EKONOMİ ÜZERİNE

Bülent Akgezer

FACEBOOK /ALINTI

Facebook ne düÅŸündüÄŸümü soruyor. söyleyeyim bari.

Ekonomi bilimi, aritmetik, rakam, istatistik olduÄŸundan daha fazla psikolojidir, davranıştır, duygudur ve üstelik bu tepkilerin toplumsal olanıdır, yani bireysel tepkilerin toplum içinde birbirinden etkilenerek çoÄŸalmışıdır.

EÄŸer dünyada 100 birim insanların ihtiyacı olan “ÅŸey” olsa idi ve dünyada 100 kiÅŸi olsa idi, bu 100 “ÅŸey”i 100 kiÅŸiye bölerdik adam başına 1 adet “ÅŸey” düÅŸerdi ve herkes mutlu olurdu, sorun biterdi.

Hayır bitmezdi. Çünkü insan denilen yaratık böyle düÅŸünmezdi, Bir defa herkese düÅŸen 1 adet “ÅŸey” fizik olarak bir kiÅŸiye yetse de duygu olarak yetmezdi. Bir insan sahip olduÄŸu “ÅŸey”in 2 adedinden 1+1=2 deÄŸil, 1+1=2+”daha fazlasına sahip olma isteÄŸi” kadar tatmin olurdu ama yine mutlu olamazdı. Çünkü tatmin edilmemiÅŸ 1+”daha fazla ÅŸey”=”daha daha fazlasına sahip olma isteÄŸi” mutsuzluÄŸun kaynağı olurdu.

Böyle hissetmek acaba insanlığın yapısal bir sorunu mudur? Yoksa öÄŸrenilen bir ÅŸey midir? Bunun öÄŸrenilen bir ÅŸey olduÄŸunu söyleyenler de var, tersini de. Ben önceleri bunun öÄŸrenilen bir ÅŸey olduÄŸunu, mülkiyet, sahip olma, baÅŸkalarından daha üstün olma dürtülerinin kapitalizmin bir yansıması olduÄŸunu, insanların çoÄŸunluÄŸunun böyle düÅŸünemeyebileceÄŸini, daha paylaşımcı, kanaatkâr ve üretimci bir felsefenin toplumlara hâkim olabileceÄŸini düÅŸünürdüm, artık öyle düÅŸünmüyorum.

ÜretilmiÅŸ teolojik kuramlar, yasa, ahlak, töre, fazilet, edep, erdem vb. kuralları tersini dayatmaya çalışsa da insan zihniyetinin altındaki dürtünün “tüketirim ya da tüketmem ama baÅŸkalarından daha fazlası benim olsun, hatta baÅŸkalarında olmayan bende olsun” düÅŸüncesi olduÄŸuna daha fazla yakınım. Neden mi? Dünyayı eskisinden daha fazla izliyoruz ve görüyoruz da ondan.

Zaten insanların ihtiyaç duyduÄŸu “ÅŸey”lerin sayısı kısıtlı ve giderek azalıyor, Bunları tüketecek insan sayısı hızla artıyor, daha önemlisi her bireyin tüketim arzusu katsayısı da artıyor. Bu durumda Ekonomi bilimi ne yapsın? Hangi üretim mekanizması, hangi fiyatlandırma teorisi, hangi tedarik stratejisi iÅŸe yarayabilir ki? Yaramıyor iÅŸte.

Küresel ısınma, dünyanın çölleÅŸmesi vb. gözlemler ve bunlar üzerinden yaratılan teoriler de bir iÅŸe yaramıyor. Çünkü hiç kimse tüketim tatmininden vazgeçmiyor. En ciddi, doÄŸru ve heyecanlandırıcı çevre programlarını hazırlayan bir radyoda, program arasında, “…….ile uçun, daha fazla uçun, kazandığınız avantajlarla daha daha fazla uçun” ya da “…… daha güçlendirilmiÅŸ otomobil, 4X4 çekerler” mesajları verilmiyor mu? E peki enerji kaynaklarının yok olması, karbon emisyonu filan ne oluyor? Yok olmaya hızla devam oluyor tabii. O radyo dahi o yok oluÅŸ sayesinde ayakta kalabiliyor. Hiç birimiz tüketimden vazgeçmiyoruz, ironik bir biçimde bahaneler üretiyoruz. Daha güçlü, yeni arabalarımız olsun, daha çok seyahat edelim, eskimeden mevcut eÅŸyalarımızın yenisine sahip olalım istiyoruz.
Hele, bizi yok edivermesinler diye ucu bucağı bilinmeyen savunma (!) ile ilgili tüketim konusuna hiç girmiyorum.

Evet, insanlar ilk çaÄŸlarında komün hayatı yaÅŸamışlar, mülkiyet nedir bilmezlermiÅŸ, toplu halde toplar, toplu halde avlar, toplu halde üretir, herkes ihtiyacı kadar tüketirmiÅŸ, neden yine aynı zihniyete dönmek neden mümkün olmasın? Aynı zihniyet olmasa dahi benzer bir düzen kurulamaz mıydı?

Biz, ilkel insanların zihniyetini tahmin etmeye çalışırken bu günkü anlayışımızla deÄŸerlendirme yapıyoruz ve tabii hata oluyor. Acaba en ilkel insanda mülkiyet duygusu yok mu idi? Acaba avladığı hayvanı hemen diÄŸerleri ile paylaşıyor muydu? Yoksa iyice kendisinin karnı doyduktan sonra –belki bir kısmını da daha sonra yemek için ayırdıktan sonra- baÅŸkalarına vermeye razı oluyordu?
Åžimdi biliyorum ki; o zamanlar vahÅŸi bir mülkiyet zihniyetinin hakim olmamasının yegane nedeni, gereksinim duyulan kaynakların bol ve hemen ulaşılabilir olmasıdır. Yoksa “benim olsun, baÅŸkasının olmasın” duygusu insanlığın ta kendisidir.

Çare ne? Tüketimin azaltılması, hatta minimuma indirilmesi ve bunun yeryüzündeki her bireye uygulanabilmesidir. Yani yaygın fakirleÅŸmedir. Çünkü tüketim zenginliÄŸin kaynağı olduÄŸu kadar, bu tüketimi tahrik eden üretim, kaynakları (dünyayı da diyebiliriz) yok ediyor.
Örnek olarak bir yerden bir yere gitmeyeceÄŸiz, gidersek motorlu araç kullanmayacağız, iletiÅŸim aracı kullanmayacağız, eÅŸyalarımızı sonsuza kadar (ömrümüzün sonuna kadar) kullanacağız, yeni eÅŸya almayacağız, ortamı ısıtmayacağız, aydınlatmayacağız vb. vb.

 

Bundan baÅŸka çare bulabilen varsa söylesin.