Daha önceki yaptığı açıklamalarla “2019 yılı Türkiye’de afet yılı olacak” diyen ve yıllardır Türkiye’de ortaya çıkan bir çok depremi günler öncesinden bilen Deprem Tahmin Uzmanı Kadir Sütçü, yeniakit.com.tr’ye ÅŸok bir açıklamada daha bulundu. “Yakın bir zamanda Türkiye’de deprem olacak mı?” ÅŸeklindeki sorumuza Kadir Sütçü, korkutan bir tahminde bulunarak ÅŸu cevabı verdi:
“Türkiye ve çevresinde yüksek hava basıncı devam ediyor. 3 gün içerisinde İran, Irak sınırı ve Yunanistan’da 4 ila 5 ÅŸiddetinde deprem olmazsa Türkiye’de mutlaka 7 ÅŸiddetinde deprem olacaktır. Büyük olasılıkla DoÄŸu’da Malatya ve çevresinde, Batı da ise Denizli ve çevresinde 7 ÅŸiddetinde büyük bir deprem bekliyorum.”
DediÄŸi ifade edilmektedir.
KONU İLE İLGİ MAKALE
Prof. Dr. Haluk EyidoÄŸan
Her yıl depremlerden dolayı ortalama 1.000 kiÅŸinin hayatını kaybettiÄŸi, 2.000 kiÅŸinin yaralandığı, 7.000’den fazla binanın kullanılamaz duruma geldiÄŸi ülkemizde deprem hiçbir zaman sürpriz olmayacaktır. Bu coÄŸrafyada her yıl büyüklüÄŸü 5.0 ve daha fazla ortalama 1.800 tane deprem olmaktadır. BüyükÅŸehir sayısı ve yüksek deprem tehlikesi altında yoÄŸun nüfus barındıran ÅŸehirlerimizin sayısı arttığından dolayı ülkemiz ÅŸehir depremleri sürecine girmiÅŸtir. 20. yılını andığımız 17 AÄŸustos 1999 Gölcük depremi büyük kayıplara neden olan bir ÅŸehir depreminin acı sonuçlarını sergilemiÅŸtir.
17 AÄŸustos depremi, ülkemizde afetler için risk yönetiminde, deprem kent planlama ve tasarımında, imar/ÅŸehircilik mevzuatında, yapı denetiminde, yerel yönetimlerin yetkilerinde, kalkınma politikalarında, afet eÄŸitiminde, yerel toplum örgütlenmelerinde, profesyonel mühendislikte, müteahhitlikte ve sigorta düzeninde, planlamada sürdürülebilir planlama anlayışında eksik, yanlış ve yetersizliklerin ve ders alınması gereken gerçeklerin ortaya çıkmasına neden olmuÅŸtur. İşaret ettiÄŸimiz bu eksik ve yetersizliklerin çoÄŸu halen sürmektedir.
1999 depreminden sonra çıkarılan yapı denetim yasası, DASK yasası, AFAD yasası ve ilgili diÄŸer mevzuatta yapılan deÄŸiÅŸikliklerin daha yararlı olması için beklenen düzenlemeler yapılmamıştır. Afet Riski Altındaki Alanların DönüÅŸtürülmesi Hakkında yasa ve Yıpranan Tarihi ve Kültürel Varlıkların Yenilenerek Korunması baÅŸlıklı yasalar riskleri azaltma amaçlı uygulamalardan çok rantiye amaçlı uygulamalar için kullanılmıştır. 1985 tarihli imar yasası bugüne kadar 28 kez deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸramasına raÄŸmen afet risklerini azaltacak içeriÄŸe kavuÅŸamamıştır. Yapı müteahhitliÄŸi yasası yoktur, ancak 2 Mart 2019’da Yapı MüteahhitliÄŸi YönetmeliÄŸi çıkarılabilmiÅŸtir. 1999 depreminden ancak 20 yıl sonra, yüzlerce yüksek yapı inÅŸa edildikten sonra, 1 Ocak 2019’dan geçerli olmak üzere yeni deprem yönetmeliÄŸi ve deprem tehlike haritası uygulamaya konulabilmiÅŸtir. Afet risklerini azaltma yönetimi halen afet müdahale, yardım ve yara sarma anlayışının önüne geçememiÅŸtir.
Nüfusu 17 milyona doÄŸru artan ve artmaya da devam edeceÄŸi anlaşılan İstanbul mega-ÅŸehrinin çevresindeki iller dahil önümüzdeki 25 yılda yüzde 65 olasılıkla 7.0 ve daha büyük bir depreme maruz kalacağı bilim camiası tarafında kabul edilmiÅŸtir. Bu deprem hem Marmara’yı ÅŸiddetle sarsacak ve hem de tırmanma yüksekliÄŸi 5 metreye varacak yükseklikte tsunamiye neden olacaktır.
Bu tehlikeye raÄŸmen İstanbul BüyükÅŸehir Belediyesi’nin halkın parasıyla üniversitelere ve profesyonel yerli/yabancı kuruluÅŸlara yaptırdığı 2002 yılındaki mikrobölgeleme ve deprem senaryosundaki, 2003 yılındaki İstanbul Deprem Master Planındaki, 2009 yılındaki İstanbul Çevre Düzeni Planındaki ve 2011 yılında Avrupa ve Anadolu yakasında yapılan deprem ve tsunami için mikrobölgeleme çalışmalarındaki risk azaltma konusundaki tespit, öneri ve kararlar yok sayılmış ve bu kadim ÅŸehrin nüfusunun ve risklerinin daha da artmasına neden olmuÅŸtur. Daha önce tespit edilen sıvılaÅŸma ve heyelan gibi en riskli alanlardaki yapıların ve yerleÅŸmelerin riskleri azaltacak biçimde düzenlenmesi gerekirken tam tersine riskli alanlarda yeni yapılaÅŸma ve yoÄŸunlaÅŸmalar ile riskler daha da artmıştır. İstanbul Deprem Master Planı raftan indirilip derhal revize edilmeli ve kullanılmalıdır. AFAD’ın ilçe örgütlenmeleri tesis edilmelidir. Afet risklerinin azaltılması karar ve uygulamalarında yerel belediye ve sivil toplum katılımcılığı güçlendirilmelidir.
Riskleri azaltma adına genel önerilerim ÅŸunlardır:
Afet zararlarının azaltılması saÄŸlıklı ve sürekli geliÅŸmenin en can alıcı unsurudur. Bu konuda hükümetler ana sorumludur. Çalışmalarda sivil toplum örgütleri, özel sektör, uzmanlar ve akademisyenler mutlaka yer almalıdır. Yerel yönetimler ve mahalle afet gönüllüleri sistemi güçlendirilmelidir.