Bu haftaki yazımızı da, 19 Kasım’da yüzde 15 ve 24 Aralık’ta 17’ye yükseltilen “politika faizi” sonucu Hazine’nin 2021 yılında yeniden artacak iç borçlanmasını dikkate alarak, “Hazine’nin iç borçlarını” irdelemeye hasrettik.
2021 MERKEZ YÖNETİMİ BÜTÇESİ (MYB)’NİN FİNANSMANI
2021 yılı MYB Tasarısı’nın ana dengesi, 2020 yılıyla karşılaÅŸtırmalı olarak aÅŸağıda gösterilmiÅŸtir.[1]

Yukarıda özetlenen 2021 yılı MYB genel dengesinde “MYB açığı”, bir önceki yıla göre yüzde 76,5 artışla 245 milyar TL’na yükselmektedir.
2021 yılı enflâsyon hedefi yüzde 9,9 öngörülmüÅŸ olmasına karşın, vergi gelirlerinde plânlanan artış ise, yeni vergi zamlarıyla yüzde 17.6 oranında olmuÅŸtur. Ancak vergi gelirlerinde öngörülen bu artışa raÄŸmen MYB giderlerinin sadece üçte ikisi vergilerle karşılanabilmektedir. Bunun anlamı, oluÅŸacak MYB açığının “borçlanma” ile karşılanacağı gerçeÄŸidir. Zaten bu olgu, MYB’de faiz ödemeleri için ayrılan ödeneÄŸin, yüzde 29.2 artış ile 179 milyar TL.’na yükseltilmesinden belli olmaktadır.
270 MİLYAR TL İLAVE BORÇLANMA
GeçtiÄŸimiz yıl da aşırı harcamalara kaynak yetiÅŸtirmek için borçlanmayı artıran Hükümet, önümüzdeki yıl da devleti, 270 milyar 847 milyon lira daha borçlandırmak için TBMM’den yetki almıştır.
2021 yılı MYB ile alınan “yeni borçlanma yetkisi” 270.8 milyar TL’dır. Bu yeni borçlanma yetkisinin 246.2 milyar TL’sı bütçe açıklarının finansmanında kullanılacak olup, yetmemesi halinde 24.6 milyar TL daha borçlanılabilecektir.
2021 yılı MYB’ne göre yapılacak borçlanmalar aÅŸağıdaki tabloda özetlenmiÅŸtir.

Yukarıda da belirttiÄŸimiz gibi, MYB’de faiz ödemeleri için ayrılan ödenek yüzde 29.2 artış ile 179 milyar TL.’na fırlamıştır. Bir baÅŸka yönden bakıldığında, MYB taslağına göre yapılan her 100 TL’lık harcamanın 13.2 TL’sı faiz ödemelerine ayrılmış olmaktadır.
Bu baÄŸlamda belirtilmesi gereken bir husus da, “ekonomik büyümeyi” gayrimenkul ve alt yapı inÅŸaatlarına, bunun kaynağını da borçlanma ve özelleÅŸtirme gelirlerine baÄŸlayan Hükümetin 2002-2019 döneminde yaptığı faiz ödemesinin toplamının 489.5 milyar Amerikan Doları’na ulaÅŸtığı olgusudur. Söz konusu birikimli faiz ödemesinin 2020 yılsonunda 510 milyara varacağı hesaplanmıştır.[2]
2020 ve 2021 YILINDA Ä°Ç BORÇLANMADAKİ ARTIÅž
Hazine ve Maliye Bakanı L. Elvan MYB görüÅŸmeleri sırasında yaptığı konuÅŸmada, 2021 yılında yüzde 120 “iç borç çevirme oranını” hedeflediklerini söyledi. Buna göre Hazine, ödediÄŸi iç borcun yüzde 20 daha fazlası iç borçlanmaya gidecektir. Kısaca Hazine, 449 milyar TL iç borç geri ödemesi yaparken karşılığında 541 milyar TL tutarında yeni borçlanma gerçekleÅŸtirecektir.
Söz konusu oran 2020 yılında ise yüzde 149 olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir. Yani, 289 milyar TL iç borç geri ödemesi yapılırken, 421 milyar TL yeniden borçlanmaya gidilmiÅŸtir. Hâlbuki yılın başındaki hedef yüzde 104,3 iç borç çevirme oranıydı. Fakat korona salgını nedeniyle artan harcamalardan dolayı yıl içinde bu sapmalar oluÅŸtu.
-2020 Yılında İç Borçlar
BilindiÄŸi gibi bu yıl, iç borçlanmadaki yüksek artış ve kısmen de TCMB kaynakları iki baÅŸat MYB kaynağı olmuÅŸtur. Keza özel sektör de 2020’yi borçlanma artışıyla atlattı (sıkıntılarını öteledi). 2020’ye girerken yurtiçine kullandırılan kredilerin toplam 2.6 trilyon TL’dan 4 Aralık itibariyle 3.5 trilyon TL’na yükseldi. Bu olgunun bir diÄŸer ifadesi: Özel sektör iç borçlarının 11 aylık sürede yüzde 37,3 oranında artış göstermiÅŸ olduÄŸudur.
Yukarıdaki paragraftaki fotoÄŸrafın kısaca anlatımı, 2020 yılını, hem devlet hem de özel sektörün “borçlanmayla” kurtarmış olduÄŸudur.
-2021 Yılında İç Borçlar
Kamunun 2021 yılına yüzde 120 borç çevirme hedefi ile iÅŸe baÅŸlaması, 2020 yılında olduÄŸu gibi, devletin çarklarını iç borcu artırarak döndürmeyi sürdüreceÄŸi anlamına gelmektedir. Keza, ülke ekonomisindeki kırılganlıklar, geçen yıl olduÄŸu gibi, bu hedefin yukarı doÄŸru sapması güçlü bir ihtimal olarak durmaktadır.
DiÄŸer yandan kamunun, iç borçlanma dışında baÅŸka bir seçeneÄŸi de pek görünmemektedir. Åžöyle ki 2019 ve 20 yıllarında kullanılan TCMB kaynakları artık mevcut deÄŸildir. Çünkü TCMB’nın kârı yarı yarıya daha düÅŸük ve birikmiÅŸ yedek akçesi de yoktur.
Ayrıca, yüksek enflâsyonun döneminde “parasal geniÅŸlemeye” gidilmesi ve karşılıksız para basılmasının “dövize talebi artırdığı” ve bu yolla “döviz kuruna baskı yaptığı” geçen yıl deneyimlenmiÅŸti. Bunun üzerine bu yıl yeniden “sıkı para politikasına ” dönüleceÄŸinin açıklanmış olması, kamunun TCMB kaynakları üzerinden finansmanının bundan sonra çok zor olduÄŸunu belirtmektedir.
Özel sektörün ve hane halkının finansman durumuna baktığımızda da tablo iç açıcı deÄŸildir. Yukarda da belirttiÄŸimiz gibi krediler 2020’da 0.9 trilyon TL kadar artmışı ve yüzde 38 oranında büyümüÅŸ; kredi stokunun GSYH’ya oranı da yüzde 21 düzeyine (ulusal gelirin 1/5’i) çıkmıştı. Ancak bu durum, kur artışına, enflâsyona, cari açığa, uluslararası rezervlerin tüketilmesine ve finansal istikrarsızlığa yol açması nedeniyle “sürdürülemez” bir hâle geldi ve bu kapı bir anlamda kapanmış oldu.
Bankalarca (ağırlıklı olarak kamu bankaları) geçtiÄŸimiz Temmuz ayında yüzde 8,15 ortalama faizle ve enflâsyonun altında bir faizle TL kredi dağıtırken, ÅŸimdilerde faizler yüzde 20’ye dayanmış durumdadır. Bu durumda faizinin düzeyi, kredi artışını sınırlamaktadır. Çünkü faizleri artık yüksek, kullanıcılara maliyeti arttı ve bankaları kredi vermeye zorlayan “aktif rasyosu” da yürürlükten kalktı.
Kredi musluÄŸunun kısılmaya baÅŸlaması ekonomik büyümeyi de düÅŸürücü etki yapacaktır. Büyümenin düÅŸmesinin vergi gelirlerini azaltacağı da ayrı bir gerçek olarak durmaktadır. Zaten dolaylı vergilerle beslenen MYB’nin, gelirler yönünden çok zorlanacağı bir yıla girilmiÅŸtir.
-MYB Verileri ve Olası Sapmalar Yönünden İç Borçlar
Kamunun MYB’de yer alan ödemeleri “süreklilik” niteliÄŸi taşır ve çoÄŸu kolayca ertelenemez. Bir baÅŸka anlatımla bu ödemelerdeki gecikme ve/veya ertelemeye, hoÅŸ olmayan baÅŸka adlar verilir. ÖrneÄŸin personel maaÅŸları ödenecek, iç ve dış borç ödemeleri yapılacaktır. Bu yıl, 2020’ye göre iç borç ödemeleri yüzde 28.5 daha fazla olup, 421 milyar TL’dan 547 milyar TL’ya çıkacaktır. Salgınla ilgili saÄŸlık ve sosyal yardımlar bu yıl da sürecektir. GSYH’nın yüzde 5’ine yakın açık veren sosyal güvenlik sistemiyle ilgili ödemeler devam edecektir.
GSYH’nın yüzde 4.3 bütçe açığı üzerine kurulu MYB sistemdeki bütün bu ödemeler karşılanacak ama, gerçekleÅŸme her zaman öngörüldüÄŸü gibi olmayabilir. ÖrneÄŸin 2020 yılının bütçe açığı hedefi yüzde 2.9’du. Salgın nedeniyle harcamalar artınca yüzde 4.9’a çıktı. Keza 299.6 milyar TL’lık iç borçlanma yapılacakken, 421 milyar TL gibi bir sayıya ulaşıldı. Bir baÅŸka anlatımla, programlanandan 121 milyar TL daha fazla veya yüzde 40 üzerinde borçlanmak durumunda kalındı. Bir diÄŸer önemli sapma kaynağı da salgının, 2021’de ve belki tüm yıl sürecek olmasıdır.
Tüm bu olasılıklar, iç borç çevirme oranında sapmaya (artış yönünde) sebep olabilir. 2017’de yüzde 125,6, 2019’da yüzde 132,4, 2020’de yüzde 149’luk orandan sonra bu yıl da, hedeflenen yüzde 120’in epey üzerinde bir oran ve yine “borç artışı” daha yaÅŸanacakmış gibi durmaktadır.
Ä°Ç BORÇ 2021 ÖZELİNDE HATIRLANMASI GEREKENLER
2020 yılında kamu kesimine ait borçların ulusal gelir içindeki payı yüzde 32,5’tan yüzde 41,2’ye yükselmiÅŸtir. Bir yılda 8.7 baz puanlık artışın gelecek yıl devam etmesi durumunda yüzde 50’yi görülebilir ki, bu oran AB kriterlerine göre kamu borcunda sınırdır.
GSYH’nın yüzde 50’si seviyesindeki bir kamu borç stoku, ülkenin yeniden 2005 yılına geri dönmesi demektir. Hatırlanacağı gibi, 2001 krizi öncesinde de kamu borç stoku yüzde 50 düzeyindeydi. Kriz yaÅŸanırken ortaya çıktı ki, halının altına süpürülenler de var. Sonuçta gizlenen borçlarla 2001’de yüzde 75.5 ile tepe noktası olarak saptandı ve oradan geri dönüÅŸ baÅŸladı. Oradan baÅŸlayan iyileÅŸme 2016’nın üçüncü çeyreÄŸine kadar sürmüÅŸtü. Bu noktada kamu borç stokunun GSYH’ya oranı yüzde 27.1’e kadar inmiÅŸti.
Dip düzeyinden baÅŸlayan bozulma yaklaşık 4 yıldır sürmekte olup, 15 puanlık artış izlendi. Ama asıl son yıl hızlandı. Bu bakımdan borçlanmanın kritik seviyelere ulaşıp ulaÅŸmayacağı yönünden 2021 yılı büyük önem taşımaktadır.
Bu baÄŸlamda son olarak, 2021 yılındaki gerçekleÅŸmenin, ülkenin bu konudaki mevcut potansiyelini tüketip tüketmediÄŸi konusunda önemli bir eÅŸiÄŸi içereceÄŸini söylemek isteriz. DiÄŸer yandan, “fırsatçı bir yaklaşımla” iç borç vericilerinin 2020 yılında “döviz cinsi bono/tahvil”e alıştırılmış olduÄŸunu da unutmamalıyız. Umarım ülke yeniden, kısa vadeli çıkar ve koltuk uÄŸruna yeniden “yüksel faiz-düÅŸük kur denklemiyle” yeniden “sıcak paranın” kucağına itilmez. Sonuçta yastık altı altınlar sonsuz deÄŸil ve bu ülke, su gibi, tasarruf fakiridir de.
[1] Ersin Dedekoca, “DOKUZ AYLIK GERÇEKLEÅžME ve 2021 YILI KRİZ BÜTÇESİ”, Eskimiyen.com.,12.12.2020, https://eskimiyen.com/dokuz-aylik-gerceklesme-ve-2021-yili-kriz-