NAZIM HİKMET 118 YAŞINDA

"Kurtuluş Savaşı Destanı"ndan

KUVAY-I MİLLİYE

"....

daÄŸlarda tek

tek
ateşler yanıyordu.
ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beÅŸ adım sağında onu gördü.
paşalar onun arkasındaydılar.
o, saati sordu.
paÅŸalar: “üç” dediler.
sarışın bir kurda benziyordu.
ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
yürüdü uçurumun başına kadar,
eÄŸildi, durdu.
bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
kocatepe'den afyon ovası'na atlayacaktı.

 Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
		bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, diÅŸler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
		bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
		bu dâvet bizim....

YaÅŸamak bir aÄŸaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeÅŸçesine,
		bu hasret bizim...

..."