Değerli Vatandaşlarım,
2018 Yılı Mayıs ayının başında, Cumhuriyeti kuran partimden, CumhurbaÅŸkanı Adaylığı görevini aldım. Ülkenin genel durumu ve görünüÅŸü ÅŸöyledir:
Türkiye Cumhuriyeti uygarlık rotasından çıkarılmıştır.
16 yıldır iktidarda bulunanların, Türkiye Cumhuriyeti’nin beka sorunu ile karşı karşıya kaldığını itiraf ettikleri bir durumdayız.
Türkiye artık, demokrasiden, hukuk devletinden, insan haklarından, özgürlüklerden söz edilemeyen bir ülke olmuÅŸtur.
Halkın, yargı baÅŸta olmak üzere devlet kurumlarına inancı kalmamıştır. Yargı bağımlı hale getirilmiÅŸ, hukuk devleti ortadan kaldırılmıştır.
İnsanlar ürkek ve sindirilmiÅŸ durumdadır. Hiç kimsenin yarın ne olacağına dair bir fikri ve inancı yoktur.
Bizzat Anayasa Mahkemesi üyeleri tarafından Anayasa’sı rafa kaldırılmış, olaÄŸan hukuk sistemi emir komuta hukukuna dönüÅŸmüÅŸ ve kurumları Kanun Hükmünde Kararnamelerle iÅŸlemez hale getirilmiÅŸtir.
Hep birlikte yaÅŸadığımız, hep birlikte ÅŸahit olduÄŸumuz kaygı verici, varlığımızı tehdit eden bir dönemin içinden geçiyoruz.
Uygulanan siyaset ve yönetim biçimiyle ülkede ve zihinlerde derin tahribatlar yapıldı. Milletimizi bir arada tutan bütün deÄŸerleri örselediler.
İçine savrulduÄŸu karmaÅŸadan bunalmış insanlarımız bir damla huzur arıyor, bir çıkış yolu arıyor.
Sadece sözün bittiÄŸi yerde deÄŸiliz, bir adım sonrası özgürlüÄŸün tamamen sona erdiÄŸi yerdir, hakkın hukukun tamamen yok edildiÄŸi yerdir.
Ekonomik sıkıntılar ve iÅŸsizlik can yakıyor. Sattığı aldığını karşılamayan, sanayisinden, tarımsal üretimine kadar dışa bağımlı, üretmekten çok ithal eden bir ülke konumuna getirildik.
Ekonomi yönetilemez hale gelmiÅŸ, iÅŸsizlik ve yoksulluk artmış, ülke ve insanlar borç batağına batmış durumdadır. Hiç kimse artık geleceÄŸini öngöremiyor.
Rekabet, ÅŸeffaflık ve piyasa mekanizması doÄŸrultusunda çalışması gereken ekonomik sistem terkedilmiÅŸ, yandaÅŸlık ve keyfilik esas hale getirilmiÅŸtir.
Yürütülen yanlış tarım ve hayvancılık politikaları sonucunda Türkiye kendini besleyemez duruma düÅŸürülmüÅŸtür.
Düzenleyici ve denetleyici olması gereken kurumlar bağımlı hale getirilmiÅŸ, Devlet yöneticileri ihale takipçisi ve kaynak dağıtıcısı olmuÅŸtur.
Basının hali ortada... Birkaç kanal ve birkaç gazete dışında halka doÄŸru bilgi verilmiyor.
Basın özgürlüÄŸü diye bir kavram kalmamış, gazete manÅŸetleri tek merkezden atılır hale gelmiÅŸtir.
Gerçekler perdeleniyor. Basın, sansürlenmenin ötesinde, korkudan kendini sansürlüyor. Gerçek gazeteciler delilsiz ve mesnetsiz olarak suçlanıyorlar, hukuksuz biçimde cezalara çarptırılıyorlar.
YandaÅŸ basın ve televizyon kanalları her fırsatta iktidarın borazanlığını yapıyor, besledikleri sosyal medya trolleri 24 saat yalan üretmek ve yaymakla meÅŸguller.
Birbirini dinlemeyen, birbirine güvenmeyen ve birlikte yaÅŸama isteÄŸini kaybeden insanların sayısı gittikçe artıyor. İktidarın kutuplaÅŸtırıcı dili her gün daha da artarak zehrini akıtıyor. Barışımızdan, huzurumuzdan ve kardeÅŸliÄŸimizden her gün bir parça daha kopartılıyor.
Yüzyıllardır beraber barış ve huzur içerisinde yaÅŸayan insanlarımız, inanç, mezhep, etnik köken, yaÅŸam biçimi eksenlerinde kutuplaÅŸtırılmış ve birbirine tahammül edemez hale getirilmiÅŸtir.
En acısı ise, geleceÄŸimizin sahibi olan gençlerimizin çok büyük bir çoÄŸunluÄŸunun bu ülkeden kaçmak için yollar aramasıdır. GeleceÄŸine güvenle bakamayan ve ilk fırsatta kendini yurt dışına atmanın yollarını arayan bir gençlik tablosu, aslında felaketin tablosudur. Üstelik yalnız gençler deÄŸil, imkânı olanlar da yurdumuzu terk etmek istiyor.
Yanlış eÄŸitim ve kültür politikaları sonucunda Türkiye uluslararası deÄŸerlendirmelerde en alt sıralara düÅŸürülmüÅŸtür. İdeolojik saplantılarla durmadan deÄŸiÅŸtirilen eÄŸitim sistemi nedeniyle, kaliteli eÄŸitim veremeyen okulların ülkesi olduk.
Dış politikada topyekûn bir bozgun dönemi yaÅŸanıyor. Yüz yıllık barışçı ekseninden koparılan dış politika, milli menfaatlerimizi tehlikeye atacak hayallerle ve yalanlarla idare edilmeye çalışılıyor.
Pasaportumuzun Edirne’den öteye deÄŸeri yok. Yılların diplomasi geleneÄŸi devre dışına çıkarılmış, uluslararası iliÅŸkilerimiz saray koridorlarının heveslerine ve keyfiliÄŸine terkedilmiÅŸtir.
Orta-DoÄŸu batağına dibine kadar saplandık. Kendi çocukları bedelli askerlik yaparken Anadolu’nun fakir evlatları vatan mücadelesi veriyor.
Ülkemiz kontrolden çıkmış bir göç politikası sonucunda, geliÅŸmiÅŸ ülkelerin dahi kaldıramayacağı 5 milyona yaklaÅŸan bir göçmen sorunu ile karşı karşıya bırakılmıştır.
Uluslararası toplumun artık mizah konusu yaptığı bir “sözde dünya lideri”, her gün, her fırsatta ve her kanalda bağıra çağıra dünyayı tehdit ediyor.
Türkiye herkesle kavga eden bir devlet haline getirilmiÅŸ ve yalnızlaÅŸtırılmıştır.
Tek partinin, daha doÄŸrusu tek bir adamın kaderiyle özdeÅŸ hale getirilmiÅŸ bir ülkenin, ne kadar kolay yönlendirileceÄŸini bilen uluslararası güçler, adeta keyifle ellerini ovuÅŸturuyor.
Sömürge ülkelerin özgürlük savaÅŸlarına öncü ve örnek olmuÅŸ, “tam bağımsızlık” ilkesiyle yoluna yürümeyi tercih etmiÅŸ bir devlet yok artık... Kıtalar ve medeniyetler arasındaki “birleÅŸtirici bir köprü” rolü oynayan ülke yok artık...
Türkiye niteliksiz mültecilerin depolandığı “tampon bir ülke” rolüne razı oldu. İtibarı sıfırlanmış, duvarlarla çevrili bir devlete dönüÅŸtük ve bunu da “deÄŸerli yalnızlık” diye halka yutturmaya çalışıyorlar.
Demokrasiyle hiçbir alakası olmayan çarpık bir bilinçle karşı karşıyayız. Dini her ÅŸeye alet eden bir ekibin tahakkümü altındayız. ‘’Hayatta en gerçek yol gösterici’’ olan akıl ve bilimle yollarını ayırmış çarpık bir zihniyet ufkumuzu karartmaktadır.
DüÅŸünce hürriyeti rafa kaldırılmış, tek adamla aynı düÅŸünmeyen herkes hain, terörist veya kökü dışarda diye yaftalanarak, ya tutuklanmakta ya da korkutulup sindirilmektedir. OlaÄŸanüstü hal uygulaması olaÄŸanlaÅŸmıştır.
Kadınlarımızı perde gerisine iten bir hayat algısı dayatılmaya çalışılıyor.
Sivil toplum kavramını çarpıtarak yeniden dirilttikleri çaÄŸdışı anlayışları ve bu anlayışların ürünü olan her türlü sapkınlığı besleyen bir yönetim var.
İnsanımızın huzur içinde yaÅŸama, bugününe ve geleceÄŸine güvenle bakma hakkı elinden alınmaktadır. En temel hakkı olan “yaÅŸam hakkı” tehlikededir. En önemli görevi asayiÅŸi ve güvenliÄŸi, yani halkın yaÅŸam hakkını korumak olan devlet, artık bu görevini yerine getirememektedir.
Sözün kısası karanlık bir tablo, iç karartıcı bir ülke ve bunalmış bir millet var.
Sonu bilinmeyen karanlık bir yola girmek üzereyiz. Toplum olarak yaÅŸama sevincimizi yitirme noktasına geldik.
Felakete doÄŸru doludizgin giden ülkeyi yönetenler, görülmemiÅŸ bir aymazlıkla her ÅŸeyi istiyorlar. GeçmiÅŸimizi ve birikimlerimizi satmakta, bugünümüzü ve geleceÄŸimizi ipotek altına almaktalar.
Kendilerine ve yandaÅŸlarına rant elde etmek için, her gün yapılan imar düzenlemeleri ile ÅŸehirlerimizi, kültürel mirasımızı ve doÄŸal çevremizi tahrip etmekteler.
Sürdürülebilir çevre anlayışı tamamen ortadan kaldırılmış, ÅŸehirler beton yığını haline getirilmiÅŸ, halkın nefes alabileceÄŸi yeÅŸil alanlar talan edilmiÅŸtir. Ardından, sanki bir erdemmiÅŸ gibi ÅŸehirleri yaÅŸanmaz hale getirdiklerini itiraf etmektedirler.
İzlenen enerji politikaları milli olmaktan çıkmış, dengeli uluslararası politikamıza aykırı biçimde ve kaynak çeÅŸitliliÄŸi yaratılmadan dışa bağımlı hale getirilmiÅŸtir. Çevreyi yok sayan ithal kömüre dayalı termik santral anlaÅŸmaları hiç bir gelecek kaygısı taşımadan devreye sokulmuÅŸtur.
Madenlerimiz yandaÅŸlara peÅŸkeÅŸ çekilmekte, her türlü ÅŸeffaflıktan uzak ve hukuksuz yöntemlerle tahsis edilmektedir.
Üstelik yaptıkları yolsuzlukların hesabını hiç vermeyecekleri sürekli bir iktidar peÅŸindeler.
Biat etmeye, verilene razı olmaya, kanmaya ve kandırılmaya alıştırılan bir toplum yaratmayı arzu ediyorlar. Her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak dışında düÅŸündükleri hiçbir ÅŸey yok.
Bu dönemde, gerçeklik ile uygulanan politikalar arasındaki baÄŸ koparıldı. Ekonomik, siyasal, iç ya da dış her türlü politika, gerçeklikten uzaklaÅŸtırıldı.
BaÅŸta ekonomi olmak üzere, gerçeÄŸi yüzümüze vuran rakamlara baktığımızda ufkumuzun ne kadar karartıldığını görmekteyiz. YandaÅŸ medya marifetiyle gizlemeye çalıştıkları, vatandaÅŸa tam tersini yutturmaya uÄŸraÅŸtıkları ekonomik tablo tam bir felakettir.
Bu dönemde, vicdan ve din arasındaki baÄŸ koparıldı. Vicdansız ve gücün emrine girmiÅŸ bir din anlayışı, bizim Müslümanlık anlayışımızla baÄŸdaÅŸamaz.
Bu dönemde, hak ve güç arasındaki baÄŸ koparıldı. Hakkın sürekli ayaklar altına alındığı bir ülkede, hiçbir ÅŸey deÄŸerli kalamaz. Haklının başının sürekli eÄŸik olduÄŸu bir ülkede, hiçbir ÅŸey dik duramaz.
Bu dönemde, adalet ve hukuk arasındaki baÄŸ koparıldı. Adil olmayan bir hukuk dayatılmaktadır. Yargı tayinleri partizanca yapılmakta ve güç karşısında önünü ilikleyen yargı mensupları gittikçe militanlaÅŸmaktadır.
Adalet sadece mülkün deÄŸil, baÅŸta hukuk olmak üzere, toplumsal düzeni saÄŸlayan bütün unsurların temelidir. Adil olmayan hukuk, adil olmayan devlet demektir. Adalete güvenmeyen bir toplumun güveneceÄŸi hiçbir ÅŸey kalmamış demektir.
Bu dönemde, liyakat ve ehliyetle, makam ve görevler arasındaki baÄŸ koparıldı. Partili olmak ve kayıtsız olarak biat etmek, her görev için “ÅŸart” haline getirildi. Liyakat bir kenara atıldı.
Devletin bütün kurumları bir tek kiÅŸinin tahakkümü altına sokuldu. Kamu yöneticileri büyük oranda devletin deÄŸil, tek adamın temsilcisi haline getirildi.
Ortak akılla, bilimle ve tarih bilinciyle yönetilmesi gereken Devlet, ayaküstü kararlarla ve günübirlik politikalarla idare edilir hale geldi.
Bu dönemde, hesap verme ile utanma arasındaki baÄŸ koparıldı. Sorumluluk taşıyan görevlerdeki insanlardan sıradan görevlilere kadar, her kademedeki siyasi ya da bürokratik görevli, hesap vermek yerine “yanıldık, kandırıldık, affedin” demeyi adet edindi.
Değerli Vatandaşlarım,
Yukarda genel çerçevesini çizdiÄŸimiz, ülkenin içinde bulunduÄŸu vahim manzaranın bilincinde olarak,
Aziz Milletimizin bütün güçlükleri alt eden dirayetine ve tarihsel birikimine güvenerek ve,
Her türlü zorluÄŸu, meÅŸakkati ve saldırıyı göze alarak yola çıkmış bulunuyoruz.
Ülkeyi içinde bulunduÄŸu duruma düÅŸürenlerin, ülkeyi bu durumdan kurtarmaları beklenemez. 16 yıldır iktidarda deÄŸilmiÅŸler gibi, yeniden kurtarıcı rollerine soyunarak, halkın aklıyla dalga geçilmesine ve halkın daha fazla aÅŸağılanmasına izin vermeyeceÄŸiz.
Memleketin yaralarını sarmak ve milletimizin dertlerine derman olmak hedefiyle, Cumhuriyetimizin örselenen deÄŸerlerini yeniden tesis etmeyi amaçlayan onarım politikalarımız, esas olarak, beÅŸ ana sütuna dayalı olacaktır.
Cumhuriyet deÄŸerleri ve milletin kayıtsız ÅŸartsız egemenliÄŸi ilkesi üzerinde yükselecek olan bu sütunlar:
• Hukukun ÜstünlüÄŸü ilkesine dayalı, “Hukuk” Sütunu,
• Temel hak ve özgürlükler, toplumsal barış, çoÄŸulculuk, katılımcılık ve özgür basın anlayışına dayalı, “Demokrasi” Sütunu,
• Üretime ve adil paylaşım anlayışına dayalı, “Ekonomi” Sütunu,
• Barış ve Güvenlik odaklı politikalara dayalı, “Dış Politika” Sütunu,
• Ülkemizi muasır medeniyetin üzerine çıkarma hedefine dayalı ‘’ EÄŸitim’’ Sütunudur.
Bu sütunlar üstünde yükselen onarım projemizin çatısını “kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter rejim” oluÅŸturacaktır.
Bu politikaları uygularken çaÄŸdaÅŸ siyasetin ve çaÄŸdaÅŸ yönetimin vazgeçilmezleri olan katılım, adil ve sürdürülebilir kalkınma, yerellik, hesap verme, açıklık ve kalite ilkelerini sürekli göz önünde bulunduracağız.
Temel hedefimiz halkımızın huzur, barış ve refah içinde yaÅŸamasını saÄŸlamaktır.
Bu hedefimize ulaÅŸmak için uygulayacağımız politikalar ana baÅŸlıklar olarak ÅŸunlardır:
Hukuk
Hukuk devleti kavramını Türkiye için ütopya olmaktan çıkaracak, asgari bir standart haline getireceÄŸiz. Hukuk devleti yoksa hiç bir ÅŸey yoktur.
Hukukun üstünlüÄŸünü egemen kılmak için, yargının bağımsızlığını yeniden tesis edeceÄŸiz. Bütün hukuki düzenlemeleri evrensel hukuk ilkelerine uygun hale getireceÄŸiz.
Hukuk devleti için ilk adım OHAL’in kaldırılması olacaktır.
BaÅŸta Anayasa Mahkemesi olmak üzere devlet kurumlarının, tarafsız, çaÄŸdaÅŸ ve demokratik denetim yapma yetkisini kullanabilmesi için gerekli düzenleme ve reformlar derhal yapılacaktır.
Yetkin ve tarafsız yargıçların seçilmiÅŸleri denetlemesi imkânı saÄŸlanacaktır.
Hâkim ve savcıların talimatla hareket etmelerine son verilecektir. Önünü iliklemeyen hâkim ve savcılar görev yapacaktır.
Bağımsız, etkin ve gecikmeyen bir yargı düzeni kurulacaktır.
Hâkim ve Savcılar Kurulu yeniden yapılandırılacak, Adalet Bakanı ve MüsteÅŸarı HSK’da yer almayacaktır.
Yargıdaki siyasallaÅŸma mutlaka önlenecektir. Yargı üyelerinin göreve baÅŸlaması siyasi erkin dışında olacaktır. Yargıç güvencesini saÄŸlamak için gerekli bütün adımlar atılacaktır.
Hak arama özgürlüÄŸünü güvence altına alan düzenlemeler yapılacaktır.
Özel hayatın gizliliÄŸi en önemli ilkelerimizden biridir. Telefon dinlemeleri baÅŸta olmak üzere devletin, vatandaşın hayatına müdahale edecek hukuksuz uygulamaları engellenecektir.
Demokrasi
Yeni ve çaÄŸdaÅŸ bir Anayasa yapılarak, kuvvetler ayrılığına dayalı güçlü bir parlamenter rejim oluÅŸturulacaktır.
Demokrasiyi bütün kurum ve kurullarıyla kesintisiz biçimde iÅŸletmek vazgeçilmez hedefimizdir.
Temel hak ve özgürlükler, kanun önünde eÅŸitlik, çoÄŸulculuk ve özgür basın anlayışı esastır.
Katılımcılık, birlikte yönetim ve çoÄŸulcu demokrasi ilkeleri doÄŸrultusunda yükseltilecek olan demokratik toplum yapımızda yerel yönetimler ve sivil toplum ön plana çıkarılacaktır.
Yerel yönetimler güçlendirilecektir. Merkezde toplanmış ve verimsizliÄŸe yol açan idari yetkiler bu yönetimlere devredilecektir
Medya siyasetin ve sermayenin güç devÅŸirme aracı olmaktan çıkarılacaktır. Tarafsız ve sorumlu yayımcılık anlayışına uygun düzenlemeler ivedilikle yapılacaktır.
Demokrasimizi, milli bütünlüÄŸümüzü ve güvenliÄŸimizi tehdit eden FETÖ, PKK, İŞİD ve benzeri bütün terör örgütlerine karşı tavizsiz mücadele edilecektir.
Kamu yönetimi
Kamu yöneticilerinin hukuka, bilime, kamu yararına uygun ve tarafsız biçimde görev yapmaları esas olacaktır.
Kamu yöneticilerinin seçiminde ve yükseltilmelerinde liyakat ve ehliyet ana ilkemiz olacak, her tür ayırımcılığa son verilecektir.
Kamu yönetimi denetlenebilen ve hesap verebilen bir hale getirilecektir.
Kamu düzeninde devlet ve yurttaÅŸ arasındaki iliÅŸkiler karşılıklı güven esasına dayandırılacaktır.
Kamu güvenliÄŸini korumakla görevli polislerin koruma ya da özel güvenlik elemanı gibi kullanılmasına izin verilmeyecektir. Polisimizin özlük hakları iyileÅŸtirilecek; sendikal haklar, ek mesai ve 3600 ek gösterge verilecektir.
Ekonomi
Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan ekonomi politikalarına son vereceğiz.
Tüketim, israf, borçlanma sarmalına dayalı ve iflaslar doÄŸuran ekonomik model terk edilecektir.
Üretime dayalı, gelirin hakça bölüÅŸüldüÄŸü refah ekonomisine geçilecektir.
Her ailenin bir evi, her evin bir maaşı olacaktır.
Her ÅŸeyi ithal edebiliriz anlayışı gidecek, biz yaparız, biz üretiriz anlayışı gelecektir. Yaratıcılık ve giriÅŸimcilik teÅŸvik edilecektir.
Ekonomiyi düzenleyen temel kurulların özerkliÄŸi yeniden tesis edilecektir.
Merkez bankası para politikasını bağımsız bir şekilde uygulayacaktır.
Kamu bankaları siyasetin etkisinden çıkarılacaktır.
Finansal sistemimizin standartları ve finansal yatırımların güvenliÄŸi esastır.
Hedefimiz Türkiye ekonomisinin her yıl en az 7% büyümesidir. BaÅŸta dış yatırımcılar olmak üzere her türlü yatırımcı için ÅŸart olan öngörülebilir ve güvenilir yatırım ortamı oluÅŸturulacaktır.
Kaynaklar, israf ve talan ekonomisine deÄŸil üretim ekonomisine yönlendirilecektir.
KiÅŸi başına düÅŸen milli gelirimizi ilk etapta 15,000 dolar düzeyine çıkartarak orta gelir tuzağından kurtulacağız.
Kamu kaynaklarının etkin kullanımıyla bütçe dengesi makul hale gelecek, üretim ekonomisiyle ihracat artacak ve dış ticaret açığı sürdürülebilir düzeylere düÅŸecektir.
Kontrolsüz kamu harcamalarıyla bozulmuÅŸ olan bütçe dengesinden kaynaklanan enflasyon %5’ e, faiz %7’ ye düÅŸürülecektir. Cari açık hedefimiz %3’ tür.
5 Yıl içerisinde en az 5 yerli markayı dünya markası haline dönüÅŸtürmeyi hedefleyen AR-GE ve teÅŸvik politikaları uygulanacaktır.
Üretime dayalı ve küresel ölçekte rekabet edebilir ekonomik model sayesinde iÅŸsizlik oranları 5 yıl içinde %5 e düÅŸürülecektir.
Ekonomik vizyonumuz, tasarım ve katma deÄŸeri yüksek üretim odaklı olacaktır. GiriÅŸimcilik merkezleri oluÅŸturulacaktır.
Dünyanın geliÅŸmiÅŸ ülkelerinde neredeyse 10 yıldır devreye girmeye baÅŸlayan “dördüncü kuÅŸak endüstrinin”, yani Endüstri 4.0’ın gerektirdiÄŸi üretim yapısı ve teknolojisi geciktirilmeden ülkemize kazandırılacaktır
BiliÅŸim ve gelecek teknolojileri öncelikli yatırım alanları olacaktır. Yüksek teknoloji bölgeleri kurulacaktır. BiliÅŸim alanında hizmet ihraç eden ülke haline geleceÄŸiz.
İhracatımız 5 Yıl içerisinde iki katına çıkarılacaktır.
Bölgesel geliÅŸmiÅŸlik farklarını azaltacak ve geliÅŸmeyi bütün ülkeye yayacak politikalar uygulanacaktır.
Jeopolitik konumumuzu da kullanarak Türkiye’yiF lojistik üs haline getireceÄŸiz.
Enerji politikalarında akılcı olmayan uygulamalar gözden geçirilecek, ithal kömüre dayalı termik santral yapımına kısıtlama getirilecek, yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik verilecektir.
Bütün geliÅŸmiÅŸ ekonomilerin yoÄŸun biçimde kullandığı demiryolu taşımacılığı modern yöntemlerle Türkiye genelinde geliÅŸtirilecektir. “Demiryolu ve Otoyollar Entegre Projesinin” ilk etabında Samsun – Mersin Demiryolu ve otoyolu projesi baÅŸlatılacaktır.
Ulaşım altyapısı geliÅŸtirilirken önceliklerimiz, ihtiyaç ve kaynak dengesine göre belirlenecektir.
Dış politika
Barış ve güvenlik ilkelerinden ayrılmayacak politikalar geliÅŸtirilecektir.
Uluslararası politikada vazgeçilmez ilkemiz, yeniden ve “Her Zaman Yurtta Barış, Her Zaman Dünyada Barış” olacaktır.
Herkesle kavga eden bir devlet görüntüsünden hızla çıkılacak ve baÅŸta komÅŸularımız olmak üzere, milli çıkarlarımız doÄŸrultusunda bütün dünya ülkeleri ile saÄŸlıklı iliÅŸkiler kurulacaktır.
Cumhuriyetle birlikte yüzümüzü kesin olarak döndüÄŸümüz, muasır medeniyeti yakalayıp geçme mücadelemizi devam ettireceÄŸiz.
Batı ülkeleri ve Avrupa BirliÄŸi ile iliÅŸkimizi ulusal çıkarlarımız doÄŸrultusunda normalleÅŸtireceÄŸiz. Avrupa BirliÄŸi ile sonuna kadar müzakere edeceÄŸiz ve bu sürecin kesintiye uÄŸramasına izin vermeyeceÄŸiz. Avrupa’nın da Türkiye ye ihtiyacı olduÄŸu bilinci içerisinde olacağız.
Kıbrıs’ta adil ve iki taraflı hızlı bir çözüme ulaÅŸmak hedefimizdir.
İşleyen demokrasisi ve çaÄŸdaÅŸ yaÅŸam koÅŸullarıyla Türkiye yeniden İslam ülkelerine örnek ülke olacaktır.
Bugün devre dışı bırakılan diplomasi, Devletimize ve geleneklerimize yakışır ÅŸekilde yeniden tesis edilecektir.
Uluslararası iliÅŸkiler dostluk iliÅŸkisi deÄŸil karşılıklı çıkarlar iliÅŸkileridir. Devletin diplomasi geleneÄŸini yok sayarak yaratılan tahribatın onarımı için gerekli adımlar ivedilikle atılacaktır.
Ülkemizin, kontrolden çıkmış bir göç politikası sonucunda ortaya çıkan ve 5 milyona yaklaÅŸan göçmen sorunu, insani bir yaklaşımla ve milli çıkarlarımız doÄŸrultusunda acilen çözülecektir.
Yurtdışındaki vatandaÅŸlarımızın bulundukları ülkelerdeki sorunlarına çözüm geliÅŸtirmeye yönelik etkin politikalar izlenecektir.
EÄŸitim
EÄŸitim; akıl, bilim ve çaÄŸdaÅŸ standartlara dayalı ve öÄŸrenci odaklı olarak yapılandırılacak ve siyasetin toplum mühendisliÄŸi aracı olarak kullanılmayacaktır.
EÄŸitim kalitesinin mevcut durumu ülkemizin en temel sorunlarından biri haline gelmiÅŸtir. Üniversitelerden baÅŸlayarak temel eÄŸitime yayılan bu sorunlara kısa ve uzun vadeli olmak üzere iki aÅŸamalı bir çözüm planı uygulanacaktır.
YükseköÄŸrenimde idari reform yapılacak, Devlet üniversiteleri özerkleÅŸecektir. Üniversitelerin bilim yapar hale gelmesinin önü açılacaktır.
Üniversitelerin bölünmesi engellenecektir.
YükseköÄŸrenim öÄŸrencilerimizin yurt sorunları tamamen çözülecektir.
YükseköÄŸrenim gören öÄŸrencilerimize, her 19 Mayıs’ta 500 TL gençlik bursu ve her 29 Ekim’de 500 TL Cumhuriyet bursu verilecektir.
Üniversite öÄŸrencilerine verilen burslar, mezuniyetten sonra iÅŸ buluncaya kadar iki yıl süreyle ödenmeye devam edecektir.
Her sene 10,000 üniversite mezunu dünyanın deÄŸiÅŸik ülkelerinin en iyi okullarına yüksek lisans ve doktora yapmak üzere gönderilecektir. Bu gençlerimizin, yurda döndüklerinde, ülkemizin üniversitelerinde, sanayisinde, kültür ve sanat hayatında etkin rol oynamaları saÄŸlanacaktır.
Ülkemizdeki bilgisayar mühendisi sayısı 100.000’e çıkarılacaktır. Türkiye biliÅŸimde teknoloji üreten ve ihraç eden bir ülke konumuna getirilecektir.
Bütün çocuklarımıza kaliteli eÄŸitim imkânı sunulacaktır. Okul Öncesi EÄŸitim zorunlu hale getirilecektir.
İkili eÄŸitim tümüyle kaldırılacak, tam gün eÄŸitim sistemine geçilecektir.
Taşımalı eğitim ve birleştirilmiş sınıf uygulaması sona erdirilecektir.
Çocuklarımız istemediÄŸi okul türüne yönlendirilmeyecektir. Proje okul uygulaması kaldırılacaktır.
Okullar için zorunlu bağış alınması engellenecektir. Hiç bir sınavdan giriÅŸ ücreti alınmayacaktır.
Engelli çocuklarımız için özel eÄŸitim programları geliÅŸtirilecek, devlet bu evlatlarımızın hayat boyu güvencesi olacaktır.
BaÅŸta ekonomik hakları olmak üzere öÄŸretmenliÄŸin statüsünü güçlendireceÄŸiz. ÖÄŸretmenlere 3600 ek gösterge verilecektir.
ÖÄŸretmenlere, EÄŸitim-ÖÄŸretim yılı açılışında verilen ikramiyeden bağımsız olarak, her 24 Kasım’da bir maaÅŸ ek ödeme yapılacaktır.
SözleÅŸmeli öÄŸretmenlik kaldırılacak, öÄŸretmenlere çalışma güvencesi saÄŸlanacaktır.
ÖÄŸretmen alımında mülakat sistemi kaldırılacaktır.
ÖÄŸretmene akademik kariyer yapma imkânı verilecektir.
Sağlık
SaÄŸlık yatırımlarının yanı sıra, kaliteli ve herkesin eriÅŸebileceÄŸi saÄŸlık sistemini oluÅŸturmak temel önceliÄŸimizdir.
SaÄŸlık hakkı bütünüyle piyasa koÅŸullarına bırakılamayacak temel bir haktır. Devlet bu alanda halkın yararına olan gerekli bütün düzenlemeleri ve müdahaleleri yapacaktır.
18 yaşına kadar herkes, sahip olduÄŸu nüfus cüzdanından baÅŸka hiçbir belgeye ve iÅŸleme ihtiyaç duymaksızın, bütün saÄŸlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanacaktır.
VatandaÅŸlarımızın her türlü ilaca eriÅŸmesini temin etmek için gereken düzenlemeler yapılacaktır.
Çevre
Temiz ve doğal ortamda yaşamak herkesin hakkıdır.
Bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin haklarını da gözeten, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir politikalar geliÅŸtirilecektir.
ÅžehirleÅŸmede, imar planlamasında, yerüstü ve yeraltı doÄŸal kaynakların kullanımında, ulaÅŸtırma ve enerji projelerinde, çevrenin ve doÄŸal hayatın korunması temel hedefimizdir.
Ekoloji- Ekonomi dengesini gözeten, çevreye saygılı bir sanayi kurulacaktır.
Çevrenin kirlenmesine izin vermeyeceÄŸiz, kirletene bedelini mutlaka ödeteceÄŸiz.
Yerel yönetimlerin çevreyi ve doÄŸayı korumalarına iliÅŸkin sorumluluklarını arttıracağız. Yerel halkın çevre konusundaki karar alma süreçlerine gerçekçi ve etkin katılımı saÄŸlanacaktır.
DoÄŸal yaÅŸamın korunması ve hayvan haklarının gözetilmesi konusundaki uygulamalarımız, ilgili sivil toplum kuruluÅŸlarıyla birlikte yürütülecektir.
Tarım
Çiftçinin piyasa koÅŸullarının altında ezilmesine izin verilmeyecektir.
Türkiye’yi tarım ve hayvancılıkta ithalatçı olmaktan çıkarıp, kendi kendine yeter ve ihracat yapar hale getireceÄŸiz.
Türkiye’yi Avrupa’nın organik tarım ve hayvancılık merkezi yapacağız. Tarıma dayalı sanayi önceliÄŸimizdir.
BaÅŸta mazot ve gübre olmak üzere tarımda girdi fiyatları makul düzeyde tutulacaktır, çiftçiye mazot 3 TL’ den verilecektir.
Tohum Enstitüsü kurulacak ve çiftçimize topraÄŸa en uygun tohumlar tedarik edilecektir.
Åžeker fabrikalarının özelleÅŸtirme kararlarını iptal edeceÄŸiz.
Meraların köyün ortak malı olarak kalmasını saÄŸlayacağız.
Devletin modern tarım ve hayvancılığa yol göstermesi, bilgi ve teknoloji üretmesi amacıyla bölgesel merkezler kurulacaktır.
Yıllardır bir türlü bitirilemeyen GAP Projesi tamamlanacaktır.
Çalışma hayatı
Çalışanların örgütlenmesinin ve hak arayışlarının önündeki engelleri kaldıracağız. İşçilerin sendikal hakları ile grev hakkını kullanılamaz hale getiren yasal hükümleri kaldıracağız.
Herkese iÅŸ ana hedefimizdir. Küresel rekabete uygun yeni istihdam alanları yaratmayı teÅŸvik edeceÄŸiz.
Kayıt dışı çalışma engellenecektir.
Asgari ücret 2,200 TL olacaktır.
Aile sigortası uygulaması hayata geçirilecektir.
Kadın
Kadınlarımız, çalışma hayatından siyasete kadar hayatın her alanında hakları olan yeri alacak ve toplumsal yaÅŸantımızı zenginleÅŸtireceklerdir.
Kadınların, özellikle siyasal yaÅŸama katılmalarının ve yönetimde üst makamlara yükselmelerinin önü açılacak, pozitif ayrımcılık desteklenecektir.
Kadınların, ÅŸu anda %32 olan istihdama katılım oranı 50%’ye çıkarılacaktır.
Kadına ve çocuklara yönelik ÅŸiddetle etkin biçimde mücadele edilecektir.
Kültür ve sanat
Kültür politikalarımızın hedefi, toplumun ve bireyin, düÅŸünsel, estetik ve manevi yaÅŸamını zenginleÅŸtirmek ve yüceltmektir.
Özgür düÅŸünceyi ve sanatsal yaratıcılığı teÅŸvik edeceÄŸiz.
Toplumun, estetik duyarlılıktaki eserler ve fiziki çevre ortamında geliÅŸmesi saÄŸlanarak yaÅŸam kalitesi kültürel boyutuyla da yükseltilecektir.
Toplumun ve bireyin nitelikli kültür ve sanat faaliyetlerine kolaylıkla ulaşılabilmesi saÄŸlanacaktır.
Sanat faaliyetleri desteklenecek ve sanatçıların örgütlenmeleri saÄŸlanacaktır.
Merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin kültür yatırımlarına daha fazla kaynak ayırması saÄŸlanacaktır.
Spor
Sporun siyasallaÅŸması engellenecektir. Spor yönetiminin özerkliÄŸi yeniden tesis edilecektir.
BaÅŸta atletizm olmak üzere bütün spor dalları özendirilecektir.
Spor altyapısı güçlendirilip çağın gereklerine uygun hale getirilecektir.
Üstün yetenekli gençler için özel yetiÅŸtirme projeleri geliÅŸtirilecektir.
Passolig uygulaması kaldırılacaktır.
Turizm
Turizm çeÅŸitlendirilerek 12 aya yayılacak, yabancı turist sayısı 60 milyona, turizm gelirlerimiz 60 milyar dolara çıkarılacaktır.
Kültür, doÄŸa, saÄŸlık alanlarındaki turizm yatırımları teÅŸvikler yoluyla desteklenecek, turizm bölgelerinin alt yapı yatırımları gerçekleÅŸtirilecektir.
Türkiye’nin turizm tanıtımı kamu ve özel sektör ortaklığında kurulacak özerk bir kurum tarafından etkin bir ÅŸekilde yürütülecektir.
Turizm, iki merkeze bağımlı olmaktan kurtarılarak, ülke sathına yayılacaktır. İlk etapta, DoÄŸu ve GüneydoÄŸu Anadolu odaklı “Van Gölü ve Çevresi” ve Orta Anadolu odaklı “Kapadokya ve Çevresi” Turizm Entegre Projeleri baÅŸlatılacaktır.
Yalnız Turizmin deÄŸil, doÄŸal yaÅŸamın korunması kaygılarının ön plana alındığı, “Karadeniz’in DoÄŸal DeÄŸerlerini Koruma Programı”, bütün Karadeniz’i kapsar biçimde uygulanacaktır.
Turizmde istihdam politikası sürdürülebilir hale getirilecek, yaz-kış istihdam dengesinin saÄŸlanması için kış aylarında istihdam teÅŸviki uygulanacaktır.
Değerli Vatandaşlarım,
Yeni dönemde yerine getirmek zorunda olduÄŸumuz bir baÅŸka hayati görevimiz, birbirlerine düÅŸmanlaÅŸtırılan insanlarımızı barıştırmaktır.
Ayrışmanın, bölünmenin ve kamplaÅŸmanın bu ülkede yaÅŸayan hiç kimseye fayda saÄŸlamayacağı gerçeÄŸini anlatacağız.
Saygın bir ülke olmanın ve uluslararası toplumda kaybettiÄŸimiz güçlü konuma yeniden ulaÅŸmanın yolunun, içerde saÄŸlayacağımız birlik ve bütünlükten geçtiÄŸini her zaman göz önünde bulunduracağız.
Bu nedenle, kardeÅŸlik, barış, huzur, refah ve sevgi yol gösterici deÄŸerlerimiz olacaktır.
Siyasette hakka, hukuka ve milletin tümüne saygılı bir üslup yerleÅŸtireceÄŸiz.
Türkiye’nin geleceÄŸi için ortak kaygıları paylaÅŸan, Cumhuriyetin geleceÄŸi için ortak bir mücadele vermek isteyen herkesle birlikte yürüyeceÄŸiz.
Yolumuzu aydınlatan ışık Milletimizin gücüdür. Büyük Atatürk ve arkadaÅŸlarının kutlu uÄŸraÅŸlarında en büyük dayanakları olan bu milletin gücüne güveniyoruz.
Milletimizin karşısına, çocuklarımızın aydınlık geleceÄŸini geri almayı hedeflemiÅŸ bir bilinç ve kararlılıkla çıkıyoruz.
CumhurbaÅŸkanlığını kazanacağız, meclis çoÄŸunluÄŸunu alacağız.
Hemen ardından, “onarım politikalarımızı” uygulamaya baÅŸlayacağız.
Anayasal rejimi canlandıracağız,
Hukukun üstünlüÄŸü ilkesini hâkim kılacağız,
Ekonomiyi güçlendireceÄŸiz,
Parlamenter demokrasiyi tekrar bütün kurumlarıyla hayata geçireceÄŸiz
ve toplumda yaratılan düÅŸmanlıkları ortadan kaldıracağız.
Cumhuriyetimizi, çıkardıkları rotasına yeniden oturtacağız.
Halkın geleceÄŸe olan güvenini yeniden ve güçlü biçimde tesis edeceÄŸiz.
Aydınlığa ve refaha doÄŸru olan yolculuÄŸumuzu yeniden ve büyük bir ÅŸevkle baÅŸlatacağız.
2023’de, Cumhuriyetimizin hak ettiÄŸi yüzüncü yıl sevincini, bütün yurttaÅŸlarımızla birlikte huzur ve barış içerisinde kutlayacağız.
GerçekleÅŸtirmeyi hedeflediÄŸimiz onarım döneminde, Türk milletinin Cumhuriyete inanmış her ferdiyle birlikte yürümek azmindeyiz.
Büyük Milletimizin her ferdini bu Gelecek Bildirgesine ortak olmaya davet ediyoruz.
‘’Birbirimizle Barışacağız’’, ‘’Birlikte BüyüyeceÄŸiz’’ ve ‘’Hakça BölüÅŸeceÄŸiz’’.
Milletimize inanıyoruz, kendimize güveniyoruz, biz kazanacağız, Cumhuriyet kazanacak.