"Facebook Sayfasından"
Bizim gibi memleketlerde siyasetin “günlük” yapılmasından ve bütün gücünü “popülizm”den almasından olacak ki; kendisini her ne kadar bu iÅŸleri en iyi bilenlerden saysalar ve onlardan böyle olmalarını bekliyor olsak da; kimi siyasetçiler sanırım “madem halk böyle algılıyor, biz de olanları onlara öyle anlatalım, günü kurtaralım” diye ülkenin en temel konularında bir dalıyorlar ki popülizmin derin bataklığına, artık çıkmaları ne mümkün…
İşin kötü tarafı, bu konuya yakınlığı olmayan ama gerçekten samimi olan geniÅŸ kitleler de “o düzgün adamdır, ne derse inanırım” tavrıyla evirip çevirip bu yanlışlar bataklığında bir ÅŸeyleri canı gönülden savunmaya, olayları onun üzerinden sorgulamaya çalışıyorlar.
*
1999 AÄŸustosunda yaÅŸanan deprem, 7,4 büyüklüÄŸüyle sadece Marmara’yı deÄŸil, hükümetlerin 1970 yılından bu yana geçen 29 yıldan beridir bir türlü denklik görmemiÅŸ bütçesini de iyiden iyiye vurmuÅŸtu.
Parasızlıktan ölünüyor, 1999 yılının bütçe gelirleri, bütçedeki giderlerin sadece yüzde 67,4’ünü karşılayabiliyordu.
Evet, üstüne bir de 1999 depremleri gelince o bütçeye bir büyük yük daha binmiÅŸti binmesine ama, bu depremler olmasaydı da o yıllarda çok büyük bütçe açıkları yaÅŸanıyor ama “siyaset” bu açıkları kapatacak yeni vergileri salmaya ya da eskilerinin oranlarını yükseltmeye bir türlü cesaret edemiyordu.
İşte kamu zaten sürekli yaÅŸamakta olduÄŸu kendi bütçe depremleriyle baÅŸ edemezken Marmara’daki 7,4’lük Gölcük ile 7,2’lik Düzce depremleri, bütçedeki sıkıntıları nisbeten hafifletecek yeni vergiler koyabilmek için halkın buna kolay kolay tepki gösteremeyeceÄŸi bir gerekçe yaratmıştı:
Bu durum tabii ki “siyaseten” deÄŸerlendirildi ve 26.11.1999 günü 4481 Sayı ile “17/8/1999 ve 12/11/1999 Tarihlerinde Marmara Bölgesi Ve Civarında Meydana Gelen Depremin Yol Açtığı Ekonomik Kayıpları Gidermek Amacıyla Bazı Mükellefiyetler İhdası Ve Bazı Vergi Kanunlarında DeÄŸiÅŸiklik Yapılması Hakkında Kanun” kabul edildi.
Bununla Ek Gelir, Ek Kurumlar, Ek Emlak ve Ek Motorlu Taşıtlar vergisi getirildi. Ayrıca Özel İletiÅŸim ve Özel İşlem Vergisi (2003 Yılından sonra Özel İletiÅŸim Vergisi) adı altında iki yeni vergi daha uygulamaya girdi.
Hatırlayalım; O dönemin hükümeti, Bülent Ecevit baÅŸkanlığındaki DSP, MHP, ANAP koalisyonuydu ve 1999 Aralığında IMF ile 3 yıllık bir stand-by anlaÅŸması imzalanacak, hemen ertesi yılda da Kemal DerviÅŸ’li günler baÅŸlayacaktı.
Özetle, ÅŸimdi herkesin “nerede bu deprem için toplanan vergiler” dediÄŸi olay temelinde, devletin vergi gelirlerindeki büyük ve yapısal açığın kapatılabilmesi için yapılmış ama adı “Deprem vergileri” olmuÅŸtu.
Åžimdilerde ileri sürüldüÄŸüne göre de bu para 75 milyar lira kadardı.
Evet deprem bir yıkım yaratmıştı ama perde arkasındaki asıl sorun, devletin yeni tedbirler almaya, yeni vergiler koymaya cesaret edip bütçelerini bir türlü düzeltememesi, sonradan geliÅŸen olaylardan da anlaşılacağı üzere felaket ölçülerdeki “müzmin parasızlığıydı”.
Dolayısıyla adı “deprem vergileri” olan paraların deprem dışında çok baÅŸka yerlere harcanacağı, depremin üzerinden yıllar geçse de pratikte bu vergilerden vazgeçilemeyeceÄŸi ortadaydı.
Kaldı ki, ortada bütçecilik açısından ve iÅŸin gereÄŸi, zaten “adem-i tahsis” diye bir baÅŸka uygulama zorunluluÄŸu vardı:
Nitekim, Eski Maliye Bakanı Unakıtan da beklenmedik bir gerçekçilikle aynen ÅŸunları söylemiÅŸti 2003’de:
“Milleti aldatmanın alemi yok. Vergiyi getirirken bir gerekçe aranmış. Deprem vergisi denmiÅŸ. Bütçe açığını kapatmak için konulmuÅŸ…
Kimse kimseyi kandırmasın”
*
“Adem-i tahsis”, kelime anlamı olarak “tahsis edilmeme, edememe” diye TürkçeleÅŸtirilebilir.
Bunu bütçecilik tekniÄŸi açısından söyleyecek olursak da “adı ne olursa olsun her türlü vergi geliri, bütçenin her türlü giderleri içindir” Yani adı ya da gerekçesi böyle olsa da, deprem vergisinin geliri depreme; falan gerekçeyle çıkarılan verginin geliri falan iÅŸe tahsis edilemez/ayrılamaz.
Bu ÅŸüphesiz kamu maliyeciliÄŸine, bütçeciliÄŸe yabancı olanlara oldukça ters gelir ama, hani hocalar bazen “bunu bilmeyen benim dersimden geçemez” derler ya; kamu yönetimi açısından o kadar da temel bir prensiptir. Adem-i tahsis konusu, bütçecilikte, alfabenin adeta a harfi gibidir.
Dolayısıyla zamanın hükümetinin “Deprem Vergileri” diye savunup yasalaÅŸtırdığı bu vergilerin herkesin öyle sandığı ve ÅŸimdi bazılarının “nerede bu deprem vergisinin 75 milyarı” dediÄŸi paraların mutlaka deprem için harcanması bütçecilikteki adem-i tahsis prensibi açısından da söz konusu edilemez, nerede bu paralar denemezdi.
Denmesi, ancak bilmezden gelmek ya da madem halk buna inanıyor biz de onların anladığı gibi soralım demek olurdu.
Peki, ortada hiç mi yanlış yok?
Tabii ki boğazımıza kadar var.
o zaman yanlış nerede, doğrusu nedir, onu anlatalım.
1.Bütçelerin her türlü vergi dahil tüm gelirleri tüm giderlerini karşılamak için kullanılır. Nerede deprem vergileri sorgusu asıl sorulacak soruları sormamak demektir.
2. İkinci olarak1999 yılında “…Depremin Yol Açtığı Ekonomik Kayıpları Gidermek Amacıyla...” adı ve gerekçesiyle yeni vergi kanunu çıkarılması yanlıştı. Bu adlandırma yeni getirilen vergileri halka kolayca ettirebilmek için duygusal bir “soslama” olmuÅŸtur ama, aradan geçen zamanda bu adla toplanan vergilerin neden deprem için harcanmadığı konusunda açmaza düÅŸülmüÅŸtür.
3.EÄŸer o tarihte “sadece deprem yaralarını sarmak için” ve baÅŸka bir yere harcanmamak kaydıyla bir yükümlülük getirilecekse bu “fon” olarak düzenlenmeliydi.
Çünkü vergiler bütçenin bütün giderlerini karşılamak için toplanırken “fonlar” sadece belirli amaçlarla toplanabilir.
Uygulamada hukuki dayanağından saptırılmış olsa da “iÅŸsizlik fonu” buna örnektir.
4. Deprem konusundaki doÄŸru sorgulama ancak “Ey hükümetler, 1999’dan bu yana deprem konusunda neden bir ÅŸey yapmadınız” ÅŸeklinde olabilir. Çünkü 1999’da çıkarılan ek vergileri deprem vergisidir diye sunma sırasında, dolaylı da olsa topluma “deprem konusunda gerekeni yapacağız” anlamında bir siyasi vaad vardır.
5.Åžimdi muhalefetin “nereye gitti bu deprem paraları” demesi de, iktidarın “ama bakın bu arada da bunları yaptık” demesi de maalesef konunun kendi mecraında tartışılması deÄŸil, halka algılatıldığı yanlış biçimiyle yapılan bir tartışmadır.
6.Bu konuda muhalefetin doÄŸru sorusu:” Bütçe imkanları yükseltildiÄŸinde neden deprem gibi öncelikli bir iÅŸte kullanılmadı da hiç önceliÄŸi olmayan diÄŸer alanlara kullanıldı” olmalıydı.
Soruyu eÄŸer “nerede bu 75 milyar diye sorarsanız, belli ki iktidarın cevabı kolaylaÅŸacak; bu vergilerin adında “deprem” sözü de geçse, o paraların sadece yıllar içerisinde toplanan bütçe gelirleri olduÄŸu ileri sürülecek, yapılan yollar, köprüler gösterilip popülizme sarılınacaktır.
O zaman sorulması gereken soruyu burada biz toparlayalım:
Ey iktidarlar, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduÄŸu ve muhtemel bir büyük deprem karşısında ülke altından kolayca kalkılamayacak bir ekonomik yıkımla karşılaÅŸacağına göre; sizler neden kısa vadeli siyasetler güttünüz ve önceliklerinizi bu yıkım riskini azaltacak hatta ortadan kaldıracak basireti göstermediniz?
“Ver” dediÄŸinizde vermedik mi?
O bütçelerimizi nerelere harcadınız?
Yönetim tercihlerinizi neden çarpık yapılaÅŸmaya yol verecek biçimde kullandınız? O riskli yapılara neden göz yumdunuz ve hatta meÅŸrulaÅŸtırdınız?
Åžimdi bize “Bak ÅŸuralara harcadık” dediÄŸiniz ve bizim geçmeyi düÅŸünmediÄŸimiz yol ve köprülerimiz, uçmayı tercih etmediÄŸimiz havaalanlarımız, sözüm ona itibar saÄŸlayacak saraylarınız; bir gün bu güzel ülke taÅŸ taÅŸ üzerinde kalmayacak durumlara düÅŸerse, bunu kaldıramayacak olan ekonomi iyiden iyiye çökerse acaba siz nasıl olup da bu tercihlerinizi aslında halkımızın refahı, devletimizin güçlenmesi için kullandığınızı söyleyebileceksiniz?
Can mı önemliydi mal mı dendiÄŸinde siz mal mı diyeceksiniz?
Bunu söyleyemediÄŸiniz ya da söyleseniz bile halkımız o gün bunun sadece popülizm olduÄŸunu çok acı biçimde gördüÄŸünde sizler daha baÅŸka ne söyleyebileceksiniz?
Bize kaybettirdiklerinizden kaynaklanacak bu büyük sorumluluÄŸunuzu ve milletin ahını taşıyabilecek misiniz?
Åžimdi söyleyin bakalım: Adı ÅŸu vergi ya da bu vergi olmuÅŸ önemli deÄŸil, "Paralar" nereye gitti?