Japonya’da en uzun süre baÅŸbakanlık yapan liberal demokrat siyasetçi Åžinzo ABE, yaÅŸadığı saÄŸlık sorunları nedeniyle 28 AÄŸustos’ta istifa ettiÄŸini açıklamıştı. 65 yaşındaki Abe yaptığı açıklamada, saÄŸlık sorunlarının artması (kronik bağırsak iltihabının yeniden nüksetmesi) nedeniyle bu kararı verdiÄŸini söylemiÅŸ, korona krizinin ortasında, anayasa reformunu da içeren hedeflerine ulaÅŸamadan ve görev süresinin dolmasına bir yıl kala baÅŸbakanlıktan ayrılmak zorunda kalmasından dolayı özür dilemiÅŸti.
Toplam 9 yıl baÅŸbakanlık yapmış olan ve 2006 yılında ilk kez bu göreve geldiÄŸinde 52 yaşında olan Abe, bu göreve getirilen en genç insan olarak, deÄŸiÅŸimin ve gençliÄŸin sembolü olarak görülüyordu. 2007 yılında da yine saÄŸlık sorunları nedeniyle istifa eden Abe, 2012 yılında yeniden baÅŸbakan seçilmiÅŸti.
12 Eylül’de yapılan seçimde, Abe’nin istifası ile boÅŸalan Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel BaÅŸkanlığı görevine, 71 yaşındaki parti Genel Sekreteri YoÅŸhihide SUGA seçildi. Sonrasında 16 Eylül günü Japonya Parlamentosu’nda yapılan seçimle Suga baÅŸbakanlığa getirildi.[1]
İstifa ettiÄŸinde, dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olan Japonya, içinde bulunduÄŸumuz yılın ikinci çeyreÄŸinde, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük ekonomik daralmasını yaÅŸamaktaydı.[2] Abe’nin hayata geçirdiÄŸi reformlarla Japonya’da belirli bir ilerleme saÄŸlanmış olsa da, sisteme dair büyük sorunların çözümü yolunda önemli ve somut yol alınamamış olduÄŸu, Abe yönetimindeki Japonya için gözlemcilerin genel kanaatidir.
Hazırladığımız bu çalışma, önceki baÅŸbakan Abe ve onun dönemindeki Japonya’yı deÄŸerlendirerek, dünyanın en tanınan siyasilerinden biri olan sabık baÅŸbakanın ayrılmasının yaratacağı boÅŸluk ve Japonya’nın güncel sorunları hakkında bilgi ve çıkarımlara ulaÅŸmayı amaçlamaktadır.
I. JAPON SİYASAL SİSTEMİNİN ANA HATLARI
İkinci Dünya Savaşı sonunda ABD tarafından kurulan ve bugüne kadar önemli bir deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸramamış olan mevcut siyasi sistemi “sınırlı anayasal monarÅŸi” olarak tanımlayabiliriz. 1947 yılında yürürlüÄŸe giren son Japon Anayasası’na göre İmparator, “devletin ve halkın birliÄŸinin simgesi” konumunda olup, sembolik görevleri vardır. Egemenlik ise Japon halkına aittir. Bu güç baÅŸbakan ve iki kamaralı Japonya Meclisi- Diet’in seçilmiÅŸ üyeleri tarafından paylaşılmaktadır. Yönetim erkinin başı baÅŸbakandır. Yürütme yetkisi, parlamento üyesi olmak zorunda olan ve parlamento tarafından belirlenen baÅŸbakan ile en fazla 20 bakanından oluÅŸan ve tamamen Parlamento’ya karşı sorumlu olan Bakanlar Kurulu’na verilmiÅŸtir.
İki kamaralı Ulusal Meclis (Diet) Anayasa’da, “en üst devlet kurumu” olarak tanımlanmakta ve 475 sandalyeli (nüfus deÄŸiÅŸimi nedeniyle ÅŸimdilerde 465)Temsilciler Meclisi (Alt Meclis) ve 242 sandalyeli Senato (Üst Meclis)’dan oluÅŸmaktadır. Ulusal Meclis, BaÅŸbakan’ın atanması, Hükümet’in feshedilmesi ve bütçenin onaylanmasında temel belirleyici kurumdur. Temsilciler Meclisi anayasal olarak Üst Meclis’e göre daha güçlü bir konumdadır.[3]
Diet’i oluÅŸturan Temsilciler Meclisi üyeleri dört, Senato ise altı yılda bir halk tarafından seçilmektedir. Her ne kadar Temsilciler Meclisi’nin görev süresi dört yıl olmakla birlikte, uygulamada genelde her iki veya üç yılda bir seçime gidildiÄŸi görülmektedir. Esken seçime gitme hakkı sadece Temsilciler Meclisi’ne aittir.[4]
Japonya’da yerel yönetim, “prefecture” adı verilen 47 idari birime dayanmaktadır. Bu mahallî idari birimlerin her birinin, kendi seçilmiÅŸ yöneticileri ve yasama organları vardır. Ancak “üniter” bir devlet yapısına sahip olan ülkedeki yerel yönetimlerin etkisi sınırlıdır ve merkezi otoritenin her zaman için bu yerel meclislerin aldığı kararları bozma yetkisi bulunmaktadır
Ülkede geçerli olan idari yapıyı ayakta tutan en önemli unsurların birisi de bürokrasidir. Japon bürokrasisi, Batılı muadillerine göre daha küçük ama daha yetkili ve etkindir. Bürokratlar, iÅŸadamları ve politikacıların da yer aldığı ve “iron triangle” adı verilen, sistemi ayakta tutan en önemli üç unsurdan birisidir.
II. JAPONYA’NIN 2017 YILINDAKİ SON GENEL SEÇİMLERİ
Åžimdi görevi bırakmış olan Abe, Japonya’nın karşı karşıya olduÄŸu “ulusal krizleri” ele almak için “tazelenmiÅŸ vekâlete” ihtiyaç duyulduÄŸu gerekçesiyle, Temsilciler Meclisi’ni Eylül 2017 Ayı sonunda feshederek, erken seçim kararı almıştı. Kendisinin bu kararın almasında, K. Kore nükleer tehdidi, FukuÅŸima sonrası izlenecek nükleer politika ve vergi konusunun belirlenmesi baÅŸlıklarını içerdiÄŸi ifade edilmiÅŸti.[5]
Ancak, alınan bu erken seçim kararının gerisindeki gerçek nedenin, yaÅŸanan çeÅŸitli skandallar ve bazı ÅŸaibeli bakanların istifa etmesi üzerine yapılan anketlerdeki, hükümetin hızla düÅŸen kamuoyu desteÄŸinin olduÄŸu belirtilmekteydi.[6] Bu arada 20 olan “seçmen olma yaşı”, aynı yılın Temmuz Ayı’nda 18’e indirilmiÅŸtir. Ancak bu deÄŸiÅŸikliÄŸin, gençlerdeki seçime katılma oranının düÅŸüklüÄŸü nedeniyle, seçim sonuçlarını ve bu yolla Japon politika çevresini deÄŸiÅŸtirmesi beklenmemekteydi.
BaÅŸbakan Shinzo ABE liderliÄŸindeki LDP-Komeito Partisi koalisyonu Aralık 2012’den bu yana ülkeyi yönetmekteydi. Mevcut Koalisyon Hükümeti, kurulduÄŸundan bu yana gerçekleÅŸen tüm genel seçimlerden baÅŸarı ile çıkarak konumunu saÄŸlamlaÅŸtırmıştı. Son olarak, 2016 Temmuz ayında yapılan Senato (Üst Meclis) kısmi seçimlerini de kazanarak, koalisyonu fikrî baÄŸlamda destekleyen partilerle birlikte Temsilciler Meclisi’nin yanı sıra, Senato’da da salt çoÄŸunluÄŸunu da elde etmiÅŸti.
22 Ekim 2017’de yapılan son ve erken genel seçim sonuçlarına göre, BaÅŸbakan Abe’nin liderliÄŸindeki “Liberal Demokratlar koalisyonu”, parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisindeki 465 sandalyenin 312’sini kazanırken, diÄŸer partilerin toplam üye sayısı 143’de kalmıştı. Elde edilen bu sonuçlarla Shinzo ABE, LDP liderliÄŸini tekrar devraldığı 2012 yılından bu yana, beÅŸinci seçimi de kazanmış olmaktaydı.
Bu seçim sonuçların net ifadesi, 2012 yılından bu yana baÅŸbakanlık yapan Abe’nin, baÅŸbakan olarak pozisyonunu 2021 yılına kadar güvenceye almış olduÄŸuydu. Böylece Abe Japon tarihindeki yerini, II. Dünya Savaşından bu yana “en uzun süre” baÅŸbakan olarak görev yapan lider olarak almış olmaktaydı.
III. SON SEÇİMİN BEKLENEN ETKİLERİ
Seçim sonuçlarının en güçlü sonucu, “erken ve baskın” seçim kararı ile risk alan Abe’nin elde ettiÄŸi baÅŸarının, düÅŸündüÄŸü ve çoÄŸunluÄŸunu dillendirmiÅŸ olduÄŸu “amaçlarını gerçekleÅŸtirme konusunda yolunun” net bir ÅŸekilde açıldığıdır. Yolunun amacını da: Japonya’yı Asya’da yeniden “büyük güç” yapmaktı. Bunun yolunun da, ülkenin yeniden ekonomik canlılığını kazanması, uluslararası siyasî etkinliÄŸini ve bu “yumuÅŸak güç” unsurlarının yanında, “sert güç” bileÅŸenlerinden biri olan “askerî gücü” arttırmasından geçtiÄŸini çok iyi bilmekteydi.[7]
Seçim sonrasında Abe ve Japonya’nın önünde, çeÅŸitli iç ve dış (bölgesel ve/veya küresel), kısa ve uzun vadeli zorluk ve zorunluluklar mevcuttu. Bunları aÅŸağıdaki baÅŸlıklarda toplayabiliz:
* Her ne kadar uzun zamandır ülke siyaseti ve Abe’nin gündeminin ilk sırasını, “K.Kore tehdinine karşı Japon savunmasını” nitelik ve nicelik olarak güçlendirmek alıyorsa da, aslında ülkenin daha baÅŸat konumda olan sorunları bulunmaktadır. Bunların ikisini;
– ülkenin Çin ile iliÅŸkilerini yeniden tanımlamak,
– çok hızlı bir ÅŸekilde “yaÅŸlanan” ülke nüfusu,
olarak sayabiliriz.
K.Kore konusundaki, anılan ülkeyi “en büyük tehdit” olarak gören ABD ve uluslararası camianın desteÄŸini almak gibi bir olasılık, saydığımız iki sorunda yoktu ve tümüyle Tokyo’ya aitti.[8]
* Ekim 2017’de gerçekleÅŸtirilen Çin Komünist Partisi’nin 19 ncu Ulusal Kongresi’nde Devlet BaÅŸkanı Xi JİNPİNG’in açıkça vurguladığı gibi Çin, önümüzdeki dönemde sadece “ekonomik güç” olmakla yetinmeyecek, ayrıca “ekonomi ve savunma” baÄŸlamında “büyük güç” olmayı hedeflemekteydi. DiÄŸer yandan Çin, Japonya ve tüm Asya ülkelerinin önemli ticarî ortağıydı. Ancak iki ülkenin askerî iliÅŸkisine bakıldığında, tarihte iki ülkenin de DoÄŸu Asya’da hâkim aktör ve rakip oldukları görmektedir. Bu olgular ışığında, ekonomik ve askerî alanın her ikisinde birden yükselen bir güç olacak olan “Çin ile iliÅŸkileri yönetmek”, Japonya için ön almaktaydı.
* 2000’lerin başından bu yana Japonya’nın gündeminde olan, Japonya’nın “sınırlayıcı/pasifist” anayasasında, dokuzuncu madde baÅŸta olmak üzere deÄŸiÅŸikliÄŸe gitme konusunda, Abe’nin kuracağı muhtemel koalisyon, her iki mecliste de salt çoÄŸunluk saÄŸlayacak güce sahip olmuÅŸtu. Ancak yapılacak deÄŸiÅŸikliÄŸin ayrıca halk oylamasına da sunulacak olması gerekmekteydi. Bu baÄŸlamda, son seçimlerde de katılım oranının düÅŸüklüÄŸü ve siyasi partiler yelpazesinde son dönemde yapılan deÄŸiÅŸiklikler sonucunda, “gerçek halk tercihinin” ne ölçüde son seçimlere yansıdığı tartışmalıydı.
Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi yoluyla “ulusal savunma gücünün arttırılması” kararında, kararın alınmasından daha önemli olan konunun, bu tür harcamaların “finansman” ÅŸekli olarak ortaya çıkmaktaydı. (Mevcut haliyle ülkenin savunma giderinin ulusal gelir içindeki payı sadece yüzde 1 idi)
Yıllardır ekonomisi durgunluk içinde olan, kamu bütçesi uzun zamandır açık veren ve kamu borçlanması yüksek olan (OECD ülkeleri içinde, ulusal gelirin 2,4 katı olan iç borcuyla, en yüksek orana sahip) ülke için böylesi bir harcama, kamu bütçesine yeni yükler getirecekti. Bu arada 2020 Tokyo Olimpiyatları için süren yatırımlar, seçim kampanyasında vergi indirimine gidileceÄŸi ve sosyal harcamalarda artış yapılacağı yönündeki Abe’nin vaatlerinin yerine getirilmesinin de nasıl olacağı merakla beklenmekteydi.
* BilindiÄŸi gibi, ABD ve Japonya, dünyanın birinci ve üçüncü büyük ekonomisi olarak dünya GSYH’nın yüzde 30’unu temsil etmektedirler. İlâve olarak her iki ülke, mal ve hizmet ticaretiyle ve yabancı yatırımlar konusunda oldukça iç içe pozisyon sergilemekteydi. Ülkede silahlı kuvvetler ve dolaylı olarak müttefik ABD hakkındaki olumlu algıların artması yolundaki “kırılma noktası” olarak, Japonya’nın Mart 2011’de yaÅŸadığı “nükleer felâket” kabul edilmekteydi.[9]
İliÅŸkinin diÄŸer ayağı olan ABD yönünden temel stratejik olgu, OrtadoÄŸu’daki fiziki varlığını azaltarak, ağırlığını Pasifik’te Çin ve onun stratejik ortağı “Rusya ile tırmanan rekabetine” kaydırmak olarak görülmekteydi. Zaten II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Japonya’da Amerikan askeri varlığı bulunmaktaydı. Yaklaşık 50 bin asker (bunun yüzde 75’i, güneydeki Okinawa Adası’ndadır) 90 askeri tesiste konuÅŸlanmış olup, bu varlığa Japonlarca, caydırıcılık ve savunma açısından büyük önem verilmekteydi.
ABD, yükselen ve Amerika’nın egemen gücü için bir tehdit unsuru olan Çin’i “dengeleme” ve “çevreleme” politikası gütmekteydi. Bölgenin deÄŸiÅŸen konjonktürü ve Çin’in artan bölgesel etkinliÄŸine karşı, ABD’nin Japonya askeri gücünün caydırıcılığına gereksinimi bulunmaktaydı.[10] Washington yönünden bir diÄŸer olgunun da, ekonomisinin toparlanması baÄŸlamında BaÅŸkan Trump’ın izlediÄŸi politikanın bir sonucu olarak, Tokyo’ya yapılan askeri ve mühimmat satışının teÅŸvik edilmesi ve arttırılması olduÄŸu gerçeÄŸiydi.
* Japonya’nın BM İnsan Hakları Komitesi’ndeki (OHCHR) deÄŸerlendirmesi “sığ demokrasi” olarak belirlenmiÅŸti. Söz konusu deÄŸerlendirme, “Japonların en gerçek düÅŸmanının, yanlış yönlendiren elitler karşısındaki siyasi pasiflikleri olduÄŸu” ÅŸeklinde tanımlanmaktaydı.[11] Böylesi bir tanım, belki bulunduÄŸu coÄŸrafyadaki çevre ülkeler içinde pek önemsenmeyebilirdi. Ancak, sahip olduÄŸu ekonomik ve uluslararası algı gücünü, insan hakları yönündeki “kırılgan gücünün” iyileÅŸtirilmesi ile pekiÅŸtiren bir Tokyo, en büyük güç ve güvenlik kaynağına kavuÅŸması kaçınılmaz durmaktaydı.
* Seçimlerden eli güçlenerek çıkan Abe yönetiminin, Hint-Pasifik Bölgesi’nde ABD’nin stratejik oluÅŸumunu, öncekinden daha güçlü olarak desteklemesi beklenmekteydi. Bu desteÄŸe karşı beklentisi de, Washington-Tokyo müttefikliÄŸinin daha da güçlenmesi olacaktı. Bu desteÄŸin bir diÄŸer türevi de, yeni oluÅŸumda yer alan Hindistan, Avustralya ve diÄŸer GüneydoÄŸu Asya ülkeleri ile iliÅŸkilerini arttırmak; Çin ve G.Kore ile diyaloÄŸu hızlandırmaktı.
IV. JAPON ANAYASASI ve ETRAFINDAKİ TARTIŞMALAR
II. Dünya Savaşı sonrası ABD’nin hazırladığı 1947 Anayasası’nın yürürlüÄŸü giriÅŸ ÅŸekli ve içindeki kısıtlamalar hiçbir zaman Japon halkının içine sinmemiÅŸtir. Ancak günümüze kadar bu yolda bir deÄŸiÅŸiklik yapmak, özellikle üçte iki çoÄŸunluÄŸu saÄŸlama yönünde bir siyasi uzlaÅŸma saÄŸlanamadığı için mümkün olmamıştır. Japonya’da, Anayasa’ya iliÅŸkin en çok tartışılan konu, Japon devletini “pasifizme” zorladığı iddia edilen “dokuzuncu” maddesinin deÄŸiÅŸtirilmesine iliÅŸkindir.
Söz konusu dokuzuncu maddeye göre Japonya, diÄŸer savaÅŸ potansiyellerinin yanı sıra kara, deniz ve hava güçlerini asla bulunduramayacak ve Japon Devleti’nin hiçbir zaman savaÅŸ ilan etme hakkı olmayacaktır.
Özellikle, 20’nci yüzyılın son çeyreÄŸinin başından itibaren UzakdoÄŸu Asya’da Çin’in giderek yükselen bir güç haline gelmesi, Japon kamuoyunda “ülke güvenliÄŸi” konusunda endiÅŸe uyandırmıştır. Olası bir Çin tehdidi karşısında, ABD’nin garanti ettiÄŸi güvenliÄŸin ne kadar yeterli olacağı sorusu, Japon halkını oldukça meÅŸgul eden bir düÅŸüncedir.
Bu arada Japonya’nın uluslararası çatışma alanlarındaki konumuna baktığımızda, uluslararası örgütlerde özellikle SoÄŸuk SavaÅŸ’tan sonra daha aktif politikalar izlediÄŸini görmekteyiz. Bir diÄŸer anlatımla, SoÄŸuk SavaÅŸ’ın bitimi ile Japonya’nın ABD nezdindeki öneminin azalması, Japonya’nın düÅŸük profilli dış politika ve güvenlik anlayışının deÄŸiÅŸtirilmesi isteÄŸini ön plana çıkarmıştır.
Japonya, 11 Eylül saldırılarının ardından ABD ve müttefiklerine, terörle savaÅŸta insani yardım ve lojistik destek konularında yardımlarda bulunacağını deklare etmiÅŸtir. Bu baÄŸlamda Afganistan operasyonuna maddi desteklerde bulunan Japonya, özellikle yeniden inÅŸa faaliyetlerinde katkılarda bulunmuÅŸtur. Keza Japon Öz Savunma Kuvvetlerini, yaklaşık 1.000 kiÅŸilik bir birlikle Åžubat 2004’de Irak’a konuÅŸlandırmıştır. Bu geliÅŸme Japonya’nın, gerek İkinci Dünya Savaşı sonrasından bu yana süregelen dış politika anlayışında ve gerekse ABD ile ittifak iliÅŸkilerinde önemli bir dönüm noktası oluÅŸturmuÅŸtur.[12]
2012 yılında Shinzo ABE, yeniden baÅŸbakan olunca, dokuzuncu maddeyle birlikte temel hak ve özgürlüklere iliÅŸkin birçok maddeyi de yeniden düzenleyen çok daha kapsamlı bir taslağı gündeme getirdi.[13] Abe’nin o dönemde, doÄŸrudan anayasayı deÄŸiÅŸtirmek yerine, uygulamada bir yorum farklılığına giderek, Japonya’nın uluslararası askeri operasyonlarda daha aktif hale gelmesini yeÄŸlediÄŸi görülmüÅŸtür.
Bu geliÅŸmelere paralel olarak, Japon savunma bütçesi her yıl artış göstermiÅŸ ve 2018’e kadar da her yıl yüzde 3 oranında arttırılması hedeflenmiÅŸtir. Japonya silahlı kuvvetlerinin ÅŸimdilerdeki sayısı 247 bin olup, bu sayı, Rusya dışında Avrupa’nın en büyük ordusuna sahip olan (229 bin) Fransa’nın asker sayısından, az da olsa fazladır. DiÄŸer yandan, hâlihazır konumuyla Japonya silahlı gücü, Asya’nın 13’2ncü büyük gücü durumundadır. DiÄŸer yandan, ülkenin bu gücünü, 665 bin askere sahip olan G.Kore ile karşılaÅŸtırdığımızda, oldukça geride olduÄŸunu görmekteyiz.[14]
V. ABENOMİ
Çalışmamızım (III) ve IV) ncü bölümlerindeki hususlara, 2012 yılında ikinci kez baÅŸbakan olan Abe’den olan beklentileri ortaya koymak ve sonraki bölümlerde yapacağımız deÄŸerlendirmeleri kolaylaÅŸtırmak amacıyla yer verilmiÅŸtir. Bu amaçla, ekonomik konulardaki beklentileri de burada ele alıyoruz.
Abe baÅŸbakanlık görevine baÅŸladığında, 2011 yılındaki Tsunami felaketinin ve FukuÅŸima nükleer santralindeki patlamanın etkileriyle boÄŸuÅŸan Japonya için “Abenomi” diye adlandırdığı bir “ekonomik plân” sunmuÅŸtu. Plân, hükümetin desteÄŸi ve hantal bürokratik yapının deÄŸiÅŸtirilmesiyle Japonya’nın “durgun ekonomisini canlandırmayı” hedeflemekteydi. Bir diÄŸer ifadeyle “Abeconomics”, düÅŸük faiz, bol para ve yapısal reformları iÅŸaret eden “üç oklu ekonomi hamlesini” tanımlamaktadır.
İş yerlerini ailelere, özellikle annelere uygun bir ÅŸekilde düzenleyerek ve çocuklara ücretsiz bakım merkezleri açarak, ülkedeki “doÄŸum oranını da artırmak” da Abe’nin hedefleri arasındaydı.
126 milyonluk nüfusa sahip olan Japonya, 5,1 trilyon $’lık ekonomik büyüklükle dünyada bu alanda ABD ve Çin’in ardından üçüncü sırada yer almaktadır.
Ortanca yaşın (bir nüfus gurubunun yaÅŸları, küçükten büyüÄŸe doÄŸru sıralandığında tam ortada kalan bireyin yaşı) 2020’de 48’e ulaÅŸtığı yaÅŸlı bir nüfusa sahip olan ülkede Abe, parasal geniÅŸleme ve mali teÅŸviklerle ekonomik kronik durgunluk sorununu aÅŸmaya çalıştı.
VI. ABE’NİN ARDINDA BIRAKTIKLARI
Ekonomi
126 milyon nüfusu, 740 milyar $ ihracat, 750 milyar $ ithalât, 48 bin 600 $ hacmindeki kiÅŸi başı ulusal gelir büyüklüÄŸüne sahip olan Japonya’nın “nüfus azalması” ve “yaÅŸlanması” olgusu en zayıf yönlerdir.
2011’deki 8,9’luk deprem ve tsunami felaketinin ardından göreve gelen Abe, piyasaya devasa miktarda para verme ve mali teÅŸvik adımlarıyla dünyanın en büyük üçüncü ekonomisini, durgunluktan çıkarmaya çalıştı ama sonuç hedeflendiÄŸi gibi olmadı. Onun döneminde ülkede iÅŸsizlik yüzde 4,5’ten yüzde 2,8’e gerilerken Abe’nin ülkeyi durgunluktan kurtarmak için uyguladığı ekonomik yaklaşım, iktisat literatürüne “Abenomics” (Abenomi) olarak geçti. Programın ana amacı, “parasal geniÅŸleme” ve “mali teÅŸviklerle” ekonomik “kronik durgunluk” sorununu aÅŸmaktı.
Abe döneminde Japonya Merkez Bankası (BoJ) eÅŸi görülmedik bir parasal geniÅŸlemeye gitti ve bilanço büyüklüÄŸünün ulusal gelire oranı 2012-2020 döneminde yüzde 40’tan yüzde 130’un üzerine çıktı. Bu oran, yine rekor parasal geniÅŸlemeye imza atan ABD Merkez Bankası’nda (Fed) yüzde 36, Avrupa Merkez Bankası’nda (ECB) ise yüzde 60 civarındadır. BoJ’un parasal geniÅŸlemesini, ECB ile karşılaÅŸtırmalı olarak aÅŸağıdaki grafikte izleyebiliriz.
Kaynak: Bloomberg
Parasal geniÅŸlemeyle birlikte ikinci Abe döneminde öne çıkan” ikinci politika”, yine durgunluÄŸu aÅŸmak için devreye sokulan kamu harcamaları ve mali teÅŸvikler olmuÅŸtur. Bu arada ülkede kurumlar vergisi de düÅŸürüldü. Kamu harcamalarının ulusal gelire oranı Abe döneminde yüzde 40 civarında seyrederken, kamu borcunun milli gelire oranı bu dönemde yüzde 220’den yüzde 250’ye yükseldi. IMF, bu oranının 2020 sonunda yüzde 270’e yaklaÅŸmasını öngörmektedir.
Abe döneminde ekonomik durgunluÄŸu aÅŸmak, firmaları yatırıma, tüketicileri de daha çok harcamaya teÅŸvik etmek için yüzde 2’lik “enflâsyon” hedefi belirlendi. Ancak bu hedef, 2014 yılı dışında tutturulamadı ama yine de enflasyon eksi bölgenin biraz üstünde gerçekleÅŸti. BilindiÄŸi gibi Abe’nin göreve geldiÄŸinde, 1990’ların ilk yarısında baÅŸlayan “ekonomik durgunluk” sürmekteydi.
Ancak ikinci kez görevde kaldığı yaklaşık 8 yıllık dönemde ekonomik geliÅŸme planlandığı gibi olmadı ve iniÅŸli çıkışlı bir seyir izledi. Uluslararası Para Fonu (IMF), 2018’de yüzde 0,3, 2019’da yüzde 0,7 büyüyen Japon ekonomisinin, 2020’de yüzde “5,8 oranında küçülmesini” öngörmektedir.
Salgın öncesinde de küçülme eÄŸiliminde olan Japon ekonomisi, salgının etkili olduÄŸu 2020’nin ikinci çeyreÄŸinde yıllık bazda yüzde 27,8 oranında (birinci çeyreÄŸe göre 7,8) daraldı. DurgunluÄŸu aÅŸmak adına çeÅŸitli teÅŸvikleri hayata geçirilen Abe dönemi ekonomi uygulamalarını deÄŸerlendirdiÄŸimizde, yaklaşık 8 yıllık dönemde “ekonomik geliÅŸmenin plânlandığı gibi olmadığı” ve iniÅŸli çıkışlı bir seyir izlediÄŸini gözlenmektedir.
Abenomics’in en büyük “baÅŸarısızlıkları” arasında “düÅŸük üretkenlik”, “hızla yaÅŸlanan nüfus” ve “etkin iÅŸlemeyen bir iÅŸgücü piyasası” gösterilmektedir. Bunun yanı sıra Abe döneminde uygulanan politikaların Japonya’yı “dış talebe daha fazla bağımlı” kıldığı, yüksek “büyümeyi tetikleyecek yerel koÅŸulları” saÄŸlamakta ve gerekli “yapısal reformları” yapmakta da baÅŸarısız olduÄŸu deÄŸerlendirmesi de yapılmaktadır.[15]
Dış ve İç Politika
Koronavirüs salgınından, diÄŸer Asya ülkelerine kıyasla daha az etkilenen Japonya’da bugüne dek yaklaşık 68 bin enfeksiyon ve bin 300’e yakın ölüm vakası kayıtlara geçmiÅŸtir. Salgınının turizm patlaması, artan büyüme ve istihdam baÅŸta olmak üzere “Abenomics’in getirdiÄŸi kısa vadeli faydaları” ortadan kaldırdığı ve ekonominin salgın sonrası dönemde ciddi bir bedel ödemek zorunda kalacağı da yapılan yorumlar arasındadır.[16]
Keza bu yıl içinde Japonya’da yapılması planlanan Yaz Olimpiyat Oyunları da, yine salgın nedeniyle önümüzdeki yıla ertelenmiÅŸti. Ancak salgının ÅŸu anki seyri, Olimpiyatların önümüzdeki yıl gerçekleÅŸebileceÄŸi konusunda da ÅŸüphe yaratmaktadır.
Abe’nin hayata geçirdiÄŸi reformlarla Japonya’da belirli bir ilerleme saÄŸlanmış olsa da, sisteme dair büyük sorunlar hiçbir zaman gerçekten çözülemedi.
Koronavirüs salgınını yönetme ÅŸekli nedeniyle son zamanlarda eleÅŸtirilerin hedefi olan Abe’nin görev süresi boyunca aldığı destek, son dönemde en düÅŸük seviyeye inmiÅŸti. Görev süresi boyunca yaÅŸadığı politik dalgalanmalar aldığı desteÄŸi azaltsa da, ülkede güçlü bir siyasi muhalefetin olmaması (sığ demokrasi) nedeniyle iktidarını sürdürebildi.[17]
Ülkenin dış politikası ve uluslararası iliÅŸkilerinin sorumlusu olan DışiÅŸleri Bakanı 2012-17 yılları arasında görev yapmıştı. DiÄŸer yandan bu dönemde, dış iliÅŸkiler konuda iplerin Abe’nin elinde olduÄŸu biliniyordu.[18]
Japon dış politikasındaki deÄŸiÅŸim Abe ile doruk noktasına ulaÅŸmıştır. “Proaktif pasifizm” sloganıyla etkili ve çok boyutlu bir dış politika benimseyen Abe, endüstriyel gücü tartışılmaz bir demokrasi (sığ da olsa) olan Japonya’nın, “büyük güçler arasındaki yerini alması” hedefiyle hareket etmiÅŸtir. Bu amaçla “sert güç unsurları” da dâhil olmak üzere, Japonya’nın gücünü artırmak için giriÅŸimlerde bulunmuÅŸtur.[19]
ABD- Japonya ittifakını güçlendirme, uluslararası barışa aktif katkı ve Asya- Pasifik bölgesi ülkeleriyle iliÅŸkilerini geliÅŸtirme yönünde önemli adımlar atmıştır. 1997 yılından beri deÄŸiÅŸtirilmeyen ABD-Japonya Savunma İşbirliÄŸi Rehberi 2015’te, Asya-Pasifik bölgesinde deÄŸiÅŸen konjonktür ve güç rekabeti göz önünde bulundurularak yenilenmiÅŸ ve ABD’nin Asya mihveri politikasına paralel olarak, bölgede Çin’in artan nüfuzuna karşı ABD-Japonya iÅŸbirliÄŸi güçlendirilmiÅŸtir.[20]
Öte yandan Japonya’nın bölgesel güç olarak etkinliÄŸini ve inandırıcılığını artırma adına Abe, göreve geldikten sonra ülkenin askeri gücünü geliÅŸtirmeye yönelmiÅŸtir. Bu maksatla öncelikle kısıtlı savunma bütçesini artırmış, bakanlıklar arası rekabetin dış politikada önemli kararlar almanın önünde sorun teÅŸkil etmesini engellemek amacıyla Ulusal Güvenlik Konseyi’ni kurmuÅŸ, yeni bir “ulusal güvenlik strateji belgesi” yayımlamış ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra uygulamaya konan silah ihracatı kısıtlamalarının hafifletme kararı aldırarak, müttefiklere silah ihracını ve askeri alanda teknoloji transferine olanak saÄŸlamıştır.
Bunların yanında eski baÅŸbakan dönemindeki en önemli geliÅŸme, Temmuz 2014’de hükümetin, Anayasa’nın 9’ncu maddesinde yorum deÄŸiÅŸikliÄŸine giderek, “kolektif meÅŸru müdafaa” kapsamında “Japon askerlerinin ülke dışında askeri operasyonlara katılmasını” mümkün hale getirmesi olmuÅŸtur. Bu sebeple hükümetin aldığı Öz Savunma Kuvvetleri’nin ortak meÅŸru müdafaa adına ülke dışındaki askeri operasyonlara katılımına izin veren kararın Eylül 2015’te meclisten geçerek yasalaÅŸması, II. Dünya Savaşı sonrası “Japon dış ve güvenlik politikasındaki en kayda deÄŸer deÄŸiÅŸim” olarak nitelendirilmektedir.[21] Bu geliÅŸme, Japonya’nın deniz aşırı ülkelere asker göndermesini ve Japon toprakları doÄŸrudan saldırıya uÄŸramasa dahi, ABD veya müttefiklerden birinin saldırıya uÄŸraması durumunda Japonya’nın yardıma gitmesini mümkün kılmıştır.[22]
BaÅŸbakanlığı sırasında Abe, uluslararası alanda “ABD ile İran arasında arabulucu” rolünü üstlenirken, Kuzey Kore ile iliÅŸkileri daha “sert bir çizgide” seyretmiÅŸtir. ABD BaÅŸkanı Donald TRUMP ile yakın iliÅŸkiye öncelik veren Abe, Rusya ve Çin ile iliÅŸkileri düzeltme yönünde adımlar atmıştır. Bir diÄŸer baÅŸarısızlığı da, G.Kore Yüksek Mahkemesinin bir kararı üzerine Ekim 2018’den bu yana bozulan G.Kore iliÅŸkileri olmuÅŸtur.[23] Bu hususlara ek olarak, Rusya ile Kuzey Adaları sorununun çözümünde ilerleme saÄŸlayamadığını da söyleyebiliriz.
Özetle Abe’nin dış politika cephesinde, ekonomi konusuna göre daha baÅŸarılı olduÄŸu, ülkeye “uzun vadeli dayanıklılık ve güvenlik” kazandırdığı anlaşılmaktadır.[24]
VII. YENİ BAŞBAKAN YOSHİHİDE SUGA
Yeni BaÅŸbakan Suga, Åžinzo ABE döneminden gelen 8 bakanla yeni kabinede yoluna devam ederek, Abe’nin misyonunu sürdürmek niyetinde olduÄŸunu göstermiÅŸtir.[25]
GençliÄŸinden beri “özelleÅŸtirmeleri savunan” ve piyasa ekonomisine destek veren “liberal bir siyasetçi” olarak sivrilen Suga, Yokohama Belediye Meclisi’ne seçildiÄŸi 1987’den itibaren, Japonya demiryollarının ve posta hizmetlerinin özelleÅŸtirilmesi konusundaki katı liberal tutumuyla dikkat çekmiÅŸtir. Daima Åžinzo ABE’ye yakın bir isim olarak konumlanan Suga, Abe’yi ikinci BaÅŸbakanlık dönemi ve ekonomik reformlar konusunda cesaretlendiren isim olarak da bilinmektedir.[26]
Abe’ye benzeyen yukarda yazılan yönleri ve geçmiÅŸteki uygulamaları, Yoshihide SUGA BaÅŸbakanlığı döneminde Japonya’da “Åžinzo ABE dönemine benzer politikalar izleneceÄŸi”, ancak ABD’nin tavrının da bu konuda çok etkili bir faktör olacağı söylenebilir. ABD’de Donald TRUMP yönetiminin devamı halinde, Japonya-Çin iliÅŸkilerinde “rekabet” ve “güvenlik” unsurları kolaylıkla daha ön plana çıkabilecekken, olası bir Joe BİDEN BaÅŸkanlığı döneminde (Obama dönemine benzer ÅŸekilde) serbest ticaret anlaÅŸmalarının daha ön alacağı beklenmektedir.[27] Bu baÄŸlamda, Abe sonrasının daha “güvensiz ve istikrarsız “olacağı beklentisini içeren görüÅŸler gerçekçi durmamaktadır.[28]
Ancak her ÅŸekilde, Bölge istikrarı için çok önemli olan Japonya ile Çin arasında koronavirüs salgını, K. Kore nükleer programı ve diÄŸer bazı kritik konularda diyalog ve iÅŸbirliÄŸinin süreceÄŸi güçlü bir olasılık olarak görünmektedir.[29]
Sonuçta Japonya, yeni bir lider öncülüÄŸünde bayrak yarışını sürdürecektir.
Ersin DEDEKOCA 21 Eylül 2020
[1] Ozan Örmaci, “Japonya’da Yoshihide Suga Dönemi”, UPA, 16.09.2020, http://politikaakademisi.org/2020/09/16/japonyada-yoshihide-suga-donemi/ (19.09.2020)
[2] “Japonya ekonomisinde tarihi daralma”, DW, 17.08.2020, https://www.dw.com/tr/japonya-ekonomisinde-tarihi-daralma/a-54596949 (eriÅŸim t.19.09.2020)
[3] Hudai Sencan, “Japonya Hükümet Sistemi: Yarışan Partiler DeÄŸiÅŸmeyeb İktidar”, TBMM AraÅŸtırma Merkezi, s.303-313, https://www.academia.edu/21270559/JAPONYA_H%C3%9CK%C3%9CMET_S%C4%B0STEM%C4%B0_YARI%C5%9EAN_PART%C4%B0LER_DE%C4%9E%C4%B0%C5%9EMEYEN_%C4%B0KT%C4%B0DAR (19.09.2020)
[4] Ozan Örmeci, “Siyasal Sistemler:Japonya”,Uluslararası Politika Akademisi (UPA), 1.12.2014, http://politikaakademisi.org/2014/12/01/siyasal-sistemler-japonya /(20.09.2020); Hakkı BüyükbaÅŸ, “Japon Siyasal Sisteminin GeliÅŸimi Üzerine Bir İnceleme (1868-2003)”, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Nisan 2013, Sayı:28, ss.. 43-73, http://www.sdu.dergipark.gov.tr/download/article-file/117800 (20.09.2020))
[5] Motoko Rich, “Shinzo Abe of Japan Calls Early Election, as a Rival Party Forms”, NYT, 25.09.2017, https://www.nytimes.com/2017/09/25/world/asia/japan-abe-election.html (18.09.2020)
[6] Purnendra Jain, “Where to now for Japan after Abe’s landslide win?”, East Asia Forum, 28.10.2017, http://www.eastasiaforum.org/2017/10/28/where-to-now-for-japan-after-abes-landslide-win/ (18.09.2020); Purnendra Jain, “Where to now for Japan after Abe’s landslide win?”, East Asia Forum, 28.10.2017, http://www.eastasiaforum.org/2017/10/28/where-to-now-for-japan-after-abes-landslide-win/ (18.09.2020)
[7] Ersin Dedekoca, “Japonya’daki Son Genel Seçimlerin Ardından”, Söyledik.com.,1.11.2017, http://soyledik.com/tr/makale/6602/japonyadaki-son-genel-secimlerin-ardindan–ersin-dedekoca.html (17.09.2020)
[8] Shihoko Goto, “Can Japan Be Great Again?”, The Globalist, 23.10.2017, https://www.theglobalist.com/japanese-elections-shinzo-abe-north-korea-china/ (19.09.2020)
[9] Richard J.Samuels, “Who Defines Japan’s Past, Anf Future”, The National Interest, 26.05.2015, http://nationalinterest.org/feature/who-defines-japans-past-future-12964 (19.09.2020)
[10] Ersin Dedekoca, “Küresel Güç Arayışında Yeni Bölgesel Dengeler: Japonya-ABD İliÅŸkileri”, 21.Yüzyıl Dergisi, Haziran 2015, Sayı:78
[11] John West, “apan: A Polite Nation’s Dark Underbelly A poor record on human rights hurts democracy in Japan”, The Globalist, 8.10.2014, https://www.theglobalist.com/japan-a-polite-nations-dark-underbelly/ (20.09.2010); “Concluding observations on the sixth periodic report of Japan”, BM İnsan Hakları Komitesi Y.KomiserliÄŸi, http://tbinternet.ohchr.org/_layouts/treatybodyexternal/TBSearch.aspx?TreatyID=8&DocTypeID=5 (20.09.2020)
[12] Emine AkçadaÄŸ Alagöz,“Çin ve Japonya’nın Dış Politika Analizi”, Bilgesam, 28.04.2010
[13] Colin P. A. Jones,”The LDP constitution, article by article: a preview of things to come?”, The Japan Times, 2.07.2013, https://www.japantimes.co.jp/community/2013/07/02/issues/the-ldp-constitution-a-preview-of-things-to-come/#.WfMkc1u0PIU (20.09.2020)
[14] “How do the militarized nations of East Asia view each other?”, The Globalist, 22.04.2014, https://www.theglobalist.com/east-asia-arms-race/ (21.09.2020)
[15] Robert Ward, “Abe’s resignation: a full in-tray for his successor”, IISS, 28.08.2020, https://www.iiss.org/blogs/analysis/2020/08/abe-shinzo-resignation-japan-prime-minister-successor (17.09.2020)
[16] Koichi Nakano, “Shinzo Abe Is Quitting, and Leaving a Trail of Scandals Behind”, 30.08.2020, https://www.nytimes.com/2020/08/30/opinion/shinzo-abe-resign-japan.html (21.08.2020)
[17] Hisako Ueno and Mike Ives, “Shinzo Abe’s Resignation Prompts Speculation About His Successor”, NYT, 29.08.2020, https://www.nytimes.com/2020/08/29/world/asia/japan-abe-successor.html (18.09.2020)
[18] “After Shinzo Abe’s resignation, what’s next for Japan?”, France 24, 29.08.2020, https://www.france24.com/en/20200829-after-shinzo-abe-s-resignation-what-s-next-for-japan, (18.09.2020)
[19] Christopher W. Hughes,” Japan’s Foreign and Security Policy Under the ‘Abe Doctrine’ “,London, Palgrave, 2015, s.9
[20] https://www.mofa.go.jp/index.html
[21] Emine AkçadaÄŸ Alagöz, “Åžinbo Abe Döneminde Japon Dış Politikasında YaÅŸanan DeÄŸiÅŸim”, Tasam 2018, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/528394 (18.09.2020)
[22] Kazuhiko Togo, “Abe’s foreign policy legacy”, East Asia Forum, 10.09.2020, https://www.eastasiaforum.org/2020/09/10/abes-foreign-policy-legacy/ (21.09.2020)
[23] Togo, agm
[24] Kate Mayberry, “Japan’s Abe leaves office with legacy of longevity, security”, Al Jazeera, 28.08.2020, https://www.aljazeera.com/news/2020/08/japan-abe-leaves-office-legacy-longevity-security-200828052924245.html (20.09.2020)
[25] Örmeci, agm
[26] Nick Narigon, “10 Things To Know about Japan’s Prime Minister-elect Yoshihide Suga”,TW, 14.09.2020, https://www.tokyoweekender.com/2020/09/new-prime-minister-yoshihide-suga/ (21.09.2020)
[27] “Shinzo Abe’s resignation could deal a blow to Japan and U.S. interests alike”, Washington Post, 28.09.2020, https://www.washingtonpost.com/opinions/global-opinions/shinzo-abes-resignation-could-deal-a-blow-to-japan-and-us-interests-alike/2020/08/28/79f8f970-e94d-11ea-bc79-834454439a44_story.html (20.09.2020)
[28] Zack Cooper and Jeffrey W. Hornung ,“Abe’s Resignation Could Leave Japan Less Secure—and Destabilize Its U.S. Alliance”, Rand Corporation, 8.09.2020, https://www.rand.org/blog/2020/09/abes-resignation-could-leave-japan-less-secure-and.html (21.09.2020)
[29] Aartı Bansal, “Japan’s new PM Yoshihide Suga, and future prospects of Indo-Japan relationship”, The Koonetti, 17.09.2020, https://thekootneeti.in/2020/09/17/japans-new-pm-yoshihide-suga-and-future-prospects-of-indo-japan-relationship/ (19.09.2020)