DOÄžAL BESLENME
Yılmaz ÖZDİL
Ananeniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken,
Siz, "Aman anane be, boÅŸ versene" deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya...
Anane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini ananeden alıp, bir kenara yazmadınız ya...
İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.
Ne verirlerse Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiÅŸtiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz.
Piyano çalıyor, İngilizce konuÅŸuyor, Grammy alanları tek tek biliyor.
Bilmeli.
Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor!
YoÄŸurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran...
İşte o nedenle, kızınız, genetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ meÅŸrubat içmeye mahkûm, maalesef torunlarınız da.
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üÅŸendiÄŸiniz için,
İçinde ne olduÄŸunu bilmediÄŸiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oÄŸlan!
Hamur tutmayı, ÅŸöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediÄŸiniz için, hamburger bağımlısı oldu.
Tahin-pekmezi " köylü iÅŸi " vıcık vıcık yaÄŸ fışkıran kremaları "modernite" sandığınız için,
Daha 10 yaşında çocuklarımız balona döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
Size zor geliyor ama zor mu evde yoÄŸurt yapmak?
İstanbul'un güneÅŸi müsait deÄŸil, anlarım, zor mudur İzmir'de,
Antalya'da, Adana'da evde salça yapmak?
Åžikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye...
İster tam buÄŸday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak?
Bütün ailen kabız...
Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öÄŸrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?
Güya, çoluÄŸunu çocuÄŸunu düÅŸünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun
EÄŸri büÄŸrü biberlere, doÄŸal olduÄŸu için tuttuÄŸunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun
Ne işe yaradı senin pazara gitmen?
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi...
Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeÄŸiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuÅŸsun!
Enginar, börülce, radika, cibes piÅŸirmekten haberin yok;
Gazetelerin tiraj almak için uydurduÄŸu uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öÄŸreniyorsun...
Brüksel lahanası yiyerek mi AB'ye gireceÄŸini sanıyorsun?
Çin'den bal getiriyorlar mesela...
Taaa Arjantin'den, Meksika'dan bal getiriyorlar.
NeymiÅŸ efendim, içinde genetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ organizma olabilirmiÅŸ falan...
İçinde tavuk ibiÄŸi, maymun kulağı olmadığına ÅŸükredin!
Ben iddia ediyorum;
KaÅŸla göz arasında frankeÅŸtayn ürünlere kapıları açan arkadaÅŸlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Åžemdinli'de, Pervari'de terör bile azalır, terör bile...
Uzatmayayım.
Mutfak genetiÄŸimizi kaybettik biz.
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA'sını deÄŸiÅŸtirdi!
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı ÅŸehirleÅŸme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleÅŸme zannettik.
Dolayısıyla, ya kafayı deÄŸiÅŸtirip, özümüze döneceÄŸiz,
Ya da ne verirlerse onu yiyeceÄŸiz.