Yeniden İYİ PARTİ Genel Baxkanlılğına seçilen Merak AkÅŸener, son ekonomik durum ile ilgili açıklamalarda bulundu.
“DeÄŸerli Basın mensupları,
Ülkemizde yaÅŸanan ekonomik geliÅŸmeleri deÄŸerlendirmek ve aziz milletimizi bilgilendirmek amacıyla dün planladığımız toplantıyı bugüne aldık..
Hükümetin ve ilgili kurumların attığı adımların sonuçlarını da görüp, daha saÄŸlıklı deÄŸerlendirme yapabilmeyi hedefledik..
Üzülerek ifade ediyoruz ki, aldığım son bilgiye göre, ÅŸu anda deÄŸiÅŸmiÅŸ BİLE olabilir; 1 dolar 6.51 lira, 1 Euro 7.40 lira seviyelerinde..
Sadece aÄŸustos ayının başından bugüne TL sı % 32 oranında deÄŸer kaybetti. 1603 tl olan asgari ücretle çalışan bir emekçimiz açısından aybaşı itibariyle 325 dolar olan ücreti 14 gün sonra 246 dolara inmiÅŸtir.
AK Parti hükümetlerinin, son 16 yılda, ülkemizin gerçekleri ve potansiyeline uygun ekonomi politikaları yerine, günü kurtarmayı hedefleyen,,, ve sorunları da “dış güçlere” havale eden anlayışıyla, ne yazık ki bu günlere geldik.
Ben bugün sizlerin huzurunda “BinmiÅŸiz bir alamete, gidiyoruz felakete” diyecek kadar sorumsuz bir davranış içinde olmayacağım. “Rehberi karga olanın da” demeyeceÄŸim..
Sorunların kaynağı ve sorumlusu “Cumhur İttifakı” olmakla birlikte, bu durumun vebalini ülkemizin ve vatandaÅŸlarımızın çekmemesi için;
“İktidarda olsaydık devralacağımız enkazı toparlamak için neler yapardık” sorusuna ışık tutacak ÅŸekilde, bir dizi önlem önerisinde bulunacağım.
Malumunuz üzere; Ekonomimizin kırılganlığı, Amerika BirleÅŸik Devletleri’yle iliÅŸkilerimizde yaÅŸanan gerilimle daha da arttı.
Her ne kadar ErdoÄŸan yönetimi ekonomik krizi “Amerika’lı papaz” meselesinin arkasına saklamaya çalışsa da eÄŸer Türk ekonomisi doÄŸru yönetilseydi, yanlış politikalar ile dış borç batağına sürüklenmese idi, cari açık bu seviyelere gelmese idi, bir deÄŸil 50 papazın tutuklu olması bile böyle bir krize neden olmazdı.
Trump, ErdoÄŸan yönetiminin neden olduÄŸu ekonomik zafiyetimizi kullanarak esasen varolan bir krizi ağırlaÅŸtırmıştır.
Bu süreçte, diplomatik hataların, sadece siyasi deÄŸil, ekonomik maliyetlere de yol açtığını, yaÅŸayarak gördük.
Bu nedenle, iktidarı bir kez daha dış politika kararlarında sağduyu ve ciddiyete davet ediyor ve diyoruz ki;
Akılcı olun.. Sorunlarımızın çözümü, göstereceÄŸiniz basiret ve dirayete baÄŸlıdır. Ekonomi yönetiminde inkar ve kibire, dış politikada öfke ve heyezana yer yoktur//////
Tek adam sisteminin ülkemiz açısından ortaya çıkaracağı sorunları hep anlattık. Hukuk devleti olmanın, kuvvetler ayrılığının önemini defalarca anlattık. BeÅŸ bin yıllık devlet geleneÄŸi olan Türkiye’yi, her alanda tek kiÅŸinin iki dudağından çıkacak söze mahkum etmenin, büyük riskler doÄŸuracağına iÅŸaret ettik..
Üzülerek söylüyoruz ki, söylediklerimiz bugünlerde bir kez daha doÄŸrulandı.
Acil kaydıyla, Merkez Bankası’nın enstrüman bağımsızlığını saÄŸlayınız..
Yeni ekonomi programında büyümenin, üretim tabanlı planlanması, dijital dönüÅŸümün saÄŸlanarak sanayi 4.0 hamlesinin yapılması,
Tarım Türkiye’nin en önemli kalemlerindendir.. Yeni ekonomi programında ülkemizin tarımda yeniden kendine yeterli olacak ÅŸekilde üretim planlamasından baÅŸlayarak tüketime kadar olan zincirin her halkasını kapsayacak bütüncül bir tarım politikasının oluÅŸturularak,
Tarımsal üretimde kullanılan tohum, tarım ilaçları ve kimyasallarıyla, giderek uluslararası piyasanın kontrolüne ve tekeline geçmektedir.. Üretimlerde yerli, GDO’suz ve hibrit olmayan eski tohumlara dönülmeli, gereksiz ilaç ve hormon kullanımından vazgeçilmelidir..
Bütçe disiplininin yeniden tesis edilmesiyle, “Varlık Fonu” ve benzeri kurumlar tasfiye edilerek, varlıkları bütçe içine alınmalı, Sayıştay denetimine tabi kılınmalıdır..
BaÅŸta CumhurbaÅŸkanlığı olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluÅŸlarında makam araçları, hizmet binaları ve diÄŸer cari giderler gibi israfa ve yolsuzluÄŸa yol açan verimsiz tüm harcamalara acilen son verilmesi ve ismi gibi çılgın projelerden vazgeçilmesi,
Kamu özel sektör iÅŸbirliÄŸiyle yapılan projelerde ve kamu ihalelerinde, sadece Türk Lirası kullanımına geçilmelidir..
Piyasa dışı kontrolleri ve kısıtlamaları düÅŸündürecek açıklamalardan uzak durulmalıdır..
Önceki gece tanık olduÄŸumuz gibi; Damat Berat’ın, sosyal medya dedikodularından ibaret olan, “Döviz hesaplarına el konacağı”, “Döviz hesaplarının Liraya çevrileceÄŸi” gibi iddiaları, Bakan sıfatını unutup, damat sıfatıyla dillendirmesi, vatandaşı ve piyasaları tedirgin etmiÅŸtir.
Nitekim, ateÅŸi yükselten bu acemiliÄŸi fark edenler devreye girerek, gece yarısı bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmiÅŸlerdir.. Ancak, bu kurumsal açıklamanın ertesi günü, aynı dedikoduları dillendirerek, aynı hatayı CumhurbaÅŸkanı’nın da yapması, hatanın münferit deÄŸil, kurumsal bir hal aldığını göstermektedir.
Değerli Basın Mensupları,
BildiÄŸiniz gibi, ekonomik politikaların nihai hedefi, büyüme ve kalkınmayla, herkese iÅŸ ve aÅŸ temin etmektir. DiÄŸer bir deyiÅŸle, tüm ekonomik aktivitelerin amacı, toplumun refahını artırmaktır.
Uygulanacak ekonomi politikasının, belli bir sistemsel zemine oturması gerekir. Bu zemin, üretimin, fiyat ve finansal istikrarın hedeflendiÄŸi, enflasyonun, cari açığın, bütçe dengesinin uyum içinde olduÄŸu bir zemindir.
Bugün ülkemizde bu makro ekonomik dengeden söz etmek mümkün deÄŸildir.
AK Parti iktidarlarıyla birlikte, ülkemizde, rekabet edebilen, katma deÄŸer yaratan üretim anlayışı, yerini beton ekonomisine ve ithalata dayalı büyümeye bırakmıştır. Bu tercihin finansmanıysa özel sektör üzerinden dış borçlanmayla karşılanmıştır. Açıklanan 100 günlük programda da bu yanlışlara ne yazık ki devam edilmiÅŸtir.
Bu nedenle, uzun zamandır gündemimizi iÅŸsizlik, yüksek faiz, yüksek cari açık ve bütçe açıkları, TL.nin sürekli deÄŸer kaybetmesi oluÅŸturmaktadır.
Devleti yönetenler, bu kadar gergin bir ortamda, bu tür acemiliklerin, nasıl kırılganlıklara ve sarsıntılara sebep olacağını görmek, bilmek ve buna uygun davranmak zorundadır..
Bilinmelidir ki; Türkiye “Tek Adam”dan ibaret deÄŸildir..
Ve Türkiye “Tek Adam”dan büyüktür.
Aziz milletimizin huzurunda, karşı karşıya olduğumuz tabloda,
toplumsal mutabakatın zamanının geldiÄŸi inancıyla, tüm siyasi partileri, ülkenin sorunlarının çözümünde ortak çalışmaya davet ediyorum.
Bunun ilk adımı olarak da;
GörüÅŸ ve önerimiz mahfuz kalmak kaydıyla, iktidarın tarifiyle, milli egemenliÄŸimizi hedef alan bu ekonomik savaÅŸa karşı, ben de, Milli EgemenliÄŸimizin kalesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, “Milli Ekonomi Gündemi”yle toplantıya davet ediyorum.”