EKONOMİDE YENİ DÖNEM Mİ ?

Ersin DEDEKOCA

Ekonomist

“Bazı CumhurbaÅŸkanlığı Kararnamelerinde DeÄŸiÅŸiklik Yapılması Hakkında CumhurbaÅŸkanlığı Kararnamesi”, 7 AÄŸustos tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüÄŸe girdi. Buna göre, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın görevleri arasına "Hazine'nin CumhurbaÅŸkanı kararıyla yurt içindeki ya da yurt dışındaki ÅŸirketlere iÅŸtirak etmesini saÄŸlamak" da eklendi.

Bakanlığa, "finansal piyasalara iliÅŸkin yurt içi ve yurt dışı geliÅŸmeleri izlemek, deÄŸerlendirmek, finansal sektörü geliÅŸtirici ve finansal istikrarı güçlendirici çalışmalar yapmak" ve "sigortacılık ve özel emeklilik sistemine iliÅŸkin faaliyetleri düzenlemek, uygulamak, uygulamayı izlemek, denetimini yürütmek ve geliÅŸtirilmesine iliÅŸkin esasları tespit etmek" görevleri de verildi.

FİNANS PİYASALARINA ÖZEL GENEL MÜDÜRLÜK

Söz konusu Kararname’yle, Kamu Finansmanı Genel MüdürlüÄŸü'nün bazı yetkileri, Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel MüdürlüÄŸü'ne devredildi.

Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel MüdürlüÄŸü finansal istikrarın sürdürülmesi amacıyla sistemik risklerin izlenmesi ve yönetilmesine iliÅŸkin kurumsal çerçeveyi güçlendirmek, bu risklere karşı tedbir almak, faizsiz finans sektörünün geliÅŸtirilmesi için ilgili kurum ve kuruluÅŸlarla eÅŸgüdüm içerisinde çalışmalar yapmak, finansal piyasalardaki yenilikler baÅŸta olmak üzere küresel ve yerel geliÅŸmeleri takip etmek, deÄŸerlendirmek ve finansal sektörü geliÅŸtirici çalışmalar yapmakla görevlendirildi.

Anılan Genel Müdürlük, finansal araç ve piyasalar ile giriÅŸimcilik ekosisteminin geliÅŸtirilmesine ve tasarrufların artırılmasına iliÅŸkin çalışmalar yürütecek, giriÅŸim sermayesi fonları ile üst fonlara Bakanlık bütçesinden kaynak aktarılmasına iliÅŸkin usul ve esasları da belirleyecektir.

DEVLETİN YERLİ VE YABANCI ŞİRKETLERE ORTAK EDİLMESİ

İçeriÄŸi yukarda özetlenen CumhurbaÅŸkanlığı Kararnemesi’yle, sadece CumhurbaÅŸkanı kararıyla, yani tek bir imza ile, T.C. Hazinesi’nin yurtiçinde veya dışında ÅŸirketlere “iÅŸtirâk” etmesini saÄŸlayan bir düzenleme yürürlüÄŸe girmiÅŸ olmaktadır.

Daha önce kurulmuÅŸ olan ve mali deÄŸeri yüksek kamu kurumlarını bünyesinde toplayan Türkiye Varlık Fonu'nun (TVF) özel ÅŸirketlere ortak olma yetkisiyle donatılmış olmasına karşın, benzer görevin niçin Hazine'ye de verildiÄŸi henüz anlaşılamadı.

Aynı gün Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yapılan açıklamada, ÅŸirketlere iÅŸtirak konusundaki düzenlemenin herhangi bir ÅŸirketin kurtarılması amacı taşımadığı ifade edilmiÅŸtir. Åžirket kurtarma dışında mantıklı bir açıklaması olmayan söz konusu düzenleme hakkında, genellikle örtük ve ÅŸeffaf olmayan düzenleme ve uygulamaları yeÄŸleyen Ankara mali yönetiminin baÅŸka bir ÅŸekilde aydınlatma yapması da beklenemezdi.

TVF ve YETERSİZLİĞİ

Aslında Kararname’de tadat edilen konuların önemli bir kısmı için, 18 AÄŸustos 2016’da TVF kurulmuÅŸ, BaÅŸkanlığı’na Sayın CumhurbaÅŸkanı, BaÅŸkan VekilliÄŸi’ne de Hazine ve Maliye Bakanı getirilmiÅŸti.

KuruluÅŸ Kanunu’na göre TVF, kendi mali gücü ölçüsünde dilediÄŸi ÅŸirkete veya projeye ortak olabilme, gerekli gördüÄŸü yatırımları destekleyebilme yetkisine sahipti. Ayrıca çeÅŸitli torba yasalara eklenen maddelerle de, uluslararası alanlarda faaliyet gösteren bazı kamu kurumlarına, yurtdışında ortak ÅŸirketler kurmaları konusunda yetkiler de verilmiÅŸti.

Ancak bu denli geniÅŸ yetkileri olan TVF’nun aktifinde, kamu bankalarından petrol ÅŸirketlerine kadar, kamunun elindeki en deÄŸerli ÅŸirketlerinin hisselerini bulundurmasına raÄŸmen, bugüne kadar ortaklık veya proje desteÄŸi (risk ortaklığı) ÅŸeklinde herhangi bir faaliyeti kamuoyuna duyurulmamıştır.

Yurtiçi ve yurtdışı ÅŸirketlere ortak olma görevinin, önceki gün sürpriz bir ÅŸekilde Hazine'ye verilmesi, TVF'nun bu konuda yetersiz kaldığı veya düÅŸünülen ortaklıklar için yeterince uygun olmadığı ÅŸeklinde yorumlara yol açmıştır. Hazine'nin hangi amaçlarla hangi ÅŸirketlere ortak edileceÄŸi bilinmezken, TVF yerine Hazine'nin ortak edilmesinin, özellikle yabancı ÅŸirketler açısından çok tercih edilebilir “önemli bir güvenceyi” ifade ettiÄŸi; bu yönde gelen talepler doÄŸrultusunda böyle bir deÄŸiÅŸikliÄŸe gidilmiÅŸ olabileceÄŸi konuÅŸulmaktadır.

BilindiÄŸi gibi, TC Hazinesi borçlanırken herhangi bir “teminat” vermez. Teminat bîzâtihi Hazine’nin kendisi, aslında TC Devleti’dir. Oysaki TVF’nun, bünyesindeki ÅŸirket hisselerini güvence olarak vermesine karşın borç bulamadığı, en azından “makul bir faiz oranı” ile borç temin edemediÄŸi bilinmektedir.

MALİ OLARAK DAHA FAZLA DAYANAMAYAN ŞİRKETLERİN MEVCUDİYETİ

Hepimizin bildiÄŸi gibi, 17 Temmuz 2019 tarihinde kabul edilen 7186 sayılı Kanun ile, borçlu ve zor durumda olan ÅŸirketlerin borçlarını yeniden yapılandırma, borçlarda indirim ve taşınmazlarla borç ödeme olanağı getirilmiÅŸti. Bu düzenleme ile Banka Kanunu’nda yapılan deÄŸiÅŸiklikle de, iÅŸlemi yapan bankacılar, zimmet suçlamasından da muaf olma olanağı ile koruma altına alınmışlardı.

Kamuoyunda ve medyada, özellikle kamu bankalarının, geri alamayacakları kredilerin bazılarını sileceÄŸi veya önemli indirimler yapacağı ve bu iÅŸlemin bedelinin (doÄŸan zararın) de, vergi ödeyenlerden tahsil edilen vergilerden karşılanmış olacağı dillendirilmekteydi.

Bankaların, kredi yapılandırması sırasında her türlü faiz ve anaparayı silebilmesine olanak veren yukarıda özetlenen düzenlemenin daha mürekkebi kurumadan, iki gün önce de Hazine’ye yurt içinde ya da yurt dışında ÅŸirketlere ortak olmasına olanak veren CumhurbaÅŸkanlığı Kararnamesi’nin yürürlüÄŸe sokulması, ülke ekonomisinde yaÅŸanan sıkıntının ne ölçüde büyük olduÄŸunu göstermektedir. DiÄŸer yandan, yapılan bu düzenlemelerin kapsam ve hızı, iÅŸ dünyasının Ankara yönetimi üzerindeki baskısının ulaÅŸtığı ölçüyü de yansıtmaktadır.

Son düzenlemeye niçin ihtiyaç duyulduÄŸu da çok açık durmaktadır: Hatırlı ÅŸirketlerden bir kısmı zor durumda olup, dayanma güçleri tükenmektedir. Anılan düzenlemeyle Hazine, bu ÅŸirketlere ortak olacak, sermaye koyacak; yurt dışından Hazine garantisi ile kredi kullanan, ancak bunu geri ödemekte zorlanan ÅŸirketlerin kurtarılması da, bu yolla sessizce hayata geçirilecektir.

KAMU ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİNE (KÖİ) DE DESTEK

DiÄŸer yandan, KÖİ projelerini yürütürken zora düÅŸen ÅŸirketleri kurtarmanın bir yolu olarak “Hazine ortaklığının” gündeme sokulacağı; bu yolla, kredi borçlarını geri ödeyemeyen anılan KÖİ projelerinin, ekonomiyi ya da bankaları zora sokmasının önüne geçileceÄŸi; bu ÅŸekilde batma noktasına gelen inÅŸaat firmalarının, bu yeni ortaklık çatısı altında deÄŸerlendirilebileceÄŸi de konuÅŸulmaktadır.

Düzenlemenin amaçladığı konulardan birinin de, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile Osmangazi Köprüsü’ne Hazine’nin ortak olabilmesinin saÄŸlanması olduÄŸu da belirtilmektedir.

BilindiÄŸi gibi, İki köprünün İtalyan ortağı Astaldi, konkordato ilân etmiÅŸ ve yüzde 33 oranındaki hissesini satmak istemektedir. Bu baÄŸlamda Çinliler’le pazarlık yaptıkları ve oynak kurlar yüzünden anlaÅŸamadıkları yazılmıştı. Bu olgu da insanın aklına, Kararnamedeki “Hazine'nin yurt dışındaki ÅŸirketlere iÅŸtirâk etmesini saÄŸlamak” ibaresinin bu amaçla mı konulduÄŸu sorusunu getirmektedir.

SONUÇ YERİNE

Son 15 yıldır uygulanan “borçlanmaya dayalı”, “yerindelik ve toplumsal fayda analizi” ihmal edilmiÅŸ projelerle büyüme, lüks kamu harcamaları gibi hatalı ekonomi politikaları sonucunda ülke ekonomisi bugünkü krize girmiÅŸtir. Bu dönemde, 60 milyar Amerikan Doları’nı aÅŸkın özelleÅŸtirme gelirleri de çarçur edilerek, ülkenin, üretken ve istihdam saÄŸlayan bir modele geçiÅŸi engellenmiÅŸtir.

Åžimdi geldiÄŸimiz ekonomik kriz noktasında mevcut sıkıntılar (bütçe açıkları, enflâsyon artışı, kalıcı iÅŸsizlik, gelir dağılımındaki bozulma ve yoksulluk, geri ödenmeyen krediler, kapanan iÅŸ yerleri ve duran yatırımlar), yukarıda aktarmaya çalıştığımız yüzeysel ve tüm yükü Hazine (Devlet)‘e ve bu yolla vergi ödeyenlere binen yeni düzenlemelerle aşılmaya çalışılmaktadır. Bu yöntemle sonuca varmak, güvenin, hukukun üstünlüÄŸünün ve demokrasinin olmadığı bir ortamda olanaklı olmadığı gibi; her geçen gün moral ve mali boyutlarıyla mevcut sıkıntılar derinleÅŸmektedir.

Bu aÅŸamada verilen fotoÄŸraf da, Mehmet Y.Yılmaz’ın yazdığı gibi ülkenin, “özelleÅŸtirmeler” dönemini de geride bırakıp, “kamulaÅŸtırmalar” dönemine geçiyor olduÄŸu ÅŸeklindedir. DoÄŸaldır ki böyle bir görüntü, neoliberalizmin ülkemizdeki savunucuları marifetiyle yapılınca çok yadırganıyor.