Her insan rüya görür. Neden rüya gördüÄŸümüz hakkında birçok sav ileri sürülmüÅŸtür. Gün içindeki sorunları ve soruları çözmek için, enerji toplamak için, bilinçaltındaki istekleri yaÅŸamak için, gibi görüÅŸler kabul edilir. Bilge SavaÅŸçı için rüya görmek “görme” yetisini geliÅŸtirmenin bir yoludur. Onun amacı rüya görmeyi bilinç düzeyinde baÅŸarabilmektir. Böylece farklı bir gerçeklik boyutuna geçip farklı deneyimler yaÅŸayabilir. Bu olaya bilinçli rüya (lucid dreaming) de denir. Bilinçli rüya iki ÅŸekilde oluÅŸabilir. 1. Normal rüya görürken, kiÅŸi bir anda rüyada olduÄŸunun farkına varır. 2. Uyanık durumdan ve hiç uykuya geçmeden veya yarı uykulu durumda, insan bilinçli rüya durumuna geçebilir. Bilinçli rüya görmek olayı laboratuar ortamında incelenmiÅŸ ve gerçekten oluÅŸması mümkün olduÄŸu saptanmıştır. Bilinçli rüya görmek deneyim ve istek iÅŸidir. Fakat bu istek bilinçli bir irade olmaktan çok, kendini a hale terk etmek ve “istemeden istemek” durumudur. İstemeden istemek durumunu deÄŸiÅŸik olaylarda yaÅŸamışızdır. ÖrneÄŸin, bir konu sizi rahatsız ediyor veya düÅŸündürüyor. Fakat bir türlü çözüm bulamıyorsunuz. Akıl ve mantık yardımıyla sorunun çözümüne bir türlü ulaÅŸamıyorsunuz. Yarı uykulu durumda iken, iradenizi terk ettiÄŸiniz bir anda çözüm size geliverir. Herkesin duymuÅŸ olduÄŸu bir örnek Newton’un yerçekimi yasasını bir aÄŸacın altında otururken başına bir elma düÅŸtüÄŸünde bulmuÅŸ olduÄŸudur. Elbette ki her başına elma düÅŸen kiÅŸi bir yasa bulmuyor. Newton o konuyu uzun süredir düÅŸünüyordu ve çözümü bir türlü bulamıyordu. Elmanın düÅŸüÅŸü bir tetikleyici olmuÅŸ ve Newton, aÄŸacın altında yarı uykulu olduÄŸu bir anda çözümü bulmuÅŸtur.
Hayaller üzerine çalışmak, onları kontrol edemeyen deneklerle iÅŸbirliÄŸi yapıldığı için çok zor. Ayrıca bilim insanları rüyalarımızı doÄŸrudan gözlemleme ÅŸansına sahip deÄŸiller. Son çalışmanın ardındaki bilim insanları, bu durumu ortadan kaldırmak, objektif sonuçlar almak için bir yöntem geliÅŸtirdiler. KeÅŸfedilen ÅŸey, yukarıda da bahsettiÄŸimiz o Freud hipotezi oldu.
Deneye katılan 20 gönüllü öÄŸrencinin uyanıkken yaÅŸadıkları deneyimler ve duygusal durumların; önce beyin aktivitesini, sonra hayal gücünü, son olarak da rüyaları etkilediÄŸi ortaya çıktı.
10. günün akÅŸamında tüm öÄŸrenciler, gözetim altında uyku uyumaya baÅŸladılar. Bu uykular sırasında beyin aktiviteleri yakından takip edildi. Rüya gördükleri anlaşıldığı anda öÄŸrenciler uyandırıldı ve bilim insanları, onlardan rüyalarını anlatmalarını istediler. Bu anlatılar, öÄŸrencilerin 10 gün boyunca aktardıkları deneyim notlarıyla karşılaÅŸtırıldı. Her iki veri arasında korelasyon arandı.
Beklenen sonuç elde edildi ve günlük deneyimlerimizin rüyalarımızı belirlediÄŸi, önemli ölçüde deÄŸiÅŸtirdiÄŸi ortaya çıktı. AraÅŸtırmanın sonraki aÅŸamasında, günlük deneyimlerin deÄŸiÅŸtirilmesiyle beyin dalgalarında deÄŸiÅŸiklik yaratmak, yani rüyaları manipüle etmek olacak.
AraÅŸtırmanın ilk aÅŸamasında öÄŸrenciler 10 gün boyunca günlük deneyimlerini en ince detayına kadar kaydettiler. KiÅŸisel olarak anlam verdikleri ve duygu yoÄŸunluÄŸu yaÅŸadıkları olayların bu kayıtlarda öne çıkması, sürecin doÄŸal bir ÅŸekilde iÅŸlemesi saÄŸlandı. YaÅŸanılan her duygu için bir ölçek kullanılarak derecelendirme yapılması da istendi.
Bilge SavaÅŸçının rüyasında yaptığı, yarı uykulu durumda iken varlığı devam eden bilinç kırıntılarını harekete getirip kontrol altında tutabilmektir. Bunu da iç konuÅŸmayı keserek baÅŸarır. Bilinçli rüya görebilmek için düÅŸüncelerin akışını durdurmak ve insanın kendisi ile konuÅŸmasına son vermek önemlidir. Bu baÅŸarıldığında, insan düÅŸünce deresinde sürüklenen bir yaprak olmak yerine akışı seyreden ve istediÄŸinde dikkatini baÅŸka yöne çevirebilen bilinçli rüya gören bir varlığa dönüÅŸür. Bilinçli rüya görmenin ilk aÅŸaması pasif izleyici düzeyidir. Bu durumda insanın duyuları uyur ama farkındalığı devam eder. İnsan bu aÅŸamada pasif bir izleyici 2 olup kendini rüyasındaki olaylara terk eder. Durumu derede sürüklenen bir yapraÄŸa benzer. Rüyada oluÅŸan görüntüleri ve olayları herhangi bir ÅŸekilde etkileme ve deÄŸiÅŸtirme gücüne sahip deÄŸildir. İkinci aÅŸama pasif gözlemci düzeyidir. Bu durumda insan belirli bir sahneyi gözler ve o sahneyi gözden kaybetmemeyi baÅŸarır. Artık derede sürüklenen bir yaprak deÄŸil, dere kenarında oturan ve suyun akışını seyreden bir gözlemci gibidir. Üçüncü aÅŸama aktif gözlemci düzeyidir. Bu durumda bir sahne veya bir olay izlenirken olaya tüm duyular katılır. Görme, iÅŸitme ve koklama duyuları da rüyada aktif rol oynarlar. Bu düzeye ulaÅŸan insanın durumu, dere kenarında otururken ayaÄŸa kalkmasına ve etrafını bakınmasına, derenin akış sesini duymasına, çiçeklerin kokusunu algılamasına ve rüzgârın sesini duymasına benzer. Dördüncü aÅŸama dinamik eylem düzeyidir. Bilge SavaÅŸçı bu durumda belli bir olay içinde kendini bulur ve iradeli karar alıp tavır koyar. Bu seviyeye ulaÅŸabilmek için savaÅŸçının bir rüya bedenine sahip olması gerekir. Rüya bedeni, aynen bizim fiziksel bedene benzer ama çok daha esnek ve yeteneklidir. Rüya bedenine enerji bedeni de denebilir. Çünkü bu beden bize ait olsa da katı olmayıp, madde denilen parçacık özelliÄŸi taşımaz. Daha çok bir dalga gibi bir yerden bir yere kayarak veya uçarak ulaÅŸabilir. Zaman kavramı onun için bir kısıtlayıcı deÄŸildir. Zamanda ileri veya geri gidebilir. İstediÄŸi bilgilere bilinçli bir ÅŸekilde ulaÅŸabilir ve istediÄŸi kiÅŸilerle görüÅŸebilir. Bu düzeyde rüya görmeyi baÅŸarmak elbette ki oldukça zordur ve uzun yılların deneyimi ve istenci gerekir. Bilge SavaÅŸçı bu bilinç düzeyine ulaÅŸtığında maddi dünya ona çok kısıtlayıcı gelmeye baÅŸlar. Maddi dünyadaki uyanık bilinç düzeyine birinci dikkat düzeyi, rüyadaki aktif (istekli) bilinç düzeyine ikinci dikkat düzeyi adını verir. Belli bir noktadan sonra Bilge SavaÅŸçı için iki düzey arasında fark kalmaz. Ancak kendisi bu durumun farkındadır. Farkında oluÅŸu ve ortalama insan gibi davranışına da “kontrollü delilik” adını verir (Bkz. 11-Bilge SavaÅŸçı baÅŸlıklı yazım) İkinci dikkat düzeyine kısa yoldan da geçmek mümkündür. Bunun en kolay yolu sanrılandırıcı otları kullanmaktır. Fakat bir yol göstereni ve bu konuda tecrübeli bir yardımcısı yoksa insan ikinci dikkat düzeyinde kaybolabilir. En ileri durumda, birinci dikkat düzeyine geri dönüÅŸ yolunu kaybeden kiÅŸi bilincini yitirir ve ya yaÅŸayan bir meczuba (cazibeye kapılmış kiÅŸiye) dönüÅŸür veya ölür. Aşırı derecede uyuÅŸturucu alıp ölenleri gazete haberi olarak okur TV’nin haber bültenlerinde duyarız. Onların ölümü sadece kalbin fiziksel olarak duruÅŸu ile ilgili görünse de, ruhun bedeni terk edip geri dönmemesi ile de ilgili olabilir. Meksika ÅŸamanları ikinci dikkat düzeyine geçmek için 3 farklı bitkiden yararlanırlar. Bunlardan ilki Datura veya Jimson otu, ikincisi bilimsel adı Psilosibe Mexicana olan bir tür zehirli mantar ve üçüncüsü de Peyotlu veya bilimsel adı Lofofora Willamsi olan bir tür kaktüstür. Bunları alttaki resimde görüyoruz