ERGENE VE SORUNLARI

Åžahabettin KÜÇÜKYAZICI

Ergene denilince hemen herkesin aklına, Trakya’nın kirliliÄŸi bir türlü önlenemeyen akarsuyu gelir.

Yıldız daÄŸlarından doÄŸan, beÅŸ km sonra zehre dönüÅŸen, Saray, Çerkezköy, Çorlu’dan geçerken sıvı ama ne rengi, ne içeriÄŸi akarsuya benzemeyen bir Ergene’nin 280 km uzunluÄŸu ve yedi kolu bulunmaktadır.

Yakın zamana kadar, kirliliÄŸin kaynakları arasında  EVSEL ATIKLAR da olduÄŸu iddiası da diÄŸer faktörlerle birlikte deÄŸerlendiriliyordu.

Geçen gün, TekirdaÄŸ BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı, çok net bir ÅŸekilde, “ARTIK ERGENE’YE ARITILMAMIÅž HÄ°Ç BİR EVSEL ATIK VERİLMİYOR” dedi.

Toplantıda, Ergene Havzasını ve Ergene nehrini hafızamdan taradım.

    

FotoÄŸrafta görüldüÄŸü gibi, akarsu rengini kaybetmiÅŸ durumda olan Ergene için uzun yıllardır, Hükümet tarafından kirliliÄŸin giderilmesi için çeÅŸitli projeler uygulanmaktadır.

Bunlardan birisi, Çakmak Barajı suyunun Ergeneye ulaÅŸtırılmasıdır.  DSİ yetkilileri, Trakya’nın GAP’ı olarak da adlandırılan bu proje ile Uzunköprü, Meriç, Havsa ve Pehlivanköy bölgesinde 67 köye ait arazilerin sulanacağını, ayrıca, Çorlu – Çerkezköy’e ulaÅŸarak Ergene Havzasının kirliliÄŸinin giderilmesine de katkı saÄŸlayacağını ifade etmiÅŸlerdir.

Ancak, yerel yönetimlerin baÅŸkanları bu hedeflere kuÅŸkuyla bakmakta, hatta DERİN DEÅžARJ  adı altında yapılan, tüm organize sanayilerdeki atık suların toplanarak Marmara’ya aktarılması projesi ile Marmara Denizinin de tehdit altında olduÄŸu ileri sürülmektedir. Åžöyle ki, Ergene nehrinden akın suyun yüzde yetmiÅŸ beÅŸinin atıklardan oluÅŸtuÄŸu, bunları alıp Marmara’ya aktardığımızda, geriye yüzde yirmi beÅŸ oranda kalan suyun yaz aylarında kuruma tehlikesinin bulunduÄŸu bildirilmektedir.

Sorun, zehir olarak akmakta olan su ile birlikte toprağın da temizlenmesidir. Zira, tarımsal alanlarda suyun kullanılması, bölgede kanser vakaların patlamasına neden olduÄŸu düÅŸüncesi de yaygındır.

Suyun hızlı aktığı yerlerde oluÅŸan köpüklerden, kimyasal atıkların varlığı hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Bir milyon civarında nüfusun yaÅŸadığı  Ergene havzasında, bu sular pek çok yerde tarım arazilerinin sulanmasında da kullanılmaktadır.

Bu konu ile ilgili olarak ciddi bir belgesel film yapıldığı fakat halkla paylaşılmadığı ifade edilmektedir. Pınarhisar ve Lüleburgaz’da kirliliÄŸin en yüksek boyutlarına ulaÅŸtığı görülmektedir. Nihayet, Ergene’nin Meriç ile buluÅŸtuÄŸu Uzunköprü’de, köprünün altındaki köpüklerin, aynı zamanda ağır bir koku da yaymakta olduÄŸu gözlenmektedir. Ergene bu haliyle, Meriç’le birleÅŸmekte ve Saroz körfezine karışmaktadır.

 

KONUYA FARKLI AÇILARDAN BAKMAK GEREKİYOR

Ergene havzasına bakıldığında, nehrin Bulgaristan sınırından baÅŸlayan, ormanlardan beslenen sayısız su kaynakları ile güçlenerek, havzayı boydan boya aÅŸarak, Meriç nehri ile birleÅŸtiÄŸini görmekteyiz. Pek tabii olarak Istranca ormanları yaÄŸmurları ve yer altı su kaynakları, Ergene’nin varlık nedenidir gibi geliyor bize.

Ergene nehrinin 30 yıl önceki debisi ile bu günümüzdeki debisinin karşılaÅŸtırmalı bir inceleme ile elde edilecek sonuçların da deÄŸerlendirilmesi yerinde olacaktır.

Ancak, zaman içinde çok önemli iki olayla karşı karşıyadır Ergene.

Birincisi, İstanbul’un su ihtiyacının karşılanması amacıyla, Istranca ormanlarındaki irili ufakla göletler birleÅŸtirilerek Terkos gölüne taşınmıştır.

İkinci olarak, Ergene havzasına yoğun olarak su kullanan sanayi işletmelerinin kurulmasına izin verilmiş, hatta teşvik edilmiştir.

  1. Terkos Gölüne Su Taşınması:

Hızla artan İstanbul nüfusunun su ihtiyacının karşılanması için yapılan kaynak araÅŸtırmaları, en uygun kaynağın Istranca  DaÄŸları’nda bulunan dereler olduÄŸunu göstermiÅŸtir.

Bunun üzerine, 1995 yılında. Düzdere, Büyükdere ve Kuzuludere isimli 3 adet baraj yapılarak su tutulmaya baÅŸlandı. Bu barajlarda tutulan sular,tünellerle Terkos gölüne aktarılmaya baÅŸlandı.  Halen, Sultanbahçe, Elmalıdere barajlarının da ilavesiyle 5 barajdan İstanbul’a su aktarılmakta, yakın zamanda ek tünel ve barajlarla günlük 700 milyon metreküp su alınabilmesine iliÅŸkin planlar yapılmaktadır.

Elbetteki, tarih boyunca su sorunları ile karşılaÅŸmış, Bizans döneminde bile su kemerleri ile ünlenmiÅŸ olan, İstanbul metropolünün su gerensinimmi çok önemlidir.

Bununla birlikte, Istranca ormanlarında oluÅŸan su kaynaklarının, hiç deÄŸilse yağışların yoÄŸun olduÄŸu dönemlerde zaman zaman Ergene’nin beslenmesi için bırakılması kanımızca mümkün ve gerekli görülmektedir.

 

Havadan çekilen filmlerde, Istrancalar’dan İstanbal’a su taşıyan, çoÄŸu zaman yerin altından giden, bazı kısımlarda yer üstüne çıkan tüneller, eÅŸsiz doÄŸa güzelleri arasından izlenmekte, Yalıköy’den Terkos gölüne dökülen bölüm muhteÅŸem bir manzara oluÅŸturarak göldeki su seviyesini yükseltmektedir.

  1. Ergene Havzasında Sanayi

İstanbul’un esasen yetersiz olan arazilerinin geliÅŸi güzel kullanılması sonunda, zaman içinde daha geniÅŸ büyüklükte arazilere ihtiyaç duyan sanayiciler, yakınlığı nedeniyle bazı bölgelerde tarım topraklarında verimliliÄŸin azaldığı gerekçesiyle, pazara yakın ve ham madde temininde kolaylıklara sahip Trakya’da sanayi tesisleri kurulmasına izin almayı ve hatta teÅŸvik çıkarmayı baÅŸarmışlardır.

VelimeÅŸe, Yulaflı, Veliköy, Türkgücü, Büyükkarıştıran, Misinli, Evrensekiz, Ahmetbey, Kofçaz, Kavaklı bölgelerinde yoÄŸun olarak OSB (Organize Sanayi Bölgeleri) ve Bağımsız Sanayi Tesisleri kurulmuÅŸtur. Bunların sayıları tahmin edilenin çok üzerindedir ve tesislerin su ihtiyacı, yer altı kaynaklarından karşılanmaktadır.

Sayıları binli rakamlara ifade edilebilecek bu işletmelerden;

Gibi önemli bir bölümü yüksek oranda su kullanan tesislerdir.

Tekstil ve Deri Sanayiinde kullanılan ham maddeler, boya, niÅŸasta, deterjan gibi bol miktarda zehirli maddeler içeren  çok karışık ve deÄŸiÅŸik tehlikeli atıklar oluÅŸturmaktadır.

Bunlar, yörede hava, toprak, su kirliliÄŸine neden olmaktadır.

  1. KİRLİLİK DENETİMİ

BüyükÅŸehir Belediyesi yetkililerinin mümkün olduÄŸunca denetimlerini aralıksız sürdürdükleri, ancak, özellikle OSB bünyesinde yer alan iÅŸletmelerin statü farklılıkları etkin denetim yapılmasına olanak vermediÄŸi  ifade edilmektedir.

Sanayi kuruluÅŸlarının su ihtiyaçlarını, yer altı kaynaklarından kullandıkları, bölgede sanayileÅŸme ile birlikte yer altı sularının seviyesinde düÅŸmeler meydana geldiÄŸi,

Ergene’nin debisinde 1995 yılı öncesine göre önemli debi düÅŸüklüÄŸü gözlendiÄŸi,

Halen, Ergene nehrinde akmakta olan suyun, yüzde 75’inin sanayi kuruluÅŸları atıklarından, yüzde 25’inin su kaynağından oluÅŸtuÄŸu,

Derin deÅŸarj ile sanayi kuruluÅŸlarının atıkları Marmara Denizine ulaÅŸtırılabilirse yaz aylarında Ergene nehrinde yer yer kurumalar görülebileceÄŸi,

İleri sürülmektedir.

Denetimlerin, İl Çevre MüdürlüÄŸü ve BüyükÅŸehir Belediyesi Çevre Dairesi BaÅŸkanlığınca oluÅŸturulacak özel bir ekiple, iÅŸletmelere her türlü kaynaktan giren su ile arıtma ve sair yolla çıkan suyun karşılaÅŸtırılmalı olarak denetlenmesinin yerinde olacağı düÅŸünülmektedir.

Buna baÄŸlı olarak, Bölgede sanayileÅŸme nedeniyle artan göçlerin tetiklediÄŸi nüfus artışı ve hayvancılıktaki geliÅŸmeler de zaman içinde içme suyu talebinde artışa neden olmaktadır.

Bu itibarla, baraj ve gölet gibi tesislerle su tutulmasının  artırılması, su konusunda makro düzeyde araÅŸtırmalar yapılması gerekmektedir.

Bu konuda, Trakya Kalkınma Ajansı, Trakya ve  Namık Kemal Üniversitelerine de önemli görevler düÅŸmektedir.

ÅŸk.