Bir sabah güneÅŸ doÄŸuyor, takvime göre sene M.Ö. 50.000, yani bundan yaklaşık 52.000 sene öncesi. Yaklaşık 80 kiÅŸiden oluÅŸan insan topluluÄŸunda erkekler yola çıkmak için çoktan hazırlandılar bile. Kolay deÄŸil, her gün 40 km kadar yol yürümeleri gerekiyor avlanmak ve kabileye besin olarak et getirebilmek için. Henüz avcı-toplayıcı dönemdeyiz. Tarıma geçiÅŸ için henüz 40.000 yıl gibi bir sürenin geçmesi gerekiyor.
Kabile kadınları da uyandılar, aÄŸlaÅŸan çocuklar etrafta koÅŸuÅŸturuyor, hepsi acıkmış durumda. Hemen dün toplamış oldukları meyve ve sebze, bitki köklerini aralarında pay ederek kahvaltı tamamlanıyor. Kahvaltıda öncelik yaÅŸlılarda, zira onların kabile için çok büyük bir önemi var: çocuklara bakmak ve göz kulak olmak! Öyle ya, erkekler avlanmak için ve kadınlarda meyve-bitki toplamak için uzaklaÅŸtıklarında, saatlerce çocuklarla kabiledeki yaÅŸlılar ilgilenecekler. Kabile çocuklarına ayrım yapılmadan ortak gözetim saÄŸlıyorlar, çocuklar tüm kabileye ait. YaÅŸlılar, tüm çocuklarla ilgilendikleri için, mümkün olduÄŸunca dinç ve saÄŸlıklı olmaları bu yüzden çok deÄŸerli.
Birazdan kabilenin erkekleri av eti bulmak için tüm gün sürecek yürüyüÅŸe baÅŸlayacaklar. Kadınların topladığı meyve ve sebze köklerinden kendi paylarına düÅŸenleri acıktıklarında yemek için yanlarına alarak uzaklaşıyor ve gözden kayboluyorlar. Kolay deÄŸil, belki 2 gün boyunca geri dönmeden av eti arayacaklar. Av eti için çevredeki diÄŸer yabani hayvanlarla bir mücadele söz konusu. Kim daha hızlı ve iyi taktik uygularsa, avı o kapıyor. Ava gidildiÄŸi sırada, diÄŸer avcıların yemeÄŸi olmak riski de söz konusu. Avlanacak hayvanlar bulundukları bölgede azaldıkça, av için geçen süre ve yürüme mesafesi artmakta. Öyle kolay deÄŸil beslenme zincirinde proteine ulaÅŸmak. Av için çıkılan her 10 yürüyüÅŸten sadece 1 tanesinde eve et ile dönülüyor. Yani öylesine deÄŸerli bir besin kaynağı hayvansal protein. Özellikle B12 vitamini sadece hayvansal gıdalarda bulunuyor, et-süt-yumurta gibi. Tarım çağına gelinmesine daha 40.000 yıl var ve besi hayvanları henüz evcilleÅŸtirilmediÄŸinden, B 12 vitamini için av eti tek kaynak. B 12 neden önemli diye araÅŸtırınca bugün ÅŸu bilgilere ulaşıyoruz:
Sadece Hayvansal Gıdalarda Bulunan B 12 Vitamini Canlılar İçin Neden Çok DeÄŸerli?
HAYAT MÜÅžTEREKTİR!
İnsan vücudu ve özellikle beynimiz için böylesine gerekli olan hayvansal besini sadece erkeklerin avladığı etlerden elde edebiliyordu hikayesini anlattığımız kabilemiz. Erkeklerin aile yaÅŸamına ve bireylerin akıl ve beden saÄŸlığına katkısı ne kadar da deÄŸerli ve önemliymiÅŸ, öyle deÄŸil mi deÄŸerli dostlarım? Hiç de öyle deÄŸil! Neden biliyor musunuz? Çünkü HAYAT MÜÅžTEREKTİR!
Bu ne demek ÅŸimdi? Hani B 12 vitamini olmadan olmazdı, insan beyni ve geliÅŸim için B 12 vitamini kaynağı olan av etini sadece erkek bulup getiriyordu? Hem tüm bunları nereden çıkartıyorsunuz? Nasıl biliyoruz 50.000 sene önce Yontma TaÅŸ Çağı’ndaki aile yapısı ve görev dağılımını?
Prof. Dr. Alice Robert,Birmingham Üniversitesi’nde görevli biyolojik antropolog olarak Tanzanya’daki Hadza kabilesini uzun yıllar araÅŸtırdı. Bu kabilenin aile yapısını, görev dağılımını uzun yıllar incelemiÅŸ ve yayınladığı bulgulardan ÅŸunları biliyoruz: Kabile halen avcı-toplayıcı yaÅŸam geleneÄŸini sürdürüyor ve tarım çağına henüz geçmiÅŸ deÄŸiller. Yukarıda anlattığım 50.000 sene önceki yaÅŸam koÅŸullarının hiç deÄŸiÅŸmeden halen devam ettiÄŸini iÅŸaret ediyor tüm araÅŸtırmalar.
Hikâyedeki çok ince bir detayı tekrar hatırlatmak istiyorum ki, erkeklerin saÄŸladığı B 12 vitamini çok deÄŸerli, bravo avcı erkeklere, süperler, harikalar! Aferin onlara. Öyle ki, yeterli B 12 vitamini yani av eti getirmiÅŸ olmasalar, kabilenin beden ve akıl saÄŸlığı düzgün ÅŸekilde geliÅŸemezdi, çok doÄŸru. Bununla birlikte, kabiledeki kadınların görevini tekrar hatırlatmak istiyorum. Erkekler her gittikleri 10 av giriÅŸiminde 9 tanesinden baÅŸarısız olarak dönüyorlar. Bugün Hadza kabilesindeki erkeklerin avlanma baÅŸarısı oranı bize bunu ışık tutuyor. Erkeklerin eve av getireceÄŸi güne kadar, kabilenin beslenme görevi kadınlarda. Kadınlar toplayıcı olarak çevredeki yenilebilen bitki kökleri ve meyveler ile gerekli kalori desteÄŸini kabileye saÄŸlıyorlar. Yani deÄŸerli dostlarım, 50.000 sene öncesindeki Yontma TaÅŸ Çağı’ndaki avcı erkeklerinin ava gidecek enerji bulmaları için, kadınların saÄŸladığı besin zincirine ihtiyaçları vardır. Ve kabiledeki yaÅŸlı kadınlar, en lezzetli ve besin deÄŸeri yüksek olan meyve ve bitki köklerinin neler olduÄŸunu kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa diÄŸer genç kadınlara aktarmaktadırlar.
Günümüz Türkiye’sinde Kadın ve ErkeÄŸin Ailede Rolleri
YaÅŸam koÅŸulları binlerce yıl deÄŸil, son 50 senede bile çok deÄŸiÅŸti. Artık apartman yaÅŸamının ve daha geniÅŸ aile yapılarının olduÄŸu sokaklarda oynayarak büyümüyor çocuklarımız. Kentsel dönüÅŸüm ile yıkılan binaların yerlerine site ve gökdelenler yeni yerleÅŸim alanlarımız oldu. Belki daha renkli ve ışıklı site duvarlarımız var, lakin çocuklarımız artık birlikte oynamıyor mahalle arkadaÅŸları ile. Bu yazıyı okuyan 40 yaÅŸ ve üzeri tüm deÄŸerli dostlarım, lütfen üzerinde düÅŸünmenizi istiyorum: bizim zamanımızda sokaklarda oynadığımız kaç oyunu biliyor çocuklarımız? Misket oyunlarında baÅŸ-baÅŸaltı, mors, çukur, kuyu, üçgen vardı. En son ne zaman sokakta toprak üzerinde misket oynayan çocuklar gördünüz?? EÄŸer bu sorunun cevabını bulmak için ÅŸöyle bir düÅŸündüyseniz, içiniz birazcık daralmış olabilir üzüntüden. Demek ki bir ÅŸeyler gerçekten deÄŸiÅŸmiÅŸ bizim çocukluk yıllarımıza göre.
Sokak oyunları deyip geçmeyiniz, zira kazanmayı-kaybetmeyi, takım olmayı, sosyalleÅŸmeyi öÄŸrendiÄŸimiz yerlerdi onlar. Kavga etmeyi öÄŸrendiÄŸimiz, küsmeyi ve barışmayı öÄŸrendiÄŸimiz arkadaÅŸlıklar kuruyorduk. Bir olmayı, ben yerine biz olmayı öÄŸretirdi sokaktaki oyun kültürü bizlere. Ve acıktığımızda ya da susadığımızda, evi en yakındaki arkadaşımızın kapısına dayanırdık tüm mahallenin çocukları. Aynı bardak ile elden ele geçerek su içerdik kana kana. Hele bir de kapısına dayandığımız teyzemiz birer salçalı ekmek verirse hepimize, deÄŸme gitsin keyfimize, hemen doÄŸru maça devam…
Bugün o sokak yok, sokakta oynayan çocuklar yok ve evde kapı çaldığında açan teyze de yok. GeniÅŸ aile yapısı ile belki aynı apartmanda ya da belki de aynı evde birlikte yaÅŸayan, büyüyen aile yapısı yerine tam bir çekirdek aileye dönüÅŸtü yaÅŸam modellerimiz.
Artık sitelerde çekirdek aile olarak kendi içimize dönmüÅŸ ÅŸekilde kapalı yaşıyoruz, anne-baba ve çocuk! Anne ve baba iÅŸe giderken, çocuk ya bakıcıyla kalıyor ya da yuvaya-okula gönderiliyor. Artık hem anne hem de baba, Hadza kabilesinden bir metafor ile benzerlik kuracak olursak, avlanmaya ve meyve-bitki kökler toplamaya birlikte gidiyorlar. Çocuklara göz kulak olacak yaÅŸlıların yerini, bakıcılar, yuva ve kreÅŸler almış durumda. Tamam öyle olsun, ne var ki bunda diyecek olursak, karşımıza ÅŸu soru çıkıyor:
Bu konuda BoÄŸaziçi Üniversitesi’nin Türkiye’de 12 bölgede 26 il ve 4.101 anne ve baba ile yüz yüze yaptığı araÅŸtırma sonuçları bakın bize ne söylüyor:
Kaynak:http://www.ailecocuksiddet.info/RAPOR.pdf
Günümüz Türkiye’sinde babaların sadece yaklaşık %3 oranında yemek yapıyor, evin temizliÄŸi ile ilgileniyor, çamaşır-ev toplamak ya da bulaşık yıkama konusunda devreye giriyorlar. Ev için gerekli alışveriÅŸin bile yarısından fazlasını kadınlar yapıyor. Çocukla ilgilenme oranı ise babalarımızda %40 civarında.
O zaman bir sonraki aklıma takılan soru şu oluyor:
AraÅŸtırmada babaların “çocukla ilgilenmek” konusunda verdikleri yanıtlar ise daha da düÅŸündürücü. Babaların sadece yaklaşık %10’u çocuklarını uyutuyor, yemek yediriyor, onlara kitap okuyor ve kreÅŸ-okul sorunları ile ilgileniyor.
Türkiye’de babaların sadece %10’u çocuklarına ders çalıştırıyor!
Türkiye’de her 3 babadan sadece 1 tanesi çocuÄŸu ile gezmeye gidiyor, birlikte oyun oynuyor!
DeÄŸerli babalar, deÄŸerli anneler, çok ama çok dikkatli olmalıyız. Çocuklarımızı hayata bizler hazırlıyor olmalıyız. Onlara yaÅŸamı anlatacak olan bizleriz. ÖÄŸrenme becerilerini geliÅŸtirecek olan, okumayı ve yazmayı onlara sevdirecek olan kiÅŸiler biz anne babalarız, baÅŸkası deÄŸil. Ve bizler anne-baba olarak görev ve sorumluluklarımızın halen Yontma TaÅŸ Çağı’ndaki kadar olduÄŸunu düÅŸünürsek, büyük yanılgı içine girmiÅŸ oluruz. Çocuklarımız, hayatı bizlerden öÄŸreniyor olmalı. Aksi takdirde devreye girmek için hazırda bekleyen müthiÅŸ cazip bir dijital çaÄŸ var!
Bizim çocuÄŸumuz ile iletiÅŸim kurmadığımız her an, çocuÄŸumuz dijital toksikasyona maruz kalma konusunda savunmasız ve çaresiz, bunu bilmeliyiz. Anne veya babasının kitap okumadığı çocuk, emin olunuz ki yan odada tablet veya telefondan kendi yaÅŸam bakışını kendisi ÅŸekillendiriyor.
Devir deÄŸiÅŸti, farkına varmalıyız. GeniÅŸ aile yapısını da el birliÄŸi ile yok ettik. BüyüdüÄŸümüz sokaklar ve mahallelerdeki bakkal amcalar ile birlikte, sokak oyun kültürü de kayboldu, bitti. İçinde bulunduÄŸumuz Dijital Çağın gerektirdikleri hakkında Farkında Olmalıyız!
Hani hayat müÅŸterekti?Hani ailede herkesin görev ve sorumlulukları paylaşılmıştı? 21. Yüzyıl dünyasında kadın ve erkek iÅŸ yaÅŸamında birlikte üretirken, eve dönüldüÄŸünde görev ve sorumluluklar sadece kadına bırakılmış durumda. Bu durum birçok aile için çözülmesinin zor olduÄŸu iletiÅŸim kazalarını beraberinde getirebilir.
Bir sonraki makale sohbetimde bu konunun devamı olan bir yazı kaleme alacağım. Geçenlerde sosyal medyada gezinirken gördüÄŸüm bir fotoÄŸraf vardı, evde salonu elektrikli süpürge ile temizleyen bir erkeÄŸin görseli vardı. Görselin altındaki birçok yorumda eÅŸine yardımcı olan bu koca için övgüler diziliyordu. Oysa durum benim bakış açımdan çok ama çok farklıydı.
HaberleÅŸmek üzere,
Sağlık ve sevgiyle,
Dr. Bora Küçükyazıcı,
Aile Danışmanı & EÄŸitim Koçu