DEVA PARTİSİ PROGRAMI

Temel hak ve özgürlükler;  var oluÅŸla kazanılan, uzun tarihi mücadelelerin sonunda insanlığın ortak deÄŸerleri olarak kabul gören, insan onurundan kaynaklı vazgeçilmez ve devredilmez hakları ve özgürlükleri ifade eder.

Partimiz, “özgürlük, eÅŸitlik, adalet” temelleri üzerine kurulu bir demokrasi anlayışının savunucusudur. Bu itibarla, temel hak ve özgürlükleri etnik köken, dil, din, mezhep, cinsiyet, siyasi ve sosyal aidiyet farkı gözetmeksizin tüm insanlar için tanıyor ve iç hukukumuzu bu standartlara göre uyarlamayı hedefliyoruz. 

Partimiz, insan aklının, saÄŸduyusunun ve vicdanının beslediÄŸi birliktelik ruhunun, topluma yönelen her türlü ayrıştırıcı söylem ve eyleme karşı en doÄŸal savunma mekanizması olduÄŸuna inanmaktadır. Bu baÄŸlamda, huzur ve güven, adalet ve hukuk, insan hakları ve özgürlükler, insan onuru ve insana saygı, sosyal refah gibi geliÅŸmiÅŸ deÄŸerlerle her kesimden insanımızı buluÅŸturmak temel hedefimizdir.

YaÅŸam hakkı, bizim için en temel, vazgeçilmez ve devredilemez bir haktır. Her hal ve ÅŸart altında bu hakkın korunmasını devletin birincil görevi olarak kabul ediyoruz.

DüÅŸünce ve ifade özgürlüÄŸü açık ve demokratik toplumun vazgeçilmezidir. İnsanın her bakımdan geliÅŸmesinin özgür bir ortamda gerçekleÅŸeceÄŸine, ülkenin geliÅŸmesinin, uluslararası rekabetteki baÅŸarısının ve ekonomik zenginliÄŸinin ancak özgür ve özgüvenli insanlarla mümkün olacağına inanıyoruz. DüÅŸünce ve ifade özgürlüÄŸünün önünde engellerin, korkuların, sınırların olduÄŸu bir ülkede bunların mümkün olamayacağının bilincindeyiz.

Devletin görevi, her alanda özgürce düÅŸünmenin ve düÅŸünceyi ifade etmenin önündeki engelleri kaldırarak açık toplum ÅŸartlarını oluÅŸturmaktır. En geniÅŸ sivil toplum kuruluÅŸu olan siyasi partilere düÅŸen de bu konuda öncülük etmek, ülkemizde çoÄŸulcu toplumsal yapının savunucusu olmaktır.

DüÅŸünce ve ifade özgürlüÄŸüne dayalı eleÅŸtirilerin ceza hukukunun konusu olması kabul edilemez. DüÅŸünce ve ifade özgürlüÄŸünün varlığı, yolsuzluk, adaletsizlik, ayrımcılık, kayırma ve hukuksuzlukların ortaya çıkarılması ve kamuoyu vicdanında yargılanması açısından hayati önem taşımaktadır. Partimiz, düÅŸünce ve ifade özgürlüÄŸünün kullanılmasını engelleyecek her türlü uygulamanın karşısındadır.

İnanmanın, düÅŸünmenin, inancını ve düÅŸüncesini ifade etmenin ve bunlara göre yaÅŸamanın, bu amaçla örgütlenmenin insanın en temel hakları olduÄŸuna inanıyoruz.

İnanç alanına müdahaleden ziyade, insanların inançlarını korkusuzca ve tam bir huzurla yaÅŸayabilecekleri özgür ortamı saÄŸlamak ve insanların inançlarının gereÄŸini yaÅŸamalarının önündeki engelleri kaldırmak devletin temel görevidir.

VatandaÅŸlarımızın inanç, kültür ve referans ekseninde, hak ve özgürlük taleplerini adalet temelinde karşılayacak, ötekileÅŸtirme hissi doÄŸuracak uygulamaları ortadan kaldıracağız. Bu baÄŸlamda Alevi vatandaÅŸlarımızın baÅŸta Cem Evlerine iliÅŸkin talepleri olmak üzere inanç, düÅŸünce ve davranış temelinde birikmiÅŸ sorunlarının çözüme kavuÅŸturulması için gerekli adımları atacağız.

Farklı din ve inanç gruplarının; varlıklarını koruma, sürdürme, yaÅŸama ve örgütlenme özgürlükleri, kamusal görünürlüklerinin önündeki tüm kanuni ve idari engelleri ortadan kaldıracağız. İnsan onuruna zarar veren ve bir bütün olarak demokrasiyi tehdit eden nefret söylemlerine karşı kararlılıkla mücadele edeceÄŸiz.

Türkiye’nin insan haklarına dayalı demokratik bir hukuk devleti olma konusundaki eksiklikleri, Kürt sorununun da kaynağında yatan temel faktördür. Uzun bir tarihi arka plana sahip olan bu sorun, iktisadi, siyasi ve insani açılardan pek çok olumsuz sonuç doÄŸurmaktadır. Hayati önemi haiz bu konunun birçok boyutu bulunmakla beraber esasında bu sorun, Kürt vatandaÅŸlarımızın demokratik hak, özgürlük ve eÅŸit vatandaÅŸlık taleplerinin karşılanmasıyla ilgilidir.

Demokrasi ve Atılım Partisi olarak Kürt sorununu, vatandaÅŸlarımıza güven temelinde siyasi kanalları açık tutarak, taleplerin rahatlıkla tartışılacağı demokratik zemini inÅŸa ederek, özgürlük alanlarını geniÅŸleterek ve hukuku tahkim ederek çözeceÄŸiz.

Kürt sorununu çözüme kavuÅŸturmuÅŸ bir Türkiye’nin demokraside ilerleyeceÄŸine, kaynaklarını ihtiyaç duyduÄŸu alanlarda kullanarak ekonomisini güçlendireceÄŸine, hukuki standartlarını yükselteceÄŸine, dış politikada hareket alanını geniÅŸleteceÄŸine ve sosyal dokusunu kuvvetlendireceÄŸine olan inancımız tamdır.

Bu baÄŸlamda öne çıkan en önemli konu, anadilin korunması, kullanılması ve geliÅŸtirilmesidir. VatandaÅŸlarına resmi dili öÄŸretmek ve kullanmalarını saÄŸlamak, her devletin hem hakkı hem de görevidir. Bununla birlikte, demokratik devletler, vatandaÅŸlarının anadillerine yönelik taleplerine cevap üretmekle de yükümlüdürler. Bu yükümlülüÄŸün yerine getirilmesinin hem toplumsal çoÄŸulculuÄŸun muhafazasını saÄŸlayacağına hem de vatandaÅŸların ülkelerine olan aidiyet duygularını pekiÅŸtireceÄŸine inanıyoruz.

Demokrasi ve Atılım Partisi olarak, anadilin bir çatışma konusu haline getirilmesini doÄŸru bulmuyoruz. Resmi ve ortak dilimiz olan Türkçe’nin iyi öÄŸretilmesi esas olmakla birlikte anadile iliÅŸkin talepleri, vatandaÅŸlarımızın kültürel farklılıklarının tanınması, temel bir insan hakkı ve pedagojik bir gereklilik olarak ele alıyoruz. Bu itibarla, anadil hakkı kapsamında bütün vatandaÅŸlarımızın anadillerini kullanmaları ve geliÅŸtirmeleri için gerekli düzenlemeleri yapmayı hedefliyoruz.

Demokrasi ve Atılım Partisi olarak, etnik, dini, mezhebi ve kültürel çeÅŸitliliÄŸimizi dikkate alarak toplumdaki tüm farklılıkları kapsayacak ve kuÅŸatacak bir vatandaÅŸlık anlayışını savunuyoruz. Ülkemizde bugüne kadar herkesi kucaklayan bir vatandaÅŸlık anlayışının hayata geçirilememesi hem Kürtlerin hem de diÄŸer bazı toplumsal grupların kendilerini dışlanmış hissetmelerine yol açmıştır. Bu yüzden daha kapsayıcı ve kuÅŸatıcı yeni bir vatandaÅŸlık anlayışının geliÅŸtirilmesi gerektiÄŸini düÅŸünüyoruz. Böylesine güçlü bir vatandaÅŸlık anlayışının hâkim kılınmasının, hiç kimsenin bir ayrımcılığa maruz kalmamasını ve herkesin kendini bu ülkenin eÅŸit ve özgür bir vatandaşı hissetmesini saÄŸlayacak temel dayanaklardan biri olduÄŸuna inanıyoruz.

Partimiz, ÅŸiddet, sömürü ve ırkçılığı açıkça reddeder. Ülkemizde hiç kimsenin iÅŸkenceye, insanlık dışı ve onur kırıcı davranışa uÄŸramasına asla izin vermeyeceÄŸiz. Gözaltındaki kiÅŸileri kötü muameleden koruyacak güvenceleri acilen geliÅŸtireceÄŸiz. Avrupa İnsan Hakları SözleÅŸmesi ve taraf olduÄŸumuz diÄŸer uluslararası sözleÅŸmelerin ihlali iddialarının etkin bir ÅŸekilde soruÅŸturulmasını teminat altına alacağız.

Ülkemizde adaleti tam olarak tesis etmek amacıyla; masumiyet karinesi, ceza sorumluluÄŸunun ÅŸahsiliÄŸi, hukuki belirlilik, savunma hakkı, bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde adil yargılanma hakkı, silahların eÅŸitliÄŸi ilkesi, suçların ve cezaların kanuniliÄŸi ilkesi ve itiraz haklarının etkin bir biçimde kullanılması hususunda hiçbir taviz vermeyeceÄŸiz.

Cezaların, insan onuruna yakışır ÅŸartlarda ve yeni sorunlara neden olmayacak ÅŸekilde infaz edilmesi ve infaz süresince tutuklu ya da hükümlüye verilecek olan disiplin cezalarından ailelerinin ve yakınlarının olumsuz etkilenmemesi için gerekli mekanizmaları kuracağız.

Suç ve cezalara iliÅŸkin evrensel ilkelerin uygulanmasını saÄŸlayacak, idarenin hiçbir ÅŸekilde suç ve suç kriteri ihdas etmesine müsaade etmeyeceÄŸiz. Bu çerçevede, Kararnameler yoluyla iÅŸlerini kaybetmiÅŸ ve yargı kararlarıyla suçsuz bulunmuÅŸ veya haklarında idari ve adli bir soruÅŸturma bulunmayan kiÅŸilerin hak ve itibarlarının iadesi ile ilgili düzenlemeleri ivedilikle yapacağız.

EÅŸit yurttaÅŸlık ve fırsat eÅŸitliÄŸinin ayrılmaz bir parçası olan cinsiyet eÅŸitliÄŸini temin etmek için, ayrımcılığa yol açan mevzuatı yeniden düzenleyecek, devletin bütün eylem, iÅŸlem ve kararlarında bu eÅŸitliÄŸi hâkim kılacağız.

Bireylerin bir araya gelerek toplanma ve toplu olarak seslerini duyurması demokrasinin temel unsurlarındandır. Bu çerçevede, toplanma, gösteri ve örgütlenme özgürlüÄŸü alanındaki bütün engelleri kaldıracak, mevcut düzenlemeleri demokratik toplumun gerekliliÄŸine uygun hale getireceÄŸiz.

Herkesin özel hayatının, aile hayatının ve haberleÅŸmesinin gizliliÄŸini korumak devletin görevidir. Bu konudaki ihlallerin önüne geçecek ve bireylerin bu haklarını güvence altına alacağız.

Hukuka, adil yargılanma hakkına ve masumiyet karinesine dayanmayan gerekçelerle seçme ve seçilme hakkının engellenmesinin ve özüne dokunulmasının karşısında yer alacağız. Kesin hükme dönüÅŸmüÅŸ adli bir karar olmadıkça seçilmiÅŸlerin görevden alınmasına izin vermeyeceÄŸiz.

Mevcut hak arama kurullarını yeniden düzenleyeceÄŸiz. Hak arama kurullarına sivil toplum temsilcilerinin katılımını saÄŸlayacak, bireylerin bu kurullara baÅŸvurusunu kolaylaÅŸtıracak ve kurullarda alınan kararların gecikmeksizin ve etkin bir ÅŸekilde hayata geçirilmesini temin edeceÄŸiz.

Sosyal devlet ilkesinin bir gereÄŸi olarak, uluslararası sözleÅŸmelerde yer alan sosyal hakların tanınmasına ve korunmasına özel bir önem vereceÄŸiz. Sosyal yardımlarda bireyleri kendisine muhtaç gören bir devlet anlayışı yerine bu yardımları hak temelli bir yükümlülük olarak gören anlayışı hâkim kılacağız.

Basın ÖzgürlüÄŸü

Basın özgürlüÄŸü, demokrasinin temel taÅŸlarından ve güvencelerinden birini oluÅŸturur, özgür ve çoÄŸulcu bir kamuoyunun oluÅŸumunu saÄŸlar. Bu özgürlüÄŸün doÄŸrudan ya da dolaylı olarak kısıtlanması, insan haklarına dayalı demokratik hukuk devleti ilkesine aykırılık teÅŸkil eder.

Basın, kamunun "gözetleyicisi" olarak farklı kaynaklardan bilgi ve düÅŸünceleri yayarak demokratik toplumun vazgeçilmez unsurları olan ÅŸeffaflık ve hesap verilebilirliÄŸin saÄŸlanmasına da katkıda bulunur.

Özgür basın, kamu siyasetine iliÅŸkin konularda kamuoyunun bilgilenmesine ve tartışmalara katılmasına zemin hazırlayarak, siyasi karar alma süreçlerini katılımcı ve çoÄŸulcu bir niteliÄŸe kavuÅŸturur. Bu suretle basın, siyasi iktidarların halk tarafından denetlenmesine ve gözetlenmesine aracılık ederek, demokratik toplum düzeni açısından hayati bir iÅŸlevi yerine getirir.

Halkımızın doÄŸru ve güvenilir ÅŸekilde bilgilendirilmesine, eleÅŸtirilerden ve farklı görüÅŸlerden haberdar olmasına hizmet etmesi gereken medya çeÅŸitli sindirme, müdahale ve baskılar nedeniyle görevini özgürce yerine getirememektedir. Bugün medya kuruluÅŸlarının önemli bir kısmı siyasetin etkisine girmiÅŸ ve belli bir siyasi söylemin propaganda aracı haline dönüÅŸmüÅŸ, toplumun iktidarı denetleme imkanı ortadan kaldırılmıştır. Sosyal medya, yurttaÅŸlarımızın fikir ve eleÅŸtirilerini özgürce paylaÅŸabilecekleri bir ortam olmaktan çıkmış, bilgiye eriÅŸimin giderek zorlaÅŸtığı bir mecra olmaya baÅŸlamıştır.

Parti olarak, basın özgürlüÄŸünün, insan haklarına ve hukukun üstünlüÄŸüne dayalı demokratik bir devlet için ne denli yaÅŸamsal bir deÄŸere sahip olduÄŸunun bilincindeyiz. Bu bilinçle, basın özgürlüÄŸünün önündeki bütün engelleri kaldıracağımızı taahhüt ediyoruz. Basının kendinden beklenen iÅŸlevi hakkıyla yerine getirebilmesi için gerekli olan her türlü tedbiri alma konusundaki kararlığımız tamdır.

Basının görevini bağımsız bir ÅŸekilde ve kaygı duymaksızın yerine getirdiÄŸi, güvenli, çoÄŸulcu ve elveriÅŸli bir ortam oluÅŸturacağız.

İnternet mevzuatının uluslararası standartlara uygun, bilgiye eriÅŸimi ve ifade özgürlüÄŸünü kısıtlamayacak biçimde uygulanmasını saÄŸlamak için gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçireceÄŸiz.

Basın Meslek KuruluÅŸlarının editoryal bağımsızlığın oluÅŸturulmasına yönelik çalışmalarına destek vereceÄŸiz.

Basın etik kurallarının uygulanması ve özdenetim mekanizmalarının çalıştırılmasında ilgili sivil toplum kuruluÅŸlarına her türlü desteÄŸi vereceÄŸiz.

Basın kartı verilmesi konusundaki yetkiyi yeniden düzenleyerek gerek mesleÄŸe kabulde gerekse de basın kartlarının yenilenmesinde, meslek örgütleri tarafından oluÅŸturulacak bir kurulun etkin olmasını saÄŸlayacağız. Keyfi akreditasyon kararlarını engelleyeceÄŸiz.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun mevzuatını basın özgürlüÄŸünü geniÅŸletecek bir anlayışla yeniden tanzim edeceÄŸiz. Kurulun oluÅŸumunda TBMM’nin yanında sivil toplum ve meslek örgütlerinin sürece katılımını saÄŸlayacak, kurulun bağımsızlığını ve tarafsızlığını güçlendireceÄŸiz.

Anadolu Ajansı ve TRT’yi, halkın doÄŸru, tarafsız ve bağımsız haber almasını saÄŸlayacak ÅŸekilde yeniden yapılandıracağız.

Basın İlan Kurumu’nun resmi ilân ve reklamları tüm basın kuruluÅŸlarına adil ve ÅŸeffaf olarak, yerel medyayı da kapsayacak biçimde, dağıtmasını saÄŸlayacağız.

Yerel radyo, televizyon ve gazeteler ile internet yayıncılığının güçlendirilmesi için gerekli adımları atacağız.

Bağımsız ve tarafsız bir yayın politikasının güçlendirilmesi için medyada tekelleÅŸmeye karşı her türlü önlemi alacağız.

Gazetecilere karşı açılan çok sayıda davanın gerekçesini oluÅŸturan ceza mevzuatındaki hükümleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yerleÅŸik içtihatları çerçevesinde basın özgürlüÄŸünü esas alarak gözden geçireceÄŸiz.

Yeni Bir Anayasa, Kuvvetler Ayrılığı ve Güçlü Parlamenter Sistem

Demokrasi ve Atılım Partisi olarak, Türkiye’nin siyasal sorunlarının temelinde anayasal düzen tercihlerine iliÅŸkin hata ve eksikliklerin yattığına inanmaktayız. Yeterli demokratik denge ve denetim mekanizmalarına sahip olmayan, katılımcılığa ve çoÄŸulculuÄŸa yeteri ölçüde alan tanımayan, katı merkeziyetçi ve dışlayıcı anayasal düzenlerin olaÄŸan sonuçlarını yaşıyoruz.

Türkiye’de anayasalar, toplumun özgürlük ve demokrasi taleplerini yansıtmaktan ve toplumsal barışı tesis etmekten uzak kalmıştır. Bireye ve devlete yüklenen anlam, toplum tasavvuru, kimlik ve inanç tercihleri, devleti hakem olmaktan çıkarıp bir taraf haline getirmiÅŸtir. Devlet; toplum ve birey tarafından tanımlanan deÄŸil, toplumu ve bireyi tanımlayan, onun kimliÄŸine müdahale eden, ideolojik tarafsızlığı bulunmayan bir yapı olagelmiÅŸtir.

Anayasal düzen tercihlerinden kaynaklanan sorunlar 2017 Anayasa deÄŸiÅŸiklikleriyle baÅŸlamamış, ama bu deÄŸiÅŸikliklerle birlikte derinleÅŸmiÅŸtir. Son Anayasa deÄŸiÅŸiklikleriyle, demokratik denge ve denetim mekanizmaları ortadan kaldırılmış, iktidar tek elde toplanmış, Meclis ve yargı iÅŸlevini yitirmiÅŸtir. Bu durum, demokrasinin seçim sandığına indirgenmesine, insan haklarının yoÄŸun olarak ihlal edilmesine ve devlet kurumlarının iÅŸleyiÅŸinin tahrip edilmesine yol açmıştır.

Demokrasi ve Atılım Partisi olarak anayasayı, milletimizin “bir arada yaÅŸama ilkeleri” olarak görmekteyiz. Bu çerçevede, Türkiye’nin bugüne kadarki anayasa deneyimlerinden de yararlanarak, toplumsal talepleri merkeze alan, tüm farklılıkları deÄŸerli gören toplumsal sözleÅŸme niteliÄŸindeki bir anayasayı hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Yeni bir anayasa yapımının ve anayasa deÄŸiÅŸikliklerinin olaÄŸan dönemlerde, katılımcı ve müzakereci bir yöntemle, geniÅŸ bir mutabakatla olması gerektiÄŸine inanıyoruz.

İnsan onurunun dokunulmazlığını, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı kuvvetler ayrılığına dayanan demokratik bir düzeni, yaÅŸamın temeli olan doÄŸanın ve çevrenin korunmasını, eÅŸitliÄŸi ve adaleti, laiklik ilkesini ve hukukun üstünlüÄŸünü, devletin ideolojik tarafsızlığını, yerinden yönetimi ve yerel yönetimler ile sivil toplumun güçlendirilmesini anayasal düzenin temel ilkeleri olarak kabul ediyoruz.

Toplumun anayasal düzeni benimsemesi ve sahiplenmesi ancak demokratik katılımla mümkündür. Demokratik katılımın, ülkemizin istikrarının ve gücünün temel ÅŸartı olduÄŸuna inanmaktayız. Bu çerçevede, Devletin tüm kurumsal yapılanmasını, hiçbir istisna tanımaksızın tüm toplumsal farklılıkların ayrımsız ve ön koÅŸulsuz katılımına ve temsiline dayandıracağız.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi, özgürlükleri güvence altına alabilmenin bir gereÄŸi olarak yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirlerinden ayrılması gerektiÄŸini ifade eder. Bütün güçlerin tek bir elde toplanması halinde yönetimin denetlenemeyeceÄŸi, keyfiliÄŸe kaçacağı ve bu sebeple de özgürlüklerin güvence altına alınamayacağı açıktır. 

İktidarın tek elde toplanmasına bir tepki olarak ortaya çıkan kuvvetler ayrılığı ilkesi, iktidarın yozlaÅŸtırıcı olduÄŸuna iliÅŸkin tarihsel tecrübeden beslenir. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin amacı, iktidarı yozlaÅŸmadan alıkoymak, keyfiliÄŸe kaymasını önlemek, frenlemek ve sınırlamak suretiyle özgürlükleri korumak ve güvence altına almaktır.

BaÅŸarılı demokratik ülkeler ile Türkiye’nin hükümet sistemleri konusundaki deneyimleri birlikte dikkate alındığında, CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye için doÄŸru bir tercih olmadığına inanıyoruz. 2017 öncesinde Türkiye’de geçerli olan parlamenter sistemin de esaslı sorunlarının bulunduÄŸunu bilmekteyiz. Bu nedenle, CumhurbaÅŸkanının ağırlıklı olarak temsili yetkilere sahip olduÄŸu, tarafsızlığıyla bütünleÅŸtirici ve güven verici iÅŸlevinin bulunduÄŸu, güçlü bir parlamenter sisteme geçilmesi gerektiÄŸine inanıyoruz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, millet iradesinin en yüksek oranda temsil edildiÄŸi, siyasal sistemin merkezinde yer alan ve yürütmeyi etkin ÅŸekilde denetleyen bir organ haline getireceÄŸiz.

TBMM’nin yasama ve denetim faaliyetlerini uzlaÅŸmacı ve çoÄŸulcu yöntemlerle gerçekleÅŸtirmesi gerektiÄŸine inanıyoruz. Meclis komisyonlarının teknik kapasitesini güçlendirerek yasama ve denetim faaliyetlerinin niteliÄŸini artıracağız. TBMM’nin, yürütmenin sadece siyasi kanadını deÄŸil, baÅŸta güvenlik, istihbarat ve dış politika alanlarındakiler olmak üzere kurum ve kuruluÅŸları denetlemesini de saÄŸlayacağız.

ÖngördüÄŸümüz parlamenter sistemin bir gereÄŸi olarak, Kanun Hükmünde Kararname gibi TBMM’nin yasama yetkisinin devri anlamına gelen uygulamalara son vereceÄŸiz.

Teknolojinin sunduÄŸu imkânlardan da en üst düzeyde yararlanarak vatandaÅŸlarımızın ve sivil toplum kuruluÅŸlarının yasa yapma sürecine daha etkin biçimde katılımını saÄŸlayacağız.

OlaÄŸanüstü Hal Kararname’leriyle temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların, hakkın özüne dokunamayacağı esasını benimseyeceÄŸiz. Bu kararnamelerin yargısal denetime açılmasını ve Anayasa Mahkemesi tarafından temel haklar bakımından re’sen incelenmesini saÄŸlayacağız. OHAL’in sona ermesi halinde, kararnamelerin tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını temin edeceÄŸiz.

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin vazgeçilmez unsuru olan yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını tam olarak saÄŸlamak amacıyla, yargı sistemini yeniden tanzim edeceÄŸiz. Bu alanda Avrupa demokratik standartlarını yansıtan Venedik Komisyonu çalışmalarından yararlanacağız.

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından son derece önemli olan yüksek yargı kurullarını, yargının demokratik meÅŸruiyeti ve çoÄŸulculuÄŸu ilkeleri çerçevesinde yeniden tanzim etmeyi hedefliyoruz. Yüksek yargı kurulları üyelerinin, tek başına devlet baÅŸkanı, parlamentodaki bir siyasi parti çoÄŸunluÄŸu veya yargıda gruplaÅŸmalara neden olacak yöntemlerle belirlenmesinin doÄŸru olmadığını düÅŸünüyoruz. Bu nedenle, hukukun üstünlüÄŸü ve sınırlı iktidar ilkesi doÄŸrultusunda yüksek yargı kurullarında tarafsızlığın ve bağımsızlığın ve çoÄŸulculuÄŸun saÄŸlanması amacıyla, üye seçiminde kaynak çeÅŸitliliÄŸine önem verilmesini, Meclis’in etkinliÄŸinin arttırılmasını ve seçimlerin nitelikli çoÄŸunluÄŸa dayalı olarak yapılmasını savunuyoruz.

Anayasa Mahkemesinin demokratik meÅŸruiyetini güçlendireceÄŸiz. Mahkeme üyelerinin seçiminde TBMM tarafından seçilecek üye sayısını arttıracak ve seçimlerde nitelikli çoÄŸunluk arayacağız. Bireysel baÅŸvuruların daha kısa sürede sonuçlanması için Mahkemenin kapasitesini arttıracak tedbirleri alacağız.

Anaysa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması hukuk güvenliÄŸi üzerinde büyük tahribat oluÅŸturmaktadır. Bu kararların Anayasa’da öngörüldüÄŸü ÅŸekilde derhal uygulanmasını saÄŸlayacak adımları atacağız.

Siyasi Partiler, Seçimler, Siyasetin Finansmanı ve Siyasi Etik

Demokrasinin baÅŸlangıç noktasının siyasi partiler ile milletvekili seçimlerine iliÅŸkin düzenlemeler olduÄŸu, yine demokrasinin inÅŸasını imkânsız kılan engellerin de bu düzenlemelerin içinde yer aldığını biliyor ve Türkiye’nin demokratikleÅŸmesi için bu konuya özel bir hassasiyetle yaklaşıyoruz.

Bu kapsamda, siyasi partiler yasasında, parti içi demokrasiyi kurumsallaÅŸtıracak ve parti üyelerinin siyasi çalışmalara, parti içi eÄŸitim faaliyetlerine, siyasetin finansmanına ve siyasal kararlara katılma usul ve ÅŸartlarını demokratik esaslar çerçevesinde saÄŸlayacak deÄŸiÅŸiklikleri hayata geçireceÄŸiz.

Seçim yasasında temsilde adaleti saÄŸlamak amacıyla, barajın düÅŸürülmesi ve seçim bölgesinin daraltılmasıyla ilgili düzenlemeleri gerçekleÅŸtireceÄŸiz.

Siyasetin finansmanının şeffaflığı ve denetlenebilirliği sağlıklı demokratik bir sistemin en temel unsurlarındandır.

Siyasi partilerin kaynaklarının, edinim yollarının ve harcamalarının kayıt altına alınması ve finansal tablolarının bağımsız denetim firmaları tarafından denetlenmesi ve denetleme raporlarının kamuoyuna açıklanması gerektiÄŸine inanıyoruz.

Partimiz, siyasetin finansman maliyetinin düÅŸürülmesinin partiler ve bağımsız adaylar arasındaki yarışın demokratik ve adil bir ÅŸekilde yapılabilmesinin önemli bir ön ÅŸartı olduÄŸunu savunur. Siyasi çalışmaların ve seçim kampanyalarının dijital çağın gerekleri ve getirdiÄŸi imkânlar dikkate alınarak, seçmen ve çevre dostu bir hassasiyetle yürütülmesinin maliyetleri önemli ölçüde azaltacağına inanıyoruz.

Temiz finansmanın sadece partiler için deÄŸil, ülkemiz demokrasisi için de hayati derecede önemli olduÄŸuna inanan partimiz, seçimle gelinen tüm görevlerde; kampanya döneminde özel bir kampanya hesabı açılmasını, seçmenin kampanyaya desteÄŸinin saÄŸlanmasını, kampanya hesabının seçim sonrası denetlenerek denetleme raporlarının kamuoyuna açıklanmasını saÄŸlayacak yasal düzenlemeler yapılmasını hedeflemektedir.

Siyasi Partilere Hazine aracılığı ile verilen toplam yardım miktarının, dağıtım oranlarının yeniden ele alınması kaçınılmazdır. Toplam miktar ve bunun dağıtımının daha adil bir ÅŸekilde planlanması, siyasi partilerin de kendilerine verilen yardımı yerel teÅŸkilatları ile hakkaniyetli bir ÅŸekilde bölüÅŸmeleri gerektiÄŸine inanıyoruz. 

Åžeffaf ve temiz finansmana dayalı siyaset anlayışımızın bir tamamlayıcısı olarak, Avrupa BirliÄŸi müktesebatı ve ülkemizin de üyesi olduÄŸu “YolsuzluÄŸa Karşı Devletler Grubu (GRECO)”nun tavsiye kararları ile tam uyumlu bir siyasi etik yasasının hayata geçirilmesini hedefliyoruz.

Sivil Toplum

Sivil toplum, demokrasilerin asli unsurlarındandır. Katılımcı demokrasinin gerçekleÅŸmesi için sivil toplumun güçlendirilmesi elzemdir.

Kamu gücü, kaynağı ve yetkisi kullanan kiÅŸi ve kurumların bunları kamu yararına, etik ve hukuk ilkelerine uygun kullanıp kullanmadığının, yozlaÅŸma ve yolsuzluk sayılabilecek eylemlerinin denetimi için en etkin unsurlardan biri olan sivil toplumun güçlenmesi öncelikli hedefimiz olacaktır.

Sivil toplum örgütlerinin vesayet altına alınması, ifade özgürlüklerinin kısıtlanması ve bağımsızlıklarını kaybetmeleri demokrasiye büyük zarar vermektedir.

Türkiye’nin refah ve ilerleme potansiyelini gerçekleÅŸtirmek ve sosyal sermayemizden daha fazla yararlanmak amacıyla, devlet, özel sektör ve sivil toplum arasında iÅŸ birliÄŸinin saÄŸlanması önceliklerimizden birisidir.  

Åžeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkemiz gereÄŸi, kamu kuruluÅŸlarının uygulamaları ve karar alma süreçlerine iliÅŸkin bilgilendirmede Sivil Toplum KuruluÅŸlarına (STK) açık kapı ilkesini esas alacağız.

Sivil toplum örgütlerinin bireylerin kendilerini özgürce gerçekleÅŸtirme kanallarından biri ve aktif vatandaÅŸlığın hayata geçirilmesi için öÄŸrenme ve sosyalleÅŸme mecraları olduÄŸu bilinciyle hareket edecek ve bu anlayışı destekleyen program ve projeleri teÅŸvik edeceÄŸiz.   

Birlikte çalışma kültürünün geliÅŸtiÄŸi bir platform olarak sivil toplum bilincinin gençler arasında yaygınlaÅŸmasını ve gençlerin sivil toplum faaliyetlerine etkin olarak katılmasını destekleyeceÄŸiz.

STK’ların kendi aralarında ve kamu kurumları ile hızlı iletiÅŸime geçebileceÄŸi bir altyapı oluÅŸturacağız.

Kamu yararı statüsü ve vergi muafiyeti gibi desteklerden yararlanmak isteyen STK’lar için adil ve ÅŸeffaf bir yöntem uygulanmasını saÄŸlayacağız.

STK’ların toplanma ve gösteri düzenleme gibi haklarına getirilen yer ve süre kısıtlamalarını ifade özgürlüÄŸü lehine olmak suretiyle yeniden düzenleyeceÄŸiz.

STK’ların denetimi ile ilgili yasal düzenlemeleri açıklığa kavuÅŸturarak, denetimlerin bu kuruluÅŸların amaçları ve yasalar çerçevesinde faaliyet göstermelerini temin etmenin ötesine geçerek, iç iÅŸlerine müdahale gerekçesi olarak kullanılmasını engelleyeceÄŸiz. Cezai yaptırımların uygulanması gerektiÄŸi durumlarda hakkaniyet ilkesinin gözetilmesini saÄŸlayacağız.

STK’lara yönelik her türlü kayırmacılık ve dışlayıcılık uygulamalarına son vereceÄŸiz.