ÅžAHABETTİN KÜÇÜKYAZICI
KIZILIRMAK VADİSİNDE BAŞLAYAN YAŞAMIM BOYUNCA HEP AŞI İLE BİRLİKTE YAŞADIM.
TEK SINIFLI KÖY OKULUNDA DAHİ TOSYA'DAN GELEN SAÄžLIK GÖREVLİLERİ OKULDA AÅžI YAPARLARDI.
KARGI'YA TAŞINDIĞIMIZDA İSE BELİRLİ ZAMANLARDA HEP AŞI OLURDUK.
ORTAOKULDA DA AÅžI GÜNLERİ ÖÄžRENCİLER İÇİN BİR ÅžENLİK GÜNÜ OLURDU.
OKULA BAŞLARKIN, İŞE GİRERKEN BELİRLİ AŞILARI OLDUĞUMUZA İLİŞKİN BELGELER ARANIRDI.
EŞİMİN GÖREVİ NEDENİYLE, PEK ÇOK BİLGİLENDİRME YANINDA, ÇOCUKLARDAN BAÅžLAYAN, YETİŞKİNLERİ KAPSAYAN ZORUNLU AÅžILAR UYGULADIÄžINA TANIK OLDUM DEVLETMİZİN.
SON ZAMANLARDA İSE AŞIYA KARŞI BAZI DİNCİ AKIMLARIN KARŞI KAMPANYA BAŞLATTIĞINI OKUDUM BASINDAN.
KAMU YETKİLİLERİ DE BUNLARA PRİM VERDİLER.
SON GELDİĞİMİZ NOKTADA KONU MAGAZİN DERGİLERİNE TAŞINACAK BOYUTLARA ULAŞTI.
AÅŸağıda, TÜRKİYE'DE AÅžI TARİHİ'Nİ ÖZETLEDİM.
ÅŸk
TÜRKİYE'DE AÅžININ TARİHİ
Ülkemizde aşı üretimi için çalışmalar ilk Osmanlı İmparatorluÄŸu Döneminde baÅŸlamıştır. 1721 yılında İngiltere Büyükelçisinin eÅŸi Lady Mary Montagu ülkesine yazdığı bir mektupta İstanbul’da çiçek hastalığına karşı “aşı denilen bir ÅŸey” (varilasyon metodu) yapıldığını hayretle bildirmektedir. Bu mektup aşı yapımına iliÅŸkin ulaşılmış en eski belgedir.
Aşı üretim çalışmalarını yürütmekte olan Pasteur, çalışmalarını sürdürebilmek için dönemin devlet baÅŸkanlarına maddi katkı için yazı yazar, yazılardan birinin 2. Abdülhamit’e ulaÅŸması sonrasında, 2. Abdülhamit yardım yapabileceÄŸini ancak çalışmalarını İstanbul’da sürdürmesini ister, bu teklif Pasteur tarafından kabul görmeyince ikinci teklif oluÅŸturulur, Pasteur’a Mecidiye NiÅŸanı ile birlikte 10.000 altın (bazı kaynaklarda 800 lira olarak geçiyor, ama baktığınızda dönemin İstanbul’unda yaklaşık 180-200 ev parası karşılığı) yollanır, aynı zamanda Osmanlı’dan 3 kiÅŸinin de yanına asistan olarak yetiÅŸtirilmesi istenir.
Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Åžâhâne’den müderris Alexander Zoeros PaÅŸa’nın baÅŸkanlığı altında, Kaymakam (yarbay) Dr. Hüseyin Remzi ve Kaymakam (yarbay) Veteriner Hüseyin Hüsnü beylerin gönderilmesine karar verilir. Daha sonra bu ekip çalışmalara temel teÅŸkil etmesi için “kuduz mikrobu” enjekte edilmiÅŸ bir kemik iliÄŸi ile Osmanlıya geri döner. 1887’nin Ocak ayında Zoeros PaÅŸa’nın kliniÄŸinde Daûl-Kelp ve Bakteriyoloji Ameliyathanesi (Kuduz Tedavi Müessesesi) kurulur. Bu kurum dünya’da üçüncü, doÄŸunun ise ilk kuduz merkezi olmuÅŸtur. Daha sonra bu merkez difteri serumu da üretmiÅŸtir.
Bakretiyoloji Hane
Telkihhane (Çiçek Aşısı Üretim Merkezi)
1885`te dünyada ilk defa çiçek aşısı uygulaması için Osmanlı`da kanun çıkarılıyor.
1885`te dünyada ilk kuduz aşısı bulundu. 1887 Ocak ayı başında Kuduz aşısı Osmanlı`ya getirildi. Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Åžahane`de ilk kuduz aşısı üretildi.
• 1887`de Kuduz Tedavi Müessesesi kuruldu.
1892 yılında bakteriyoloji hane kurulmuştur.
• 1892`de ilk çiçek aşısı üretim evi kuruldu.
1896 da difteri
1897 de sığır vebası
1903 de kızıl serumları Veteriner Hekim Mustafa Adil (1871-1904) tarafından üretildi.
1911 yılında tifo, 1913 yılında kolera, dizanteri ve veba aşıları Türkiye’de ilk kez hazırlandı ve uygulandı.
1927`de verem aşısı üretimi baÅŸladı.
İlk üretilen BCG aşısı ve prospektüsü 1927
1931 yılından itibaren 1996 yılına kadar tetanoz ve difteri aşıları üretilmiÅŸtir.
1937’de kuduz serumu üretilmeye baÅŸlanmıştır.
1940 yılında kolera salgını için Çin’e aşı gönderilmiÅŸtir.
1942 yılında tifüs aşısı ve akrep serumu üretimi baÅŸladı.
1947`de Biyolojik Kontrol Laboratuarı kuruldu.
1950`de İnfluenza laboratuarı Dünya SaÄŸlık Örgütü tarafından Uluslararası Bölgesel İnfluenza (grip) Merkezi olarak tanındı ve influenza aşısı üretimine geçildi.
1976`da Kuru BCG aşısının deneysel üretimi baÅŸladı. 1983`te kuru BCG aşısı üretimine geçildi.
KurtuluÅŸ savaşı sırasında zor koÅŸullar altında da hayvan ve insan aşıları üretilmeye devam edilmiÅŸtir. İstanbul’un iÅŸgali sonrasında aşı merkezi önce EskiÅŸehir, daha sonra da KırÅŸehir’e taşınmıştır. Aynı dönemde Afyon’da da çiçek aşısı üretilmeye devam edilmiÅŸtir. Erzurum’daki
serum laboratuvarı Rus iÅŸgali sırasında Halep, NiÄŸde, Sivas ve Erzincan’a taşınmış. Kastamonu’da da aşı üretimi yapılmıştır.
Benzeri üretim Cumhuriyet döneminde de devam etmiÅŸ, 1928’de Hıfzısıhha Enstütüsü ile üretim merkezileÅŸtirilmiÅŸtir. 1940’lı yıllara kadar tifo, tifüs, difteri, BCG, kolera, boÄŸmaca, tetanoz, kuduz aşıları seri üretimle oluÅŸturulmuÅŸtur. 1968’de kurulan serum çiftliÄŸinde tetanoz, gazlı gangren, difteri, kuduz, ÅŸarbon akrep serumları da üretilmiÅŸtir. Ülke de hastalıkların yok olması ile 1971’de tifüs, 1980’de çiçek aşısı üretimi sonlanmıştır.
Ülkemizde aşı üretimi 1996’da DBT ve kuduz aşısı, 1997’de BCG aşı üretiminin kesilmesi ile
sona ermiÅŸtir. Osmanlı İmparatorluÄŸunda ilk aşı üretimi ve uygulanmasının başından beri aşı lojistiÄŸi, uygulanması ile hastalıkların önlenmesi ücretsiz olarak Devlet eliyle yürütülmektedir.
Aşı üretiminin sona ermesi ile aşılar satın alınarak temin edilmektedir. İki binli yıllarda aşıların Türkiye’de üretimi konusunda tekrar ilgi artmıştır.
2009 yılında beÅŸli karma (DaBT-IPV-Hib), 2011 yılında dörtlü karma (DaBT-IPV) 3 yıllık alımı yapılırken kademeli olarak paketleme ve enjektöre dolum teknolojisi ülkemize getirilmiÅŸtir.
2010 yılında zatürre aşısı (KPA-Konjuge Pnömokok) yine 3 yıllık alım garantisi karşılığı paketleme, enjektöre dolum yanında formulasyon teknolojisinin de ülkemize getirilmesi saÄŸlanmıştır.
Halen yerli bir firma tarafından akrep ve yılan antiserumları da üretilmektedir.
2015 yılında yedi yıllık alım garantisi ile tetanoz ve difteri aşılarının kademeli olarak antijen üretimine kadar yapılması planlanmıştır. 2018 yılı içerisinde dolumu yapılırken 2019 yılında antijenin tamamen milli olarak üretilmesi beklenmektedir.
Bakanlığımız bünyesinde Halk SaÄŸlığı Genel MüdürlüÄŸü tarafından halen akrep ve difteri serum üretimi devam etmektedir. Bunun yanında öncelikle diÄŸer stratejik serumlar ile hepatit A, Hepatit B, SuçiçeÄŸi aşısı milli aşı üretimleri de hedeflenmektedir.

