TARIMDA ÜRETİM DÜÅžÜYOR
CHP MİLLETVEKİLİ GÜNDEME GETİRDİ
CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır komisyondaki konuÅŸmasında Türkiye'deki ekonomik süreci deÄŸerlendirdi. 'Artık çiftçi acaba üretim yapmasam mı diyor' Girdi fiyatlarının çok yüksek olmasının tarım ürünlerinde en büyük sorun olduÄŸunu ifade eden Sındır, üreticinin, girdi fiyatlarının yüksek olmasının yarattığı baskı ile ürününü hasat edip etmemeyi düÅŸündüÄŸünü, hasat ettiÄŸinde aracı kartellerinin baskısı altında ürününü ederi fiyatından satamadığını, bunun üretimden kopmaya neden olan bir sürece evrildiÄŸini belirtti. Sındır, "Artık çiftçi, üretim yapmamanın maliyetini hesaplıyor acaba üretim yapmasam mı diyor ve her geçen gün üretici, üretimden yavaÅŸ yavaÅŸ kopuyor." dedi. Sındır, enflasyonla topyekün mücadelenin mutfaklara uÄŸramadığını savunarak, gıda fiyatlarında yaÅŸanan artışın doÄŸrudan vatandaşın mutfağını, cebini ve huzurunu etkilediÄŸini dile getirdi.
AYRINTILAR,
Dr.NECDET ORAL
Son 15 yıldır birçok tarım ürününde üretim ya düÅŸtü ya da kendini tekrarladı. YoksullaÅŸan çiftçiler tarımdan koptu, tarlalar boÅŸ kaldı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2018 yılına iliÅŸkin ‘Bitkisel Üretim 2. Tahmini’ni açıkladı. Üretim 2017 yılına göre hububat ve diÄŸer bitkisel ürünlerde yüzde 4,2, sebzelerde yüzde 3, meyvelerde yüzde 1,7 oranında azalacak. 2018 yılında üretim, tahıllar ve diÄŸer bitkisel ürünlerde 65,5 milyon ton, sebzelerde 29,9 milyon ton ve meyvelerde 20,5 milyon ton olarak gerçekleÅŸecek.
TÜİK’e göre, 2017 yılında 36 milyon yon olan hububat üretimi bu yıl yüzde 4,8 oranında azalarak yaklaşık 34,4 milyon tona düÅŸecek. BuÄŸday üretimi bir önceki yıla göre yüzde 7 oranında azalarak 20 milyon ton, mısır üretimi ise yüzde 3,4 oranında azalarak 5,7 milyon ton olacak.
Türkiye’de buÄŸday üretimi 30 yıldır yerinde sayıyor, üretim nüfusla aynı oranda artmadığı için dışa bağımlılık daha da derinleÅŸiyor. 1988 yılında 20,5 milyon ton olan buÄŸday üretimi yüzde 2,5’luk bir düÅŸüÅŸle 2018 yılında 20 milyon tona geriledi. Buna karşılık 1988 yılında 53 milyon olan nüfus yüzde 53 oranında artarak 2018 yılında 81 milyona yükseldi. Bu süreçte kiÅŸi başına buÄŸday üretimi de 380 kilodan 250 kiloya düÅŸtü.
Mısırda 2015 yılında ton başına 40 lira olan prim desteÄŸi 2016 yılında yarı yarıya (20 liraya) düÅŸürüldü. Üstelik TMO ton başına alım fiyatını sadece yüzde 2 oranında artırdı. 2017 yılında prim desteÄŸi 30 liraya yükseltildi; ancak alım fiyatındaki artış yüzde 2,7’de kaldı. Bu yıl ise alım fiyatı enflasyon oranında artırıldı.
TÜİK’in açıklamasında 2018 yılında baklagillerin önemli ürünlerinden kırmızı mercimek ve kuru fasulye üretiminin azalacağı, buna karşılık yeÅŸil mercimek ve nohut üretiminin artacağı belirtiliyor.
Son 15 yılda bakliyat ekim alanları 1,4 milyon hektardan 790 bin hektara düÅŸtü, yani yüzde 42 oranında daraldı. Buna karşılık 1,5 milyon ton olan bakliyat üretimi de 1,5 milyon tondan 1,2 milyon tona düÅŸerek yüzde 23 oranında azaldı. Bu dönemde toplam 4,4 milyon ton bakliyat ithal edilerek 3,6 milyar dolar ödendi.
Destekleme alımlarının kaldırılarak sözleÅŸmeli usule geçilmesi, TEKEL’in özelleÅŸtirilmesi, girdi fiyatlarındaki yükseliÅŸler ve ithal tütün kullanımındaki artış, tütün üreticisinin gelirlerini düÅŸürmüÅŸ, sonuçta tütün ekimi ve istihdamında çok çarpıcı bir daralma yaÅŸanmıştı. TÜİK’e göre 20 yıl önce üretimi 250 bin tonu aÅŸan tütün üretimi, 2018 yılında 80 bin tonda kalacak. Bu, tütünde dışa bağımlılığın daha da artacağı anlamına geliyor.
Bir baÅŸka özelleÅŸtirme maÄŸduru ÅŸeker pancarı üretiminde de yüzde 5,4’lük bir daralma yaÅŸanacak. 2017 yılında 21 milyonu aÅŸan üretim bu yıl 20 milyon ton olarak gerçekleÅŸecek.
TÜİK’in tahminine göre, turunçgillerden portakal üretimi yüzde 7, greyfurt ise yüzde 10 oranında azalırken; mandalina yüzde 5, limon yüzde 10 oranında artacak.
Öte yandan elma üretiminde yüzde 17, muz üretiminde ise yüzde 35 gibi önemli sayılabilecek bir artış beklenirken; kayısı üretiminde dramatik bir düÅŸüÅŸ (yüzde 25) yaÅŸanacak.
TÜİK’in açıklamasında, 2017 yılında 2,1 milyon ton olan zeytin üretiminin bu yıl iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin etkisiyle 1,5 milyon tona gerileyeceÄŸi belirtildi. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi 26 Eylül’de yaptığı açıklamada, geçen sezon 287 bin ton olan zeytinyağı rekoltesini bu sezon 194 bin ton olarak tahmin etmiÅŸti.
TÜİK, pamuk üretiminde yüzde 6 oranında artış beklendiÄŸini açıkladı. Ancak bu yılki üretim 2002 yılı üretiminin 50 bin ton gerisinde kaldı. 2017 yılında 914 bin ton olan pamuk ithalatı, bu yılın ocak-aÄŸustos döneminde 620 bin tona ulaÅŸtı. 2003-2018 yılları arasındaki 16 yıllık dönemde ise yaklaşık 12 milyon ton lif pamuk ithal edildi, karşılığında 20 milyar dolar ödendi.


Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi, mayıs ayında Türkiye’nin fındık rekoltesinin 640 bin ton olarak gerçekleÅŸeceÄŸini açıkladı. Ayrıca 170 bin ton stok olduÄŸu belirtilerek arzın yüksekliÄŸine dikkat çekti. Bu açıklama, fiyatı düÅŸük tutmayı amaçlayan bir manipülasyondan ibaretti. Ancak TÜİK’in 580 bin tonluk üretim tahmini dışında Tarım ve Orman Bakanlığı suskunluÄŸunu sürdürdü ve rekolte açıklamadı.
Toprak Mahsulleri Ofisi de fiyat açıklamadı ve piyasaya girmedi. Nutella’nın üreticisi olan İtalyan Ferrero üreticilerle doÄŸrudan iletiÅŸime geçerek 2018 ürünü kabuklu fındığın kilosunu kalitesine göre 11,25-11,5 liradan alacağını bildirdi.
Bu yıl iklim koÅŸullarından dolayı fındık hasadı erken baÅŸladı. Bu nedenle üretici, fındığını aÄŸustos ortasından itibaren pazara indirmeye baÅŸladı ve ekim ayı ortasına kadar fındık Giresun’da 13-14 lira, Ordu’da 11-12 lira, Batı Karadeniz’de ise 10-11 lira bandında alıcı buldu. Bu tarihten sonra fiyatlar bir miktar gerileyerek Giresun fındığı 12-13 TL/kg, levant kalite fındık 10-11 TL/kg bandında seyretti.
Nihayet 26 Ekim’de “TMO’nun 1 Kasım’dan itibaren fındık alımına baÅŸlayacağı, Giresun kalite fındığın kilosunun 14,5 liradan, levant kalite fındığın ise 14 liradan alınacağı” duyuruldu. Ancak bu süreçte küçük ve orta ölçekli çiftçilerin büyük bir bölümü fındığını zaten satmıştı.
Küçük üreticiler, gübredeki yüzde 100, diÄŸer girdilerdeki (mazot, zirai ilaç, besi ve süt yemi) yüzde 35-60 seviyesindeki artışlar ve son zamlarla yaÅŸanan hayat pahalılığı nedeniyle üretim sürecini terk etme noktasına geldiler. Bu nedenle açıklanan 14- 14,5 liralık fındık fiyatının küçük üreticilere bir faydası olmayacak. Bu fiyattan ancak fındığı stoklarında bekleten büyük çiftçiler ve aracılar yararlanacaklar.
Çözüm, Fiskobirlik’in üretimden pazarlamaya kadar zincirin her halkasına hâkim olacağı ve yönetim organlarını üreticilerin belirleyeceÄŸi ÅŸekilde yeniden yapılandırılması ve üreticilerin bağımsız olarak sendikal örgütlenmelerini saÄŸlayacakları düzenlemelerin hayata geçirilmesidir.
Üretim neden artmıyor? Niçin ithalatçı hale geldik?
â–º Tarım destekleri çiftçinin eline geçen fiyatlara yapılan müdahale olmaktan çıkarılarak, prim örneÄŸinde olduÄŸu gibi piyasa fiyatını etkilemeyen bir hale getirildi.
â–º Uygulanan neoliberal politikalara baÄŸlı olarak ürün girdi piyasalarında etkili olan KİT’ler özelleÅŸtirildi. ÖzelleÅŸtirmeler sonrası girdi piyasası (özellikle tohum, gübre, ilaç piyasası) tümüyle uluslararası tekellerin kontrolüne girdi.
â–º Tarıma yönelik desteklerin azalması ve uygulanan liberalizasyon politikaları, sektörü çokuluslu tarım/gıda tekellerine karşı korunmasız hale getirdi.
â–º Girdi maliyetlerinin çiftçi aleyhine geliÅŸmesi sonucu üretim maliyetleri arttı.
â–º Fiyat politikalarının belirlenmesinin ÅŸirketlere bırakılması sonucu ürün fiyatları maliyetin altında (veya baÅŸa baÅŸ olacak ÅŸekilde) belirlendi.
â–º 2000’li yıllar kırda küçük üreticinin yoksullaÅŸtığı, mülksüzleÅŸtiÄŸi ve iÅŸçileÅŸtiÄŸi bir dönem oldu. Üretiminden para kazanamayan küçük ölçekli iÅŸletmeler için tarım, geçimlerini saÄŸlayacak bir ekonomik faaliyet olmaktan çıktı. YoksullaÅŸan çiftçiler tarımdan koptu, tarlalar boÅŸ kaldı.
â–º Son 15 yıldır mısır, pirinç, ayçiçeÄŸi ile bazı sebze ve meyveler dışındaki bütün ürünlerde üretim ya düÅŸtü ya da kendini tekrarladı.