ERSİN DEDEKOCA
GeçtiÄŸimiz hafta Ticaret Bakanlığı’nca Aralık 2020 itibariyle “toplam ithalât-ihracat” ve “dış ticaret dengesi” rakamları açıklandı. Her ne kadar bir kısım medyada 2020 yılında ihracatta rekor kırılmış gibi bir algı oluÅŸturulsa da, aslında kırılan rekor sadece Aralık Ayı’na iliÅŸkin aylık ihracat sayılarına aitti. Aralık Ayı ihracat sayısı 17.8 milyar Amerikan Doları ($) olarak gerçekleÅŸti. Bu rakam, 2019 Aralık’taki 15.4 milyar $ tutarındaki ihracattan yüzde 15,9 daha fazlaydı.
Aslında deÄŸerlendirilmesi/karşılaÅŸtırılması gereken sayı aylık deÄŸil, yıllık ihracat rakamıdır. 2019 toplam ihracat büyüklüÄŸü 180.8 milyar $ iken, 2020 yılı toplam ihracatı 169.5 milyar $ olmuÅŸtu. Bir diÄŸer anlatımla, yıllık yüzde 6,3 oranında bir azalış söz konusudur.
Açıklanan dış ticaret sayıları vesilesiyle yıllık bazda Türkiye dış ticaret gerçekleÅŸmelerini deÄŸerlendirmek ve olası geliÅŸmeler hakkında öngörülerde bulunmak, bugünkü yazımızın konusunu oluÅŸturmaktadır.
İHRACAT GERÇEKLEÅžMELERİ
En son Ekim Ayı’nda açıklanan OVP’de, ihracatın yılsonunda 165,9 milyar $, ithalâtın ise 214 milyar $ olacağı tahmin edilmiÅŸti. Buna göre ihracattaki 3 milyar $ pozitif sapma olurken, ithalâttaki negatif sapma ise 5 milyar $ olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir.
2020 yılı ülke ihracatındaki yüzde 6,3 oranındaki düÅŸüÅŸ, Covid-19 salgının bu kadar yoÄŸun olduÄŸu böyle bir yılda olması normal karşılanabilir.
İhracatta azalma olmasına karşın yıllık ithalâtta ise yüzde 4,3’lik bir artış gerçekleÅŸmiÅŸtir. Toplam ithalât tutarı 210.3 milyar $’dan 219.4 milyar $’a yükselmiÅŸtir.
Dışalım konusundaki en önemli olgu, bunun kompozisyonunda görülmektedir. Yani toplam ithalâtın ne kadarının hangi kalemlerden geldiÄŸine baktığımızda, açık ara üstünlüÄŸün “üretimde kullanılan ara malı ithalâtında” olduÄŸu izlenmektedir. Bu gerçekleÅŸmenin açık anlamı, üretim arttıkça söz konusu üretimlerin “ara mallarına” olan talebin de artması, sonuçta dış alım da yükselmesidir. Bir diÄŸer ifadeyle, üretim çok fazla olmazsa, ithalât da buna koÅŸut olarak düÅŸük kalmaktadır.
Bu yılki dışalım konusunda gerçekleÅŸen farklı bir farklı bir olgu ise “altın ithalâtındaki” artış olmuÅŸtur. Geçen yıl toplam 13.4 milyar $ olan “kıymetli veya yarı kıymetli taÅŸlar, kıymetli metaller” kaleminin bu seneki büyüklüÄŸü, 13.2 milyar $ artışla, 26.6 milyar $’a ulaÅŸmıştır.
Toplam ithalât artışının 9.1 milyar $ olduÄŸunu dikkate alındığında, altın ithalâtındaki bu olaÄŸan dışı yükseliÅŸ olmasaydı, toplam dışalım tutarı da, dışsatım gibi azalacaktı. Bu kadar yüklü tutarda altın ithalatı yapılmasının baÅŸat nedeni, geçtiÄŸimiz yıl, ekonomi kuramına aykırı olarak “düÅŸük faiz” ve “gevÅŸek para politikası” uygulanmasıdır. TL faizlerde aradığını bulamayan bireyler, yatırımlarını döviz ve altın seçeneklerine yönlendirmiÅŸti. Bunun yanında, anılan gevÅŸek para politikası ve “aktif rasyosu” denilen ucube ile beslenen “büyük tutarda kredi geniÅŸlemesini” de nedenler arasında sayabiliriz. Çünkü kredi kullanımıyla artan, ancak yatırım aracı olmaktan çıkan mevduat, altın alımı için bir kaynak yaratmıştı.
Dış ticaretin yukarıda irdelenen dışalım ve dışsatım geliÅŸmelerinin sonucu olarak, esas önemli deÄŸiÅŸken olan “dış ticaret açığı”, yüzde 69,1’lik artışla 29.5 milyar $’dan 49.9 milyar $’a yükseldi.
Dünya Bankası’nın Ocak Ayı’nda yayınlanan raporuna göre*, Türkiye’nin 2020 yılındaki “ekonomik büyümesinin” yüzde 0.5 olarak gerçekleÅŸmesi beklenmektedir. BilindiÄŸi gibi Türkiye’nin, 10 gün önce sona eren yılda olduÄŸu gibi, ekonomik olarak az büyüdüÄŸü ya da küçüldüÄŸü yıllarda dış ticaret açığı problemi genellikle azalmaktaydı. Ancak 2020 yılında ülke ekonomisi hem yeterli büyüyemedi, hem de yüksek bir tutarda dış ticaret açığı verdi.
Ekonomik büyüme sayılarıyla dış ticaret rakamlarının yıllar içindeki geliÅŸimini aÅŸağıdaki grafikte görülmektedir.

Kaynak: TÜİK
İzlendiÄŸi gibi, son 3 yılda gerçekleÅŸen üst üste düÅŸük büyüme rakamları, Türkiye ekonomisi yönünden çok sık yaÅŸanan bir görüntü deÄŸildi Konumuzla ilgili olan diÄŸer bir ilginç durum da dış ticaret açığının, 2018 ve 2019’da büyüme oranlarındaki düÅŸüÅŸe koÅŸut olarak, 2020’de büyüme olmamasına raÄŸmen, önceki bölümde açıklanan nedenlerle, artmasıdır.
Dış açık problemi de, kısa bir aradan sonra 2020 yılının ortalarında yeniden gündeme geldi. GeçtiÄŸimiz yılın sonunda 9 milyar $ fazla veren 12 aylık birikimli “cari iÅŸlemler dengesi” Temmuz itibarıyla 15 milyar $ açığa dönüÅŸmüÅŸtü. Öncü veriler, yıllık açığın aÄŸustos ve eylül aylarında moral bozucu bir hızla artmaya devam edeceÄŸini ve yılsonunda 30 milyar $’ı geçeceÄŸine iÅŸaret etmektedir. Cari dengedeki bu bozulma, akıllara durgunluk veren “makro-finansal politika uygulamaları” ile birlikte bu yıl “ülke kredi riskindeki” artışın temel belirleyicilerinden biri oldu. Kredi notumuzun düÅŸürülmesinde ve sermaye çıkışının hızlanmasında bu faktörler epey etkiliydi.
Cari dengedeki bozulmanın bileÅŸenlerini dışsal ve içsel (ülkeye özgü) unsurlar olarak ikiye ayırabiliriz. Temel dışsal faktör, Covid-19 salgınıyla çöken turizm gelirleridir. Net turizm gelirleri geçtiÄŸimiz yılın tamamında 26 milyar $ iken, bu yıl 6 milyar $ civarında gerçekleÅŸecek gibi durmaktadır. Sadece bu kanaldan dış dengeye 20 milyar dolar olumsuz net etki gelmektedir.
İçsel etkilerin başında, kredilerdeki aşırı hızlı artış gelmektedir. Hakan Kara’nın aktardığı bilgiye göre bu konudaki ampirik çalışmalar, söz konusu faktörün cari dengeye olumsuz etkisinin 6 milyar $ civarında olduÄŸunu göstermektedir.** DiÄŸer bir içsel etken de, TL cinsi yatırım araçlarının getirisini düÅŸük tutup enflasyonda yükseliÅŸ beklentisini besleyerek, hem döviz hem de altın talebinin körüklenmesi ve bu yolla altın ithalatının teÅŸvik edilmesidir.
Bu konuda son olarak, ekonomi yönetiminin son bir yıldır dilinden düÅŸürmediÄŸi “rekabetçi kur” söylemi ve bunun ülke dış ticaretindeki etkisine kısaca bakmak istiyoruz.
Ankara ekonomi yönetiminin iddiası ÅŸu idi: TL deÄŸersiz olacak ki ihraç mallarımız ucuz olsun ve böylece ihracatçı uluslararası piyasalarda fiyat rekabetini yakalasın. Keza ithalât da, deÄŸersiz TL ile pahalı olacak ki, dışalım azalsın ve yerli üretici üretimini arttırsın.
Bu savın geçerliliÄŸine bakmak için, TCMB’ca hazırlanan TÜFE bazlı “reel efektif döviz kuru 2003=100” grafiÄŸini aÅŸağıya aldık.

Kaynak: TCMB
Yukardaki grafikte, TL diÄŸer paralara karşı ne kadar deÄŸerliyse “reel efektif döviz kuru” da o kadar yüksek görünmektedir. Grafikte açık bir ÅŸekilde görüldüÄŸü gibi 2020’de TL, tarihinin en deÄŸersiz seviyesindeyken, dış ticaretimiz yine önemli miktarda açık vermiÅŸtir. (Altın dahil 50, altın dışında 30 milyar $)
Kısaca “faiz sebep- enflâsyon netice” den sonra; diÄŸer koÅŸullar aynı kalsa bile, “rekabetçi kur ile dış ticaret açığı giderilir” tezi de çökmüÅŸ oldu.
Ülke ekonomisinde son dönemlerde, bir taraftan yeterli bir büyüme yok iken, diÄŸer taraftan da dış ticaret açığının arttığı gözlenmektedir. Çok sınırlı ekonomik büyümeyle birlikte yaÅŸanan bu “negatif dış ticaret dengesi” olgusunun gerisinde, yukarıda da belirttiÄŸimiz gibi, dışalımı oluÅŸturan kalemler içindeki “ara malının” ezici üstünlüÄŸü gelmektedir. Sanayi istatistiklerinde de gözlenen bu “ithalâta dayalı/dışa bağımlı üretim yapısı” deÄŸiÅŸmediÄŸi sürece, dış ticaret açığı ve bu yolla “ödemeler dengesi/cari iÅŸlemler dengesi açığı” ve zincirin sonundaki “dış borçlanmadaki artış” ve/veya “sıcak para bağımlılığı” azalmayacaktır.
Salgınla ilgili kaygıların önümüzdeki yılın ikinci yarısında kısmen yatıştığı varsayımı altında, kaybedilen net turizm gelirlerinin dört üçünün geri geleceÄŸini düÅŸünebiliriz. Bu da 15 milyar $ ilave net pozitif etki anlamına gelir. Para ve kredi politikalarının normalleÅŸmesinin yıllık net altın ithalâtını tarihsel ortalamalarına gerilettiÄŸini, kredi kaynaklı ilave diÄŸer ithalât talebini de ortadan kaldırdığını varsayarsak, anılan kanallardan da 20 milyar $ civarında pozitif katkı gelebilir.
Ancak tüm bu pozitif katkıların yaratacağı olası iyileÅŸtirme etkisi, önceki paragrafta belirttiÄŸimiz “yapısal bozukluklar” düzeltilmediÄŸi sürece “sürdürülebilir” nitelikte olmayacak, dış ticaret dengesindeki negatif etkisinin yaratacağı “cari açık” etkisiyle “yabancı kaynak ihtiyacını” azaltmayacaktır.
(*): “Global Economic Prospects”, The World Bank, Ocak 2021, s.78, https://www.worldbank.org/en/publication/global-economic-prospects