Toplum içinde yaÅŸamasını öÄŸrenmek ve toplumun bir parçası olarak varlığını sürdürmek isteyenlerin bilmesi, istemesi ve yapabilmesi gereken önemli bir eylem, paylaÅŸmaktır. PaylaÅŸmasını öÄŸrenen bir insan bağımsız ve baÄŸlantısız bir birey olmaktan çıkmaya ve baÄŸlantılar oluÅŸturarak bir topluluÄŸa ait olmaya baÅŸlar. PaylaÅŸmaya yönelik düÅŸünme ve davranma toplumsallaÅŸma sürecinin belki de ilk ve en önemli adımıdır.
PaylaÅŸmak, bir insanın sahip olduÄŸu herhangi bir ÅŸeyi baÅŸkasına ya da baÅŸkalarına bilerek ve isteyerek vermesidir. Bu; para, mal, eÅŸya gibi görünür, elle tutulur bir ÅŸey olabileceÄŸi gibi zaman, bilgi, deneyim ve deÄŸerler gibi gözle görülmeyen, elle tutulmayan bir kaynak ya da birikim de olabilir. Bunların ötesinde sevinç, üzüntü, sevgi ve öfke gibi duygular da paylaşılabilir ve paylaşılmalıdır.
PaylaÅŸma konusunda hemen tüm dinler ve geliÅŸmiÅŸ kültürler özendirici önerilerde bulunurlar. Toplumsal yaÅŸamda barış ve güvenin paylaşım kültürünün yerleÅŸmesine baÄŸlı olduÄŸunu kabul edilmektedir. İnsanlara bencil olmamaları, sahip olduklarını yalnızca kendilerine saklamamaları, paylaÅŸmaları, en azından baÅŸkalarına yararlı olacak ÅŸekilde kullanmaları öÄŸütlenmektedir.
ÇoÄŸu insan, bilgi ve sevginin paylaşıldıkça azalmadığını, aksine çoÄŸaldığını bilir. Dini inancı güçlü olanlar maddi varlıkların da (gerçek ihtiyaç sahipleriyle) paylaşıldığında azalmadığına, tam tersine çoÄŸaldığına inanırlar. Bu dünyada ya da ölümden sonraki yaÅŸamda verdiklerinden daha fazlasını kazanacaklarını kabul ederler. Garip gelebilir ama özellikle bilgi ve sevgi söz konusu olduÄŸunda paylaÅŸmak bencilliktir. Kendisi için daha fazlasını isteyenler paylaşırlar. Sahip oldukları ile yetinenler, paylaÅŸmayanlar gerçekte bencil olmayanlardır. Bu nedenle, bilgi ve sevgi konusunda iyi ve doÄŸru olan bencil olmaktır.
PaylaÅŸmak, baÅŸkalarına duyulan ilginin ve güvenin bir ifadesidir. Birbirine ilgi duyan ve güvenen insanlar güçlü topluluklar ve toplumlar oluÅŸtururlar. BencilliÄŸin yaygın olduÄŸu, herkesin her ÅŸeyi kendisine istediÄŸi organizasyonlarda ve toplumlarda gerilim, kıskançlık, kızgınlık, nefret ve intikam duyguları yerleÅŸir.
PaylaÅŸmak çoÄŸu kez karşındakine bir deÄŸer yaratmak, ona bir iyilik yapmak için, onun iyiliÄŸini isteyerek yapılır. Åžüphesiz bu iyi niyet ve olumlu yaklaşım karşılıklı olmalıdır. Açıkça bir karşılık bekleyerek ve hatta bu karşılığın adını koyarak vermek ise paylaÅŸmak deÄŸil, alışveriÅŸtir, ticarettir
Gerçek paylaÅŸmak, bir insanın kendi sahip olduÄŸu ve deÄŸer verdiÄŸi bir ÅŸeyi bir baÅŸkasıyla paylaÅŸmaktır. Çöpe atacağı giysiyi fakire vermek, kendi yemeyeceÄŸi bir yemeÄŸi aç bir insana uzatmak paylaÅŸmak deÄŸildir. Bir baÅŸkasına ait parayı, eÅŸyayı ya da bilgiyi ondan izinsiz alıp bir baÅŸkasına vermek de paylaÅŸmak deÄŸil, hırsızlıktır. “Zenginin malını alıp, fakirlere dağıtmak” çoÄŸu kez kaba kuvvetle ve haksız yollarla kazanç elde edenlerin vicdanlarını rahatlatmak ve hırsızlıklarını meÅŸru göstermek için kullandıkları bir slogandır.
PaylaÅŸmak bir baÅŸkasını kendisine bağımlı hale getirmek, onu küçük düÅŸürmek ya da aciz bırakmak için ona bir ÅŸeyler vermek deÄŸildir. Bazı kiÅŸiler, baÅŸkalarının kiÅŸisel ve mesleki geliÅŸimlerini engellemek gibi bir art niyetle de paylaşımcı görünebilirler. Ona ihtiyacı olan bir ÅŸeyi sürekli saÄŸlayarak, kendisinin ihtiyacını karşılayabilme becerisini geliÅŸtirmesini engelleyebilirler. Daha açık bir ifadeyle ona her acıktığında balık vererek balık tutmasını öÄŸretmemektedirler ve öÄŸrenmesine de gerek olmadığını söylemektedirler. Bunu bazen organizasyonlar ve devletler de yapmaktadırlar.
İş yaÅŸamında ve akademik ortamda da yapılmış çalışmaların, projelerin, tasarımların, hazırlanmış formların, anketlerin, tezlerin, görsel sunum materyallerinin ya da ödevlerin paylaşım adı altında alınıp verilmesi mesleÄŸinde kolaya kaçanlara prim vermekte, öÄŸrenme ve geliÅŸtirmeyi yavaÅŸlatmaktadır. Kimilerinin uzun zaman ve emek harcayarak ortaya koydukları bilgi birikimi (know-how), çoÄŸu kez onun gerçek deÄŸerini anlamayan insanların elinde ucuz bir meta gibi dolaÅŸmaktadır. Paylaşım bu deÄŸildir.
PaylaÅŸmak, iÅŸ ortamlarında, çalışanlar arasında görevi, sorumluluÄŸu, iÅŸ yükünü, kararları, sonuçları, baÅŸarıyı ve baÅŸarısızlığı paylaÅŸmak anlamına gelir. Gerçek paylaşım anlayışı içinde çalışan organizasyonlarda güven, iletiÅŸim, biz bilinci ve takım ruhu vardır. Yüksek performanslı takımlarda en yaygın gözlenen özelliklerden biri, açıklık ve dürüstlüÄŸe dayalı iletiÅŸimle saÄŸlanan güven ortamında bilginin, kaynakların ve kazanımların hakça paylaşılmasıdır.
Bilgiyi paylaÅŸmayan, ağır görev ve sorumlulukları en çaresiz insanların üzerine yıkan, karar alma yetkisini asla paylaÅŸmazken sonuçlarını durumuna göre kendi üstüne alan veya baÅŸkasına atan bürokratik, hiyerarÅŸik, fonksiyonel bölümlemeye dayalı yönetim anlayışının artık geçmiÅŸ yüzyılda kalmış olması gerekir. Eski anlayış bilgiyi, gücü, yetkiyi, liderliÄŸi, sorumluluÄŸu paylaÅŸmayı kabul edemez. Paylaşımın mantığını da anlayamaz. Oysa 21. yüzyıl toplumlarının ve organizasyonlarının temelinde güvene dayalı paylaÅŸma kültürü bulunmaktadır. Bu kültüre ulaÅŸamayan kiÅŸiler ve kurumlar, çok yakın bir gelecekte çaÄŸdışı kaldıklarını açıklıkla göreceklerdir.