ÇOCUKLARIMIZIN SAÄžLIÄžI VE GELECEĞİ

Åžahabettin KÜÇÜKYAZICI

Coronavirüs sorunu baÅŸladığından bu yana, Devlet ve Hükümet yetkilileri konu ile yakından ilgilenmiÅŸler ve  devam etmektedirler.

Öncelikle, kısmi sokaÄŸa çıkma yasakları ile birlikte okulların tatili gerçekleÅŸtirilmiÅŸ, AVM ve diÄŸer toplu satış yapılan pazarlar ve benzeri yerlerin çalışmaları kısıtlanmıştır. Bu çerçevede kapalı tutulan camilerin belirli kurullarla hizmete açılması gerçekleÅŸmiÅŸ, düÄŸünlere belli kurallarla izin verilmiÅŸ, ancak eÄŸitim kurumlarının açılması konusunda karar alınamamıştır. Daha önemlisi, eÄŸitim kurumları ile ilgili olarak, yetkili  bilimsel kurullar oluÅŸturulmamış, araÅŸtırmalar gerçekleÅŸtirilmemiÅŸ olması nedeniyle, esasen ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunan eÄŸitim camiası yeni bir sıkıntılı döneme girmiÅŸ bulunmaktadır.

Milli EÄŸitim Bakanlığı saÄŸlam gerekçelere dayanan kararlar yerine, geçici ve tereddüt yaratan kararlar almaya devam etmektedir.

EÄŸitim kurumlarının, yüz yüze eÄŸitime baÅŸlaması demek, çocuk ve gençlerin kaynaÅŸması demek olacaktır. Bu da salgın hastalığın bulaÅŸ riskini artıracak, çocuklarla virüs evlere taşınmış olacaktır.

Bunun yanı sıra, çalışan anne ve babaların çocuklarını dede ve ninelere taşınmasının da önüne geçilemeyecektir.

Halbuki, nine ve dedeler  hastalığın birinci derecede risk grubuna giren kronik hastalık sahibi kiÅŸiler olduÄŸu da sık sık gündeme getirilmektedir.

Maske üretim ve dağıtımı ile baÅŸlayan, hangi hastanelerin pandemi hastası kabul edeceÄŸi, yoÄŸun bakım servisleri kapasitesi  tartışmaları ile çözüm arayışları sürmektedir.

Bunların yanı sıra, halkın da tutumu çok ilginçtir. Kendilerinin ve yakınlarının saÄŸlıkların önemsemeyen gruplar, ilk fırsatta AVM lere koÅŸmakta, toplu taşıma araçlarına hiçbir kurala uymadan binmeye devam etmektedir. Yasaklarla bu tutum ve davranışların önüne geçilmesi pek kolay görünmemektedir.

Benim yaşımda olanlar iyi hatırlayacaklardır. Bizler, sıtma, çiçek, tifo ve verem salgınların yaÅŸadık. Üstelik o yıllarda Ülkemizin ekonomik ve sosyal koÅŸulları günümüzle kıyaslandığında çok daha kısıtlı idi. Buna raÄŸmen, sokakları gezen çamaşır yıkama araçları (atlı), BCG aşıları, ücretsiz dağıtılan kinin, etanbutol ve benzeri ilaçlarla Devletimiz salgınların önüne geçmiÅŸ o hastalıkların kökünü kazımıştır. Covit 19 için de yakında her türlü önlemin alınacağından kuÅŸkumuz yoktur.

Burada dikkat çekmek istediÄŸimiz konu eÄŸitim ve çocuklarımızdır.

Yetkililerin açıkladığı, uzaktan eÄŸitim veremediÄŸi öÄŸrenci sayısının, bir milyon beÅŸ yüz bin olduÄŸunu duyduÄŸumda oturduÄŸum yerden fırlamıştım. Hani ne oldu, her öÄŸrenciye bilgisayar projeleri?

Her köyde bir cami ve personeli görev yapmakta iken, 16 bin okulu okulsuz ve öÄŸretmensiz bırakarak, saatlerce çocukları minibüslere mahkum eden uygulamaları ne zaman tartışabileceÄŸiz?

Köy okullarının açılması, hatta artırılması suretiyle, uzaktan eÄŸitim araçlarından öÄŸretmen nezaretinde çocuklarımızın yararlanmasının önü açılabilir. Bu çerçevede, her okula bir saÄŸlık odası ve personeli uygulamasının baÅŸlatılması de gereklidir. “Bizim gençlik yıllarımızda, öÄŸrencisi olduÄŸum KabataÅŸ Lisesi ve diÄŸer  köklü okullarımızda Revir ve saÄŸlık görevlileri bulunmaktaydı.”

Bununla birlikte, salgın hastalık gölgesinde eÄŸitim sistemimizin olumsuz etkilenmemesi konusunda ve diÄŸer konularda, Atatürk döneminden bu yana hizmet vermekte olan Talim-Terbiye Kurulu’nun yetkilerinin artırılarak, üniversiteler ve öÄŸretmen kuruluÅŸlarının katkı vereceÄŸi,  yoÄŸun bir çalışma ile önlemler belirlemesinin uygun olacağını düÅŸünüyorum.