ATATÜRK’Ü VE CUMHURİYET BAYRAMINI

ANLAMAK VE KAVRAMAK

Av. Celal TOPKAN

Türklerin tarihlerinde ve geleneklerinde savaÅŸ kazanan komutanlar, hep kendi adlarıyla devlet kurmuÅŸlardır.

Hun imparatorluÄŸu, Göktürk devleti, Uygurlar Krallığı, Avar KaÄŸanlığı, Hazar KaÄŸanlığı, Karahanlı Devleti, Gazne Devleti, Büyük Selçuklu Devleti, HarezmÅŸahlar Devleti, Timur İmparatorluÄŸu, Babür İmparatorluÄŸu Osmanlı İmparatorluÄŸu gibi.

KurtuluÅŸ Savaşı’ bittiÄŸinde Mustafa Kemal tek belirleyici ve karar vericiydi. Kendi adıyla anılan bir Türk devleti kurmak isteseydi hem buna muktedirdi. Hem de halk buna karşı çıkmazdı.  Ayrıca da o sırada komÅŸu ülkelerden İran Åžahlıkla, Irak Krallıkla, Afganistan Krallıkla yönetiliyordu. Sovyetler BirliÄŸi Proletarya diktatörlüÄŸü ile, Batı Avrupa ülkelerinden Fransa, İngiltere, İspanya, Portekiz Krallıkla, İtalya Benito Mussolini, Almanya Adolf Hitler diktatörlüÄŸü ile yönetiliyorlardı.

Yani KurtuluÅŸ Savaşı’nın BaÅŸkomutanı Mustafa Kemal, SavaÅŸ sonrası kendi adıyla anılan bir devlet kursaydı, bu Türklerin tarihlerine uygun bir uygulama olurdu. Halk buna hazırdı. Dünyada da yadırganmazdı. Kendisi de bunu yapmaya muktedirdi.   

Fakat Mustafa kemal Atatürk, Türklerin tarihine ve geleneklerine uygun davranmadı. Tarihte o güne kadar örneÄŸi yaÅŸanmamış bir komutanlık ve liderlik ortaya koydu. Kendi adıyla anılan bir devlet kurma, tek adam olma, padiÅŸah, kral, diktatör olma peÅŸinde koÅŸmadı.

SavaÅŸ sonrası insanı merkez alan, insana deÄŸer veren, insanı önemeyen, insanı yüceltmeyi amaçlayan halk egemenliÄŸine ve yurttaÅŸlık esasına dayanan Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Kendisinin yüceltmenin deÄŸil, halkını yüceltmenin peÅŸinde koÅŸtu.  

Devrimler yaptı. Devrimlerle yaÅŸama geçirilen toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yenilik, deÄŸiÅŸim ve dönüÅŸümlerle, insanının yüceltilmesi amaçlandı. Aklı ve bilimi miras olarak bıraktı. Bir gün gelir benim düÅŸüncelerim bilim ve akılla çeliÅŸirse, akıl bilimden yana olun dedi.

YaÅŸamı cephelerde savaÅŸlar geçmiÅŸ olmasına karşın, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra “SavaÅŸ zaruri olmalıdır, zaruri olmayan savaÅŸ cinayettir” dedi.“Yurtta ve Dünya’da Barışı” savundu. Atatürk’ün giriÅŸimi ile Türkiye ile Türkiye’nin DoÄŸusundaki komÅŸu devletler, İran, Irak, Pakistan arasında 7 Temmuz 1937tarihinde Sadabad Paktı dostluk ve barış anlaÅŸması imzalandı.

Türkiye ile Türkiye’nin Batısındaki komÅŸu devletler Yunanistan, Romanya, Arna­vutluk, Bulgaristan, Yugoslavya, Roman­ya arasında 9 Åžubat 1934 tarihinde Balkan Paktı dostluk ve barış anlaÅŸması imzalandı. Türkiye’nin doÄŸusu ve batısı bir barış ve huzur bölgesi oldu.

1923-1938 arasında dışarıdan borç alınmadan, bir taraftan ülke imar edildi. Modern ve çaÄŸdaÅŸ kurumlarla donatıldı. Osmanlı Devleti’nden devralınan borçlar ödendi. DiÄŸer taraftan da ortalama yüzde 6.5 büyüme gerçekleÅŸtirildi.

Kasım 1938 yılına gelindiÄŸinde Türkiye Cumhuriyeti, dünyanın önde gelen medeni ve uygar devletler topluluÄŸu arasında, onurlu ve saygın yerini aldı.

Batılısıyla DoÄŸulusuyla dünyanın önde gelen tarihçileri, sosyal ve siyaset bilimcileri, Türkiye’nin önde gelen tarihçisi Prof. Dr. Halil İnalcık, sosyal ve siyasetbilimcisi Prof. Dr Suna Kili, Sosyal ve hukuk bilimcisi Prof. Dr. Ergun Özbudun,

Fransız bilim adamı dünyanın önde gelen siyaset bilimcisi ve sosyoloÄŸu Maurice Duverger,

Dünyanın önde gelen ünlü İngiliz tarihçi Arnold J. Toynbee,

Moskova Devlet Üniversitesi öÄŸretim üyesi ve Rusya’nın en önde gelen ÅŸarkiyatçılarından Prof. Dr. Mihail Meyer

Rus AraÅŸtırmacı Prof. Dr. Aleksandır UÅŸakov,

ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Kentucky Üniversitesi Psikiyatri Profesörü Dr. Arnold Ludwig,

BirleÅŸmiÅŸ Milletler EÄŸitim ve Kültür Örgütü UNESCO baÅŸta olmak üzere uluslararası kurumlar ve kuruluÅŸlar,

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu Mustafa Kemal Atatürk’ü yaÅŸayan lider olarak kabul ettiler. Atatürk’ün liderliÄŸini, dünce felsefesini, Atatürk’ün yönetiminde yapılan devrimleri, devrimlerle yaÅŸama geçirilen yenilik, deÄŸiÅŸim ve dönüÅŸümleri örnek alınacak ve örnek gösterilecek bir sistem ve model olduÄŸunu kabul ettiler. Mazlum ülkeler örnek gösterdiler.

Siyaseti kendisi için yapanlar,

Halkı deÄŸil kendisini ve çevresini zengin etmenin peÅŸinde koÅŸanlar,

Halkı yüceltmenin deÄŸil kendisini yüceltmenin peÅŸinde koÅŸanlar,

Hem ülkeyi tek baÅŸlarına aldıkları kararlarla yönetip hem de Atatürk’ü tek adam ve diktatör olmakla suçlayanlar,

Atatürk’ün gölgesi bile olamazlar.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum