Kırık kaburgaları nedeniyle yatmakta olan Atatürk, binbaşının yüz ifadesinden kötü bir durum olduÄŸunu anlıyor ve yatağından doÄŸrularak soruyor, “hayrola, bir ÅŸey mi oldu?”
Binbaşı, “istihbarat raporları, Yunanlıların takviye birlikler getirdiklerini gösteriyor Komutanım. Savaşı kaybettik.”
Atatürk, “oku bakalım raporunu” diyor.
Binbaşıyı dikkatle dinleyen Atatürk, “bir kez daha oku” diyor.
Raporu ikinci kez dinledikten sonra, binbaşıya soruyor, “İsmet ve Fevzi paÅŸalar ne yapıyor?”
-İsmet PaÅŸa odasında istirahate çekildi, Fevzi PaÅŸa da odasında namaz kılıyor.
-Åžimdi bak. Git onlara zaferlerini kutla, “savaşı kazandığımızı” bildir ve yanıma gelmelerini söyle!..
Binbaşı ÅŸaÅŸkın, kendisi “yenildik” dedi, Atatürk zaferden söz ediyor!..
Bu ÅŸaÅŸkınlıkla Atatürk’ün yanından çıkıyor, İsmet PaÅŸa’ya gidiyor; “PaÅŸam zaferinizi kutlarım” diyor… Åžaşırma sırası İsmet PaÅŸa’ya geliyor. Biraz önce yenilgi raporunu okuyan binbaşı, ÅŸimdi zaferden söz ediyor. Adamın yüz ifadelerinden bir ÅŸeyler okumaya çalıştıktan sonra soruyor, “bu ne demek?”
Binbaşı, “PaÅŸa Hazretleri böyle emretti. Sizi odasına bekliyor” diyor.
Fevzi PaÅŸa’ya da davetin iletilmesi ile ikisi de Atatürk’ün yanına geliyorlar.
Atatürk Fevzi PaÅŸa’ya “ne yapıyordunuz PaÅŸa Hazretleri?” diyor.
Fevzi PaÅŸa, “odamda Kuran okuyordum” diyor, “her ÅŸeyi kaybettik. Vatanın kurtulması için, Allah’tan seni bize bağışlamasını niyaz ediyordum!”
“Aman PaÅŸam”, diyor Atatürk; “ortada bir yanlış anlama var. Biz savaşı kaybetmedik. Tersine kazandık. Bakın, Binbaşının raporunda her ÅŸey açıklanıyor. Papulas yeni birlik getirmiyor, birlik kaydırıyor, yani birliklerini geri çekiyor…
***
İnsanın bunu görebilmesi/ saptayabilmesi için, bütün cephenin, birlik birlik kafasında olması gerek. Her Yunan birliÄŸi nerede, her Türk birliÄŸi nerede, kafasında, ezberinde olması gerek. Binbaşı raporunu okudukça, Atatürk’ün kafasındaki harita deÄŸiÅŸiyor, her ÅŸey yerli yerine oturuyor ve durumu apaçık görüyor.
***
Atatürk’ün açıklamalarını soluklarını tutarak dinleyen paÅŸalar, derin bir nefes alıp, içten bir ÅŸükür çektikten sonra, sevinçle birbirlerini kutluyorlar!
İsmet PaÅŸa, “sonunda kabus bitti” diyor. “Åžimdi mevzilerimizi berkitip, yeni savunma planı yapalım.”
Atatürk ise tersine, “PaÅŸam, yarın hücum edeceÄŸiz” deyince, İsmet PaÅŸa yerinden fırlıyor, “neyle saldıracağız PaÅŸam? Subayların içte ikisi ÅŸehit, askerin yüzde 46’sı kaçtı. Hangi kuvvetle saldıracağız?”
Atatürk gülüyor, ”PaÅŸam, PaÅŸam” diyor: “savaÅŸ burada kazanılır, Papulas burada kaybetti. Yarın darbeyi vuruyoruz!..”
***
9 Eylül günü ÅŸafakla birlikte, Karargâh cephe hattında bulunan Zafertepe’ye taşınır. Atatürk, son bir kez Yunan ordularının durumunu inceleyip savaÅŸ planına son ÅŸeklini verdikten sonra batarya dürbünün başına geçer ve günlerdir savunmada olan Türk ordularına “saldırı” emrini verir. BaÅŸkomutan, kırık kaburgasının acısını unutmuÅŸ, ayakta, omzunda bir pelerin, dürbünüyle taarruzu izlemektedir. Topçu atışını daha etkili hale getirmek için 15.Tümen Komutanı Albay Åžükrü Naili’nin ileri hatlardaki karargâhına gider. 10 Eylül’de devam eden çarpışmalar sonucunda Yunan ordusu büyük zayiat verir ve Duatepe geri alınır. 12 Eylül’de Çal Dağı ve Mangal Dağı kurtarılır ve nihayet, 13 Eylül 1921’de Sakarya ırmağının doÄŸusunda Yunan ordusundan eser kalmamıştır. Yunan ordusu, geçtiÄŸi yerleri yakıp yıkarak Sakarya’nın batısına çekilmiÅŸ, sonrasında da Afyonkarahisar önlerine kadar kaçmıştır.
***
Benzer durum, bir yıl sonra, 29 AÄŸustos’u 30 AÄŸustos’a baÄŸlayan gece, saat 02’de Kurmay BaÅŸkanı’nın Afyon’daki BaÅŸkomutanlık Karargahına gelip, raporunu arz ettikten sonra da yaÅŸanır.
Kurmay BaÅŸkanı’nı dinledikten sonra, geri çekilen düÅŸman birliklerinin Dumlupınar- Çalköy- Aslıhanlar üçgeninde toplanmış olduÄŸunu gören Atatürk, hemen Fevzi ve İsmet paÅŸaları çağırtır. “Dar bir alana sıkışmış olan düÅŸmanı, kıskaca alıp bir darbe ile yok edeceÄŸiz” der. Hemen orada saldırı planı yapılır ve zaman olmadığı için emri ordu komutanlarına kendileri iletmeye karar verirler. Fevzi PaÅŸa’nın güneydeki 1.Ordu’ya, Atatürk’ün kuzeydeki 2. Ordu’ya gitmesi, İsmet PaÅŸa’nın merkezde durması kararlaÅŸtırılır. Plan saat gibi iÅŸler ve 30 AÄŸustos’ta kesin zafer kazanılır.
***
2. Ordu Komutanı Yakup Åževki PaÅŸa, tümüne Harp Akademisi’nde hocalık yapmış, en kıdemli paÅŸadır. PaÅŸa çok saÄŸlamcı, Atatürk ise risk almaktan çekinmeyen bir komutandır. “EÄŸer, düÅŸman senden güçlü ise risk almadan zafer kazanılamaz” görüÅŸündedir. Bu nedenle Yakup Åževki PaÅŸa ile Atatürk çoÄŸu kez karşı karşıya gelirler.
Büyük Taarruz planına da Yakup Åževki PaÅŸa karşı çıkar ve Atatürk’e, “eÄŸer böyle bir planı Akademi’de yapmış olsaydın, seni kurmay yapmazdım” der. İsmet PaÅŸa dahil, diÄŸer komutanların da planı çok riskli bulmaları üzerine, Atatürk rest çeker: “o zaman ben BaÅŸkomutanlık görevini bırakıyorum” der. İsmet PaÅŸa, “biz kurmaylar olarak görüÅŸlerimizi sunduk. BaÅŸkomutan sizsiniz. Yetki ve sorumluluk sizde. Emredersiniz biz savaşırız” der ve tartışmayı bitirir.
***
30 AÄŸustos akÅŸamı muharebe alanlarını ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın seyreden Yakup Åževki PaÅŸa’yı gören Fevzi PaÅŸa, yanına gider. “PaÅŸam” der, Yakup Åževki PaÅŸa, “ben kötü bir asker deÄŸilim. Bu iÅŸin hocalığını yaptım. Balkan ve Birinci Dünya savaÅŸlarında, her seviyede komutanlık yaptım. Ama ÅŸimdi ne söylemiÅŸsem tersi gerçekleÅŸiyor. Anlamıyorum, nasıl oluyor bunlar PaÅŸam” der. Fevzi PaÅŸa, hocasının elini tutar ve “olanlar mucize PaÅŸam, Mustafa Kemal mucizesi! Yalnız sen deÄŸil, nasıl olduÄŸunu biz de anlamıyoruz” der.
“Bütünü görebilmek, yerinde ve tam zamanında karar vermek!”
Mustafa Kemal mucizesinin gizemi iÅŸte bu.