HATIRLADIKLARIM / ONUNCU BÖLÜM

TEFTİŞ ANILARI (1)
BİTLİS TEKEL TEFTİŞİ
Van Hava Alanına indiÄŸimiz andan baÅŸlayarak, üstadımız BaÅŸmüfettiÅŸ Selçuk Erdem, seminerde anlattığı, bir teftiÅŸe nasıl baÅŸlanılacağını uygulamalı olarak anlatmaya baÅŸladı. Van – Bitlis yolu boyunca kasa ve ambarların nasıl mühürleneceÄŸi, kıymetli evrakın nasıl sayıma tabi tutulacağı konusunu bıkmadan anlattı.
Otomobil, Bitlis Tekel BaÅŸmüdürlüÄŸü önünde durduÄŸunda doÄŸru BaÅŸmüdür odasına gitmekle birlikte merdivenleri çıkarken, kasanın yerini, ambarların giriÅŸini kestirmeye çalışıyordum. Kısa süren tanışma faslından sonra, mühürlü kağıtlarımızı hazırladık, kasa ve ambarları mühürleme zabıtlarımızı düzenledik.
Kısa bir aradan sonra ikinci fasıl, sayımların baÅŸlaması. Kasa, mamul ambarlar, kaçak eÅŸya ambarları, zabıtlar imzalar.
AkÅŸama doÄŸru sayımlar bitirilmiÅŸ, zabıtlar düzenlenmiÅŸti. Bu arada, üstadımız odaya iki masa daha getirtmiÅŸ, üçümüzün aynı odada çalışabileceÄŸi ortam hazırlamıştı.
Bitlis ilimizde, Satış Pazarlama ünitelerimiz yanında, bir de Tütün Fabrikası bulunmakta ve Tekel Konuk Evi bu Fabrika MüdürlüÄŸü bünyesinde idi. Fabrika Müdürü ziyaretinden bitince, bir saat sonra salonda buluÅŸmak üzere odalarımıza yerleÅŸtik.
DoÄŸu Anadolu üzerine çok yazı ve romanlar okumuÅŸtum. Son yıllarda Kuzey Irak bölgesindeki Barzani olayları, kısmen bize yansımaları basında ve kamu oyunda yer alıyordu. ÖÄŸrencilik yıllarımızda, özellikle 68 iÅŸgali olaylarında bazı öÄŸrenci gruplarının kendi aralarında Kürtçe konuÅŸmaya çalıştıklarına, çarşı-pazar esnafı arasında ve bazı iÅŸçi gruplarında da Kürt kökenli olmak ÅŸeklinde ayırımlara tanık olmuÅŸtum. Son zamanlarda da Türkiye’deki etnik gruplar kışkırtılmaktaydı. Åžimdi bunu yerinde gözlemleme olanağı bulacaktım.
Bitlis bir dere kenarında kurulmuÅŸtu. Yüksek daÄŸlar arasındaydı. Tütün Fabrikası da bu daÄŸlardan birisin zirvesinde inÅŸa edilmiÅŸti. Bazı karlı kış dönemlerinde tütünlerin istasyona kızakla taşındığını okumuÅŸtum. Konuk Evinin ikinci katındaki odamın penceresinden ÅŸehri seyre dalmıştın, Rahmetli Nahit, üstadı bekletmeyelim diye daldı odaya. Birlikte alt kata indik. Bekçi çoktan çayları hazırlamıştı. Salonda çaylarımızı içerken, Selçuk Bey üstadım, yeni kuralı açıkladı. “Bir fon kurulacak, bunu kıdemsiz idare edecek, para bittikçe toplayacak, bütün masraflar bu fondan karşılanacak”
Nöbetçi ÅŸoför bizi ÅŸehre götürmek için hazırdı. Fakat yürüyerek inmeyi tercih ettik. Åžehirde üç lokanta vardı gidilebilecek. Birisini seçtik. Üstadımız, teftiÅŸi çabuk bitirebilmek için geceleri de çalışmak gerektiÄŸini söyledi. Gün böylece sona erdi.
Tekel, Osmanlı döneminden süregelen çoÄŸu yabancılar tarafından kurulmuÅŸ ve idare edilmiÅŸ ÅŸirketlerin Cumhuriyet döneminde kamulaÅŸtırılmasıyla kurulmuÅŸ olması nedeniyle, kayıtların tutulması, denetlenmesi konusunda aşırı merkeziyetçi bir sisteme sahipti. Tüm gelir ve giderleri maliye tarafından denetime tabi olup, Sayıştay Denetçileri tarafından çok sıkı bir teftiÅŸe tabi tutulurdu. Bu açıdan bakıldığında Tekel MüfettiÅŸleri, daha çok satışlar üzerinde yoÄŸunlaÅŸmıştı. Üretici kuruluÅŸlar, Alkol ve Alkollü İçki Fabrikaları, Sigara Fabrikaları, Tuz iÅŸletmeleri ve Kibrit Fabrikalarından YOLLAMA adı verilen belgelerle mamulatı sevk derlerdi. Bu gönderilen ürünlerin, satış ünitelerinde teslim alınmasından, satışına ve bedellerinin Merkeze iletilmek üzere bankaya teslimine kadar tarama usulüyle denetlenmesi Tekel TeftiÅŸin sorumluluÄŸu idi. İnanılmaz titiz ve çapraz incelemeye dayalı bir kayıt sistemi vardı. İnceleme ve soruÅŸturma dışında, harcamaların teftiÅŸinde Sayıştay Raporlarına itibar edilirdi.
Nahit ile aynı dönemlerde üniversitede okumuÅŸtuk. O Hukuk Fakültesi mezunu ve avukatlık stajını tamamlamış, kamuda müfettiÅŸ olmayı tercih etmiÅŸti. BaÅŸka bir ortak yönümüzde, CHP Gençlik Kollarından yetiÅŸmiÅŸtik. Aynı dönemde Ben Bakırköy, O da Fatih Gençlik Kolu BaÅŸkanlığı yapmıştı. Ortak yönlerimiz fazla idi. Bütün meslek yaÅŸamımız boyunca iyi anlaÅŸtık. Ancak, aramızdan çok erken ayrıldı. İşiklar içinde yatsın.
Salona indiÄŸimizde Üstadın erkenden kalkıp gittiÄŸini öÄŸrendik. MüfettiÅŸ Yardımcısı için kötü bir durum. Üstat bekletilmez. Üstattan önce yatılmaz, sonra kalkılmazdı. Çekine çekine BaÅŸmüdürlüÄŸe gittik. Çoktan puantajlarına baÅŸlamış, Bize vereceÄŸi iÅŸleri masalarımız üzerine bırakmıştı. Geç kaldık özür dileriz falan sözlerini dinlemedi bile. Böyle ÅŸeyleri fazla önemsemeyen, özgüveni yüksek, bir amirden çok iyi bir dosttu. Hep öyle kaldı bizim için. Cennett bir köÅŸede tavlasını oynuyordur ÅŸimdi.
Yaprak Tütün İşletmeleri, pek çok yerde ayrı iÅŸletme ve teftiÅŸ ünitesidir. Bitlis’te o tarihte BaÅŸeksperlik, BaÅŸmüdürlüÄŸe baÄŸlı idi. Destekleme ürünü teftiÅŸimizi de burada yapacaktık.
Bitlis teftiÅŸi benim için iyi bir baÅŸlangıç oldu. Daha önce memur olarak çalıştığım için kısa sürede uyum saÄŸladım. Ancak, İstanbul’a yeni taşınmıştım. Babamı yakında kaybetmiÅŸtim. KardeÅŸlerim henüz okullarını bitirmemiÅŸti. Annem, Beyazıt’taki evimizden Bahçelievler’e taşınmak istiyordu. Kısaca İstanbul’da bir sorunlar yumağı bırakmıştım. Ve Bitlis’te İstanbul ile haberleÅŸmek için olanak mektup idi. Telefonla konuÅŸmak mümkün olsa bile, bizim istediÄŸimiz zamanda deÄŸil, PTT uygun gördüÄŸü zaman mümkün olabiliyordu.
YoÄŸun çalışma temposu ile bir ayı geride bırakıyorduk. Åžehir Lokantasının dolabında fare gördüÄŸüm için, Katık Restoran’a gitmeye baÅŸlamıştık. Kahvaltı iÅŸini konukevinde hallediyorduk. Bir süre sonra Katık’tan usandık yeniden Åžehir Lokantasına döndük.
Bir gün Üstadı İstanbul’a çağırdılar.
Bize yokluÄŸunda yapacağımız iÅŸleri tarif etti ve ayrıldı. Ben bir yerde okumuÅŸtum, Van gölünde yüzenlerin saçları sararıyor diye. Üstat gider gitmez ilk hafta sonu Nahit’le Tatvan’a gidip Van gölünde yüzdük. Pazartesi sabahı BaÅŸmüdür odamıza geldi. “MüfettiÅŸ Beyler sizi de götüreceÄŸim, bugün fuar açılışı var” dedi. Ogüne kadar gündeme gelmemiÅŸti. Her yıl, DoÄŸu Anadolu Fuarı kurulur, Tekel’de Stand açarmış. Çaresiz, protokol kapsamında katıldık. Kaymakam, Belediye BaÅŸkanı, Askeri yetkililer tören bitti. Biz biraz daha kalalım dedik.
Bölgesel kamu kuruluÅŸlarının standları ve birkaç özel Çadır Stand. Bir çığırtkan bağırıyor ,"gel vatandaÅŸ gel". Bakalım dedik Nahit’le bizde bilet alıp girdik. ÇocukluÄŸumda Kargı Panayırında da olurdu, peri kızı çıkacak! Cinler, ortasından kesilen sandıktaki kadın! Yılanlar, kaplumbaÄŸalar türlü hayvanlar..! Ve gösteri bitti. Biz de öÄŸleye Bitlis’e geri gelip, çalışmaya baÅŸladık.
Üstadın iÅŸleri uzadı, biz teftiÅŸin sonuna geliyorduk. Nahit’in sırtındaki sivilce gittikçe büyüdü. Devlet Hastanesinde doÄŸru dürüst doktor yoktu. Benim aklıma Yavuz’un ÅŸir-i pençesi geldi aklıma. Nahit’e söylemedim ama korkuyordum. Cephede daha kötü ÅŸartlarda kurÅŸun yaraları görmüÅŸtüm. Bu yarayı jiletle açıp temizleyelim geçer dedim. O da bana güvendi. Bol oksijenli su, tentürdiyot ve terramicin krem hazır edip iÅŸi giriÅŸtim. Önce, bol miktarda kaynar su hazırladık. Fabrika’nın askerliÄŸini sıhhiye onbaşı olarak yapmış, saÄŸlık görevlisinin de yardımıyla yarayı açtık, içini güzel temizledik. AkÅŸama doÄŸru Nahit rahatlamıştı. Gelince Üstada anlattık. Öfkesinden kıpkırmızı oldu. Ama yapacağı bir ÅŸey yoktu. Gelirken, Van bölgesinde tuzlalarda iki soruÅŸturma ile gelmiÅŸti.
Bitlis BaÅŸmüdürlüÄŸü Cevaplı Raporlarımızı (TeftiÅŸ Layihası) teslim ettik. İlk TeftiÅŸ Raporumuza, ilk MüfettiÅŸ Yardımcısı imzalarımızı atmıştık.
Arada MuÅŸ MüdürlüÄŸü’nde Üstadın bir incelemesi vardı. vardı. Bitlis –MuÅŸ yolculuÄŸunu otobüsle yapmıştık.
Yol boyunca yükselen büyük ot yığınları görüyordum. Ama diÄŸer yapıların ev veya ahır olduÄŸu konusunda karar vermekte zorlanıyordum. MuÅŸ’a ulaÅŸtığımızda, modern Valilik ve diÄŸer kamu binalarını görebildik. ÖÄŸretmen Okulu ve Tekel o yılların önemli kuruluÅŸları idi.
MuÅŸ MüdürlüÄŸünde iÅŸimiz fazla sürmedi. Buradan Van’a hareket ettik. Van BaÅŸmüdürlüÄŸündeki soruÅŸturmaların tamamlanmasından sonra, İstanbul’a dönecek, birkaç gün kaldıktan sonra, 1976 Yaz Programımızın ikinci bölümü olan İzmir’e gidecektik.
Üstadımız için Van soruÅŸturmaları da kolay idi. Ancak, O bizim de soruÅŸturma usulleri konusunda uygulamayı görmemizi istiyordu. Birisi için Bana , diÄŸerini Nahit’e sorumluluk vererek yürüttü. Van’da üç gün kaldık. SoruÅŸturma raporlarını da mahallinde yazdıktan 1976 AÄŸustos ayında yeniden İstanbul’a döndük.

 Yaz Turnesi devam./İZMİR'E HAREKET

Tekel TeftiÅŸ Kurulu çalışma koÅŸulları, o yıllarda bir yönerge ile belirlenmiÅŸti ve titizlikle uygulanırdı. Daha sonra bu konuda daha ileri bir adımla Yönetmelik hazırlanarak yürürlüÄŸe konulmuÅŸtur. Turne çalışma koÅŸulları dikkate alınarak, DoÄŸu-GüneydoÄŸu yöresinde sırası olan müfettiÅŸlerin, çalışma sürelerinin yarısının Ege Bölgesinde tamamlanması amacıyla program dağıtımında, Bitlis-MuÅŸ teftiÅŸi yanında, Selçuk Erdem üstadımıza, İzmir Bölgesinden de Bayındır, Torbalı, Bornova, Cumaovası  Ä°dare Memurluklarının teftiÅŸi verilmiÅŸti.

İstanbul’da bir hafta kadar iÅŸ cetvellerimizin düzenlenmesi, noksan genelge-mevzuat temini gibi konularla zaman geçirildikten sonra, İzmir’e hareket edildi. Bu arada bizim dönem MüfettiÅŸ Yardımcılarından  arkadaşımız İsmail Alkış da, üstadımıza üçüncü müfettiÅŸ yardımcısı olarak verilmiÅŸti. Aslında bu görevlendirmede,  İsmail arkadaşımızın birlikte çalıştığı MüfettiÅŸ ile iyi anlaÅŸamadığını söylemesi üzerine , Nahit arkadaşımızın ricası etkili oldu.

Tekel Genel MüdürlüÄŸü’nün izmir’de  çok sayıda iÅŸletmeleri vardı.   BaÅŸmüdürlük dışında, Sigara Fabrikası, Yaprak Tütün İşletmeleri, Åžarap Fabrikası, Çamaltı Tuz İşletmeleri baÅŸlıcaları idi. Bunlardan, İzmir BaÅŸmüdürü Firuzan Sungur ile İzmir Sigara Fabrikası Müdürü Ercüment Yalçınöz, müfettiÅŸ iken yönetim kadrolarına geçmiÅŸ üstatlarımızdı. Erçüment Bey ayrıca, Selçuk Bey üstadımızın dönem arkadaşı olduÄŸu için biz Hava alanından doÄŸruca İzmir Åžarap Fabrikasına gittik.  Üstadın ailesi İzmirli  olduÄŸu için konuk evi sorunu yoktu. İsmail’de ÖdemiÅŸ’e gidip-gelecekti. Nahit ve Bana da İzmir Yaprak Tütün İşletmeleri konuk evlerinden Salhane’de yer temin edilmiÅŸti.

Ertesi gün sabah çalışmasına, İzmir BaÅŸmüdürlüÄŸü MüfettiÅŸlik odasında baÅŸladık. Üstat, erkeden gelmiÅŸti. Sonra birlikte BaÅŸmüdür ziyaret edildi. Tanışma fasılları bittikten sonra, Üstat, binek aracına hazırlattı, doÄŸruca Bayındır. Sayımlar, zabıtlar, yerinde yapılabilecek incelemeler, kalan evrakı Merkezde incelemek üzere yanımızda getirdik. Aynı ÅŸekilde Torbalı teftiÅŸini de tamamladık. Cumaovası MemurluÄŸu sayımına baÅŸladığımızda, mevcutların kayıtlarla uyuÅŸmadığı görülmekte idi. Sorumlu Memur, “boÅŸuna yorulmayın altmış üç bin liralık çay açığım var”dedi. Daha bir ciddiyetle sayım tekrar edildi. Noksanlık zapta baÄŸlandı. TeftiÅŸ ile birlikte soruÅŸturmaya da baÅŸlandığı BaÅŸkanlığa bildirildi. Böylece, müfettiÅŸ yardımcıları olarak zimmet soruÅŸturması da yapmış olacaktık.

İzmir bölgesi teftiÅŸimiz çok iyi geçti. Fuar zamanıydı. Hafta sonu deniz olanağı vardı. İzmir akÅŸamları bir ayrı güzeldi. Bir ara eÅŸim ve oÄŸlum da geldiler. Onları bıraktım döndüm. İzmir’de yerleÅŸik akrabalarımızı ziyaret imkanı bulduk. Sonunda İzmir teftiÅŸleri de bitti.

MüfettiÅŸler, bir yere hareket etmeden önce, merkezde iseler yazıyla, taÅŸrada iseler ÅŸifreli bir telgrafla durumu BaÅŸkanlığa mutlaka haber vermek zorundadır. Aynı ÅŸekilde teftiÅŸ veya inceleme yerinde iÅŸlerinin bitimine yakın, hareket tarihini BaÅŸkanlığa bildirirler. Üstat, bir telgrafla dördümüz adına durumu BaÅŸkanlığa bildirdi. Olur ÅŸeklinde kısa bir cevap geldi.  Ve 1976 yaz turnesi  çalışmalarını bitiren üstadımızla birlikte İstanbul’a döndük.

DEVAM EDECEK