MEB tarafından mezra ve köy okulları için uygulanan bir sistemdir.
Çamur, kar, soÄŸuk demeden her gün onlarca km yol. Traktör römorkunda, kamyon kasasında köyden köye taşınan çocuklarımız.
Nadiren de olsa, derelerden, baÄŸ arasından sırtta yola taşınan çocuklarımız.
Åžu iki satırı yazarken dahi dünyadan pek çok örnek geçiyor aklımdan. Özellikle, Japonya ‘da bir öÄŸrenci için yıllarca çalıştırılan tren yolu hattı. Western filemlerde köye gelen öÄŸretmene verilen üstün deÄŸer. Biz papazı örnek aldık. Ama okulu, öÄŸretmeni ya görmedik, ya Atatürk’ten sonra ihmal ettik.
Yıllar yılı, gurur duyduk köylerimizle. Ancak,40 bin köy ile övünmek lafta kaldı. (tam olarak 34.247 )
Köyde neden otursunlar ki artık. Zaten hayvan beslemek, ahırla yan yana yaÅŸamak, tarlalarda koÅŸturmak kolay mı? Büyük ÅŸehirlere göç ediyorlar zorunlu olarak. Köylerde yaÅŸamı kanunla yasaklayan, yok etmeye çalışan tek ülke biziz mutlaka. Bir Kanun çıkardık. Köyleri kaldırdık. AkÅŸam, tavuklarıyla, koyunlarıyla, inekleriyle yatan, BüyükÅŸehir Belediyesi sınırlarında yaÅŸayan köylüler, sabah uyandıklarında, artık MAHALLELİ olduklarını, hayvan besleyemeyeceklerini öÄŸrendiler.
Birkaç yıl önce, Milli EÄŸitim Bakanı, taşımalı eÄŸitim alan öÄŸrenci sayıları konusunda bir soruya verdiÄŸi yanıtta “Türkiye genelinde; ilköÄŸretimde 12.028 merkez okulda 757.769 öÄŸrenci, ortaöÄŸretimde 5.152 merkez okulda 472.337 öÄŸrenci, özel eÄŸitimde ise 6.034 merkez okulda 92.175 öÄŸrenci taşımalı eÄŸitimden yararlanmaktadır” diye cevap verirken, Köy Enstitüsü mezunu bir babanın oÄŸlu, ve 5 sınıflı köy okulunda okumuÅŸ birisi olarak, TV karşısında, öfkeden kızardığımı unutamam.
Deneme uygulamaları hariç, tam olarak 2001 yılında baÅŸlamıştı. Bu gün, 11 milyon ilköÄŸretim öÄŸrencisinden 700 bininin taşımalı eÄŸitim aldığını görüyoruz.
Ancak, araÅŸtırmaları, uzman görüÅŸleri TAÅžIMALI EĞİTİM olarak isimlendirilen sistemden, ülkemiz, ulusumuz yararına sonuçlar alınmadığı yolunda.
Her ÅŸeyden önce, taşımalı eÄŸitimin göçü hızlandırdığında yetkililer ortak fikirdedir. Çünkü, her sabah çocuÄŸunu gönderip, akÅŸama kadar evinde stres yaÅŸamaktansa aile çocuÄŸunu da alıp ÅŸehre taşınmaktadır.
Buna baÄŸlı olarak, köyler özelliklerini yitirmekte, tarımsal üretim zarar görmektedir.
Okulların birçoÄŸu harap olmuÅŸ, bazıları ahır veya depo olarak kullanılmaktadır. İlginçtir, bazı köy okullarını da imamlar, lojman olarak kullanmaktadır.
Taşımalı eÄŸitim, eÄŸitim açısından beklenen faydayı saÄŸlamadığı gibi, çocuÄŸu da köyünden, tarlasından, hayvanından koparmaktadır.
Köylerimizde artık, ne çocuk sesi duyabilir, ne de İSTİKLAL MARÅžI dinleyebilirsiniz.
Ne Yapmalı?
Taşımalı eÄŸitim uygulamasına son verilmelidir. Belki, çok gerekli bazı istisnalar olabilir.
Devletimiz, gerekli sayının üzerinde imam ve sair din görevlilerini nasıl istihdam edebiliyorsa, köylerimiz için özel öÄŸretmenler görevlendirmelidir.
Geçenlerde bir gazetede, Fatsa Kaymakamlığı tarafından, Ziraat ve Sanayi Odalarının da katkılarıyla , bir EĞİTİM ÅžEMNLİĞİ düzenlendiÄŸini, burada eski örf ve adetlerimizin canlandırıldığını okudum.
Köy Okullarını canlandıran kara önlüklü, bandolu bir öÄŸrenci grubunun ÅŸenlikte yürüyüÅŸ yapmış. İzleyenler duygulu anlar yaÅŸamışlar.
Bir eÄŸitim uzmanı “çocukların doÄŸal öÄŸrenme ortamlarından koparıldığını, buna baÄŸlı olarak baÅŸarı seviyesinin de düÅŸtüÄŸünü, ÅŸehirlerde geliÅŸen, kamu tarafından desteklenen pek çok özel öÄŸretim kurumlarından köy çocuklarının yararlanamadığını, bunun baÅŸta Anayasamız olmak üzere pek çok yasamız açısından uygun olmadığını” yazmaktadır.
Köy Okulları Ne SaÄŸlar?
Sonda söyleyeceÄŸimizi baÅŸtan yazalım. Köy okulları, kırsalda geçim koÅŸullarının iyileÅŸtirilmesini, nüfusun köye kazandırılmasını saÄŸlar.
Elbette ki konu köy okulunu açmakla bitmeyecektir.
MEB, köyleri bir sürgün yeri olarak görmek yerine, öncelikle gönüllü öÄŸretmenlerden baÅŸlayarak, özel yetenekli, donanımlı öÄŸretmenlerin buralarda görev almasına özen gösterecektir.
Köy Enstitüleri deneyiminden de yararlanmak suretiyle, isteyen öÄŸretmene, toprak, tohum, tarım araç ve gerekleri vermelidir. Aynı ÅŸekilde, isteyen öÄŸretmene, küçükbaÅŸ veya büyükbaÅŸ havan, seracılık yapmak isteyenlere sera malzemeleri, halıcılık ve diÄŸer el sanatları ile ilgili malzemeler verilmelidir.
Çok kısa bir süre sonra, öÄŸrencisine ve köylüye her alanda rehber kiÅŸiler yetiÅŸtiÄŸi görülecektir. Zira bu durumda bir öÄŸretmen, günlerini, haftalarını köylü ile birlikte geçirecek, köy yaÅŸamının canlanmasına da öncülük edecektir.
Neden Köye DönüÅŸ?
TekirdaÄŸ BüyükÅŸehir Belediyesinin kuruluÅŸunda TeftiÅŸ Kurulu BaÅŸkanı görev yaptığım üç yıl boyunca,
Mahalleye dönüÅŸen köylerin, Belediye BaÅŸkanlarının, vatandaşın bu uygulamadan ÅŸikayetçi olduklarını gördüm.
Son günlerde, Yerel Yönetimler Kanununda deÄŸiÅŸiklikler yapılmak üzere yoÄŸun çalışmalar yapılmakta olduÄŸunu okudum.
Bu çerçevede, köy okullarının da yeniden canlandırılmasının bu kanun kapsamında ele alınabileceÄŸini düÅŸündüm.
Devlet tarafından eÄŸitim, bilgi ve görgülerimizin artırılması için yurt dışı görevlendirmem sırasında, 1989 yılında İsviçre’de yaÅŸadım. Köylerin, insanların göç edip kurtulmak isteyecekleri bir yer deÄŸil, çobanlığın, çiftçiliÄŸin kutsal bir meslek olarak yaÅŸandığını gördüm.
Biz de yıllar boyu KöylülüÄŸü bir onur olarak bildik. “Köylü Miilletin Efendisidir “ diyen Liderlerimiz oldu.
Ne oldu da birdenbire köyümüzü terk ettik?
Bunun da cevabı basit. Her ÅŸeyden geçim sıkıntısı. Köylü günün koÅŸullarına göre donatılmadığı için ürünlerini deÄŸerine satamaz, emeÄŸinin karşılığını alamaz oldu.
Köylerde, eÄŸitim ve saÄŸlık kurumlarının bulunmasına özen gösterilemedi. Üretim ve pazarlama konusunda kooperatifleÅŸme ve devlet desteÄŸi saÄŸlanamadı.
Bu yüzden köylerimiz boÅŸaldı. Deyip noktayı koymadan önce ÅŸunu da sormak gerekiyor.
Åžehirde Ne Buldular?
Bu soruma da olumlu bir cevap veremiyorum. Hatta, nüfusları saÄŸlıklı yaÅŸam koÅŸullarının çok üzerinde, çarpık kentleÅŸmenin örneÄŸi varoÅŸlarda, çok olumsuz ÅŸartlarda yaÅŸayan bu göçün sahipleri, zar zor iÅŸ bulabilseler bile, düÅŸük ücretlerle çalışmakta olduklarını gözlemliyoruz. Mutlu olduklarını söylemek ise çok zor. Özellikle emekli olduktan sonra, kentte yapacak bir uÄŸraşı da kalmayan insanların, köylerine, doÄŸdukları yerlere dönmeye özendirilmeleri zor olmasa gerekir diye düÅŸünüyorum.
O halde, baÅŸa eÄŸitim kurumlarının, takiben saÄŸlık kurumlarının köylerde yeniden var edilmesi uygulamasından baÅŸlayarak, her bayramda doÄŸdukları, büyüdükleri toprakları görmeye koÅŸan bu yurttaÅŸlarımızı, kendi topraklarına kavuÅŸturup, özlemlerini gidermek, bu arada, ekmeÄŸini sütünü, sebzesini üretir hale getirmek ne büyük gurur olacaktır.