Milli görüÅŸ geleneÄŸinin önde gelen kanaat önderlerinden, fikir adamı, gazeteci ve yazar Sayın Abdurrahman DİLİPAK, köÅŸe yazılarının birinde muhafazakar insanların yaÅŸamış olduÄŸu hayal kırıklıklarını esas alan derin bir felsefi analiz yapıyor. Söz konusu köÅŸe yazısında;
"Hani 'el emin' olacaktık, 'Urvetül vuska' olacaktık, 'Veresetül enbiya' olacaktık, 'YaÅŸayan Kur’an' olacaktık!?
Güzel deÄŸil kötü örnek oluyoruz artık. İnsanlar bize bakıp dinden soÄŸuyor. Birileri artık baÅŸlarını açsalar, yamyam birtakım insanlar dinden söz etmeseler, aslında daha iyi ederler sanki. Zaten bazıları baÅŸlarını açmaya baÅŸladı.
Kızılı moru yeÅŸile boyayınca bizim olmuyor. Åžarabı üç yudumda, besmele çekerek içerseniz helal olmaz. Hakkı ile elde edilmeyen makam da, servet de saadet saÄŸlamaz.
Adamın biri birine namaz kıl diyormuÅŸ öteki de ona sen de zekat ver diyormuÅŸ. Yoldan geçen dönmüÅŸ bakmış, 'Namaz oruç sende yok, hac zekat da ötekinde yok. Bir kelime-i ÅŸehadet kaldı onun da manasını bilmezsiniz tartışmayın varın gidin iÅŸinize' demiÅŸ” diyor.
Ülkem insanının yaÅŸamakta olduÄŸu ahlaki durum Sayın DİLİPAK’a göre yukarıda arz olunduÄŸu üzeredir.
Sayın DİLİPAK’ ın kullandığı Arapça deyim ve kelimeler ile yazının içeriÄŸini bir bütün olarak tercüme edecek olur isek;
1-Dinimizin itikadi mevzularını içselleÅŸtirmiÅŸ toplum katmanları, siyasal iktidarın icraatların da kur’an’ ın felsefi ruhuyla baÄŸdaÅŸmayan muhtelif uygulamalar nedeniyle hayal kırıklığına uÄŸradıklarını ifade etmek istiyor.
2-Toplumun büyük bir kısmı, ağırlıklı olarak milli görüÅŸ geleneÄŸi üzerine inÅŸa edilmiÅŸ bir iktidardan “Urvetün vuska” (güvenilir-güvenirliÄŸin merkezi-kaynağı ) sözünün arkasında duran icraatlar beklemekte idi, maalesef beceremedik, güven kaybettik demek istiyor.
3-Aldığımız terbiye, beslendiÄŸimiz fikir ırmağı Veresetül enbiya (peygamberlerin varisi) gibi hareket etmemizi gerektiriyor idi, maalesef baÅŸaramadık demek istiyor.
4-Makam ve servet peÅŸinde koÅŸtuk. Hak etmeyen insanlara bir çok makam ve mevkileri teslim eyledik. Hakkıyla görev yapan bir çok insanı ise makam ve mevkilerinden alaÅŸağı ettik demek istiyor. Hak yedik diyor hak. YaÅŸanan huzursuzlukların bir kısmının kazanılan haram servetten kaynaklandığını ifade etmek istiyor.
5-Kutsal dinimizin görünür hükümlerini (namaz gibi) menfaat temin etmek için kullananlara alet olduk, yardımcı olduk. Toplumca takip edilemeyen sorumlulukları ise ( zekat gibi) maalesef terk eyledik demek istiyor.
6- YaÅŸayan KUR’AN olacaktık ifadesi ile en anlamlı, en manidar, en ağır ÅŸikayet de bulunmaktadır. Kur’an halen yaÅŸadığı ve kıyamet gününe kadar yaÅŸayacağına göre, ölen kim yada Kur’an ın emrettiÄŸi hangi deÄŸerler öldürüldü demek istiyor?
En önemlisi ve en vahim olanı “ İNSANLAR BİZE BAKIP DİNDEN SOÄžUYOR” topluma güzel deÄŸil kötü öreÄŸiz artık demek istiyor.
Yapılan tespitler hem çok ağırdır, hem de çok önemli tespitlerdirler. Bu bir manifestodur. Yarın Allah indinde mesul olmamak adına, üzerime düÅŸen sorumluluÄŸumu yerine getiriyor ve bu yazıyı yazıyorum demek istiyor.
Günahımız büyüktür, din-i mübine zarar verdik, yüce yaratan taksiratımızı affetsin demek istiyor. Bunları ben demiyorum, milli görüÅŸ geleneÄŸinden gelen kesim için duayen fikir ve dava adamı olan Sayın Abdurrahim DİLİPAK söylüyor.
Bu sözleri benim gibi düÅŸünenlere, hayata benim penceremden bakanlara deÄŸil; ne yaptığından bey haber yaÅŸayanlara, sorgulama ve muhakeme yapma ihtiyacı hissetmeyenlere söylemek istiyor. Umarım herkes kendisine bir pay çıkarır.
Bu söylenenlerin, bu ÅŸikayetlerin muhatapları kuÅŸkusuz muhalefet partileri deÄŸildirler.
Rabbim bu şikayetlerden mesul tutmasın, bu şikayetlere muhatap eylemesin.
Selamlar sevgiler, iyi günler.
Facebooksayfasından alınmıştır.