı - Cibali arasını her zaman olduÄŸu gibi yürüyerek gittim. Nalıncı Mimi Dede’nin önünden geçerken haydi hayırlısı diye geçirdim içimden.
Müesseseye vardığımda, haber benden önce ulaÅŸmıştı. Müessese MüdürlüÄŸünün tamamlayıcısı, özel kalemi Selma ve Nigar Hanımlarla birlikte göreve baÅŸladım. Onların varlığı benim için de güvence idi. Yardımcılarım Cevdet Terliksiz, Alaaddin OraloÄŸlu, Hikmet Deniz, Åžükran GündoÄŸmuÅŸ ve bütün ÅŸube müdürleri görevlerinin ehli, yıllardır tanıdığımız takdir ettiÄŸimiz kiÅŸilerdi. Hepsi, az sonra kutlama için odamdaydı. Çok sıcak bir ortamda yeni görevime baÅŸlamıştım. Selma ve Nigar 81 BaÅŸmüdürlükten gelen telefonları da en iyi ÅŸekilde yönlendiriyorlardı.
Bakan Beyin teklifinden bu yana düÅŸünüyordum. Pazarlama ve Dağıtım Müessesesi aslında ateÅŸten gömlek miydi? Tekel’in özelleÅŸtirilmesi gündemde olduÄŸu bir dönemde neler yapılabilirdi? 12 Eylül’den sonra gelen Bakanlar, Recai Baturalp, Vural Arıkan bakanlarımızın, Tekel’in özelleÅŸtirilmesine, Türkiye pazarının yabancı sigara tekellerine açılmasına karşı çıktıkları için bakanlıklarından olduklarını biliyordum. MüfettiÅŸ olarak 1984 yılında yaptığım bir inceleme sırasında gözlemlediÄŸim Tekel’in yok edilmesine yönelik çalışmalar, sigara kaçakçılığının önlenmesi gerekçesiyle Tekel’e ülke genelinde yabancı sigara ithal ettirilerek, kendisine rakip firmaların ürünlerinin dağıtım ve satışının yaptırılması saÄŸlanmış, bu ÅŸekilde yabancı ÅŸirketlerin ulaÅŸmalarının mümkün olmadığı en uzak yurt köÅŸesinde bile ithal markaların satılmaya baÅŸlaması, kafamı kurcalamaktaydı.
Öncelikle kendim için yol haritası belirlemem gerekiyordu. Elbette iÅŸin başında, Bakanla, Genel Müdürle ters düÅŸmek, hükümet politikasıyla çeliÅŸmek olmazdı. Ama göz göre göre de Tekel’in yok olmasına seyirci kalamazdım. Geceleri çok az uyuyor, uyku aralarında kalkıp notlar alıyordum. Sabah ilk iÅŸim bu notlarımı idari emir haline getirmek, sonra olaÄŸan iÅŸlere baÅŸlamak oluyordu. Bu konuda çalışma arkadaÅŸlarımdan büyük destek gördüm. Kısa zamanda Tekelcilik ruhu yakalamıştık.
Kutlamalar falan derken, Aralık ayı gelmiÅŸti. 1999 Pazarlama Müessesesi için yoÄŸun bir aydı. On yıl önce Müessese MüdürlüÄŸü olarak yapılandırılmıştık. Bütçemiz, baÄŸlı kuruluÅŸlarımız, iÅŸ hacmimiz, personel sayımız Türkiye’deki pek çok Genel Müdürlükten daha büyüktü. Çalışma düzenimiz de genel müdürlük gibiydi. Yönetim Komitesi diyorduk adına, Komite benim baÅŸkanlığımda dört yardımcımdan oluÅŸmakta ve her toplantı gündemi uzun inceleme ve görüÅŸmeler gerektiriyordu. Toplantı gündemi önceden üyelere iletilir hazırlık yapmaları saÄŸlanırdı. Teklif sahibi ÅŸubenin baÄŸlı olduÄŸu Müessese Müdür Yardımcısı, teklifini anlatır, diÄŸer üyeler görüÅŸlerini bildirir ondan sonra karar alırdık. Bütün kararların oy birliÄŸi ile alınması konusunda kendi kendime prensip kararı almıştım. Ayrıldığım güne kadar da buna uydum.
Yabancı menÅŸeli İçkiler için de ithalat serbestisi getirilmiÅŸ olmasına raÄŸmen, Türk Rakısının lokomotif rolü nedeniyle, yerli içki sektöründe önemli bir gerileme görülmemiÅŸ olmasına karşılık, yıllar boyu kaçak olarak yurda getirilen Amerikan MenÅŸeli sigaralara olan talep, Türk Sigaralarının Pazar payında önemli düÅŸüÅŸlere neden olmuÅŸ durumdaydı. Her geçen yıl de düÅŸüÅŸ devam etmekteydi. İlk olarak, Tekel sigaralarının satışındaki düÅŸüÅŸün durdurulması hatta artırılmasını hedef olarak belirledim. Tüketici tercihleri, Amerikan tütünlerinin de bulunduÄŸu harmanlara doÄŸru yönelmiÅŸ olduÄŸu için, bir yandan da Amerikan Tütün ithalatımız vardı. Bununla ilgili olarak da, Türk Tütünü ağırlıklı yeni harmanlarla yeni markalar altında üretimle Türk Sigaralarının Pazar payını korumayı amaçlamıştık. Bu konularda Genel Müdürümüzün destekleri tamdı.
OÄŸlum, Antalya Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra, atanmak için kuralara katılmış, Tosya Devlet Hastanesine tayini çıkmıştı. Bu ailece bizi rahatlatmıştı. Hem terör ortamından uzak güvenli bir bölgede çalışacak, hem de uzmanlık sınavlarına hazırlanabilecekti. Hastane yönetimi kendisine bir de lojman tahsis etmiÅŸ yeni bir hayata baÅŸlamıştı. Kızım da üniversite giriÅŸ sınavlarında baÅŸarı saÄŸlamış, Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri MühendisliÄŸi Fakültesine kayıt olmuÅŸtu. K.Çekmece’den gidip gelmesinin zorluÄŸu açıktı. Buna da bir çözüm ararken, Genel Müdürümüz Bomonti Bira Fabrikası bünyesindeki lojmanlardan tahsis yaptı. Bu da benim çalışma koÅŸullarımda rahatlama ile birlikte Kızım için okul döneminde kolaylık demekti. EÅŸim emekli olmuÅŸ iÅŸe gidip gelme sorunu kalmamıştı. DiÄŸer bir deyiÅŸle, Müessese MüdürlüÄŸüne atanmam ile birlikte pek çok konuda da yaÅŸamımda olumlu geliÅŸmeler olmuÅŸtu. EÅŸim bir yıl önce emekli olmuÅŸ, hatta ikramiyesi ile İstanbul’a yakın olduÄŸu için, TekirdaÄŸ sahilinde bir yazlık satın almıştık.
Müessese Müdürleri genellikle, Tekel ortaklıklarında yönetim kurulu üyesi olarak ek görev almaktaydı. Benim de İsviçre’de bulunan Tabac Turc S.A. yönetim üyeliÄŸine onayım çıkmıştı.
Genel Müdürümüz, iyi bir yönetici ve devlet adamıydı. Her konuda Tekel ve kamunun yararını ön planda tutar, o yönde karar ve uygulamaları desteklerdi. Bu açıdan kendisi ile uyum içinde çalıştık.
Bölge Toplantıları
Müessese MüdürlüÄŸüm dönemimde bana göre etkili olan çalışmalarımdan birisi de Bölge Toplantılarıdır. Avrupa’da kaldığım süre içinde, katıldığım seminerlerden aklımda kalan, satışlarda pazarlama elemanlarının etkinliÄŸinin yüksek olmasıdır. Buradan hareketle, Tekel’in yeni kavuÅŸtuÄŸu Toptan Satıcılık sisteminin iyi kullanılması, Tekel ürünlerinin, rekabet ortamında satışlarında baÅŸarı saÄŸlamamızda etkili olacaktı. Aslında, sistemin kurucusu Genel Müdürümüz Mehmet Akbay idi. Bana göre o koÅŸullarda uygulanabilecek uygun yöntemlerden biriydi. Toptan satıcı uygulaması. Özellikle Esnaf Odalarının içinde bulunduÄŸu ticari ÅŸirketlerin öncülüÄŸü, çok yerinde ve Tekel’in yok edilmesini geciktirecek bir uygulamaydı. Fazla konuyu dağıtmadan, hafta sonları Esnaf Odalarının ev sahipliÄŸinde toptan satıcıların katılımıyla toplantılar düzenledim. Bu toplantılarda, Tekel ürünlerinin satışı konusunda bayileri yönlendirdik. Genel Müdür Akbay ve Esnaf Odaları BaÅŸkanı Bendevi Palandöken bu toplantılarımıza destek verdiler. Ankara Bölge toplantımızda Bakan ve Genel Müdürümüz bizzat katılarak destek verdi. Bütün BaÅŸmüdür arkadaÅŸlarımız da heyecanımızı paylaÅŸtı. Çok güzel sonuçlar, tepkiler aldık. Müessese Merkezindeki arkadaÅŸlarımız için, her hafta sonu bir bölgede toplantı yapmak yorucu idi. Bunun farkındaydım. Onlardan da bir gün olsun ÅŸikayet duymadım. Yirmi yıl sonra bu özverili çalışmalarından ötürü hepsine tekrar teÅŸekkür ediyorum..
Adana Bölge toplantımız sonunda, Baraj gölünde gemide yediÄŸimiz öÄŸle yemeÄŸi, Erzurum Bölge toplantımızı yaptığımız Kayak Merkezini unutmak mümkün deÄŸildir. Trabzon, Gaziantep, Antalya, MuÄŸla, Balıkesir, Kayseri, Konya , Samsun toplantılarımızın hepsinin çok güzel anıları bulunmaktadır. Asıl daha önemlisi, bu toplantılar toptan satıcılarımız ile bölge yöneticilerini buluÅŸturarak ortak bir hedefte birleÅŸmelerini saÄŸlamıştır.
Sonuç olarak de beklediÄŸim “Tekel ürünlerinin satışlarında artış saÄŸlanmış, yabancı sigara ve içkiler karşısında gerilemesi durmuÅŸtur” Hatta bazı marka bazında artışlar saÄŸlanmıştır.
Amerika Gezisi
AÄŸustos/1999 yoÄŸun bir gün. Pazarlama Müessesesinde her gün diÄŸerinden yoÄŸun. Genel Müdürlük özel kalemi arıyor.” Üstat, pasaportunu gönder. Amerika vizesi için”Åžaka gibi algılayıp önemsemedim. AkÅŸama doÄŸru yeniden pasaport gelmedi diye arayınca gönderdim. AkÅŸam uÄŸradığımda öÄŸrendim, Genel Müdür, Muzaffer Arısoy üstat ve ben Amerika yolcusuymuÅŸuz. Her gün akÅŸam, Genel MüdürlüÄŸe mutlaka uÄŸrardım. Pazarlamadan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı da ben gitmesem, mutlaka bir gerekçe bulup çağırırdı. Onun tutkusu da buydu. Eski Müessese Müdürü olarak kendisinde bu hakkı görüyordu. Kendisine yakın bir iki daire baÅŸkanı, genel müdür yardımcıları durum deÄŸerlendirmesi yaparlardı her akÅŸam üzeri.
Bu arada, gün boyu gözden kaçmış unutulan bir ÅŸey olup olmadığını kontrol için de Genel Müdüre uÄŸrardım. Esasen göreve baÅŸladığım günlerde, Genel Müdür, Özel Kalem Müdürüne ve bana, Müessese Müdürleri randevu almadan beklemeden odama girecekler diye talimat vermiÅŸti. Her yıl A.B.D.den alınacak tütünler için görevlendirilen heyet bu üç kiÅŸiden oluÅŸmuÅŸ.
Yol arkadaÅŸlarım, daha önce gittikleri için ABD konusunda deneyimli idiler. Ben ilk kez okyanus ötesi bir yolculuÄŸa çıkacaktım. Frankfurt hava alanında, Newyork uçağını bekledik. Oradan da . Washington DC’ye uçacaktık. Aktarma sırasında, yer durumu nedeniyle ben tek başıma uçtum. Washington DC’de hiç tanımadığım ABD Tütüncüler BirliÄŸi yetkilisi beni buldu. Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcımızı bekledim. Sonra birlikte Wirginia’daki otelimize gittik. Ertesi günü, ABD Tütün Üreticileri ziyareti, Beyaz Saray önünde fotoÄŸraf. Washington turu.
Winston Salem Farikasında robotların çalıştığı on bin devirli sigara makinelerinin üretimini izlerken ister istemez heyecanlanıyor insan. Hafta sonu Disney Word. Amerikan sinema dünyasının ünlü stüdyoları. Büyüleyici idi.
N. Carolina’da tütün borsasını ziyaret, Tarım Bakanı tarafından tütün tarlaları ortasında verilen piknik ziyafeti. Yıllar önce bir Türk firmasının Gölbaşı’nda piknik davetini hatırlattı. Ben, aÄŸaçlar arasında mangalla uÄŸraÅŸacağımızı beklerken, Chez de Belgique’de yaptığımız kahvaltıda olduÄŸu gibi sürprizle karşılaÅŸtım. Bir catering firmasının mobil aracı ile getirilen yiyecek-içeklerle tütün tarlalarının ortasında kahvaltı yaptık.
Ertesi günü, N. Carolina’da otelimizde bize ayrılan toplantı salonunda, tütün üreticileri ile ihale görüÅŸmelerimizi yaptık. Genel Müdürümüz ve Genel Müdür Yardımcımız bu konuda deneyimli idiller. Ben ilk kez böyle bir toplantıda bulundum.
GörüÅŸmelerimiz sonunda, en uygun fiyatı veren N. Carolina Tütüncüler Kooperatifi ile sözleÅŸme imzaladık. Tekel lehine bir anlaÅŸma olmuÅŸtu.
Ancak, daha sonra Sigara Sanayii Müessese Müdürünün,” bu yıl tütünümüz yeterli” ÅŸeklindeki raporu üzerine, Kooperatifle yapılan anlaÅŸma uyarınca uygun fiyatla alınan tütünlerin satın alınmadığını hayretle öÄŸrendim.
Bu arada gezimizin bitmesine birkaç gün vardı. Fakat, 19 AÄŸustos sabahı kahvaltıya indiÄŸimde, mahalli Amerikan TV haberlerinde bir deprem haberi gördüm. Dikkatle baktığımda, ekran köÅŸesinde “Avcılar” yazıyordu. Daha dikkatle dinledim. Türkiye’de deprem olmuÅŸ ölenler, yaralananlar vardı.
17 AÄŸustos Depremi
Deprem haberi üzerine, Genel Müdürümüz Mehmet Akbay, bütün programları iptal ederek, uçak biletlerimizin tarihlerin deÄŸiÅŸtirilmesi saÄŸladı. Ailemiz ile yaptığımız telefon görüÅŸmelerinden sorun olmadığını öÄŸrendik. Ancak, Marmara Bölgemizde durum iyi deÄŸildi. 45 bin can kaybından bahsediliyordu. 16 saat sonra İstanbul Hava Alanındaydık. Ben Müessese MüdürlüÄŸüne kısa bir süre uÄŸrayıp, yardımcı ve ÅŸube müdürü arkadaÅŸlarımla kısa bir toplantı yaptım. Burada baÄŸlı idarelerimizden zarar görenlerin ziyaretleri için iÅŸbölümünden sonra, ben BaÅŸmüdürlük hizmet binamızın yıkıldığı Sakarya’ya hareket ettim. E-5 Karayolu depremde meydana gelen büyük tahribat nedeniyle kapalıydı. Çok tecrübeli bir ÅŸoförüm vardı. Eski daÄŸ yolunu kullanarak Adapazarı’na ulaÅŸtık.
Binamız tamamen yıkılmıştı. Deprem gecesi teftiÅŸ dolayısıyla konuk evinde bulunan müfettiÅŸ ayrılmıştı. BaÅŸmüdür lojmanı da yıkılmış fakat can kaybı yoktu. Ambarlarımız içki ve sigara ile dolu olduÄŸu için hemen gerekli emniyet tedbirlerinin alınması konusunda BaÅŸmüdür arkadaşımız gerekli önlemlerini almıştı. Åžehirde depremde hasar görmeyen diÄŸer depomuza ürünlerin taşınmasını saÄŸladı.
Marmara Bölgesinde depremin hasarı çok büyüktü. Kurtarma çalışmaları baÅŸlayıp, Valilik görevlileri kentte hakimiyeti aÄŸladıktan sonra ben İstanbul’a döndüm.
İstanbul’a döner dönmez, Pazarlama Müessesi bünyesinden oluÅŸturduÄŸumuz “Deprem Kurtarma Ekibi”ni derhal Kocaeli bölgesine sevk ettik. Tekel olarak Gölcük bölgesinde uzun süre depremzedelere sıcak yemek saÄŸlayan bir organizasyon gerçekleÅŸtirdik.
Yurt Dışı Fuarları
Tekel, dış pazarlarda da etkin faaliyeti olan bir kuruluÅŸtu. Bu nedenle, yurt dışında faaliyet alanı ile ilgili etkinliklere katılmaktaydı. Genel Müdürümüz, 1999 başında Berlin’de her yıl düzenlenmekte olan YeÅŸil Hafta Fuarına Tekin KaymakoÄŸlu ile birlikte katılmamızı uygun görmüÅŸtü. Gündüzleri fuardan ayrılmıyorduk. AkÅŸamları Berlin’i tanımak imkanı bulduk. Fuarda çeÅŸitli ülkelerin ürünleri sergileniyor, folklor ekipleri, firmaların standları ilginç manzaralar oluÅŸturuyordu.
Fuar öncesinde, Hamburg kentinde bir gün kalıp orayı da tanımak imkanı bulduk. Fuar, çok deÄŸiÅŸik bir ortam. Kış olmasına raÄŸmen, kapalı alan olduÄŸu için soÄŸuk deÄŸildi. Çok ilginç bir fuardı. Kadehle ikram yapılabiliyordu. Aynı zamanda beÄŸenenlerin satın alma taleplerini de karşılayabiliyorduk. İki hostesimiz vardı. Onlar yardımcı oluyordu. Yeterli ürün de getirmiÅŸtik. Almanya Toptan Satıcımız da fuar boyunca bize çok yardımcı olmuÅŸ, Berlin’i kısa zamanda tanımamıza da katkısı olmuÅŸtu.
Gıda ve kültürel etkinlikler açısından çok zengin bir fuar. Her yıl düzenlenmekte. Yolu düÅŸenler mutlaka uÄŸramalı.
Sonraki yıllarda Yeşil Hafta fuarlarına yardımcı arkadaşlarımız katıldılar.
YeÅŸil Hafta fuarı gibi, diÄŸer ülkelerde düzenlenen fuarlara da katılıyorduk. Hindistan, Küba fuarlarına da deÄŸiÅŸik arkadaÅŸlarımızla katılım saÄŸladık.
Irak Gezisi
Orta DoÄŸu ülkeleri sigara tüketiminin yüksek olduÄŸu bir nüfusa sahip oldukları halde bizden yaprak tütün talepleri yetersiz kalmaktaydı. Bu konuda Irak Sigara Fabrikası yetkilileri ile görüÅŸmeler yapmak üzere, giden heyete ben de dahil edilmiÅŸtim. BaÄŸdat’ta El ReÅŸit otelinde kaldık. El ReÅŸit, kapı giriÅŸinde Baba Bush’un mozaik fotoÄŸrafının pas pas olarak kullanıldığı meÅŸhur oteldi. Daha sonra, otelin ABD tarafından vurulduÄŸunu, mozaik resmi yapan ressamın da evinde füze ile öldürüldüÄŸünü okudum.
Saddam’ın güçlü olduÄŸu bir dönemdi. Fakat ambargo etkileri hissediliyordu. Polis otolarının lastikleri bile kabaktı. Yollarda arızalı araçlara sık rastlanıyordu.
Mahalli yemekler verilen lokantalar damak zevki bize uygun olmadığı için genellikle, otelde veya ÅŸehirdeki İngiliz Pub’da yiyorduk. Bir kaç kez Dicle sahilinde bulunan, özellikle geceleri İstanbul BoÄŸazı hissi veren gazinolara gittik. Bir keresinde Katar Emiri bizim heyeti misafir etti. BaÄŸdat çarşısı çok ilginçti. Bir günde, BaÄŸdat’a 90 km uzaklıkta bulunan Babylon’a gittik. Orada da bir Saddam Sarayı vardı. YaklaÅŸmak mümkün deÄŸildi elbette. Milattan önce yapılmış asfalt, asma bahçeleri , müze harikaydı. Hava o kadar sıcaktı ki, tercüman buradan saÄŸlıklı dönersek, yakınlarda ölmeyiz dedi. BaÄŸdat’a kadar saÄŸlık tesisi yoktu. Amerikan istilası sırasında, bu müzenin yaÄŸmalandığını üzülerek gördüm TV’de.
Tütünler konusunda, Sigara Fabrikası Müdürü hanımla ve Saddam’ın oÄŸlu Uday’la görüÅŸtük. Fabrika’nın Türk Tütününe çok ihtiyacı vardı. Fakat bir satış anlaÅŸması yapamadan ayrıldık. Daha sonra görüÅŸmeleri, Tekel’den satış temsilciliÄŸi almış olan RAM Dış Ticaret devam ettirecekti.
Moskova ve Hartum Gezileri
Müessese Müdürü olarak görev yaptığım dönemde, Dış Ticaret Genel MüdürlüÄŸü tarafından, yurt dışında çeÅŸitli ülkelerde Türk İhraç Ürünleri Fuarları düzenlenmekte idi Bunlardın Moskova Ve Hartom fuarlarına Genel Müdür beni görevlendirmiÅŸti.
RUSYA - MOSKOVA: Fuara katılanlar, KürÅŸat Tüzmen’in de bizzat bulunduÄŸu özel bir uçakla Moskova’ya hareket ettik. Fuar İçin görevlendirme olurum ile heyetin hareketi arasındaki süre çok kısa olduÄŸu için fuarda sergilenecek ürünlerin kargo ile gönderilmesi için zaman yoktu. Tekel standında ürünlerin sergilenmesi bizim için çok önemliydi. Resim, broÅŸür ÅŸeklinde bir katılım çok yavan kalacaktı. Bir bavula yeteri kadar sigara ve içkiyi doldurdum. ArkadaÅŸlar bunları Hava alanından geçirmen mümkün deÄŸil diyorlardı. Åžansımı denemek istedim. Olmazsa, Elçilikle görüÅŸtüm, hava alanında onlara hediye için hazırlık yapmıştım..
Uçaktan kocaman bavulumla indim, toplu halde gümrükten geçmek için sıra olduk. Kalabalık nedeniyle, görevliye ben yeÅŸil pasaportumu gösterip diplomatık kapıdan geçebilir miyim? diye sordum. Kırmızı ceketli, genç polis olur dedi. Bavulumu sürükledim, gümrükten geçtim. Tekel içki ve sigaraları Moskova Fuarında sergilenebilecekti.
Cosmos Otel, fuar alanına çık yakındı. Oraya taşınması sorun olmadı. DiÄŸer firmalarla birlikte ben de Tekel Standını yerleÅŸtirdim.
Otel giriÅŸinde bir öÄŸrenci genç, daha önce gelen Tekel yetkililerine tercümanlık yaptığından bahisle beni bulmuÅŸtu. Kendisine ihtiyacım olmadığını söyledim. Åžaşırdı. Fuar satışlı deÄŸildi. Güvenlik sistemi güzeldi. İlk günler ürünleri konuklara ikram ettim. Kutular standı dolduruyordu. Otelin önünden metroya bindiÄŸimde 7. İstasyon Kızıl Meydan oluyordu. Oradan sonra her yeri gezdim. Hatta bir gün tiyatroya bile gittim.
Åžansımızdan beyaz gecelere rastlamıştık. Bir akÅŸam arkadaşım telefon etti. YemeÄŸi çıkmıyor musun? diye. Daha hava kararmadı acele etmeyelim dedim. Saat 23 oldu ben acıktım dediÄŸinde hava daha kararmamıştı. Çıkışta taksi ÅŸoförü Türk olduÄŸumu anlayınca, baÅŸladı Türkçe konuÅŸmaya. İstanbul’dan gelmiÅŸ, Ermeni asıllı bir ailenin çocuÄŸuymuÅŸ. Kaldığımız sürece ihtiyaç halinde onu çağırdık.
SUDAN-HARTUM :Bu kez yine TÜİK ile ve KürÅŸat Tüzmen BaÅŸkanlığında Mısır semalarından geçiyorduk. Uçağımız iyice alçalmış, KürÅŸat Bey, pilot kabininden anlatıyordu. İşte Keops. Åžu öteki Kefren. Heyecanlı muhteÅŸem bir yolculuktu. Hartum Hilton’da kalıyorduk. Fuar alanına özel otobüsle gidip gelecektik. Gündüz, RAM Dış Ticaret yetkilileri ile birlikte standı yerleÅŸtirdik. Ziyaretçilere ikram etmek üzere yeterli ürünümüz de vardı.
Hartum, Mavi Nil ile Beyaz Nil’in kesiÅŸtiÄŸi bir vadide muhteÅŸem bir manzarada kurulmuÅŸ tarihi bir ÅŸehirdi. Gece Türk BüyükelçiliÄŸinde bir resepsiyon vardı. Rezidansın bahçesindeki davet unutulmazdı.
Ertesi gün, fuarda favori ürünümüz, TEKEL 2000 ikram ettiÄŸimiz yerli halk çok beÄŸeniyor, paket hediyemizden mutlu oluyorlardı. Ertesi günü, MALTEPE günümüzdü. Bir gün önce fuarı ziyaret edenlerden birisi, dünkü sigaradan yok mu? diye soruyordu. Harman farkını anlaması bana ilginç gelmiÅŸti. Gün öylece bitti. Sonra bir gün yine, mahalli kıyafetlerle gelen bir Sudanlı, gayet güzel bir Türkçe ile, “Ben yine TEKEL2000 istiyorum“ diyordu. Genç Türkiye’de öÄŸrenim görmüÅŸ olduÄŸunu ve İstanbul’u çok sevdiÄŸini anlattı. Yanında bir de Türk vardı. Hartum’da fırıncılık yapıyormuÅŸ. Gerçek çılgın ÅŸu Türkler.
Bir gün Fuar alanından erken ayrıldım. Åžehre dolmuÅŸ yapan 3 tekerlekli mobiletler vardı. Onlarla gittim. Romanya hükümeti tarafından hibe olarak yapılmış Parlamento binasını gezdim, Hartum Ticaret Odası BaÅŸkanını ziyaret ettim. BaÅŸkan yalnız gezmemin tehlikeli olduÄŸunu söyleyerek, yanıma görevli birisini verdi. Alış-veriÅŸ yaparken bir dilenciden beni görevli kurtarınca anladım, BaÅŸkan haklıydı. Halk çok fakirdi. Nil vadisinde, bu kadar verimli topraklarda nasıl bu kadar fakir kalınabilir ? diye düÅŸünürken, Fakülte yıllarımda, İktisadi CoÄŸrafya Hocam Abdullah TürkoÄŸlu’nun açıklamalarını bir kez daha hatırlıyordum.
Son gün Cuma idi. Åžehirde tek bir erkek nüfus kalmadı. Tamamı camilerde idi.
İhracat
Tekel, yeri kolay doldurulamayacak önemli bir KuruluÅŸtu. Uluslar arası bir deÄŸere sahipti. Çok güçlü kadroları vardı. Çalışanlarına fırsat verilmiÅŸ olsaydı bir o kadar daha güçlü olabilirdi.
Müessese Müdürü olarak görev yatığım dönemde, Dış Satış Åžubemiz, ABD , Japonya, Kanada gibi deniz aşırı ülkelere ve Avrupa’ya, hatta Avustralya’ya ürünlerinin ihracatını kendi personeli ile gerçekleÅŸtirmiÅŸ, gerektiÄŸinde acentelikler tesis etmiÅŸtir.
Müessese MüdürlüÄŸünden Ayrılıyorum
RüÅŸtü Kazım Yücelen Bakanımız, Tekelden Sorumlu Devlet Bakanlığından ayrılmış, İç İşleri Bakanı olmuÅŸtu. Hükümet, IMF niyet mektubunda Tütün Kanunu 2001 Ocak ayı sonuna kadar çıkaracağını taahhüt etmiÅŸ, Åžubat 2001 de ise Tekel Genel MüdürlüÄŸü özelleÅŸtirme kapsam ve programına alınmış, üç yıl içinde özelleÅŸtirmenin tamamlanacağı taahhüt edilmiÅŸti. Haziran 1999 seçimlerinde, Türkiye siyasetinde mevcut duruma çözüm getirecek bir sonuç alınamadığından istikrarsızlık sürüyordu. Piyasalar allak bullaktı. Ecnebi sigara markaları bütün çabalarına raÄŸmen yüzde 17 Pazar payını aÅŸamamışlar, Tekel bu nedenle de hedef haline gelmiÅŸti. Anti-sigar kampanyalar kullanılarak, Tekelin özelleÅŸtirilmesini savunanlar seslerini yükseltmiÅŸ, kurtarıcı olarak Türkiye’ye gönderilmiÅŸ olan Kemal DerviÅŸ, Ecevit tarafından Ekonomiden Sorumlu Bakan olarak atanmış, Tekel’den sorumlu Devlet Bakanı Tekel üzerine oynanan oyunlara izin vermediÄŸi için Kemal DerviÅŸ tarafından istifaya zorlanmıştı. Bir grup yurtsever tarafından Tekel’in özelleÅŸtirilmesinin yanlış olduÄŸu yolundaki çıkışları zayıf kalacak ve örgütsüz üreticiler tüccarın ve yabancı firmaların insafına terk edilecekti.
Bütün bunlar, Tekel Genel MüdürlüÄŸü yönetimini de etkiliyordu. Yüksel Yalova’nın istifasının ardından, Tekel’den Sorumlu Devlet Bakanlığına Yılmaz Karakoyunlu getirilmiÅŸ, Bakan, Yönetim Kurulu üyelerinde deÄŸiÅŸiklik yapmıştı. Yönetim Kurulu toplantı düzeni bozulmuÅŸ, toplantılar çoÄŸunlukla Ankara’da yapılmaya baÅŸlamıştı. Daire BaÅŸkanları, Müessese Müdürlerinden istenenler Ankara’ya çağırılıyordu.
Yönetim Ankara’da olduÄŸu bir gün, yeni üyelerdin birisi beni aradı, “Åžahabettin, bütün müessese müdürlerini görevden aldık. Senin için bir gerekçe bulunamadı. Seni de Sigara Sanayiine kaydırdık. “ Dedi. Åžaşırmıştım. Bazı müdürleri çağırdım. Dört yıldır birlikteydik. Yeni durumu anlattım. Onlar çıkınca, yeniden Ankara’yı aradım. Bakan’a, boÅŸ bir genel müdür yardımcısı kadrosu bulunduÄŸunu, benim oraya atanmam halinde bütün müesseselere yeni müdür atanması prensip kararlarının uygulanmış olacağını anlattım.
İki saat sonra, Genel Müdür Yardımcısı olarak atandığımı öÄŸrenmiÅŸ, odamdaki özel eÅŸyalarımı topluyordum.
DEVAM EDECEK