Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiÄŸi ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. TaÅŸlar üzerine yazılmış tarih. Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaÅŸması. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası. Türk askeri dehasının, Türk askerlik san’atının esasları. Türk gururun ilâhi yüksekliÄŸi. Türk feragat ve faziletinin büyük örneÄŸi. Türk içtimai hayatının ulvi tablosu. Türk edebiyatının ilk ÅŸaheseri. Türk hitabet sanatının eriÅŸilmez ÅŸaheseri. Hükümdarâne eda ve ihtiÅŸamlı hitap tarzı. Yalın ve keskin üslûbun ÅŸaşırtıcı numunesi. Türk milliyetçiliÄŸinin temel kitabı. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser. Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık. Türk dilinin mübarek kaynağı. Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulade iÅŸlek örneÄŸi. Türk yazı dilinin baÅŸlangıcını milâdın ilk asırlarına çıkartan delil. Türk ordusunun kuruluÅŸunu en az 1250 sene öteye götüren vesika. TürklüÄŸün en büyük iftihar vesilesi olan eser. İnsanlık âleminin sosyal muhteva bakımından en manalı mezar taÅŸları. Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı. vs. vs.
Göktürk Yazıtları
Orhun âbidelerini vasıflandırmak isteyince, insanın zihninde iÅŸte bu gibi ifadeler sıralanmaktadır. Orhun âbideleri Göktürk devrinden kalma kitabelerdir. Göktürkler, milâttan önceki asırlarda Hunlar tarafından kurulup, deÄŸiÅŸen sülâleler ve boylar idaresinde devam edegelen Asya’daki büyük Türk imparatorluÄŸunun 6. asırla 8. asır arasındaki devresinde hüküm sürmüÅŸlerdir. 6. asrın ilk yarısında Türk devletinin başında Avarlar bulunuyordu. 552 tarihinde Bumın KaÄŸan Avar idaresine son vererek Türk devletinin Göktürk hanedanı devrini açtı. O devirde büyük kaÄŸanlığın merkezi devletin doÄŸu kısmında idi ve batı kısmı da doÄŸuya baÄŸlı tâbi bir kaÄŸanlıkla idare ediliyordu. Bumın KaÄŸanın kardeÅŸi İstemi KaÄŸan da 576′ya kadar bu batı bölümünün kaÄŸanı idi.
Bumin KaÄŸan, Göktürk hâkimiyetini kurduÄŸu sene içinde Öldü ve sırasıyla üç oÄŸlu, büyük kaÄŸanlık yaptılar. Birincisi 553′te, ikincisi 553-572′de, üçüncüsü de 572-581 tarihlerinde hüküm sürdüler. Bunlardan ikincisi olan Mukan zamanında devlet Mançurya’dan İran’a kadar uzanan kuvvetli bir imparatorluk hâline geldi. Daha sonra devlet, bir yandan kuvvetli hakanların yokluÄŸu ve devleti teÅŸkil eden kavimlerin çekiÅŸmeleri, öte yandan bilhassa Çin entrikası yüzünden bir sürü karışıklıklar geçirdi ve nihayet 630′da devletin asıl doÄŸu kısmı Çin hâkimiyetine geçti. Zamanla Çin hâkimiyeti batı kısmına da sirayet etmeÄŸe baÅŸladı. Fakat bu Çin esareti daha fazla devam etmedi ve KutluÄŸ KaÄŸan veya ikinci adıyla îltiriÅŸ KaÄŸan, Çin hâkimiyetine son vererek 680-682 senesinde devleti yeniden toparladı. İltiriÅŸ KaÄŸan ve 691′de ölünce yerine geçen kardeÅŸi Kapgan KaÄŸan idaresinde devlet yeniden eski haÅŸmetini buldu.
İltiriÅŸ KaÄŸan’ın Bilge ve Kül Tigin adlı iki oÄŸlu vardı. ÖldüÄŸünde bunlar 8 ve 7 yaÅŸlarında idiler. Kapgan KaÄŸan 716′da ölünce idareyi onun oÄŸullan almak istedi. Fakat Bilge ve Kül Tigin kardeÅŸler buna mâni olarak ve amcazadelerini tasfiye ederek babalarının devletine el koydular ve Bilge KaÄŸan hükümdar oldu. İki kardeÅŸ babalarının ve amcalarının devrinden kalmış ihtiyar vezir, Bilge KaÄŸan’ın kayınpederi Tonyukuk’un da yardımıyla devleti daha da kuvvetlendirdiler. Sonra 731′de Kül Tigin, 734′te de Bilge KaÄŸan öldü. Bilge KaÄŸan’ın ölümünden 10 sene kadar sonra da Uygurlar, devleti ele geçirerek 745′te Göktürk hâkimiyetine son verdiler.
İşte bu kitapta sunduÄŸumuz Orhun âbideleri, bu Türk hanedanının Bilge KaÄŸan devrinin mansulleri-dir. Birincisi olan Kül Tigin âbidesini aÄŸabeyisi Bilge KaÄŸan 732′de diktirmiÅŸ, ikincisi olan Bilge KaÄŸan âbidesini de ölümünden bir yıl sonra 735′te kendi oÄŸlu olan kaÄŸan diktirmiÅŸtir. Üçüncü olarak verilen Tonyukuk âbidesi ise 720-725 senelerinde kendisi tarafından dikilmiÅŸtir. Orhun civarında Orhun yazısı ile yazılı daha baÅŸka kitabeler de bulunmuÅŸtur. Belli baÅŸlıları altı tanedir. Fakat bunların en büyükleri ve mühimleri bu üç tanesidir.
Orhun âbidelerine Orhun kitabeleri de denir. Åžüphesiz bunlar kitabedir. Fakat hem maddî bakımdan, hem manevi bakımdan bu kitabeler söz götürmez birer abidedirler. Muhtevaları gibi heybetli yapıları da âbide hüviyetindedir. Onun için bunları ifade eden en iyi isim Orhun âbideleri tâbiridir.
Kül Tigin âbidesi, kaÄŸan olmasında ve devletin kuvvetlenmesinde birinci derecede rol oynamış bulunan kahraman kardeÅŸine karşı Bilge KaÄŸan’ın duyduÄŸu minnet duygularının ve kendisini sanatkârane bir vecd ve coÅŸkunluÄŸun içine atan müthiÅŸ teessürün ebedî bir ifadesidir. Bilge KaÄŸan bu ruh hâli ile âbide inÅŸaatının başında oturup, eserin hazırlanmasına bizzat nezaret etmiÅŸtir. Abidedeki ulvî ve mübarek hitabe onun aÄŸzından yazılmıştır, âbidede o konuÅŸmaktadır, müellif odur.
1709’da Poltava muharebesinde esir düÅŸen bu İsveçli subayı Ruslar Sibirya’ya sürmüÅŸlerdir. Sürgünde 13 sene kalan ve Messerschmidt’e kılavuzluk ederek serbestçe gezip dolaÅŸtığı yerlerde incelemelerde bulunan Strahlenberg 1722′de vatanına döndükten sonra 1930′da araÅŸtırmalarının neticesini yayınlamış ve bu arada eserinde meçhul Yenisey kitabelerinden de bahsederek bazılarını yayımlamıştır. Bu yayın derhal ilim aleminin dikkatini çekmiÅŸ ve Orhun âbidelerinden bir iki asır öncesine âit bulunan Yenisey kitabeleri arka arkaya bulunmaya baÅŸlamıştır. Nihayet 1899′da Rus bilgini Yadrintsev, sonradan Kül Tigin ve Bilge KaÄŸan âbideleri olduÄŸu anlaşılan Orhun kitabelerini bulmuÅŸ, bunun üzerine 1890 tarihinde Heikel’in baÅŸkanlığında, bir Fin, 1891′de de Radloff’un baÅŸkanlığında bir Rus ilmî sefer heyeti mahalline gönderilmiÅŸtir. Her iki sefer heyeti de âbideleri yakından tetkik etmiÅŸ ve fotoÄŸraflarını alarak dönmüÅŸtür.
Fin heyeti getirdiÄŸi mükemmel fotoÄŸrafları Avrupa ilim merkezlerine dağıtmış, öte yandan hem Fin heyeti, hem de Radloff getirdikleri malzemenin fotoÄŸraflarını büyük atlaslar halinde neÅŸretmiÅŸlerdir. Bu atlas yayınları ile âbidelerin okunması çalışmaları hızlanmış ve daha baÅŸka yazıları da çözmüÅŸ bulunan Danimarkalı büyük âlim Vilhelm Thomsen, kısa bir zaman sonra, 1893′te Orhun yazısını çözmeye muvaffak olmuÅŸtur. Önce, âbidelerde çok geçen tengri, Türk ve Kül tigin kelimelerini çözen Thomsen, sonra bütün âbideleri okumuÅŸ ve böylece Türk milletinin ebedî minnettarlığına mazhar olmuÅŸtur.
Artık bu çözümden sonra bir yandan Thomsen, bir yandan Radloff abidelerin metni ve tercümeleri üzerinde adeta yarışa girmiÅŸler, bunu diÄŸer âlimler takip etmiÅŸ ve zamanımıza kadar bu büyük Türk âbideleri elden düÅŸmemiÅŸtir.
Amerika’dan Japonya’ya kadar Avrupa’da ve medeni âlemde hemen hemen her dilde bu âbideler üzerinde araÅŸtırmalar yapılmış, 6 tanesi büyük olan Orhun harfli yeni kitabeler ve metinler bulunmuÅŸ, neÅŸirler birbirini kovalamıştır. Son olarak genç Türk âlimi Talât Tekin Amerika’da Orhun Türkçesinin mükemmel bir gramerini ve kitabelerin yeni bir neÅŸrini yapmıştır. Son zamanlarda Orhun sahası arkeolojik araÅŸtırmalarda da ön plâna geçmiÅŸ ve burada yüzlerce heykel, balbal, çeÅŸitli eserler .ve ÅŸehir harabeleri bulunmuÅŸtur. Bu arada Çekoslovak âlimi L. Jisl Kül Tigin heykelinin başını da bulup gün ışığına çıkarmıştır.
Kül Tigin âbidesi, kaplumbaÄŸa ÅŸeklindeki oyuk bir kaide taşına oturtulmuÅŸtur. KeÅŸfedildiÄŸi zaman, bu kaidenin yanında devrilmiÅŸ bulunuyordu. Bilhassa devrik vaziyette rüzgâra maruz kalan kısımlarında tahribat ve silintiler olmuÅŸtur. Sonradan yerine dikilmiÅŸtir. YüksekliÄŸi 3,75 metredir. İtina ile yontulmuÅŸ, bir çeÅŸit kireç taşı veya saf olmayan mermerdendir. Yukarıya doÄŸru biraz daralmaktadır. Dört cephelidir. DoÄŸu ve batı cephelerinin geniÅŸliÄŸi aÅŸağıda 132, yukarıda 122 santimdir. Güney ve Kuzey cepheleri ise aÅŸağıda 46, yukarıda 44 santimdir. Âbidenin üstü kemer ÅŸeklinde bitmektedir ve yukarı kısımda beÅŸ kenarlı olmaktadır. DoÄŸu cephesinin üstünde kaÄŸanın iÅŸareti vardır. Batı cephesi büyük bir Çince kitabe ile kaplıdır. DiÄŸer üç cephesi Türkçe kitabelerle doludur.
Cepheler arasında kalan ve keskin olmayan kenarlarda ve Çince kitabenin yanında da Orhun yazısı vardır. DoÄŸu cephesinde 40, güney ve kuzey cephelerinde 13′er satır vardır. Satırlar yukarıdan aÅŸağıya doÄŸru yazılmış ve saÄŸdan sola doÄŸru istif edilmiÅŸtir. Satırların uzunluÄŸu aÅŸağı yukarı 235 santim kadardır. Cetvelden çıkmış gibi, çok muntazam, düzgün ve güzel harflerle yazılmıştır. Âbidenin Çince kitabesinde Türk-Çin dostluÄŸu, Türk imparatorluÄŸu ve Kül Tigin methedilmekte ve tanıtılmakta, “Gelecek hadsiz, hesapsız nesillerin dimaÄŸlarında, onların müÅŸterek muvaffakiyetlerinin ÅŸaÅŸaası her gün yeniden canlansın diye, uzakta ve yakında bulunan herkesin bunu öÄŸrenmesi için, bilhassa muhteÅŸem bir kitabe yaptık” ve “Böyle adamların ebediyen payidar olacaklarının muhakkak olmadığını kim söyleyebilir? UÄŸurlu haberleri ebediyen ilân için ÅŸimdi daÄŸ gibi yüksek bir âbide dikilmiÅŸtir.” gibi ifadeler sıralandıktan sonra, tarih kaydedilmektedir.
Abidenin civarında türbe enkazı, pek çok heykel parçalan ve âbideye çıkan iki tarafı heykeller, taÅŸlar dizili 4, 5 kilometrelik bir yol bulunmuÅŸtur. Bu heykel parçaları arasında son zamanlarda Kül Tigin-’in başı ve karısının gövdesi ve yüzünün bir kısmı da bulunmuÅŸtur. Abidenin ve türbenin inÅŸasında Türk ve Çin sanatkârları beraber çalışmışlardır. Âbidedeki kitabeleri Bilge KaÄŸan ve Kül Tigin’in yeÄŸeni Yollug Tigin yazmıştır.
Bilge KaÄŸan âbidesi, aynı yerde Kül Tigin âbidesinin bir kilometre uzağındadır. Åžekli, tertibi ve yapısı tamamıyla birincisine benzemektedir. Yalnız bu bir kaç santim daha yüksektir. Bu yüzden doÄŸu cephesinde 41 ve dar cephelerinde 15′er satır vardır. Bunun da batı cephesinde asıl Çince kitabe vardır, Çince kitabenin üstünde ayrıca Türkçe kitabe devam etmektedir. Çince kitabe hemen hemen tamamıyla silinmiÅŸtir.
Bilge KaÄŸan âbidesi kendisinin 734′te ölümünden sonra 735′te oÄŸlu tarafından dikilmiÅŸtir. Bu âbidede de Bilge KaÄŸan konuÅŸmaktadır. Esasen âbidenin kuzey cephesinin ilk 8 satırı Kül Tigin âbidesinin güney cephesinin, doÄŸu cephesinin 2-24 satırları ise Kül Tigin âbidesinin doÄŸu cephesinin mukabil satırlarına benzemektedir. Bu âbidede ayrıca Kül Tigin’in ölümünden sonraki vakaların ilâve edildiÄŸi görülür.
Bilge KaÄŸan âbidesi hem devrilmiÅŸ, hem de parçalanmıştır. Onun için tahribat ve silinti bunda çok fazladır. Bu âbideyi de yeÄŸeni Yollug Tigin yazmıştır. Her iki âbidede de Bilge KaÄŸan’ın sözlerinin dışında Yollug Tigin’in kitabe kayıtlan ve ilâveleri yer almaktadır. Bu âbidenin etrafında da yine türbe enkazı ve daha az olmak üzere heykeller, balballar ve taÅŸlar vardır.
Tonyukuk âbidesi, diÄŸer iki âbidenin biraz daha doÄŸusunda bulunmaktadır. DevrilmemiÅŸ, dikili dört cepheli iki taÅŸ halindedir. Birinci ve daha büyük olan taÅŸta 35, ikinci taÅŸta 27 satır vardır. İkinci taÅŸta yazılar daha itinasızdır ve aşınma da daha çoktur. Bu âbidenin yazıları Kül Tigin ve Bilge KaÄŸan’ınki kadar düzgün deÄŸildir. Bu âbidede de yazı yukarıdan aÅŸağı yazılmıştır. Fakat diÄŸer ikisinin aksine satırlar soldan saÄŸa doÄŸru istif edilmiÅŸtir. Tezyinatı da diÄŸer kitâbelerdeki kadar sanatkârane deÄŸildir. Tonyukuk âbidesinin yanında büyük bir türbe kalıntısı, heykeller, balballar ve taÅŸlar vardır.
Tonyukuk âbidesini, lltiriÅŸ KaÄŸan’ın isyanına iÅŸtirak eden ve o günden Bilge KaÄŸan devrine kadar devlet idaresinin baÅŸ yardımcısı olarak kalan büyük Türk devlet adamı ve baÅŸkumandanı Tonyukuk, ihtiyarlık devrinde bizzat diktirmiÅŸtir. Bu âbidede Tonyukuk konuÅŸmaktadır, bu âbidenin müellefi odur.
Kül Tigin ve Bilge KaÄŸan âbideleri Baykal gölünün güneyinde Orhun nehri vadisinde KoÅŸo Tsay-dam gölü civarında 47,1. arz ve 101 1/2 tul derecelerinde bulunmaktadır. Ötüken ormanının da buradaki Hangay sıradaÄŸlarının bir parçası olduÄŸu anlaşılmaktadır. Tonyukuk âbidesi ise biraz daha doÄŸuda 48. arz ve 107. tul dereceleri arasında Tola nehrinin yukarı mecrasında Bayn Çokto denilen yerin yakınında bulunmaktadır.
Orhun âbidelerinin bulunuÅŸu insanlığın en büyük keÅŸiflerinden biridir. Orhun harfleri ile yazılı kitabelerden daha 12. asırda tarihçi Cuveynî Târih-i CihanküÅŸa’smda bahsetmiÅŸti, ayrıca Çin kaynakları da çok eskiden bu âbidelerin dikildiÄŸini bildirmekte idi. Fakat 18. ve 19. asırlara kadar Orhun harfli yazılar ve âbideler ilim âleminin meçhulü olarak kalmıştı. Önce Kırgızlara ait mezar taÅŸlarından ibaret bulunan ve tek tük kelimelerle isimleri ihtiva eden Yenisey kitabeleri bulunmuÅŸtur, tik defa nebatatçı Daniel Gott-lieb Messerschmidt, kılavuzluÄŸunu yapan Philipp Johan von Tabbert (Strahlenberg) ile birlikte 1721 yılında Yenisey vadisinde bu yazı ile yazılı bir taşı tesbit etmiÅŸtir. Fakat Orhun harfli kitabelerin yolunu açan ve bu hususta ilim âleminin dikkatini çeken Philipp Johan von Tabbert (Strahlenberg) olmuÅŸtur.
Bugün, Orhun kitabeleri üzerinde yapılan araÅŸtırmaların adları bile bir kitap teÅŸkil eder. Biz kitabın sonunda bunlardan ancak kısa bir bibliyografya vermekle yetineceÄŸiz. Orhun âbidelerinin manzum olduÄŸunu ileri sürenler vardır. Hatta Rus bilgini İya Vasilyevna Stebleva bu hususta geniÅŸ bir deneme yapmış ve âbideleri manzum olarak yayınlamıştır. Tabiî, bu görüÅŸ doÄŸru deÄŸildir. Fakat âbidelerdeki dilin ve üslûbun ahengini göstermesi bakımından dikkate deÄŸer bir husustur.
Prof. Dr. Muharrem ERGİN