TÜRK DİLİ ÜZERİNE

Tarık KONAL

Saygın DüÅŸündeÅŸlerim Tarih, yaÅŸamlarına tanıklık ettiÄŸi ulusları, dilllerinin adıyla adlandırır... Alman, Almanca konuÅŸtuÄŸu için Alman; İtalyan İtalyanca konuÅŸtuÄŸu için İtalyandır... Bilirsiniz, Türk ulusu, İsa'dan 4-5 bin yıl önce, kayalara yazdığı "tamga" denen simgelerle anlatırdı düÅŸüncelerini. Türk, bu "tamga" dizelgesini geliÅŸtirildi, yalnızca Türk'e özgü olan Göktürk Abecesini yarattı. Türk, ulusuna iliÅŸkin her bilgiyi, kendi öz dili ile, üstelik bu abece ile "anıttaÅŸ"lara / "bengütaÅŸ"lara yazdı... Türk, İS 1000 yılında İslamla tanıştı, kendine özgü abecesini bir yana bıraktı, Arap Abecesini benimsedi. Bu kadarla kalmadı, onu Türk yapan görkemli dilini, onu saygın kılan insancı geleneklerini de yitirdi, giderek AraplaÅŸtı... Güzelim Türkçe, Arap-Fars dillerince ele geçirildi, kimliÄŸini yitirdi. Yaklaşık 1000 yıl süren bu yitikliÄŸe, bir Türk Bilgesi "dur" dedi... Bu Bilge Önder, Atatürk'tü..

 O, Yazı Devrimi ile Dil Devrimini baÅŸlattı. Dilimize izinsiz girmiÅŸ Arapça-Farsça sözcükler ile dil kurallarını Türkçeden uzaklaÅŸtırdı, yerlerine Türkçenin özünü koydu...Anadolu'da binyıllardır yaÅŸayan ancak sözlüklere girmemiÅŸ binlerce öz Türkçe sözcük, söz, atalarsözü, türkü, söylence derlendi, toplandı... Türk ulusu da Türkçe de özüne döndü... Türk, Arapça tasvif yerine tanımlama; tasvir yerine "betimleme"; hurafe yerine "boÅŸinan"; müdafayınefs yerine "özsavunma"; lemhatülbasar yerine "göz açıp kapayana dek"; istikÅŸaf yerine "uzlaşı arayışı"; kâseiser yerine "kafatası"; muhakeme yerine "usavurma"; muhayyile yerine "düÅŸgücü"; mahrukatımayia yerine "akaryakıt"; adabımuaÅŸeret yerine "görgü kuralları"; levhihatır yerine "bellek"; kıyasımukassem yerine "ikilem"; kefalet yerine "yükümleme"; nispeten yerine "görece" deneceÄŸini Dil Devriminden öÄŸrendi... Günümüzde ise Arapçılardan baÅŸka bir de Fransızcacılar, İngilizceciler var: mansiyon derler "övgüyedeÄŸerlik ödülü" yerine; manüskiri derler "elyazması" yerine; performans derler "baÅŸarım" yerine; makro derler "geniÅŸ kapsamlı" yerine; nostalji derler "dünözlem" yerine; inovasyon diyorlar "yenileÅŸim" demek yerine... BaÅŸka dillerin bu tutkunları, Türk ulusu Türkçe düÅŸünmesin, Türkçe konuÅŸup yazamasın isterler... Bunlar, yayılımcıların iÅŸbirlikçileridir... 

Saygın DüÅŸündeÅŸlerim. 
İşbirlikçilerin bizi saygın bir ulus konumundan uzaklaÅŸtırma çabalarına göz yummayalım. Adamsendeci, bananeci, durbakalımneolacakçı, boÅŸvermiÅŸçi olmayalım... Unutmayalım, Türk ulusu, anadiliyle kucaklaÅŸtığı, onun geliÅŸtirdiÄŸi, onu varsıllaÅŸtırdığı ölçüde var olacak, var kalacaktır... 
Bize, gerçek Atatürkçülere, karşıdevrime direnmek, Türkçemizi, onu saran yaban-ayrık otlarından kurtarmak düÅŸer. Bu zor bir uÄŸraÅŸ deÄŸildir...
"Sevi ile kakılınca inan olsun, ardına dek açılıverir dil kapısı..." 
Türkçemizi özleÅŸtirelim, geliÅŸtirelim, varsıllaÅŸtıralım... 
Yenilmeyelim yayılımcılara, sömürgecilere... 
Öz Türkçeci düÅŸündeÅŸlerimi saygıyla esenliyor, uÄŸraşılarında baÅŸarılar diliyorum...
Günleriniz duru Türkçeyle, gönençle geçsin... 
Tarık Konal

 

Türk Tarihinin İlk Yazılı Vesikası:

Orhun Kitabelerinden ÖÄŸüt Dolu 12 Alıntı

 Orhun Yazıtları, tarihimizin en deÄŸerli eserlerinden birisidir. 750'li yıllarda dikildiÄŸi tahmin edilen bu anıtlar, maalesef asırlar boyunca bulundukları yerde doÄŸaya terk edilmiÅŸti. Yazıtlar kısa bir süre önce müzeye alınarak kapalı bir alanda muhafaza edilmeye baÅŸlanmıştır. Anıtlar hakkında kısa bir bilgi vermek gerekirse bunlardan Kül Tigin yazıtı, 732 yılında abisi Bilge KaÄŸan tarafından kardeÅŸi Kül Tigin'in vefatı anısına diktirilmiÅŸtir. Bilge KaÄŸan Yazıtı ise 734'te vefatından bir yıl sonra, oÄŸlu Tengri KaÄŸan tarafından babasının anısına diktirilmiÅŸtir. Tonyukuk yazıtı ise bu iki anıtın bulunduÄŸu yerden çok daha uzaktadır. Tonyukuk, Bilge ve Kül Tigin'in babalarına da vezirlik yapmış tecrübeli bir devlet adamıydı. Bu sebeple onun yazdırdıkları da çok mühimdir.

 Kül Tigin Yazıtı Güney Yüzü

rk hakanı Ötüken daÄŸlarında oturur ise ülkede hiçbir sıkıntı olmaz. DoÄŸuda Åžantung ovasına kadar ordu sevk ettim denize pek az kala durdum; güneyde Dokuz Ersin'e kadar ordu sevk ettim, Tibet'e pek az kala durdum; batıda İnci Irmağı (Seyhun) geçerek Demir Kapı'ya kadar ordu sevk ettim; kuzeyde Yir Bayırku topraklarına kadar ordu sevk ettim; bunca diyara kadar orduları yürüttüm ve anladım ki: Ötüken daÄŸlarından daha iyi bir yer asla yok imiÅŸ.

 Kül Tigin Yazıtı Doğu Yüzü

 Devletin dağılış sebepleri ÅŸu ÅŸekilde anlatılıyor: 'Akılsız hakanlar tahta oturmuÅŸ ÅŸüphesiz, kötü hakanlar tahta oturmuÅŸ ÅŸüphesiz. Kumandanları da akılsız imiÅŸler ÅŸüphesiz, kötü imiÅŸler ÅŸüphesiz. Beyleri, halkı itaatkar olmadığı için, Çin halkı hilekar ve sahtekar olduÄŸu için, beylerle halkı karşılıklı kışkırttığı için, Türk halkı kurduÄŸu devleti elden çıkarıvermiÅŸ.'

 Kültigin Yazıtı Kuzey Yüzü

 Kül Tigin'in ölümü üzerine Bilge KaÄŸan'ın söyledikleri: 'KardeÅŸim Kül Tigin vefat etti. Kendim yas tuttum. Gören gözlerim görmez gibi, eren aklım ermez gibi oldu. Kendim düÅŸünceye daldım. Zaman tanrısı buyurunca insan oÄŸlu hep ölümlü yaratılmış. Öyle düÅŸündüm. Gözümden yaÅŸ gelse engel olarak, gönülden feryat gelse geri çevirerek yas tuttum. Çok yas tuttum.

 Bilge Kağan Yazıtı Kuzey Yüzü

 Çin halkının sözleri tatlı, ipekli kumaÅŸları yumuÅŸak imiÅŸ. Tatlı sözlerle, yumuÅŸak ipekli kumaÅŸlarla kandırıp uzak halkları öylece yaklaÅŸtırırlar imiÅŸ. Tatlı sözlerine, ipekli kumaÅŸlarına aldatıp Türk halk, çok sayıda öldün ! Türk halkı, mutlak öleceksin ! Güneyde ÇuÄŸay daÄŸlarına TöÄŸültün ovasına yerleÅŸeyim dersen, Türk halkı mutlak öleceksin !