"ALINTIDIR"
Sözlerime nasıl baÅŸlasam bilemiyorum. Sana olan sevgim ve hayranlığım o kadar çok ki anlatmaya kelimelerin yetmesi imkansız. Bu yaÅŸa gelene kadar bana çok emeÄŸin oldu. Yeri geldi yemedin yedirdin, içmedin içirdin, geceleri uykusuz kaldın ve beni bu günlere getirdin. Sen benim canımsın canım. Senin hakkını nasıl öderim ki. Seni sırtımda taşısam bile, hamileyken sana attığım bir tekmenin karşılığını ödemiÅŸ olamam.
Canım, bir tanem, en deÄŸerli varlığım iyi ki varsın hep yanımdasın ve benim annemsin. Bu gün anneler günü ancak sana hediye almayacağım. Çünkü, gül alsam zaten sen güllerin en güzelisin, bir kalp alsam en güzel kalp sende.Canım annem maddi olarak hiç bir ÅŸey sana layık deÄŸil.
AnneciÄŸim, bana verdiÄŸin emeklerin karşılığını vermek için çok çalışıyorum. Çok çalışıp ilerde baÅŸarılı biri olacağım ve seni mutlu edeceÄŸim. Melek annem seni çok seviyorum, anneler günün kutlu olsun..
Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki, çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler... Ve insan, zamanın nasıl insafsız bir öÄŸütücü olduÄŸunu bu rol deÄŸiÅŸiminde anlıyor. Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların 'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden beridir iki kiÅŸilik yaşıyorsun yaÅŸamı...
Kimbilir kaç geceyi karyola baÅŸuçlarında derin iç çekiÅŸler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin, kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeÄŸi kadar ortak üretiyor, tüketiyoruz.
Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik... Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense tarihin en iyi annesi... Her çığlıkta baÅŸucumda biteceÄŸini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceÄŸini bilmenin o bencil alışkanlığıyla ayakta kaldım.
Sevginle donandım...
Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaÅŸamın acımasız kuralı iÅŸledi ;
Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz, bambaÅŸka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki anlattığın masalların yaÅŸamda karşılığı yokmuÅŸ. Kızlar bir prens umuduyla kurbaÄŸaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Åžaşırdım. Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiÄŸini gördüm sokakta...
Söyleyemedim sana...
'YaÅŸamın deÄŸiÅŸtiÄŸini, eski tecrübelerin artık eskisi kadar geçerli olmadığını' anlatan kitapları salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye...
Her kuÅŸağın o vazgeçilmez ikilemi depreÅŸti yeniden; 'Devir de amma deÄŸiÅŸti' diye yakınırken sen; ben ilginle boÄŸulduÄŸumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin? Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...
Oysa ne çok acılar paylaÅŸtık seninle...
Ve ne çok sevinçler yaÅŸadık beraber...Nasıl dar günlerde yardıma koÅŸup, kaç ÅŸenliÄŸine ortak olduk birbirimizin? ... Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.'Danaların girdiÄŸi bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öÄŸrenmekten geçiyordu.
Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık... Sen bana eÅŸ dost çocuklarını örnek gösterdikçe, ben seni eÅŸ dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum. Sen her sohbete 'Bizim çocukluÄŸumuzda...' diye baÅŸladıkça ben, deÄŸiÅŸen takvim yapraklarını koydum önüne...
Nasıl da zalim bir çark bu deÄŸil mi? DoÄŸuyor, doÄŸuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun... ...Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüÅŸüveriyor. Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi, kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi... FotoÄŸraflar sarardıkça solan bir yaÅŸam ve uzaklaÅŸtıkça yakınlaÅŸtığımız bir mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuÅŸtuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaÅŸtık. AÄŸlaÅŸtık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle özleÅŸtik, bir gülüÅŸle kavuÅŸtuk. Ben büyürken seni de büyüttüm.
Åžimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi...
Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri...
Karyola baÅŸlarında uykusuz geceler geçiriyorum.
...Ve yaÅŸamın deÄŸiÅŸtiÄŸini, eski tecrübelerin geçersizleÅŸtiÄŸini anlatan kitapları kaldırıyoruz salondan gizli gizli... O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öÄŸütüyor kuÅŸakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin deÄŸerini...Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum.
O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum.
Hem biliyor musun? 'SENİ ÇOK SEVİYORUM'..