ENFLASYON, DÖVİZ ve ÅžSİZLİK

İşsizlik ve enflasyon ülke ekonomileri için çok ciddi makroekonomik sorunların başında yer almaktadır. Bir ekonomi için ideal olan her ikisinden de kurtulmaktır ancak iÅŸsizlik ve enflasyon arasındaki ters yönlü iliÅŸki buna imkân tanımamaktadır. Son zamanlarda yaÅŸanan küresel salgın nedeniyle birçok ekonomide, hem fiyatlar genel düzeyinde hem döviz kurunda hem de iÅŸsizlik oranında istenmeyen artışlar yaÅŸanmıştır.

2019’un son aylarında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan korona virüsü kısa bir süre içinde hızla tüm dünyaya yayılarak küresel bir salgın haline gelmiÅŸtir. Dünya nüfusunu tehdit eden Covid-19 pandemisi aynı zamanda getirilen kısıtlamalarla birlikte ülke ekonomilerini de risk altına almıştır. Pandemi nedeniyle birçok ülkenin sınırlarını kapatması ile birlikte talep oranlarında yaÅŸanan düÅŸüÅŸe baÄŸlı olarak üretimde de durma noktasına gelinmesi yaÅŸanacak krizin ciddiyetini arttırmaktadır.

Salgına baÄŸlı geliÅŸmeler Türkiye’de de Mart ayının ortasından itibaren ekonomik faaliyetleri dış ticaret, turizm ve iç talep kanallarıyla etkilemeye baÅŸlamış, etkiler Nisan ayı itibarıyla derinleÅŸerek tüm ekonomiye yansımıştır. Türkiye’de de ikinci çeyrekte yavaÅŸlamanın arttığı gözlenmektedir. Türkiye’de salgına karşı tedbir olarak AlışveriÅŸ merkezleri kapanmış, hizmet sektöründeki; kafe-kahvehane, berber, kuaför gibi faaliyetlere tümüyle ara verilmiÅŸ, restoran, pasta hane gibi iÅŸkollarında faaliyetler sınırlandırılmıştır. Tekstil- hazır giyimden, otomotiv sanayiindeki çok sayıdaki iÅŸkolunda iç ve dış talebin düÅŸmesiyle üretim durma noktasına gelmiÅŸtir. Üretimde yaÅŸanan bu durgunluk ise iÅŸsizlik oranının artışını tetiklemiÅŸtir.[1]

1. Türkiye Ekonomisinde İşsizliÄŸe Genel Bakış

Türkiye ekonomisinde iÅŸsizliÄŸe deÄŸinmeden önce iÅŸsizliÄŸin kısa bir tanımını yapmak gerekirse iÅŸsizlik: çalışma çağında olan kiÅŸilerin çalışma istek ve gücünde olup, piyasadaki cari ücret ve çalışma koÅŸullarına razı olmasına raÄŸmen uygun bir iÅŸ bulamaması durumudur.[2]

Türkiye’de iÅŸsizlik yaÅŸ gurubu bakımından genç nüfusta cinsiyet bakımından ise kadınlarda yoÄŸunlaÅŸmaktadır ve iÅŸsizlerin büyük çoÄŸunluÄŸu vasıfsız niteliktedir. Bunların yanı sıra iÅŸsizliÄŸin coÄŸrafi bölgelere göre dengesiz dağılmış olması istihdamın batı bölgelerde yoÄŸunlaÅŸmasına ve doÄŸuya gidildikçe istihdam olanaklarının azalmasına neden olmaktadır

Türkiye, genel itibariyle hızla artan nüfusa istihdam olanakları yaratamamaktan kaynaklanan bir iÅŸsizlikle karşı karşıyadır. DiÄŸer bir ifadeyle Türkiye’de iÅŸsizlik, ekonomik kalkınma süreci içinde hızlı nüfus artışı ve kentleÅŸmenin beslediÄŸi iÅŸ gücü arz ve talep artışları arasındaki dengesizlikten kaynaklanmaktadır. Bunun yanı sıra, sanayileÅŸmede hedeflenen düzeye ulaşılamaması, tarım toplumu niteliÄŸinin belli ölçüler içinde ağırlığının sürmesi ve hızla artan genç nüfusa istihdam saÄŸlayacak yatırımların yapılamaması gibi nedenlerle iÅŸsizlik yapısal bir nitelik taşımaktadır. Türkiye’de iÅŸsizliÄŸin bu yönüyle faktör dengesizliÄŸinden kaynaklandığı söylenebilir.[3]

Türkiye’de 1980 itibariyle iÅŸsizlik oranları küreselleÅŸme ve teknolojik geliÅŸmelerin etkisiyle artma eÄŸilimine geçmiÅŸtir. 1990’larda evrensel oranlara göre yüksek sayılan düzeylere ulaÅŸmıştır. 2001 krizinin de etkisiyle iÅŸsizlik daha çok belirginleÅŸmiÅŸ ve bu sorunun önüne geçilememiÅŸtir. Hızlı nüfus artışı, yatırım yetersizliÄŸi, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık gibi nedenler istihdam sorununu daha çok tetiklemiÅŸtir. 2001 kriziyle çift haneli rakamlara tırmanan iÅŸsizlik oranı günümüzde de artma eÄŸilimindedir.[4]

2. Türkiye’de Enflasyon

Enflasyon ve iÅŸsizlik arasındaki iliÅŸkiye deÄŸinmeden önce enflasyonun tanımını yapmak ve Türkiye’nin enflasyonla mücadele sürecine de deÄŸinmek gerekir. Enflasyon en genel tanımıyla fiyatlar genel düzeyinin sürekli olarak artmasıdır. DiÄŸer taraftan enflasyon satın alma gücünün de düÅŸmesi anlamına gelmektedir. Bu bakımdan enflasyon, bir ülkede gelir düzeyini, gelir dağılımını, yatırımcıların karar alma sürecini, istihdam düzeyini, çalışanların ücret ve maaÅŸlarını ve daha birçok iktisadi faaliyeti doÄŸrudan etkilemektedir.[5]

Türkiye uzun yıllardır enflasyon ile mücadele eder bir durumdadır. 1939-1949 dönemlerinde yıllık enflasyon ortalaması %14,3 iken 1950-1959 döneminde ortalama enflasyon oranı  %8,8’e gerilemiÅŸtir. 1960-1969 döneminde ise enflasyon oranı %4,4’e düÅŸerek en düÅŸük seviyede gerçekleÅŸmiÅŸtir. Sonraki dönemlerde enflasyon oranı giderek yükselmiÅŸ 1980-1989 döneminde %50,7, 1990-1996 döneminde ise %78,7’ye yükselmiÅŸtir. 1990’lı yıllarda Türkiye ekonomisinde istikrarın bozulmasıyla enflasyonun arttığı gözlemlenmiÅŸtir.[6]

Türkiye ekonomisi uzun yıllar boyu yaÅŸanan krizlerin etkisiyle yüksek enflasyon ile karşı karşıya gelmiÅŸtir ve enflasyonu düÅŸürmek için IMF ile birçok kez masaya oturmuÅŸtur. Ekonomide yaÅŸanan olumsuzluklardan ve yüksek enflasyondan kurtulmak için IMF ile imzaladığı anlaÅŸmalardan biri 24 Ocak 1980’de hazırlanan istikrar programıdır. 24 Ocak istikrar programı uygulamalarının ilk döneminde kısa vadeli amaçlara öncelik verilmiÅŸtir. Enflasyon baskısının kırılması ve piyasaların düzene sokulması hedeflenmiÅŸtir. 1980 yılındaki %107,2’lik enflasyon oranı, 1981’de %36,8’e, 982 yılında ise %27’ye düÅŸmüÅŸtür. 1983’te %30,5 olan enflasyon oranı bir yıl arayla %50’ye ulaÅŸmış ve enflasyon artışları tekrar ivme kazanmaya baÅŸlamıştır.[7]

IMF ile imzalanan anlaÅŸmalardan bir diÄŸeri ise 5 Nisan 1994’te gerçekleÅŸmiÅŸtir. İmzalanan programın amaçları; fiyat istikrarının saÄŸlanması, kamu açıklarının giderilmesi, borç oranlarının düÅŸürülmesi, ödemeler bilançosunun dengeye getirilmesi ve dengeli bir ekonomik büyüme ve geliÅŸmenin gerçekleÅŸmesidir. Uygulanan istikrar programının etkisiyle 1994 yılının ikinci yarısına gelindiÄŸinde ekonomide canlanma meydana gelmiÅŸ, enflasyonun da giderek düÅŸtüÄŸü gözlemlenmiÅŸtir. 1995 yılında iç talepte meydana gelen artışlar ve yine kapasite kullanımı ve üretimde gerçekleÅŸen artışlarında etkisiyle ekonomi büyüme sürecine girmiÅŸ ve enflasyon oranı düÅŸüÅŸe devam ederek %64,9 düzeyinde gözlemlenmiÅŸtir.[8]

2.1. İşsizlik ve Enflasyon Arasındaki İlişki

Enflasyon ve iÅŸsizlik bireylerin refah düzeyini düÅŸürdüÄŸü için düÅŸük enflasyon ve düÅŸük iÅŸsizlik amaçlanır ancak genellikle bu iki amaç birbiriyle çatışmaktadır. Enflasyon ve iÅŸsizlik arasındaki iliÅŸki düÅŸük enflasyonun yüksek iÅŸsizliÄŸe, düÅŸük iÅŸsizliÄŸin ise yüksek enflasyona neden olduÄŸunu ortaya koyan Phillips eÄŸrisi yaklaşımıyla incelenmektedir. Phillips eÄŸrisi yaklaşımında enflasyonu düÅŸürmek için uygulanan talep daraltıcı politikalar iÅŸsizlik oranlarındaki artışı tetiklerken, İşsizliÄŸi düÅŸürmek için uygulanan talep geniÅŸletici para ve maliye politikaları ise enflasyonu arttırmaktadır. Yani Phillips eÄŸrisi yaklaşımı enflasyon ve iÅŸsizlik arasında negatif yönlü bir iliÅŸki olduÄŸunu ortaya koymaktadır.

Zaman içerisinde Phillips eÄŸrisinin ortaya koyduÄŸu enflasyon ile iÅŸsizlik arasındaki iliÅŸkinin istikrarlı olup olmadığı, uzun dönemde de geçerli olup olmadığı sorgulanmaya baÅŸlanmıştır. Buna göre enflasyonist beklentileri göz önüne almayan Phillips eÄŸrisi yaklaşımına karşılık, deÄŸiÅŸen enflasyonist beklentilerinde hesaba katılması halinde Phillips yaklaşımının uzun dönemde istikrarlı olmayacağı öne sürülmüÅŸtür. Bu nedenle Phillips eÄŸrisi analizine kısa ve uzun dönemlerde beklenti unsurundan ve farklılıklardan dolayı birçok katkı yapılmış ve Phillips analizi geliÅŸtirilmiÅŸtir.[9]

3. İşsizlik ve Döviz Kuru Arasındaki İliÅŸki

Döviz kuru, bir ülkenin ulusal para biriminin yabancı para birimleri cinsinden deÄŸerini ifade etmektedir. Döviz kurlarının belirlenmesine yönelik olarak kullanılan sistemlere de döviz kuru sistemleri denilmektedir. Döviz kurunun belirlenme ve deÄŸiÅŸim rejimlerini ifade eden döviz kuru sistemleri, döviz urlarının nasıl ve hangi güçler tarafından belirleneceÄŸi, kurlarda deÄŸiÅŸme olup olmayacağı veya hangi ölçülerde olabileceÄŸi gibi konularla ilgili kurallar bütünü olarak tanımlanabilir.[10]

Döviz kurunun, iÅŸsizliÄŸi etkileyen önemli bir faktör olduÄŸu hem literatürdeki tartışmalardan, hem de bu alanda yapılan çalışmalardan anlaşılmaktadır. Özellikle dışa açık ekonomilerde diÄŸer faktörlerin yanı sıra döviz kurunun da iÅŸsizliÄŸin önemli bir belirleyicisi olduÄŸu söylenebilir. Çünkü dışa açık ekonomilerde tüketiciler, hem yurtiçinde, hem de yurtdışında üretilen malları tercih etme olanağına sahiptir.

Yerli paranın yabancı para birimi karşısında deÄŸer kaybetmesi yani döviz kurunun yükselmesi reel döviz kurunu düÅŸürür. Reel döviz kurunun düÅŸmesi durumunda yerli ürünler yabancı ürünler karşısında ucuzlar ve yerli mala olan talep artar. Kuramsal olarak bu durum istihdamında artmasına yol açacaktır. Bu durumda reel döviz kuru ile iÅŸsizlik arasında pozitif yönlü bir iliÅŸki olduÄŸu söylenebilir.[11]

AraÅŸtırmanın buraya kadar olan kısmında iÅŸsizlik, enflasyon ve döviz kuru kavramları genel olarak ele alındı birbirleriyle olan iliÅŸkilerine deÄŸinildi. AraÅŸtırmanın bu kısmından sonra ise iÅŸsizlik, enflasyon ve döviz kuru arasındaki iliÅŸki pandemi öncesi ve pandemi sonrası dönemler olarak iki ayrı baÅŸlık altında ele alınacaktır.

4. Pandemi Öncesi Dönemde Türkiye Ekonomisinde İşsizlik, Enflasyon ve Döviz Kuru Arasındaki İliÅŸki

2019 yılının ekonomik verileri incelendiÄŸinde gerçekleÅŸen iÅŸsizlik, enflasyon ve döviz kuru oranlarında yıl içerisinde kırılmalar yaÅŸandığı gözlemlenir. Bu kırılmalar Phillips eÄŸrisi yaklaşımıyla incelendiÄŸinde enflasyon ve iÅŸsizlik arasında negatif yönlü bir iliÅŸki olması beklenir. Bir baÅŸka deyiÅŸle enflasyon oranlarında artışlar gözlemlenirken iÅŸsizlik oranlarında düÅŸüÅŸ gerçekleÅŸmesi beklenir. Aynı ÅŸekilde iÅŸsizlik ve döviz kuru arasındaki iliÅŸki incelendiÄŸinde ise ikisi arasında doÄŸrusal bir iliÅŸki olması beklenir. Yani döviz kurundaki artışların iÅŸsizlik oranını da aynı doÄŸrultuda etkilemesi beklenir.

Åžekil 1’de 2019 yılına ait iÅŸsizlik enflasyon ve döviz kuru oranlarının aylık gösteriminin bulunduÄŸu bir grafik yer almaktadır. 2019 yılı iÅŸsizlik oranı, enflasyon ve döviz kuru verileri incelendiÄŸinde aralarında doÄŸrusal bir iliÅŸki olmadığı açıkça görülmektedir. İşsizlik oranlarındaki dalgalanmalara bakıldığında 3 ve 5. aylar arasında düÅŸüÅŸ göstermiÅŸtir. Her ne kadar 6 ve 7. aylarda artma eÄŸilimi göstermiÅŸ olsa da tekrardan düÅŸüÅŸe geçmeyi baÅŸarmıştır. Enflasyon incelendiÄŸinde ise 3. ve 8. aylar arasında artış gösteren enflasyon oranlarının 8. ay sonrası düÅŸüÅŸe geçtiÄŸi gözlemlenmektedir. DiÄŸer taraftan 2019 yılı içerisinde 5,90 seviyelerinde gerçekleÅŸen döviz kurunda çok ciddi artışlar gözlemlenmemiÅŸtir. Tüm bunlar incelendiÄŸinde pandemi öncesi dönemde iÅŸsizlik ve enflasyon arasında anlamlı bir iliÅŸki olmadığı enflasyondaki herhangi bir deÄŸiÅŸimin iÅŸsizlik üzerinde bir etkisi olmadığını söyleyebiliriz. Döviz kurundaki ve iÅŸsizlik iliÅŸkisine bakıldığında aralarında anlamlı bir iliÅŸki olduÄŸu söylenebilir.

5. Pandemi Döneminde Türkiye ekonomisinde İşsizlik, Enflasyon ve Döviz Kuru Arasındaki İliÅŸki

2019 sonunda %11,84 olarak gerçekleÅŸen Tüketici Fiyat Endeksi Åžubat 2020’de 12,37; Mart ayında % 11,87 ve 2020 yılının ilk çeyreÄŸinde yüzde 11,86 olmuÅŸtur. Nisan ve Mayıs aylarında sırasıyla aylık TÜFE artışı %0,85 ve %1,36 olurken yıllık enflasyon Mayıs ayı itibariyle %11,39 olmuÅŸtur. 2020 yılı başında 1 Dolar= 5,95 TL, 1 Euro= 6,65 TL olmuÅŸtur. Pandeminin etkisiyle geliÅŸmekte olan ülkelerden kaçan yabancı sermaye ve fonlar Türkiye’den de hızla çıkmıştır. Sermaye çıkışıyla paralel bir ÅŸekilde döviz kurlarında yükseliÅŸ ve Türk Lirasında deÄŸer kaybı yaÅŸanmıştır[13] Ä°ÅŸsizlik oranı ise, 2019 yılında 2018’e göre 2,7 puan artarak %13,7 olmuÅŸtur. 2019 yılında genç iÅŸsizlik oranı %25,4 olmuÅŸtur. 11 Mayıs 2020’de TÜİK tarafından açıklanan son iÅŸsizlik verilerine göre Åžubat 2020 itibarıyla Türkiye’de genel iÅŸsizlik oranı %13,6, genç iÅŸsizlik oranı ise %24,4’tür. [14]

Åžekil 2’de 2020 yılına ait iÅŸsizlik, enflasyon ve döviz kuru arasındaki iliÅŸki yer almaktadır. Grafik incelendiÄŸinde pandemi sürecinin, etkilerini 2020’nin ilk çeyreÄŸinde henüz göstermemiÅŸ olduÄŸunu ve 2020 yılının 1-4. Ayları arasında iÅŸsizlik oranlarında düÅŸüÅŸ yaÅŸandığı gözlemlenmektedir. 2020 yılının ikinci çeyreÄŸinde iÅŸsizlik oranları yükselme eÄŸilimine geçse de 8. aydan itibaren düÅŸme eÄŸilimine girmiÅŸtir. 2020 yılı içinde enflasyon oranındaki deÄŸiÅŸimler incelendiÄŸinde 2020’nin ilk çeyreÄŸinde artış gösterdiÄŸi 5. Ayında en düÅŸük seviyede gerçekleÅŸtiÄŸi gözlemlenir. 2020 yılının ilk ayında 5,95 olan döviz kuru ise 2020 yılının 4. ayından itibaren giderek artan bir eÄŸilime yönelmiÅŸtir ve 9. ayda 7,98 seviyesine çıkmıştır. Salgının ekonomik etkilerinin iÅŸsizlik, enflasyon ve döviz kuru üzerindeki etkileri hissedilir ÅŸekilde görülmektedir. DiÄŸer taraftan enflasyon ve döviz kurunun iÅŸsizlik ile arasındaki iliÅŸkiye bakıldığında aralarında doÄŸrusal bir iliÅŸki olmadığını söyleyebiliriz. Pandemi sürecinde yüksek seviyelerde gerçekleÅŸen enflasyon oranlarının iÅŸsizliÄŸe ters yönlü bir etkide bulunarak iÅŸsizlik oranlarını düÅŸürmesi beklenirdi ancak bu artışların iÅŸsizliÄŸe bu yönde bir etkide bulunduÄŸu söylenemez. DiÄŸer yandan bu dönemde ciddi artışlar gösteren döviz kurundaki artışların iÅŸsizliÄŸi de aynı yönde etkilemesi beklenir ancak bu süreçte iÅŸsizlik oranları ve döviz kurundaki deÄŸiÅŸimler arasında ters yönlü bir iliÅŸki olduÄŸu görülmektedir.

Sonuç

İşsizlik ve enflasyon iliÅŸkisi günümüzde hemen her ekonomide üzerinde durulan konular arasında yer almaktadır. İşsizliÄŸin söz konusu olduÄŸu bir ekonomide, emek tam olarak üretime katılamadığı için gerçekleÅŸen üretim düzeyi, potansiyel üretim düzeyinin altında kalacaktır. Bu durum dolayısıyla gelir kaybına ve refah kaybına neden olacaktır. Enflasyon ise; gelir dağılımını bozmakta, yatırım ve tasarrufların azalmasına neden olmaktadır. Bu nedenlerle hükümetler iÅŸsizliÄŸin ve enflasyonun önüne geçmek hatta kurtulmak için bu konuların üzerinde durmaktadırlar.

Bu çalışmada salgın öncesi dönemde iÅŸsizlik, enflasyon ve döviz kuru arasındaki iliÅŸki ile pandemi döneminde iÅŸsizlik, enflasyon ve döviz kuru arasındaki iliÅŸkisi incelenmiÅŸtir. Öncelikle 2019 yılında Covid-19 pandemisi ortaya çıkmadan önceki dönemde iÅŸsizlik oranları, enflasyon oranları ve döviz kurundaki deÄŸiÅŸimler aylık olarak incelenmiÅŸtir ve hipotez testi uygulanmıştır. Bu baÄŸlamda iÅŸsizlik ve enflasyon arasında negatif yönlü bir iliÅŸki olması beklenirken aralarında anlamlı bir iliÅŸki olmadığı yani enflasyondaki artışların iÅŸsizlik üzerinde bir etkiye sahip olmadığı gözlemlenmiÅŸtir. DiÄŸer taraftan iÅŸsizlik ile döviz kuru arasında pozitif yönlü bir iliÅŸki olması beklenirken döviz kurundaki artışların iÅŸsizliÄŸi ters yönde etkilediÄŸi gözlemlenmektedir. Covid-19’un baÅŸ gösterdiÄŸi 2020 yılındaki iÅŸsizlik, enflasyon ve döviz kuru verileri incelendiÄŸinde ise pandemi döneminin ilk çeyreÄŸinde salgının etkileri çok fazla hissedilmese de ikinci çeyreÄŸinde enflasyon oranlarındaki ve döviz kurundaki artışlar hissedilir derecededir. İşsizlik oranlarında ise 2019 yılı ile kıyaslandığında ciddi artışlar yaÅŸanmadığı gözlemlenmektedir. İşsizlik ve enflasyon iliÅŸki incelendiÄŸinde aralarında anlamlı bir iliÅŸki olmadığı ortaya çıkmıştır. Öz olarak pandemi döneminde, enflasyon oranlarındaki artışların iÅŸsizlik üzerinde bir etkisinin olmadığı söylenebilir. Bu dönemde döviz kurunda yaÅŸanan artışların da yine aynı ÅŸekilde iÅŸsizlik oranlarındaki artışları tetiklemediÄŸi söylenebilir.

 

Kaynakça

Adıgüzel, Muhittin, Covid-19 Pandemisinin Türkiye Ekonomisine Etkilerinin Makroekonomik Analizi, “İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi” Covid-19 Sosyal Bilimler Özel Sayısı, 2020, cilt: 19, sayı: 37.

AkiÅŸ, Elife, Türkiye’de Enflasyon ile İşsizlik Arasındaki İliÅŸki (2005 – 2020), Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, 2020, sayı: 49.

Apaydın, Ferhat, Türkiye’de İşsizliÄŸin Karakteristiklerinin KarşılaÅŸtırmalı Analizi“Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi” 2018, sayı: 30, ss. 159-200.

AydoÄŸan, Esenay, 1980’den Günümüze Türkiye De Enflasyon Serüveni“Yönetim Ve Ekonomi” 2004, cilt: 11 say: 1.

Ayvaz, Güven, Emine Türkan, Türkiye’de Enflasyon Ve İşsizlik Arasındaki İliÅŸki: Zaman Serileri Analizi“Ksü Sosyal Bilimler Dergisi” 2016.

Balcı, Yusuf, Güldenur Çetin, Covıd-19 Pandemi Sürecinin Türkiye’de İstihdama Etkileri Ve Kamu Açısından Alınması Gereken Tedbirler“İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi” 2019, sayı: 37.

Bilgin, Mehmet Hüseyin, Döviz Kuru İşsizlik İliÅŸkisi: Türkiye Üzerine Bir İnceleme“Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’’, 2004, sayı: 8.

ErdoÄŸan ve Gedikli, Türkiye Ekonomisinin DönüÅŸümü, (İzmit: Umuttepe Yayınları), 2016

Uyar, BozdaÄŸlıoÄŸlu, Yasemin, Türkiye’de İşsizliÄŸin Özellikleri Ve İşsizlikle Mücadele Politikaları, “Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi”, 2008, sayı: 20,

Uysal, DoÄŸan, SavaÅŸ ErdoÄŸan, Enflasyon ile İşsizlik Oranı Arasındaki İliÅŸki ve Türkiye ÖrneÄŸi (1980-2002), “Sü İibf Sosyal Ve Ekonomik AraÅŸtırmalar Dergisi”, 2003cilt: 3, sayı: 6.

Dipnotlar

[1] Muhittin Adıgüzel, Covid-19 Pandemisinin Türkiye Ekonomisine Etkilerinin Makroekonomik Analizi“İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi” Covid-19 Sosyal Bilimler Özel Sayısı, (2020), s. 193

[2] Ali Yılmaz, Türkiye’de İşsiz Nüfus, “Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi” Cilt:15 Sayı:1 (2005) s. 45

[3] Yasemin Uyar BozdaÄŸlıoÄŸlu, Türkiye’de İşsizliÄŸin Özellikleri Ve İşsizlikle Mücadele Politikaları, “Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi” Sayı: 20  (2008), s. 57

[4] Ferhat ApaydınTürkiye’de İşsizliÄŸin Karakteristiklerinin KarşılaÅŸtırmalı Analizi“Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi” Sayı: 30, (2018),  s. 168

[5] Emine Türkan, Ayvaz Güven, Türkiye’de Enflasyon Ve İşsizlik Arasındaki İliÅŸki: Zaman Serileri Analizi“Ksü