HAZİNE AÇIÄžI VE DOLAR KURU

Ersin DEDEKOCA

 Birbiri ardına son üç haftadır yazdığımız Taşıma Suyla Döviz Finansmanı, İç Borçlanma Sınıra mı Yaklaşıyor? ve “Faiz Sebeb”ten Sonra Çöken “Rekabetçi Kur” Tezi baÅŸlıklı, Türkiye ekonomisinin baÅŸat kırılganlıklarıyla ilgili yazı serimizi bu hafta, Hazine’nin aşırı borçlanması, TL’daki yüksek deÄŸer kaybı ve ülkede yaÅŸanan “dolarizasyon” gerçeÄŸinin irdelenmesiyle” ÅŸimdilik” son vermek istiyoruz.[*]

BÜTÇE ve HAZİNE NAKİT DENGESİNDEKİ BOZULMA

“Hazine nakit dengesi” verileriyle de teyid edildiÄŸi gibi, Merkezi Yönetim Bütçesi (MYB) dengelerindeki bozulma 2020 yılında olanca hızıyla sürdü. AÅŸağıdaki grafiklerde de görüldüÄŸü gibi, MYB dengelerinde 2015’ten sonra artmaya baÅŸlayan bozulma, 2019’daki sıçramanın ardından 2020’de de hızla devam etti

2020 yılındaki durumu da aşağıdaki başlıklarda toplayabiliriz:

– 2019 yılında “Hazine nakit açığında” yaÅŸanan yüzde 84,9 oranındaki sıçramadan sonra geçen yıl da yüzde 39.8 artarak, 181.8 milyar TL seviyesine çıktı. Keza 2020 yılı Hazine nakit açığı 2020’de 51.7 milyar TL arttı.

– 2020 yılında Hazine nakit dengesine göre gelirler yüzde 15,8 artarken, gider kalemlerinin toplamı yüzde 18,7 oranında yükseldi.

– Faiz giderlerindeki yaÅŸanan artış hızı, ortalama gider artış hızının yine üzerinde gerçekleÅŸti. Faiz giderleri 23.4 milyar TL, bir diÄŸer ifadeyle yüzde 23,9 artarak 121.2 milyar TL düzeyine tırmandı.

– Bu arada daha da önemlisi, “Faiz dışı nakit açığındaki” artış da hızlandı. 2016’dan bu yana açık vermeye baÅŸlayan faiz dışı nakit dengesi, 2019’da yüzde 496’lık bir artışla bir tür patlama yapmıştı. Söz konusu artış 2020 yılında da sürdü ve faiz dışı açık, 27.7 milyar TL ve yüzde 73,6 oranındaki artışla 65.43 milyar TL’ye ulaÅŸtı.

HAZİNE NAKİT AÇIÄžININ 3 KATI BORÇLANMA

Yukarıda özetlenen Hazine nakit dengesindeki geliÅŸmenin sonucunda, borçlanma da hızlı bir ÅŸekilde arttı. Kısaca Hazine’nin net borçlanması, 2019’daki yüzde 189 oranındaki sıçramanın üzerine yüzde 58 daha yükselmiÅŸ oldu. 2019’da 52.7 milyar TL’den 152.4 milyar TL’ye fırlayan net borçlanma, 2020’de 240.8 milyar TL’ye tırmandı.

GerçekleÅŸen 240 milyar TL’lik net borçlanmanın 20.1 milyar TL’si “dış borçlanma”, 220.6 milyar TL’si da” iç borçlanma” ÅŸeklinde oldu. 2019’da yüzde 160.5’lik bir sıçrama yapan net iç borçlanma, 2020’de de yüzde76.9 gibi bir hızla artışını sürdürdü.

Hazine nakit dengesi ve yapılan borçlanma baÄŸlamında dikkat çeken bir nokta, Hazine’nin nakit açığından çok daha yüksek miktarda borçlanmış olması olgusudur. 181.8 milyar TL nakit açığı olan Hazine’nin, bu açığı finanse etmek için yaptığı borçlanma 240.8 milyar TL oldu. Bir diÄŸer anlatımla Hazine, nakit açığını finanse etmek için yeterli miktardan 60 milyar TL ve yüzde 32,4 daha fazla borçlanmış oldu. Bunun sonucu olarak Hazine’nin banka hesabında, geçmiÅŸ yıllarda olanlardan kat kat yüksek, kur farkıyla birlikte 80.2 milyar TL’lık bir artış ortaya çıkmış oldu.

Fazla borçlanmanın gerisinde yatan nedenleri irdelediÄŸimizde, bu yılın ilk aylarındaki borç ödeme yükü, Hazine’nin 2020’yi yüksek banka hesabıyla kapatmasını gerektirecek düzeyde gözükmemektedir. Bu durumda Hazine’nin ihtiyaçtan fazla borçlanmasının bir nedeni, döviz borçlanarak TCMB rezervine destek olmak olabilir. Olası bir neden de, faizlerin yükseleceÄŸini öngörerek, borçlanmayı düÅŸük faiz döneminde yüksek tutma fikri olabilir. Bu saydığımız olasılıklara, gündemden bir türlü çıkmayan “erken seçim ihtimaline” hazırlık ereÄŸi de eklenebilir.

TL’NİN DEÄžER KAYBINDA ve DOLARİZASYONDA ZİRVE

Türkiye 2020 yılını, bir ilk olarak, TCMB’nın kendisine ait “net rezervlerini tükettiÄŸi”, bununla da yetinmeyip döviz varlığında eksiye düÅŸtüÄŸü bir yıl olarak geride bıraktı. Bununla ilintili olarak yılın bir diÄŸer öne çıkan geliÅŸmesi de, TL’ye güvenin aşınmasıyla tasarrufların dövize yönelmesi oldu.

Bu konuyla ilgili en net ve anlamlı bilgiyi, 11 Ocak tarihli yazımızda kullandığımız, TCMB’ca hazırlanan “ÜFE bazlı “reel efktif döviz kuru 2003=100” grafiÄŸini yine aÅŸağıda gösterdik.

Yukardaki grafikte, TL diÄŸer paralara karşı ne kadar deÄŸersizse “reel efektif döviz kuru” da o kadar düÅŸük olmaktadır. Grafikte açık bir ÅŸekilde görüldüÄŸü gibi 2020’de TL, tarihinin en deÄŸersiz seviyesindedir.

Hal böyleyken bu avantajlı durumdan, ne dış ticaret açığını daraltmada, ne de cari açığın daraltılmasında yeterince yararlanılamamıştır.

GeçtiÄŸimiz yıl ve ÅŸimdilerde kiÅŸiler ve ÅŸirketlerin döviz olarak tuttukları mevduatın payı, 2001 krizinden sonraki en yüksek seviyelere ulaÅŸmıştır. Hem faizin hem de döviz kurunun tutulmasını amaçlayan “para politikasının” piyasalarda yarattığı hasar ve güvensizlikle yabancı yatırımcıların yatırımlarında “rekor dip seviyeler” görüldü.

Uzun vadeli bir sürecin sonucu olarak “döviz mevduatındaki artış” 2020’de rekor seviyeye ulaÅŸtı. Türkiye ekonomisindeki kırılganlıkların daha da belirginleÅŸmesinin yanı sıra, 2009 finansal krizi sonrasındaki “parasal geniÅŸlemeden geri” adım atılmasıyla, 2013’te kurlardaki artış da hızlandı.

TCMB’nin bu dönemde görünür faizi artırmak yerine “dolaylı araçlarla kuru ve faizi baskılamaya” yönelik politikası, döviz mevduatına yöneliÅŸi hızlandırdı. Haziran 2013’te yüzde 30 seviyesinde bulunan döviz mevduatının toplam mevduat içindeki payı yılın sonunda yüzde 35’i aÅŸtı.

Dolarizasyon, izleyen dönemlerde de makro dengelerdeki bozulma ve TL’deki erimenin de hızlanmasıyla kesintisiz bir artış seyrine girdi. 2018’in ikinci yarısında yüzde 50’yi aÅŸan döviz mevduatının payı, faizi baskılama ısrarıyla 2020 sonunda yüzde 56’ya ulaÅŸtı.

TL’nin reel deÄŸerinin tarihi en düÅŸük seviyeye indiÄŸi 2020’de yurtiçi yerleÅŸiklerin yabancı para mevduatı 235 milyar $’a kadar yükseldi. Toplam yaklaşık 3.5 trilyon TL düzeyindeki mevduatın 1.9 trilyon TL’lık bölümünü döviz cinsi mevduat oluÅŸturmaktadır. Kasım ayındaki normalleÅŸme adımının tek başına, oluÅŸan güven kaybını onarması ve “ters dolarizasyona” dönüÅŸü saÄŸlaması zaman alacak veya yeterli güven saÄŸlanmadığı sürece deÄŸiÅŸmeyecek gibi durmaktadır.