DÖVİZ REZERVLERİMİZ

 ERSİN DEDEKOCA

Türkiye’nin “uluslararası rezervlerindeki yetersizliÄŸi” olgusu uluslararası seviyede ilk olarak, 27 Mart tarihli İngiliz Financial Times Gazetesi (FT)’nde, “Türkiye’nin borçlanması, döviz rezervlerinin ne kadar sert bir düÅŸüÅŸ yaÅŸadığını maskeliyor” ÅŸeklindeki bir yazıyla gündeme taşınmıştı. Söz konusu yazıda, TCMB’nın net rezervlerinin, swap iÅŸlemleri dışarıda bırakıldığında, 1.5 milyar Amerikan Doları ($)’na gerilediÄŸini öne sürülmüÅŸtü.[i]

Makalede TCMB’nın, Åžubat Ayı’nda kısa vadeli swap operasyonları yoluyla borçlanmasını arttırdığı belirtildi. TCMB tarafından açıklanan son rakamlara göre bu iÅŸlemlerin Åžubat ayındaki sayılarının 25.9 milyar $’a kadar tırmandığı belirtilen anılan yazıda, “net yabancı varlıkların” 27.4 milyar $ olduÄŸu; net yabancı varlıklardan “kısa vadeli borçlanmanın” düÅŸülmesi ile “rezervlerin 1.5 milyar $’a indiÄŸinin” anlaşıldığı; bu olgunun da ülkenin ekonomisi için, korona salgını nedeniyle oluÅŸan “küresel finansal ÅŸoktan koruma yeteneÄŸi” konusunda “soru iÅŸaretleri” yarattığı yazılmaktaydı.

Daha sonra Mahfi EÄŸilmez’in, 5 Mayıs tarihli “Swap Hariç Rezervler Ekside” baÅŸlıklı yazısıyla[ii] iyice gündeme giren konu, son 3 aydır çeÅŸitli yurt içi-dışı çevrelerde tartışılır olmuÅŸtur.

ULUSLARARASI DÖVİZ REZERVİ NEDİR?

TCMB’nın kendi tanımıyla “döviz rezervi”, dış ödeme zorluklarının yaÅŸanması durumunda kullanılmak üzere, parasal yetkililer tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır dış varlıklardır. Döviz rezervleri, doÄŸrudan finansman kaynağı olabileceÄŸi gibi, dış ödeme güçlüklerinin neden olabileceÄŸi olumsuzlukların dolaylı olarak düzeltilmesi ve denetlenmesinde, döviz kurunu etkilemek suretiyle, piyasalara müdahale amacıyla da kullanılabilmektedir. Bir diÄŸer ifadeyle, dış ödemelerde bir sorun olması veya kurun çeÅŸitli sebeplerle aşırı yükselmesi karşısında döviz rezervi bir güvence unsuru olarak deÄŸerlendirilmektedir

Bir ülkenin “resmi uluslararası rezervi”, uluslararası standartta altın mevcudu, yabancı para cinsinden finansal varlıkları (döviz, YP alacakları ve menkul deÄŸerler) ile IMF rezerv dilimi pozisyonu, IMF Özel Çekme Hakkı (SDR) tahsisinden oluÅŸmaktadır.

Daha toplu bir anlatımla “brüt döviz rezervi (dış varlıkları)”; uluslararası standartta altın mevcudu, yabancı para banknotlar (efektif deposu), YP menkul kıymetler, yurtdışı bankalardan YP alacaklar, yurt içi bankalardan YP alacaklar (ihracat, döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredisi, muhabir bankalardan YP alacaklar, döviz depoları), YP dış krediler, IMF rezerv dilimi pozisyonundan oluÅŸmaktadır.

Üst paragrafta tanımlanan brüt döviz rezervinden (dış varlıklarından) “YP yükümlülükleri” düÅŸülerek “net uluslararası rezerv (kullanılabilir döviz rezervi)” hesaplanmaktadır.

TCBM’nın YP yükümlülüÄŸünün baÅŸat bölümünü yurt içi bankaların YP mevduatı oluÅŸturmaktadır. Bankalar, YP yükümlülüklerinin DTH ve kullanılan YP kredilerine iliÅŸkin “zorunlu karşılıkları” TCMB’ye YP olarak yatırmaktadırlar. Bunun dışında ayrıca, ROM (rezerv opsiyon mekanizması) çerçevesindeki TL zorunlu karşılıklarının bir bölümünü de $, Euro ve/veya altın olarak oluÅŸturmaktadırlar.

TCMB’nın döviz rezervinin küçük bir kısmı, TCMB’nın gereksinimlerini ve yurt içi piyasalarda oluÅŸan yabancı para efektif talebini karşılamak amacı ile TCMB kasalarında efektif olarak tutulmaktadır. Döviz rezervlerinin büyük kısmı TCMB’nın muhabir bankalarında ve diÄŸer ülke merkez bankalarında açtırılmış olan cari ve senet saklama hesaplarında muhafaza edilmektedir.

DÖVİZ REZERVLERİNİN ÖNEMİ

Döviz rezervlerini, özellikle Türkiye gibi geliÅŸmekte olan ülkeler yönünden önemini aÅŸağıdaki baÅŸlıklarda toplayabiliriz:

– Karşılaşılabilecek iç ve dış ÅŸokların yarattığı olumsuzlukların üstesinden gelinebilmesi,

– Dış borç servisinin (faiz ve anapara geri ödemelerinin) düzenli olarak gerçekleÅŸtirilmesinin saÄŸlanması,

– Ülkeye duyulan güveni, uluslararası finans çevreleri ve para piyasalarında arttırılması ve sürdürülmesi,

– Uluslararası dereceleme kuruluÅŸlarının notlamasında olumlu etki yaratılması.

REZERV YETERLİLİĞİNİN HESAPLANMASI

Uluslararası rezervin tutarı ve bu miktarın nasıl bir kritere dayandırılarak belirleneceÄŸi konusunda görüÅŸ birliÄŸi bulunmamakla birlikte, Guidotti – Greenspan Kuralına göre oluÅŸturulan ve IMF tarafından da uygulanan kriterin uygulama yaygınlığı vardır. Söz konusu Guidotti – Greenspan kuralında; merkez bankasının sahip olduÄŸu brüt döviz rezervleri ve altın rezervlerinin toplamının, ülkenin vadesine bir yıl kalmış olan dış yükümlülüklerine eÅŸit olması temel kabuldür. Bu tanımı aÅŸağıdaki ÅŸekilde formülleyebiliriz:

Merkez Bankası Rezervlerinin YeterliliÄŸi = Merkez Bankası Brüt Döviz (51) ve Altın(39) Rezervlerinin Toplamı / Ülkenin Vadesine 1 Yıldan Az Kalmış Olan Döviz Yükümlülükleri (164)[iii]

TCMB Rezervlerinin YeterliliÄŸi = 90 / 164= yüzde 54,8.

DiÄŸer yandan Mayıs sonu itibariyle TCMB’nin rezervlerinin 55.3 milyar $’lık kısmının swap anlaÅŸmalarından oluÅŸtuÄŸu (toplam rezevlerin yüzde 60,8’i) dikkate alınırsa, konunun ciddiyeti daha çok anlaşılmaktadır. Swap cinsi türev iÅŸlemlerin toplam rezervler içindeki payı 2019 sonu ve Mart 2020 sonundaki payları sırasıyla yüzde 17,4 ve 24 idi.

REZEVLER KONUSUNDA IMF’İN DEÄžERLENDİRMESİ

IMF’nin 15 gün önce güncellediÄŸi Küresel Finansal İstikrar Raporu’nda ülkelerin rezerv yeterliliÄŸiyle, dış finansman gereksiniminin karşılaÅŸtırıldığı aÅŸağıdaki grafik de, Türkiye’nin bu konuda en riskli ülkelerden biri olduÄŸunu gözler önüne sermektedir. Grafikte görüldüÄŸü gibi Türkiye, “rezervleri yetersiz ülkeler” arasında, Mısır, Åžili ve Güney Afrika ile aynı grupta yer almaktadır.[iv]

Kaynak




 

 

 

 

 

 




Kaynak: IMF,agr

Buna karşın cari denge ve bir yıl içinde vadesi gelecek borçların toplamından oluÅŸan dış finansman ihtiyacının ulusal gelire oranı parametresinde de yine Türkiye, Polonya ve Malezya gibi, “en kırılgan ülkeler” arasında bulunmaktadır. Bu durumu, TCMB son verileriyle güncellemeye çalıştığımızda da, 3 Temmuz haftasındaki “brüt uluslararası rezevlerin” 53.2 milyar’dan 51.3 milyar $’a gerilediÄŸi, durumun daha da bozulduÄŸu gerçeÄŸine ulaÅŸmaktayız.

Özetle, IMF’in anılan Raporu’nda yer alan yukarıdaki grafik, aslında ülke ekonomisinin döviz cephesinde yaÅŸadığı sorunları net olarak yansıtmaktadır. Bir taraftan dış finansman gereksiniminin yüksekliÄŸi uluslararası rezervleri aÅŸağı çekmekte; diÄŸer yandan da rezervlerdeki bu yetersizlik dış fonlamayı zorlaÅŸtırmakta ve “fonlama maliyetini” yükseltmektedir. Tam bir kısır döngüyü yansıtmaktadır.

TÜRKİYE’NIN REZERV YETERLİLİĞİ

TCMB’nın brüt rezervleri 90-92 milyar USD düzeyinde dalgalanmaktadır. Bunun içinde Katar ile yapılan revize swap anlaÅŸması da bulunmaktadır. Bu anlaÅŸma uluslararası bir rezerv alarak, TL borç verme prensibine dayanmadığı için, etkisi de, analitik bilançoyu makyajlamanın dışına çıkmamaktadır. Swap ile alınan Katar Riyali’nin ithalât için veya dış borç servisinde kullanılamayacağı açıktır.

Ülkenin “brüt rezervleri, yaklaşık 5 aylık ithalâtını karşılar durumda” olduÄŸu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle yeterli bir görünüm sergilemektedir. DiÄŸer yandan “brüt rezervler”, yukarıda da belirttiÄŸimiz gibi, önümüzdeki 1 yıl içinde vadesi gelecek “döviz yükümlülükleri karşısında oldukça” yetersiz bir seviyededir.

Ülkenin önümüzdeki bir yıl içerisinde vadesi gelecek dış borcunun tutarı 164,6 milyar $’ı bulmaktadır. 2020’nin ilk 4 ayında 12 milyara ulaÅŸmış olan “cari açığın” yılsonunda 30 milyar $’a dayanması çok gerçek dışı bir öngörü deÄŸildir. Bu durunda yıllık dış finansman gereksinimi 195 milyar $’ı bulmaktadır. Bu durumda, swap türevleriyle rezervlerin “yapay biçimde” yüksek gösterilmesi olgusunu bir an göz ardı etsek bile, altın dâhil yüzde 47 olan, 90 milyar $ tutarındaki döviz rezervinin 195 milyar $’lık yıllık dış finansman ihtiyacına oranı, tehlike sınırının da altındadır.

REZERVLERDEKİ HIZLI AZALMA

TCMB istatistiklerine göre “döviz rezervi”, Ocak – Nisan arasındaki “4 ayda 25,1 milyar $ azalmıştır”. Bu azalmada gözlenen gerçek, koronona virüs ile mücadele ve savunma harcamalarının ötesinde, “Türk Lirası’nın yabancı paralar karşısındaki deÄŸerini korumaya yönelik” olduÄŸu ve ulusal paranın dış deÄŸerini savunmaya çabalama olduÄŸu ÅŸeklindedir.

Keza bu baÄŸlamda, net döviz rezervini hesaplarken, kamuya ait döviz mevduatını arındırmadan basitçe, net döviz rezervi= (dış varlıklar-döviz yükümlülükleri) / USD kuru ÅŸeklinde yapılması da bir yanılsamadır.  DoÄŸru net rezerv hesabı, kamunun döviz mevduatı arındırılarak yapılmalıdır.  Yılbaşından beri kamunun döviz mevduatı ortalama 60 milyar TL düzeyinde olduÄŸu dikkate alındığında ve hele makyajlama amacıyla yapılan swap iÅŸlemlerinin düÅŸülmesi halinde “net uluslararası rezervlerin ciddi boyutta negatif çıkacağı açıktır.[i]

TCMB’nin döviz kaynaklarının (yükümlülüklerinin) %87’si; gerçek ve tüzel kiÅŸilerin bankacılık sisteminde yer alan döviz mevduat hesapları karşılığında tutulan zorunlu karşılıklar ve swap ile TCMB’ye aktarılan fonlar olduÄŸu görülüyor. Yurtiçi döviz hesaplarından küçük bir oranda dahi yurtdışına veya yastık altına geçiÅŸ olduÄŸu takdirde, döviz kurlarında sıçramalar olması kaçınılmazdır.

TCMB’nın TL karşılığı döviz swap iÅŸlemleri 2019 Mart Ayı’ndan itibaren hız kazanmıştır. 2019 öncesinde 1-3 milyar $ arasında seyreden swap cinsi türev iÅŸlemleri, Mart-2019’da 13 milyar, 2019 sonunda da 19 milyar dolar seviyesine ve ÅŸimdilerde 55 milyar $’a ulaÅŸmış durumdadır. Bu artışta en önemli etken, TCMB’nın 6 Mayıs’tan itibaren 3 ay vadeli geleneksel yöntemle “TL karşılığı altın swap” piyasasını da açması olmuÅŸtur. Altın swap iÅŸlemlerinin baÅŸlaması ile birlikte Katar’la mevcut swap anlaÅŸmasının tutarının 10 milyar dolar karşılığı artırılması,  resmi rezerv rakamının anılan tutara yükselmesine yol açmıştır.

SONUÇ YERİNE

Ülkenin iÅŸsizlik, enflâyon, bütçe açığı, ekonomik durgunluk, sosyal kutuplaÅŸma, ülke potansiyelinin üzerindeki dış borçların döndürülmesindeki zorluk, finansman maliyetlerindeki artış, finansman saÄŸlama sıkıntıları, duran yatırımlar, henüz üstesinden gelinmemiÅŸ durumdaki virüs salgını gibi baÅŸat sorunlar varken, ülke ekonomi yönetiminin en önemli sorun olarak “TL’nın yabancı paralar karşısınadaki deÄŸer kaybını” görmesi; bu uÄŸurda çeÅŸitli maliyetlere ve denge bozmaya razı olmaları, rasyonel bir birey için anlaşılır bir yaklaşım deÄŸildir.

Ülkenin net rezervlerini eksiye dönüÅŸtüren, açık döviz pozisyonlarını kapatmaya çalışan özel bankaların 2001 öncesinde yaptıkları yöntemle “dandik türev iÅŸlemler” ile desteklenen “kamu bankaları eliyle döviz satışı”yolunu yaygınlaÅŸtırması, ülkenin yurt dışı algısını bozmakta, kamu bankalarına görev zararı getirmektedir.

Durgunluk nedeniyle dış satımın azaldığı bir dönemde, baskılanan döviz kurlarının hangi ekonomik faaliyete faydalı olacağı bilinmez, faizlerle birliktefiyatı baskılanan dövizin biriktirdiÄŸi patlayıcı gaz artarken, böylesine ciddi maliyetli bir tarzda TL deÄŸeri üzerine ısrarla düÅŸmenin aklımıza getirdiÄŸi tek neden: yıllardır “ para piyasası ve $/TRY paritesi ile oyalanmaya” alıştırılan seçmende, dış politika dahil her konuda yapıldığı gibi “algı bükülmesi uygulamak” oluyor.


[i] Mahfi EÄŸilmez, “Swap Hariç Rezervler Ekside”, Kendime Yazılar, 5.05.2020, http://www.mahfiegilmez.com/2020/05/swap-haric-rezervler-ekside.html