12 MART MUHTIRASI

Prof. Ekrem BuÄŸra Ekinci

Askeri vesayet dönemi

12 Mart 1971’de ordunun komuta kademesi müÅŸterek imza ile memleketi kaosa sürüklemekle itham ettiÄŸi hükümete bir muhtıra verdi. Kemalizm vurgusunun güçlü olduÄŸu muhtıra TRT’ye götürülüp 13 haberlerinde okutuldu. Mecliste okunurken de muhalefetteki CHP’liler alkışladılar...

Türk politik hayatı darbelere, bilhassa askerî müdahalelere yabancı deÄŸildir. XVII.asırdan beri istediklerini elde edemeyen silahlı güçlerin, sivil idareyi tazyik ettiÄŸi, hatta iktidarı alaÅŸağı ettiÄŸi çok hâdise vardır. Ancak sivil idarecilerin kanının tadını alan asker, modern demokrasiye geçtikten sonra bile bu ihtirasını devam ettirmiÅŸtir. Nitekim 27 Mayıs 1960 darbesi, silahlı güçlerde canları istediÄŸi zaman vatanseverlik sloganları kullanarak sivillerin haddini bildirilmesinin mümkün olduÄŸunu göstermiÅŸtir.

ABD aleyhtarlığı mı? Komünizm mi?
27 Mayıs 1960’tan sonra sosyal demokrat ve liberal bir anayasa hazırlanmış; bir yandan da AYM gibi vasıtalarla sivil idare kontrol altına alınmıştı. Ancak bu devir, soÄŸuk savaÅŸ gerginliÄŸinin doruÄŸa çıktığı yıllardı. Türkiye’de sosyalistler, politik hayatta ciddi bir yer elde etmiÅŸ; seçim sistemi sayesinde mecliste temsil edilmeye baÅŸlamıştı. Komünist devrim isteyenler, bunu açıkça telaffuz etmeye baÅŸlamıştır. Bu da kendisini devamlı Sovyet Rusya tehdidi altında gören memlekette bir reaksiyona sebebiyet vermiÅŸtir.

6.Filo'yu protesto
16 Åžubat 1969’da İstanbul’u ziyaret eden Amerikan 6.filosuna karşı, solcu gençlik teÅŸkilatları tarafından Bayezid Meydanı’nda izinli protesto gösterileri tertiplenmiÅŸ; buna mukabil, CIA’nın el atından kurduÄŸu söylenen Komünizmle Mücadele DerneÄŸi, ABD muhalefeti perdesi ardında komünist propagandası olarak gördüÄŸü gösterilere karşı çıkmıştır. Kanlı Pazar olarak bilinen kavgalı hâdisede iki talebe ölmüÅŸtür.
Bu arada mecliste, 1960 darbesiyle siyasetten men edilenlerin haklarının iadesine dair bir anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi teklifi verildi. CHP lideri İnönü’nün de desteklediÄŸi 14 Mayıs 1969 tarihli teklif, askerleri rahatsız etti. 16 Mayıs’ta yapmayı planladıkları darbe teÅŸebbüsü, cumhurbaÅŸkanı Sunay ve hükümetin gayretleriyle önlendi. Erken seçime gidildi. 12 Ekim 1969’da, Süleyman Demirel’in liderliÄŸindeki AP, reylerini arttırarak tekrar iktidara geldi.

      12 Mart'ı doÄŸuran talebe hareketleri
İşçilerin sendika seçme hürriyetini tahdid eden kanunun kabulü vesilesiyle, solcu sendikaların tahriki üzerine 15-16 Haziran 1970’de onbinlerce iÅŸçi sokaÄŸa döküldü. Sıkıyönetim ilan edildi. Paranın deÄŸerinin düÅŸmesi ve üniversitelerde gittikçe artan talebe hareketleri huzursuzluÄŸu arttırdı.

    
1960 darbesinde yer almış emekli general Cemal MadanoÄŸlu liderliÄŸindeki bir grup subay, 9 Mart 1971’de BAAS modeli bir sol darbe planladılar. DoÄŸan AvcıoÄŸlu, Mümtaz Soysal ve İlhan Selçuk gibi solcu gazetecilerin desteklediÄŸi darbeciler, kendilerine Milli Demokratik Devrimciler adını veren radikal bir topluluktu. Darbe yapıp, önce KKK Faruk Gürleri devlet baÅŸkanı yapıp, sonra yerine hareketin lideri Mihri Belli’yi geçirmek; HKK Muhsin Batur’u baÅŸbakan yapmak ve ‘Devrim Partisi’ adındaki tek parti ile memleketi BAAS tarzı idare etmeyi planlıyorlardı.
 
Cemal MadanoÄŸlu
8-9 Mart gecesi ordu alarma geçirildi; ancak beklenen olmadı. Çünki cuntanın içine sızan Mahir Kaynak gibi ajanlar, darbeyi deÅŸifre etti. KKK Faruk Gürler ve HKK Muhsin Batur da bu cuntaya girmiÅŸ; fakat istihbaratın GKB’na ulaÅŸtığını öÄŸrenince, geri çekilmeyi baÅŸarmışlardı. İstanbul’daki I.Ordu Komutanı Faik Türün’ün yürüttüÄŸü tahkikat neticesinde, darbecilerden düÅŸük rütbeli olanlar emekliye sevkedildiler.
Bir taÅŸla iki kuÅŸ
Karşı-darbenin açığa çıkarılması üzerine 12 Mart 1971’de ordunun komuta kademesi müÅŸterek imza ile memlekete kaosa sürüklemekle itham ettiÄŸi hükümete bir muhtıra verdi. Kemalizm vurgusunun güçlü olduÄŸu muhtırada GKB Memduh TaÄŸmaç, KKK Faruk Gürler, HKK Muhsin Batur ve DKK Celal EyiceoÄŸlu’nun imzası vardı. Muhtıra TRT’ye götürülüp 13 haberlerinde okutuldu. Mecliste okunurken de muhalefetteki CHP’liler alkışladılar.

12 Mart cuntası
Böylece bir taÅŸla iki kuÅŸ vurulmuÅŸ oldu: Siyasî iktidar devrilmiÅŸ; ordudaki radikaller de tasfiye edilmiÅŸti. Ordudaki üstünlük ABD yanlısı liberal subaylara geçmiÅŸ; bir iç savaÅŸ ihtimali bertaraf edilmiÅŸ oluyordu. GKB TaÄŸmaç, 9 Mart’ta CumhurbaÅŸkanı Sunay’a, ‘Genç subaylar rahatsız’ sözüyle gözdağı vermiÅŸ; genç subaylardan evvel davranan üst rütbeliler darbe yapmıştı.
CB Sunay, yükten kurtulduÄŸu için rahatlamış; sol militanlar, muhtıraya sevinerek, sivil diktatörlüÄŸün bittiÄŸini söylemiÅŸlerdir. Muammer Aksoy, Nadir Nadi, Mümtaz Soysal gibi isimler yanında, Ülkü Ocakları ve Mücadele BirliÄŸi muhtırayı desteklemiÅŸlerdir.


    
Muhtıra saÄŸ hükümete karşı verilmiÅŸ; ancak buna sebep sol teÅŸkilatların faaliyetleri olmuÅŸtur. Bilhassa 1970 baÅŸlarından itibaren ODTÜ hocalarının tahrik ettiÄŸi sosyalist talebenin organize terör faaliyetleri ve polisle çatışmaları artmıştı. Sonradan ismi romantik sosyalistlerce efsaneleÅŸtirilen talebe Deniz GezmiÅŸ ve arkadaÅŸları, banka soygunundan adam kaçırmaya kadar çok suç iÅŸlemiÅŸlerdi. Muhtıradan 8 gün gün önce 4 Amerikan askerini kaçırmışlardı. Bu teröristleri polise teslim etmeyerek direnen ODTÜ rektörü, İsmet İnönü’nün oÄŸlu Erdal İnönü idi.
Türkiye’de muvaffak olmuÅŸ 4 darbenin hepsi birbirinden farklı hususiyetler taşır. 12 Mart 1971 muhtırası, 27 Mayıs’takinden farklı olarak, ordunun emir-komuta kademesinin beraberce yaptığı bir askerî darbe sayılır. Yine 27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerinden farklı olarak, anayasa askıya alınmamış; parlamento ve siyasî partiler varlığını sürdürmüÅŸtür. Yunanistan’daki Albaylar Cuntası’ndan ders alan darbeciler, hükümeti istifa ettirerek, güya tarafsız bir teknokrat hükümeti istemiÅŸtir.

12 Mart başbakanı Nihat Erim
Ilımlı karakteri ve parti içi muhalefetiyle tanınan CHP’li milletvekili Nihat Erim, partisinden istifa ederek partiler üstü bir hükümet kurdu. 1961 anayasasının fazla hürriyetçi olduÄŸu düÅŸünülerek birçok maddesi deÄŸiÅŸtirildi. DoÄŸan AvcıoÄŸlu, ‘DoÄŸru TeÅŸhis, Yanlış Tedavi’ sloganıyla darbecilerin iktidarı parlamento ile paylaÅŸmasını tenkit etti.
Artan vesayet
17 Mayıs’ta İsrail BaÅŸkonsolosu, Mahir Çayan, UlaÅŸ Bardakçı ve Hüseyin Cevahir adındaki solcu militanlar tarafından kaçırıldı. ArkadaÅŸları Deniz GezmiÅŸ, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın serbest bırakılması talepleri kabul edilmeyince de öldürdüler. Terör hareketleri durmak ÅŸöyle dursun, arttı. Hükümet de tedbirleri sıkılaÅŸtırdı. Aşırı sol parti ve sendikalar kapatıldı. Sosyalist militanlar takibata alındı; bazıları sıkıyönetim mahkemesinde verilen kararlar üzerine asıldı. Bu sebeple solcuların desteÄŸiyle yapılan 12 Mart darbesi, saÄŸcı, en azından sol aleyhtarı bir darbe olarak lanse edilir. İşin aslı, SoÄŸuk SavaÅŸ’ın ÅŸartlarıyla yakından alakalı olarak, kendine has hususiyetleri ile anti-komünist bir hareket sayılmalıdır. Böylece 27 Mayıs’ın kurduÄŸu sistem re-organize edilmiÅŸ; sivil otorite üzerindeki vesayet güçlendirilmeye çalışılmıştır.
Bu devrede, memlekette ekseriyeti teÅŸkil eden saÄŸ oyların blok halinde veriliÅŸi sebebiyle hep iktidara namzet olan kitle partisi AP’nin reyini azaltarak önünü kesmek üzere, istihbaratın da desteÄŸi ile marjinal saÄŸ partiler kurulmuÅŸtur. Bu devirde reylerini topluca merkez saÄŸa veren dini cemaatlerin bir kısım, marjinal partilere kayarak AP’nin iktidarı kaybediÅŸinde mühim rol oynamıştır.
Darbe devresinin enteresan hadiselerden birisi de 1973’de kurt politikacı İnönü’nün parti baÅŸkanlığından düÅŸmesi; ‘Ortanın Solu’ sloganı ve kan kaybeden CHP’yi kitle partisi yapma gayesiyle ortaya çıkan Robert Kolejli gazeteci Bülent Ecevit’in baÅŸkan oluÅŸudur. CHP genel sekreteri Ecevit, 12 Mart darbesini protesto ederek istifa etmiÅŸti. Fevkalade devrenin sona eriÅŸi üzerine 14 Ekim 1973’te yapılan seçimlerle, CHP ve MSP koalisyonu iktidara geldi. Nihat Erim, seneler sonra solcu militanlar tarafından 12 Mart’ın intikamı saikiyle öldürülmüÅŸtür.