Karadeniz'de hamsi balığı avlanmasında yaÅŸanan sorunlar nedeniyle,balıkçlar, yunusları suçlarken, buna, durumu en iyibilmesi gereken birbilim adamı olan, Doç.Dr. Mehmet KocabaÅŸ da balıkçılara destek verdi. KTÜ öÄŸretim uyesi aşırı avcılık,kirlilik yanında yunuların tükettiÄŸi balıkların da azalmaya neden olduÄŸu ÅŸeklinde görüy belirtti. Buna baÄŸlı olarak, yunusların avlanması ve sayılarının azaltılmasını önerdi. Balıkçılar da yunusların aÄŸlarına saldırdığını ileri sürdü.
Kimse Yunusları Avlayamaz!
Her ÅŸeyden önce hangi yunus türlerinden bahsettikleri belli deÄŸildir. Karadeniz’de cetacea takımına ait üç tür yaÅŸamaktadır. Bunlar; mutur (Phocoena phocoena relicta), afalina (Tursiops truncatus) ve tırtak (Delphinus delphis)’tır. Bununla birlikte balık stoklarının yoÄŸun av verdiÄŸi dönemlerde yunuslara yönelik bu tür ÅŸikayetler olmazken, balık az olduÄŸu zamanlarda yunuslara yüklenilmesi dikkat çekicidir. Oysa denizdeki balık miktarını belirleyen doÄŸal yıllık ya da mevsimsel deÄŸiÅŸimler, kirlilik, toksin üreten planktonlardan kaynaklanan kızıl gel-gitler, vb. gibi birçok faktör vardır.
Kamuoyuna bilinçli olarak yanlış aktarılan konu baÅŸlıkları ve bu hatalı söylemlere karşı gerçekleri yansıtan bilimsel açıklamalar ÅŸu ÅŸekildedir:
* Yunuslar balık deÄŸil, bizler gibi memeli oldukları için balıklar gibi binlerce yumurta bırakarak üremezler. Dolayısıyla yunusların denizlerimizde “anormal artmaları” mümkün deÄŸildir.
Açıklamalarda geçen “Yunus balığı popülasyonu normalin çok üzerine çıktığı için balıkçılığı tehdit etmeye baÅŸladı” ibaresi bilimsel gerçekleri yansıtmamaktadır. Üstelik ‘yunus balığı’ ifadesi açıklama yapanların konuya olan uzaklığının da bir iÅŸaretidir. Yunuslar balık deÄŸil, bizler gibi memelidir. Dolayısıyla balıklar gibi binlerce yumurta bırakarak üremezler. İnsanlar gibi çiftleÅŸir, yavrularını 9 ay karınlarında taşırlar, her batında tek bir yavru dünyaya getirir ve doÄŸumdan sonra da yavrularını emzirerek büyütürler. ÖrneÄŸin afalinalar 2 ila 6 yılda bir doÄŸum yapar, yavrularını 1.5-2 yıl süreyle emzirirler. DiÅŸiler cinsel olgunluÄŸa 5-13, erkekler ise 9-14 yaşında ulaşır; 25-30 yıl yaÅŸarlar. Yani yunusların denizlerimizde “anormal artmaları” mümkün deÄŸildir. Üreme zamanı tırtaklar yaklaşık 1000 bireylik sürüler oluÅŸturur. Ancak bu, gen havuzunu arttırmak için bölgedeki grupların birleÅŸmesiyle oluÅŸur.
* Sadece 1970 ile 1983 yılları arasında Türkiye’de 25.678 ton yunus avlanmıştır. GeçmiÅŸte yapılan ticari yunus avcılığı, Karadeniz’de yaÅŸayan yunus türlerinin popülasyonlarındaki azalmanın en önemli nedenidir.
Açıklamalarda “Uluslararası anlaÅŸmalar gereÄŸi avlanması 1970’li yıllardan beri yasak olan yunus balığı…” diye baÅŸlayan cümle de hatalı bilgiler içermektedir. Karadeniz’deki kitlesel yunus avcılığı, 1930 ve 1950’lerde zirve yapmış, 1966’da SSCB, Bulgaristan ve Romanya’da, 1983’te ise Türkiye’de yasaklanmıştır. Ancak yasağın baÅŸladığı 1983 yılından 1991 yılına kadar zaman zaman kaçak öldürme vakaları bildirilmiÅŸtir. Sadece 1970 ile 1983 yılları arasında Türkiye’de 25.678 ton yunus avlanmıştır. 20. yüzyılda Karadeniz’de Rus İmparatorluÄŸu ve SSCB tarafından üç yunus türünden 1,5 milyon, diÄŸer ülkelerle birlikte 4-5 milyon adet avlandığı tahmin edilmektedir. Bu yok edici aşırı avcılık nedeni ile yunus popülasyonları aşırı derece tahrip edilmiÅŸ ve nesli tehlike altına girmiÅŸtir. GeçmiÅŸte yapılan ticari yunus avcılığı, Karadeniz’de yaÅŸayan yunus türlerinin popülasyonlarındaki azalmanın en önemli nedenidir.
* Karadeniz’de milyonlarca yunus yoktur.
Yine açıklamalarda yer alan “Karadeniz’de yunus balığı sayısının 3-5 milyon arasında olduÄŸu…” ifadesi hiçbir bilimsel temele ve araÅŸtırmaya dayanmamaktadır. Bir günde katedebildikleri mesafe göz önüne alındığında yunusların popülasyon büyüklüklerinin belirlenmesi oldukça zordur. Bölgesel yapılan bir çalışmanın tüm Karadeniz’e projeksiyonlanması gerçeÄŸi yansıtmaz. Dolayısıyla ancak Karadeniz’e kıyısı olan 6 ülkenin tam katılımı ile bu sayımın gerçekleÅŸtirilmesi gerekir. Ancak bu proje için son 10 yıldır gerekli bütçe saÄŸlanamamıştır. 2013 yazında ise Türk Deniz AraÅŸtırmaları Vakfı’ndan (TÜDAV) araÅŸtırmacıların da katıldığı Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna kara suları ve münhasır ekonomik bölgeleri içerisinde (120.000 km2, Karadeniz’in yaklaşık dörtte biri) gemi ve uçakla bir araÅŸtırma yapılmıştır, ancak sonuçları 2014 yılında yayınlanacaktır. Her ne kadar Karadeniz’de yunus popülasyonların miktarı kesin olarak bilinmese de, son araÅŸtırmalar ile Afalina için birkaç bin, mutur için birkaç bin ile onbinler, tırtak için ise birkaç onbin rakamları telaffuz edilmektedir. Dolayısıyla milyonlarca yunus yoktur.
* 40 m’lik bir gırgır teknesi günde en az 4-6 ton hamsi avlarken, yunusun yediÄŸi balık bu rakamla karşılaÅŸtıralamaz.
“Her bir yunusun günde ortalama 25-30 kilo hamsi tükettiÄŸi…” ile baÅŸlayan açıklamalar orantısız bir hesabı ortaya koymaktadır.
Ortalama 40m boyunda bir gırgır teknesinin sadece bir seferde en az 4 ila 6 ton hamsi avladığını gayet iyi bilen bir kooperatif baÅŸkanın yunusun midesindeki balığı çok bulması hayli düÅŸündürücü ve abesle iÅŸtigaldir. Belirtilen rakamların gerçekle alakası yoktur. Türüne göre deÄŸiÅŸmekle birlikte bir yunus bir günde kendi ağırlığının ortalama %2 ila 5’i kadar balık avlar (yaklaşık mutur 1kg, tırtak 3kg, afalina 7.5kg gibi). O da ancak bulursa… Bu miktar zamana ve yere göre deÄŸiÅŸir. Balık bulamadığı zaman kendi yaÄŸ dokusundan vücut ihtiyaçları karşılanır. Ayrıca mide içeriÄŸi çalışmalarına göre Karadeniz’de midesi bomboÅŸ ve plastik torba dolu yunuslar da bulmaktayız.
* Karadeniz havzasındaki yunuslar, insan kaynaklı müdahaleler nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Dip uzatma aÄŸları ile yapılan avcılık nedeniyle her yıl yaklaşık 3.000 mutur ve afalina türü yunus ölmektedir.
“Yunus balıklarını avlayan baÅŸka bir tür olmadığından…” ibaresi hatalıdır çünkü yunusları öldüren tür insandır. Halen Karadeniz’de yunus popülasyonlarını tehdit eden faktörler; tesadüfi aÄŸa yakalanma (bycatch), habitat kaybının neden olduÄŸu besin azalması, deniz kirliliÄŸi ve salgın hastalık sonucu kitlesel ölümlerdir. Tesadüfi aÄŸa yakalanma, deniz memelilerinin birçok türü için en önemli insan kaynaklı ölüm nedenidir. Özellikle dip uzatma aÄŸları ile yapılan avcılık nedeniyle Karadeniz’de her yıl yaklaşık 3.000 mutur ve afalina türü yunus ölmektedir. Kalkan balıkçılığının yapıldığı bahar ve yaz başı muturların doÄŸum ve yavru bakım zamanları ile çakışmaktadır. Bu aÄŸlarda ölen diÅŸi bireylerin yavruları ise bir ay sonra açlıktan ölerek karaya vurmaktadır. Ayrıca besin azlığı ve kirlenme nedeni ile yunusların hassas bağışıklık sistemi çökerek yunuslar hastalanmakta, 2003 ve 2009 yılında da olduÄŸu gibi zaman zaman nedeni anlaşılamayan kitlesel yunus ölümleri görülmektedir. 2003-2012 yılları arasında sadece Batı Karadeniz’de 647 adet ölü ve canlı yunus karaya vurma vakası tespit edilmiÅŸtir.
* Yunus yağının faydadan çok insan saÄŸlığını zararı vardır. Yunuslar kara memelileri gibi aldıkları ağır metal ve kimyasalları vücutlarından atamazlar ve bunlar yaÄŸ dokularında birikir.
“Yunus yağının insan ve çocuk geliÅŸimi açısından tüketilmesinde birçok fayda vardır” açıklaması, yine yunus avcılığına yeniden izin verilmesi için öne sürülen temelsiz bir söylemdir. Kılları olmayan memeliler olarak yunuslar kara memelileri gibi aldıkları ağır metal ve kimyasalları vücutlarından atamazlar ve bunlar yaÄŸ dokularında birikir. 1990’da yapılan araÅŸtırmalara göre Karadeniz muturlarının vücutlarındaki DDT ve HCH gibi tarım ilacı kalıntıları dünyanın diÄŸer denizlerinde yaÅŸayan muturlara göre oldukça yüksektir. Dolayısıyla yunus yağının faydadan çok insan saÄŸlığına zararı vardır. Ayrıca bu çaÄŸda petrol ve plastik kaynaklı ürünler bu kadar yaygınken, yunus yağının sanayide kullanılması gereksiz ve iÅŸlevsizdir.
* Balıkların sonunu getiren ve balıkçıya asıl zarar veren, aşırı avlanma, hatalı balıkçılık politikaları ve kirlilik. Yunuslar bu denizin çobanı, yunus yoksa balık da yok!
“Yunuslar aÄŸlarımızı yiyor” balıkçılar tarafından dile getirilen afalinaların aÄŸlardaki balıklara saldırması yaygın bir ÅŸikayettir ve doÄŸrudur. Ancak bu sorunu yaratan afalinalar deÄŸil bizleriz. 20-30 yıl önce böyle bir etkileÅŸim görülmüyordu. Aşırı balıkçılık, kirlilik ve hatalı, kısa vadeli balıkçılık politikalarından dolayı balık stoklarını biz bitirdik. Yarı kapalı bir denize 65m balıkçı teknesi yaparken geleceÄŸi düÅŸünmedik. Åžimdi endüstriyel balıkçılığın yarattığı sorunun cezasını ne yazık ki küçük kıyı balıkçısı çekiyor. Ve sadece bizde deÄŸil tüm Akdeniz’de bu sorun yaÅŸanıyor. Esas ağın etrafına daha geniÅŸ gözlü baÅŸka bir koruma ağı kurmak bazı bölgelerde iÅŸe yarıyor. Yunuslar bu denizin çobanıdır. Yunus yoksa balık da yok!
SONUÇ OLARAK:
* Yunus avcılığın Türkiye denizlerinde yasaklandığı 1983 yılından itibaren popülasyonların kendini toparlaması mümkün deÄŸildir. Tırtak ve afalinaların son 30 yılda popülasyon miktarının artış trendine girdiÄŸi tahmin edilse de, toplu ölümler ve besin kıtlığı nedeni ile bu artış düÅŸüktür. Muturlar için ise tesadüfi aÄŸa yakalanma ve habitat kaybı nedeni ile bir iyileÅŸmeden bahsetmek mümkün deÄŸildir.
* Ancak ekosistemin bütün parçalarını koruyarak biyoçeÅŸitliliÄŸi koruyabiliriz. Karadeniz’de 1970’lerde 26 ticari öneme sahip balık varken bu sayı bugün 6’ya düÅŸmüÅŸtür. Besin zincirinin en tepesindeki yunuslar ekosistemin saÄŸlığı konusunda gösterge türlerdir. Yunusların azalması sürdürülebilir balıkçılığa ve tüm ekosisteme zarar verir. Ayrıca yunuslar daha çok yaÅŸlı ve hasta balıkları yedikleri için, balık popülasyonlarının hastalanmasını azaltır ve üreme baÅŸarılarını arttırır.
* Yunus türlerinin avlanması 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’na göre yasaktır. Ülkemiz, Barcelona, Bern, CITES gibi uluslararası sözleÅŸmelere taraf olmuÅŸ, ACCOBAMS sözleÅŸmesi ise imzalanmak üzeredir. Bu anlaÅŸmalara göre yunus türleri “kesinlikle korunan türler (strictly protected species)” olarak tanımlanmış, Karadeniz popülasyonları IUCN kırmızı listesinde (mutur ve afalina nesli tehlike altında EN, tırtak hassas olarak VU) yer almaktadırlar. “Karadeniz Yunuslarını Koruma Planı” 2006’da ve “Karadeniz’in Çevresinin Koruması ve Rehabilitasyonu Stratejik Eylem Planı” da 2009’da baÅŸlamıştır. Yani hiçbir koÅŸulda yunusların avlanmasının önünün açılması yasal ve bilimsel olarak mümkün deÄŸildir.
* Balıkçılık otoritelerinin saÄŸduyu ile açıklama yapmaları, bunları haberleÅŸtiren medya mensuplarının da uzman görüÅŸü almadan yayınlamamaları kamuoyunu yanlış bilgilendirmemek adına elzemdir.
* Balıkçılık kooperatiflerinin yunusları rahat bırakıp balıkçılığımızın esas sorunları olan aşırı avcılık, av yasaklarına uyulmaması, üreme boyuna gelmemiÅŸ yavru balık avcılığı ve kirlilik gibi konular üzerine açıklamalar yapacakları ve Karadeniz’de halen mevcut olmayan Deniz Koruma Alanları talep edecekleri günleri hep beraber görme ümidiyle, Türk Deniz AraÅŸtırmaları Vakfı olarak konunun her zaman takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz.